Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde, alacaklının borçlu şirket için talep ettiği konkordato sürecine ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesi.
Özet: Alacaklı bir şirket, daha önce konkordato süreci kesintiye uğramış borçlu bir anonim şirketten 61 milyon TL üzerindeki alacağını tahsil edebilmek ve borçlunun yeni hastane yatırımının faaliyete geçmesini sağlayarak zincirleme ekonomik mağduriyetleri önlemek amacıyla, İcra ve İflas Kanununun 287/2 maddesi uyarınca borçlu adına konkordato işlemlerinin başlatılmasını, gerekli belgeleri sunması için süre verilmesini, bu belgelerin eksiksiz sunulması halinde geçici mühlet kararı verilmesini ve malvarlığının korunmasına yönelik tedbirler uygulanmasını talep etmektedir.

T.C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: █████████Esas - ████████Karar
DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM
TARİHİ: █████/2026
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamına karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...Ltd. Şti., borçlu ... A.Ş.'den (faiz, takip masrafı ve vekalet ücreti hariç olmak üzere) 61.950.000,00 TL tutarında alacaklı olduğunu, alacağın varlığının taraflar arasında imzalanan hesap mutabakatıyla da sabit olduğunu, müvekkili ... Ltd. Şti. tarafından bir takım çeklere ilişkin borçlu ... A.Ş. yönünden icra takibi yapılmış yapıldığını, Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibin derdest olduğunu, birlikte takibe konu edilmemiş birtakım çeklerin müvekkil ... Ltd.Şti.'nde bulunduğunu, talep edilmesi halinde bahse konu çekleri mahkemeye sunabileceklerini, müvekkili şirket tarafından alacağının ödenmesi için ... A.Ş. firmasından talepte bulunulduğunu, ancak devamı süreçte borçlu şirketin ekonomik darboğaza girmesi nedeniyle alacağının tahsil edilemediğini, daha sonra şirketin borç ödemeden aciz nedeniyle Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasından konkordatoya başvurduğunu, geçici mühlet kararı verildiğini, ancak kesin mühlet kararı verilmeden, konkordato teklifi alacaklıların oyuna sunulamadan mühletin sonlandırıldığını, alacaklı müvekkilinin, söz konusu süreci dosyaya müdahil de olarak yakından takip ettiğini, şirketin konkordato sürecine olumlu yaklaştığını, zira teminatlı finansal alacaklılar ve imtiyazlı alacaklılar dışındaki müvekkilinin de dahil olduğu diğer adi alacaklıların, şirketin yeni yatırımı olan hastane yatırımının faaliyete geçirilmesi ve bu suretle sağlanan kardan alacaklarını tahsil edebilmeleri dışında pek bir seçenekleri bulunmadığını, borçlu şirketin kesin mühlet kararı alamadığı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına sunduğu konkordato ön projesi incelendiğinde, borçlu ... A.Ş.'nin tedarikçilerine toplam yaklaşık 1.336.569.220,47 TL, borcu bulunduğunun anlaşıldığını, borçlu ... A.Ş.'nin faaliyete başlayamaması halinde, müvekkili şirket dahil çok sayıda alacaklı telafisiz güç zarara uğrayacağını, zincirleme bir etkiyle, başkaca alacaklıların da konkordatoya müracaat zorunluluğu doğabileceğini, müvekkili şirketin, hem alacağını tahsil edebilmek amacıyla hem de yerel ve milli bir değer teşkil eden işletmenin faaliyete geçirilmesi, tedarikçilerin mağduriyetinin de giderilebilmesi adına, borçlusunun konkordatosunu talep etmeye, bir anlamda elini taşın altına koymaya karar verdiğini, İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesinin 2. fıkrasına göre, "Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçlunun 286 ncı maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul süre içinde ve eksiksiz olarak sunması hâlinde geçici mühlet kararı verilir. Bu durumda anılan belge ve kayıtların hazırlanması için gerekli masraf alacaklı tarafından karşılanır. Belge ve kayıtların süresinde ve eksiksiz olarak sunulmaması hâlinde geçici müklet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir." Bu hükümle Kanun'da konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, borçluya 286. maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları sunması için mahkemece makul süre verileceği, belgelerin verilen süre içinde ve eksiksiz olarak sunulması halinde ise geçici mühlet kararına hükmedileceği düzenlendiğini, bu kapsamda mahkemeden, borçlu ... A.Ş.'ye İİK'nın 286. maddesinde belirtilen belgeleri sunması için süre verilmesini; ... A.Ş. tarafından belgelerin eksiksiz olarak sunulması halinde, İİK m. 287 f.1 hükmü uyarınca geçici mühlet kararı verilmesini ve malvarlığının korunmasına yönelik tedbirlere hükmedilmesini isteme zorunluluğu doğduğunu, bu talebin birtakım alacaklı kişi ve kurumlara da bildirilmiş olup teminatlı finansal alacaklılar ve imtiyazlı alacaklılar dışındaki alacaklı olan kişi ve kurumlardan konkordato sürecinde kesin mehil verilmesine muvafakat verileceği yönünden dönüşler alındığını, bu hususun daha önce yargılama yapılan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan beyanlarla ve huzurdaki dosyaya sunulacak müdahale talepleriyle sübuta ereceğini belirterek haklı taleplerinin ve davanın kabulüne, müvekkili şirketin alacaklısı olduğu, Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasına kayıtlı borçlu ... A.Ş. hakkında İİK m. 285 f. 2 hükmü gereğince konkordato işlemlerinin başlatılmasını, İİK m. 287 f. 2 hükmü gereğince, borçlu ... A.Ş.'ye İİK'NIN 286. maddesinde sayılan belgeleri sunması için makul bir süre verilmesini, ... A.Ş. tarafından İİK m. 286'da sayılan belgelerin eksiksiz olarak sunulması halinde İİK m. 287 f. 1 uyarınca geçici mühlet verilmesini, borçlunun malvarlığının ve alacaklıların korunmasına yönelik tedbirlere hükmedilmesini, bu kapsamda özellikle geçici komiser heyetine sağlık kurumları işletmeciliği alanında uzman bir konkordato komiserinin de dahil edilmesini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Hakkında Konkordato Talebinde Bulunulan ...Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında başlatılan konkordato talebini kabul ettiklerini, davalı borçlu şirkette organ boşluğu olmadığını, Konkordato talep dilekçesinde müvekkili şirket yönünden yönetim yetkilerinin kaldırılması veya sınırlandırılması istemleri alacaklı vekili tarafından talep edilmediğinden bu hususta davalı borçlu şirketin ortaklarının yönetim yetkilerinin kaldırılmaması ve sınırlandırılmamasını talep ederek, alacaklının, müvekkili şirket hakkında yapmış olduğu konkordato talebini benimseyerek mahkemenin ara kararında ve İİK m. 286'da belirtilen belgeleri sunarak, müvekkili ... A.Ş. hakkında İİK m. 287 f. 1 hükmü gereğince üç ay süreyle geçici mühlet kararı verilmesini, bu kapsamda müvekkil şirketin mal varlığının korunmasına yönelik tedbirlere hükmedilmesini, davacı alacaklının da talebi olan geçici komiser heyetine Sağlık Kurumları İşletmeciliği alanında uzman bir konkordato komiserinin de dahil edilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Özetle; Mahkememizce kurulan hüküm, İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) emredici hükümleri çerçevesinde üç temel yasal dayanağa oturtulmuştur:
İİK m. 289 ve m. 292 uyarınca, kesin mühlet verilebilmesi için "konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun" anlaşılması zorunludur. Dosya kapsamında, projenin %93,51 oranında endekslendiği yeni hastane açılışının, mülk sahibi ...’nun kira alacakları nedeniyle duruşmada ileri sürdüğü "ödemezlik defi" ve buna bağlı ruhsat sorunu neticesinde imkansız hale geldiği saptanmıştır. İlgili ruhsatın temini için açılan Kayseri 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı davasının █████/2026 tarihine bırakılmış olması, projenin makul sürede başarı şansını ortadan kaldırmıştır. Rayiç değer bilançosuna göre öz kaynakları -521 milyon TL seviyesinde olan şirketin, mülk sahibi tarafından duruşmada dile getirilen ancak henüz kayıtlara tam olarak yansıtılmamış olan vadesi geçmiş kira borçları da hesaba dahil edildiğinde, borca batıklık seviyesinin daha da derinleşeceği sabittir. İİK m. 292/1-a-b bendi uyarınca, mali durumun düzelme ihtimalinin bulunmaması ve borcun varlıkları aşan bu sürdürülemez yapısı nedeniyle projenin başarıya ulaşamayacağı değerlendirilmiştir.
İİK m. 292/1-c bendi, "borçlunun, komiserin talimatlarına uymaması" halini doğrudan mühletin kaldırılması ve iflasın açılması sebebi olarak düzenlemiştir. Somut olayda, geçici mühlet süresi içinde gerçekleştirilen 51 adet ödeme talimatının 35 adedinin, komiser heyetinin "planlama ve onay" talimatı hilafına, onaysız bir şekilde icra edilmesi bu maddenin açık ihlalidir. Kanunun bu açık hükmü karşısında, komiser nezaretinden kaçan ve şeffaflık yükümlülüğünü ihlal eden borçlunun konkordato talebinin reddi ile iflasına karar verilmesi kanuni bir zorunluluktur.
Bu üç temel sebep dairesinde, ... Anonim Şirketi'nin İİK m. 292/1-a-b-c uyarınca geçici mühletin uzatılması, kesin mühlet ve konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine ve iflasına karar verilmiş "1-Geçici mühletin uzatılması, kesin mühlet ve konkordato taleplerinin ayrı ayrı reddine, 2-Davalı hakkında konkordato komiserlerinin görevleri dahil verilmiş olan tüm tedbirlerin ve geçici mühlet kararının kaldırılmasına, 3-Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı ... Anonim Şirketi'nin iflasına, 4- İflasın █████/2026 tarihi saat : 16:04 itibarı ile açılmasına, 5-İflas masasının teşkili ve iflas ilanlarının yapılması için dosyada mevcut iflas avansı ile birlikte kararın Kayseri Genel İcra Dairesine gönderilmesine, 6-İİK'nun 299/ son maddesi gereğince iş bu kararın ilanına ve İİK'nun 288 maddesinde belirtilen yerlere bildirilmesine," dair karar verilmiştir.
İşbu kararı ... A.Ş. vekili süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkil ... A.Ş., evrensel hukuk ilkeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve mer’i mevzuatın emredici hükümleri tahtında işbu istinaf kanun yoluna başvurduğunu, ilk derece mahkemesince iik m. 285/2 ve m. 287 rejimi fiilen iik m. 289’daki kesin mühlet ölçütüyle iltibas edilmiş; geçici mühlet safhasında nihai başarı testi tatbik edildiğini, somut dosyada konkordato süreci borçlu tarafından değil, alacaklı tarafından ikame edildiğini, bu husus azami derecede önemli olduğunu, İcra ve İflas Kanunu, alacaklı tarafından başlatılan konkordato sürecinde ... bir sistem ihdas ettiğini, bu sistemde yerel mahkemenin ilk ve asli vazifesi, borçluya İİK m. 286’da tadadi olarak sayılan belge ve kayıtları ibraz etmesi için makul süre tanımak, müteakiben de konkordato müessesesinin koruyucu ve tahkiki mantığı çerçevesinde geçici mühlet rejimini işlettiğini, alacaklılar tarafından başlatılan süreçte mahkemenin daha bidayetten “nihai başarı kesin biçimde ispat edilmedi” gerekçesiyle konkordato sistemini fiilen devre dışı bırakması, kanunun kademeli yapısıyla kabil-i telif olmadığını, mahkeme ise tam da bunu yaptığını, dosya muhtevasından anlaşıldığı üzere, müvekkil şirketten alacaklı olan birçok firma, konkordato süreci içerisinde müvekkilin ticari faaliyetlerini idame ettirerek kendisini yeniden yapılandırabileceğini ve borçlarını ifa edebileceğini sarahaten beyan ettiğini, bu doğrultuda sürece destek verdiğini, nitekim toplam borç miktarının %80’inden fazlasını temsil eden alacaklılar, müvekkil şirketin konkordato süreci içerisinde iyileşme potansiyeline sahip olduğunu ortaya koyduğunu, bu derece güçlü bir alacaklı desteğinin bulunduğu bir dosyada, konkordato müessesesinin işletilmesi gerekirken, bu iradenin göz ardı edilmesi konkordatonun kolektif yapısına açıkça aykırı olduğunu, müvekkil şirket, Kayseri’nin en büyük ve Türkiye ölçeğinde sayılı, ileri teknolojiye sahip sağlık yatırımlarından birini hayata geçirmiştir. Toplam maliyeti 40.000.000 USD olan tam teşekküllü bir hastane projesi %100 oranında ikmal edildiğini, şirketin mali yapısındaki bozulma ve borç artışı kontrolsüz veya ticari olarak irrasyonel işlemlerden değil; doğrudan bu büyük ölçekli yatırımın finansmanından kaynaklandığını, başka bir ifadeyle söz konusu borçlanmanın tamamı, gelir üretme potansiyeli yüksek, somut ve ekonomik değeri bulunan bir yatırımın maliyetlerine müstenit olduğunu, bu maddi gerçekliğin göz ardı edilerek yapılan değerlendirme, dosyanın ticari ve ekonomik arka planını eksik ve hatalı şekilde yansıttığını, kararda konkordato projesinin başarı ihtimalinin bulunmadığı yönündeki değerlendirme, geçici mühlet aşamasının kapsamını ve amacını aşacak derecede kesinlik ve yoğunluk içerecek biçimde tesis edildiğini, mahkeme henüz yargılamanın bu safhasında tüm ticari, idari ve hukuki ihtimallerin nihai olarak netleştiği varsayımından hareketle konkordato projesinin ileride sürdürebilirliğine ilişkin kesin netlikte bir kanaate ulaştığını, oysa konkordato hukukunda geçici mühlet kurumu belirsizliklerin, uyuşmazlıkların, eksikliklerin ve finansal risklerin tespiti ile giderilmesi, ayrıca borçlunun yeniden yapılandırma imkanının denetim ve gözetim altında değerlendirilmesi amacına hizmet ettiğini, bu itibarla geçici mühlet kusursuz işleyen bir ekonomik yapıyı ödüllendiren değil, finansal sıkıntı içinde olmakla birlikte iyileşme potansiyeli bulunan işletmelerin korunmasını ve incelenmesini sağlayan geçici bir hukuki korunma mekanizması olduğunu, mahkemenin, geçici mühletin sağladığı denetim ve koruma alanını fiilen ortadan kaldırarak doğrudan tasfiye sonucuna yönelen bir değerlendirme benimsemesi konkordato kurumunun amacına ve sistematiğine aykırı olup, usul ve esas yönlerinden hukuka aykırılık teşkil ettiğini, yerel mahkeme, kesin mühlet kararı verilebilmesi için projenin başarı şansının bulunması gerektiği yönündeki yasal önkoşulu isabetli tespit etmekle birlikte, dosya muhtevasından hareketle konkordato projesinin başarı ihtimalinin kalmadığı yönünde kanaat tesis ettiğini, mahkemece bu aşamada göz ardı edilen temel unsur hatası; henüz geçici mühlet aşamasında bulunulmasına rağmen esasa ilişkin tam bir inceleme yapılmışçasına ve adeta tasdik yargılamasına özgü yoğunlukta bir nihai başarı testi uygulanmış olması gerektiğini, bu durum, konkordato yargılamasına hakim olan kademeli inceleme prensibini ihlal etmekte olup, kararın esaslı bozma sebebini teşkil ettiğini, istinaf konusu hükmün ikinci esaslı hukuki sakatlığı, dosyanın bütüncül inceleme prensibi hilafına, seçmeci delil değerlendirmesi yöntemiyle ele alınmış olması gerektiğini, konkordato yargılamasında münferit risk faktörleri yerine makroekonomik konjonktür; münhasıran mevcut borç ödeme güçlüğü yerine borçlunun yeniden yapılandırma kabiliyeti; sadece borç yükü yerine alacaklılar heyetinin toplam menfaati bir kül halinde nazara alınması gerektiğini, halbuki somut olayda mahkeme, hükme esas aldığı vakıalarda münhasıran aleyhe unsurları öne çıkardığını, lehe unsurları ise gerekçesiz biçimde tartışma dışı bırakmak yahut değerden düşürmek suretiyle çelişkili ve eksik inceleme yasağını ihlal ettiğini, dosya muhtevasından anlaşıldığı üzere, borçlu şirket konkordato teklifine muvafakat ettiğini, alacaklıların nitelikli çoğunluğunu teşkil eden alacaklılar, borçlunun ticari işletmesini idame ettirmesi kaydıyla alacaklarının makul, sürdürülebilir ve gerçekçi bir ifa planı dâhilinde tahsil kabiliyetini haiz olduğu yönünde olumlu görüş ve muvafakat beyanında bulunduğunu, istinafa konu kararın önceki kısımlarında da işbu husus açıkça tespit edildiğini, dosyada kolektif menfaat zeminine işaret eden bu denli güçlü olgular mevcut iken, mahkemenin yalnızca risk faktörlerini büyüten, buna mukabil başarı potansiyelini daraltıcı selektif bir okuma benimsemesi isabetsiz olduğunu, riskli, likidite baskısı altındaki ve tartışmalı yapıların denetimli koruma altına alınması esas olduğunu, bu yapıların derhal tasfiyeye sevk edilmesi değil. Şayet mahkeme, geçici mühlet aşamasında dahi tüm menfi ihtimalleri peşinen kesinleşmiş vakıa addedecekse, İİK m. 285 vd. ile alacaklıya tanınan konkordato talep hakkının fiilen uygulanabilirliği ortadan kalktığını, bu ise kanun koyucunun iradesiyle telifi kabil olmadığını, yerel mahkeme, konkordato ön projesinin borç tasfiye kapasitesini %93,51 oranında yeni hastane yatırımından elde edilecek faaliyet gelirlerine dayandırdığı, dolayısıyla hastane ayağındaki herhangi bir aksamanın projenin bütününü akim bırakacağı tespitinde bulunduğunu, işbu tespit şeklen isabetli görünmekle birlikte, bundan istidlal edilen sonuç hukuken ve iktisaden eksik olduğunu, burada tayin edilmesi gereken husus, projenin hastane yatırımına dayanıp dayanmadığı olmadığını, mezkûr yatırımın mevcut, tamamlanmış, ekonomik değeri sabit ve faaliyete geçtiğinde ciddi nakit akışı yaratma kapasitesini haiz bir yatırım olup olmadığını , mahkemece bu soruya gereken ihtimamla cevap verilmediğini, somut olayda 40.000.000 USD değerinde bir yatırım gerçekleştirildiğini, söz konusu proje, mücerret bir niyet beyanı, yarım kalmış kaba inşaat, ruhsatsız bir teşebbüs veya yalnızca fizibilite raporlarında yer alan kâğıt üzerindeki bir tasarım olmadığını, bilakis, dosya kapsamındaki uzman sağlık bilirkişisi ile uzman inşaat bilirkişisi raporları münderecatına göre, hastanenin hasta kabulü bakımından %100 seviyesinde tamamlandığı ve fiili hasta kabulüne elverişli olduğu tespit edildiğini, kullanım değeri yüksek, ekonomik değeri somut, faaliyete geçmesi halinde gelir üretme kapasitesi belirgin bir sağlık yatırımı mevzu bahis olduğunu, böyle bir projeyi, henüz bazı idari ve hukuki süreçler tekemmül etmeden evvel yalnızca “muhtemel başarısızlık” ihtimali üzerinden ölü yatırım addetmek, ekonomik gerçeklikle bağdaşmadığını, bu ölçekte bir sağlık yatırımının, tüm alacaklıların menfaatine hizmet edecek şekilde işletilebilir hale getirilmesi imkânı mevcut iken, varsayımsal menfi senaryolar üzerinden tasfiye mantığına feda edilmesi kamu yararı ile de telif edilemediğini, burada mevzubahis olan yalnızca bir şirketin ticari akıbeti değil; aynı zamanda önemli ölçüde sermaye, emek, teknik altyapı ve kamusal fayda potansiyeli barındıran bir sağlık yatırımının korunup korunmayacağını, kararın en sorunlu taraflarından biri, yeni hastanenin açılışına ilişkin hukuki ve fiili sürecin, büyük ölçüde yapı sahibi ...’nın mahkemeye sunduğu tek taraflı beyan üzerinden değerlendirilmiş olması gerektiğini, somut olayda yapı sahibi ...’ın tek taraflı beyanları, hiçbir denetime tabi tutulmaksızın adeta mutlak doğru kabul edilerek tüm konkordato projesinin akıbeti bu beyanlara bağlandığını, üstelik bu yaklaşımın sonuçları da açık olduğunu, dosyada yer alan ...Bankası başta olmak üzere birçok alacaklı, ... ile müvekkil şirket arasındaki husumet nedeniyle kendilerinin de zarara uğrayacağını açıkça ifade etmiş, konkordato sürecinin devam etmesi gerektiğini belirttiğini, buna rağmen mahkeme, alacaklıların bu sarih iradesini tamamen yok saymış; yalnızca mülk sahibinin beyanlarına dayanarak hüküm kurduğunu, daha da önemlisi, ... ile müvekkil şirket arasında akdedilen sözde kira sözleşmesinde dahi, projenin ...’den hastaneye dönüştürüleceği sarahaten düzenlenmiş olmasına rağmen; mülk sahibinin bu süreci sonradan engelleyici ve zarar verici şekilde hareket ettiği açık olduğunu, bu durum, müvekkil şirketin faaliyetlerinin kasten akamete uğratıldığını gösterdiğini, buna rağmen mahkemenin bu hususu hiç irdelememesi, aksine bu tarafın beyanlarını esas alarak karar vermesi kabul edilemez olduğunu, netice itibarıyla; objektif hiçbir araştırma yapılmadan, tek taraflı ve ihtilaflı beyanlar üzerinden hüküm kurulması; alacaklıların açık iradesinin yok sayılması ve müvekkil aleyhine gelişen bu sürecin görmezden gelinmesi, yargılamanın tarafsızlığına ve güvenilirliğine ağır biçimde halel getirdiğini, bu haliyle verilen karar, yalnızca hatalı değil; aynı zamanda hukuki güvenlik ilkesini zedeleyen, hakkaniyete ve adil yargılanma hakkına açıkça aykırı bir karar olduğunu, hastane yatırımına ve ... AŞ’nin yaptığı usuli işlemlere istinaden tarafınca kronolojik şekilde oluşturulmuş fihrist – yol haritamızda yerel mahkemeye sunulmuş ve eksiksiz bir şekilde tüm işlemleri gerçekleştirilmiş olduğu gözler önüne serildiğini, özellikle vurgulanmalıdır ki; mahkeme, mülk sahibinin tek taraflı ve ihtilaflı beyanlarını esas almak yerine, sözleşmenin sarih hükümlerini ve teknik bilirkişi tespitlerini dikkate alarak karar vermiş olsaydı, hastane faaliyete geçecek ve bu sayede tüm alacaklılar alacaklarına kavuşabileceğini, bu denli sarih bir ekonomik ve hukuki tabloya rağmen, mahkemenin müvekkil lehine olan somut verileri yok sayarak süreci kilitlemesi ve nihayetinde iflas neticesine gitmesi, yalnızca hatalı bir değerlendirme değil; aynı zamanda dosyanın gerçekliğinden kopuk, ağır netice doğuran bir yaklaşımın ürünü olduğunu, yerel mahkeme ve komiser heyeti, şirketin mali tablolarındaki bozulma, kira borç bakiyeleri, ortaklar lehine düzenlenen 96.500.000 TL tutarındaki 37 adet çekin mahiyeti ve güncel mali durumdaki kötüleşme gibi hususları konkordato projesinin başarısızlığına doğrudan delil addettiğini, kabulü mümkün olmayan ve maalesef taraflı olduğu kanaatini uyandıran komiser raporuna göre, █████/2025 tarihli bilançoda dönem net zararı 53.440.363,26 TL olmuş, kira borcunun █████/2025 itibarıyla 22.122.793,28 TL olduğu görülmüş, ortaklar lehine düzenlenen 37 adet ve toplam 96.500.000 TL tutarlı çekler yönünden daha önce dermeyan edilen çekincelerin muhafaza edildiği belirtildiğini, ayrıca █████/2025 ile █████/2025 arasındaki yalnızca bir aylık dönemde kısa vadeli yabancı kaynakların 23.931.762,80 TL arttığı, öz kaynakların 10.377.921,06 TL düştüğü, kaldıraç oranının %95’ten %96’ya yükseldiği ve şirketin neredeyse tamamen borçla finanse edildiği tespit edildiğini, bu veriler elbette önemli olduğunu, her birinin otomatik biçimde “konkordato imkânsızdır” sonucunu doğuracağı anlamına gelmediğini, konkordato dosyalarında zaten mali zorluk, borç yükü, likidite baskısı, kayıtların açıklığa kavuşturulması ihtiyacı, bazı ticari işlemlerin denetime tabi tutulması ve yönetimin sıkı gözetime alınması gibi olgular bulunduğunu, eğer bu tür olguların varlığı tek başına konkordatonun reddi anlamına gelecekse, konkordato kurumu işlevsiz hale geldiğini, dosya kapsamında, hastanenin fiilen açılışının beklendiği ve yatırım sürecine ilişkin...aşamalarının yürütüldüğü bir ortam bulunduğunu, müvekkil şirket ile ... Şirketi arasında, konkordato geçici mühlet süreci içerisinde 23.01.2026 tarihinde bir ön sözleşme akdedildiğini ve bu kapsamda kapsamlı bir '...' süreci başlatıldığını, söz konusu yatırımın 63.000.000 USD tutarındaki muazzam hacmi, müvekkil şirketin içinde bulunduğu mali darboğazdan çıkması ve konkordato projesinin başarıyla tamamlanması adına hayati bir kaynak mahiyetinde olduğunu, bu yatırımın gerçekleşmesi halinde, borçların tasfiyesi yalnızca mümkün hale gelmeyecek, aynı zamanda tüm alacaklıların hakları en üst düzeyde korunmuş olacağını, iflas kararının bu aşamada verilmiş olması, yalnızca mevcut konkordato dosyasını değil; potansiyel yatırımcıların hukuki öngörülebilirliğini de bozduğunu, hâlbuki büyük ölçekli yatırımlarda, özellikle sağlık sektöründe, açılış öncesi hukuki ve finansal yapılandırma görüşmeleri, ortaklık müzakereleri ve teknik incelemeler mutat olduğunu, mahkeme ise bu dinamizmi dikkate almak yerine, süreçteki her gecikmeyi projenin ölümü gibi yorumladığını, bu da dosyanın ticari gerçeklikten kopuk değerlendirildiğini gösterdiğini, komiser heyetinin usulüne uygun tebligat yapılmış gibi bir görünüm oluşturmaya çalışmasına karşın, bu iddianın dayandığı olgusal zeminin gerçekte bulunmaması gerektiğini, tebligat yapıldığı ileri sürülen şirket yetkilisi ...’ın UETS hesabı dahi bulunmadığını, UETS hesabı bulunmayan bir kişiye usulüne uygun elektronik tebligat yapılmış gibi hareket edilmesi, hukuk güvenliği ile bağdaşmayacağı gibi maddi gerçeğe de açıkça aykırı olduğunu, UETS hesabı olmayan bir kişiye UETS üzerinden geçerli tebligat yapıldığının ileri sürülmesi mümkün olmadığını, aynı şekilde, şirkete de bu kapsamda usulüne uygun bir tebligat yapıldığı ortaya konulamadığını, buna rağmen komiser heyeti, sanki usulüne uygun tebligat yapılmış ve buna rağmen şirket yükümlülüklerini yerine getirmemiş gibi bir anlatı kurmuş; yerel mahkeme ise en basit şekliyle dahi “gerçekten böyle bir tebligat var mı, yok mu?” sorusunun peşine düşmemiş, bu iddiayı araştırmamış, doğrulatmamış ve buna rağmen konkordatonun reddi için gerekçe saydığını, böyle bir yaklaşımın hukuken himaye görmesi mümkün olmadığını, bununla birlikte, komiser heyetinin nihai rapor ekinde sunulduğu anlaşılan bazı belgelerin PDF formatında oluşturulduğu ve imzası bulunmayan kişiler bakımından isimlerin altına “e-imzalıdır” ibaresi eklenerek sunulduğu görüldüğünü, bu şekilde bir sunum, belgenin gerçekliğine, güvenilirliğine ve ispat gücüne ilişkin ciddi tereddütler yarattığını, şayet bir belge gerçekten elektronik imzalı ise, bunun UYAP ve e-imza doğrulama kayıtları ile denetlenebilmesi mümkün ve gerektiğini, ilk komiser toplantısında alınan karar uyarınca günlük 200.000 TL’ye kadar olan harcamaların şirket yetkilisi ...tarafından yapılacağı, bilgi ve belge taleplerinin vekillerden Av. ...’ya tevcih edileceği, 200.000 TL üzerindeki ödemelerin komiser onayına tabi olacağı ve onaylı ödemelerin banka kanalıyla gerçekleştirileceği sarahaten kararlaştırıldığını, bu çerçevede iletişim, komiser heyeti ile kurulan resmi e-posta yazışmaları ve iletişim grupları (WhatsApp) üzerinden yürütülmüş, yapılan ödemeler periyodik olarak raporlandığını, dolayısıyla “kasıtlı belge gizleme” ve “yaygın talimata aykırılık” yönündeki ithamlar maddi vakıaya uygun düşmediğini, süreç tamamen kastî şekilde yönetildiğini, 200.000 TL altındaki ödemelerin serbest bırakıldığı sarih biçimde kararlaştırılmışken, bunların sonradan “izinsiz” veya “onaysız” gibi gösterilmesi kabul edilemediğini, şayet komiser heyeti kendi aldığı karar çerçevesinde yapılan işlemleri sonradan ihlâl gibi aksettirmişse, burada objektif raporlama değil, aleyhe netice üretme saiki mevcut olduğunu, bu nedenle gerekçeli karara mesnet teşkil eden komiser heyetinin tutumu ciddi biçimde tartışmalı olduğunu, hatta bu aşamada açıkça ifade etmek gerekir ki, komiser heyetinin süreç boyunca tarafsız ve dengeleyici bir makam gibi değil, müvekkil şirket aleyhine delil ve yorum üretmeye matuf bir yapı gibi davrandığı yönünde kuvvetli emareler mevcut olduğunu, somut olayda proje başından sonuna kadar inandırıcı olduğunu, büyük yatırım gerçekleştirilmiş, teknik ikmal sağlanmış, hasta kabulüne elverişlilik yönünde uzman değerlendirmeleri bulunmuş, alacaklı menfaati bireysel tasfiyeye kıyasla daha yüksek görünmüş, yatırımcı ilgisi doğmuş, hukuki engellerin aşılmasına yönelik dava ikame edilmiş, buna rağmen mahkeme tek taraflı beyanlara ve komiser heyetinin tartışmalı yorumlarına fazla ağırlık vererek projeyi erken biçimde akamete uğrattığını, bu nedenle yerel mahkemenin kabulü kabil olmayan kararının kaldırılması gerektiğini, arz ve izah olunan tüm nedenler, dosya muhtevası, sunulan deliller ve ayrıntılı şekilde açıklanan istinaf sebeplerimiz birlikte değerlendirildiğinde; yerel mahkeme tarafından verilen kararın; Konkordato hukukunun kademeli ve koruyucu sistematiğine açıkça aykırı şekilde, geçici mühlet aşamasında nihai başarı değerlendirmesi yapılması, eksik inceleme, araştırmasız kabul ve tek taraflı beyanlara dayanılması, komiser heyeti tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen çağrı, tebligat ve denetim işlemlerinin usule açıkça aykırı şekilde yürütülmesi, dosyada sarih biçimde belirlenmiş iletişim kanalları ve iletişim kişisi Av.... bulunmasına rağmen kendisiyle bir kez dahi iletişim kurulmayarak, bu kanallar kullanılmaksızın kastî şekilde farklı ve denetlenemez yöntemlere başvurulması ve bunun sonradan aleyhe netice üretmek amacıyla kullanılması, duruşma tutanaklarında da açıkça belirtilen, beyanlar ile ortaya konulan mülk sahibinin muvafakat vermemesi nedeniyle doğan sürecin, mahkemece resen değerlendirilmeyerek Çevre Şehircilik Bakanlığı, belediyeler ve tüm kamu kurumları nezdindeki işlemlerin tamamlanmasına yönelik gerekli iradenin ortaya konulmaması ve bu suretle tarafların geri dönülmez zarara uğratılması, bekletici mesele yapılması gereken davanın neticesi beklenmeksizin, hatta bu davanın neticesine ilişkin varsayıma dayalı şekilde hüküm kurulması, yatırımcı firmanın ve vekilinin bizzat duruşmaya katılarak yatırım iradesini sarahaten ortaya koymasına rağmen bu hususun mahkemece tamamen göz ardı edilmesi; ayrıca geçici mühletin 2 ay daha uzatılması imkânı mevcutken bu yönde takdir kullanılmayarak sürecin kastî şekilde sonlandırılması, komiser heyetinin taraflı, çelişkili ve denetlenmemiş raporlarının hiçbir sorgulamaya tabi tutulmaksızın hükme esas alınması, usul güvencelerinin ihlali suretiyle müvekkilin açık şekilde dezavantajlı konuma sürüklenmesi, somut, ikmal edilmiş ve yüksek gelir potansiyeline sahip yatırımın göz ardı edilmesi, alacaklıların büyük çoğunluğunun konkordato lehine sarih iradesinin yok sayılması, denetimle giderilebilecek hususların doğrudan iflas gerekçesine dönüştürülmesi nedenleriyle hem esas hem de usul yönünden ağır sakatlıklar içerdiği açık olup, bu haliyle hukuken himaye edilmesi mümkün olmadığını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.03.2026 tarihli, █████████ E. – ████████ K. sayılı kararının kaldırılmasına, Müvekkil şirket hakkında konkordato sürecinin devamına karar verilerek, İİK m. 289 ve devamı hükümleri uyarınca 1 yıl süre ile kesin mühlet verilmesine, Bu süre içerisinde; Mevcut komiser heyetinin değiştirilmesine, Dosyanın bağımsız, uzman ve tarafsız bilirkişiler marifetiyle yeniden incelenmesine, Konkordato projesinin revize edilmesine ve denetimli şekilde uygulanmasına imkân tanınmasına, Bekletici mesele yapılması gereken Kayseri 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyasının neticesinin beklenmesine ve hatta talebimiz doğrultusunda Bakanlıklar, Belediyeler ve ilgili kamu kurumları nezdinde gerekli işlemlerin yapılması ve nama ifaya istinaden hastane açılış işlemlerinin gerçekleşmesi için resen karar - muvafakat kararı verilmesine, Yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırılığı gözetilerek yargılamanın müvekkil lehine, gözetilecek tüm lehe durumlar göz önüne alınarak yeniden tesisine, karar verilmesini talep etmiştir.
...Ltd. Şti. Vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Konkordato müessesesi, özü itibarıyla borca batık veya ödeme güçlüğü içindeki borçlunun ticari varlığını sürdürebilmesi ve alacaklıların kolektif menfaatlerinin bireysel icra takiplerine kıyasla daha yüksek bir oranda korunması amacına hizmet eder. İcra ve İflas Kanunu (İİK), bu sürecin sağlıklı yürütülebilmesi için kademeli bir yapı öngördüğünü, İİK m. 287 uyarınca geçici mühlet aşaması, borçlunun mali durumunun ve sunduğu ön projenin "başarıya ulaşma ihtimalinin" olup olmadığının yüzeysel ve koruyucu bir yaklaşımla değerlendirildiği bir evre olduğunu, oysa yerel mahkeme, henüz geçici mühlet safhasında bulunulmasına rağmen, kanunun İİK m. 289 ve devamı maddelerinde kesin mühlet ve tasdik aşaması için öngördüğü "nihai başarı testi" ve "kesin ispat" standartlarını uygulayarak hukuk sistematiğini tersyüz ettiğini, müvekkil ..., borçlu şirketten 61.950.000,00 TL tutarında alacaklı olup, bu alacağın tahsil kabiliyeti doğrudan 40 milyon dolarlık devasa hastane yatırımının faaliyete geçmesine bağlı olduğunu, yerel mahkeme, hastane ruhsatı sürecindeki idari gecikmeleri ve mülk sahibinin tek taraflı engelleyici tutumunu gerekçe göstererek projenin "inandırıcılıktan uzak" olduğuna hükmettiğini, bu yaklaşım, geçici mühletin borçluya tanıdığı "iyileşme ve eksiklikleri giderme" imkanını elinden aldığını, konkordato hukuku, borçlunun mühlet talebinde bulunduğu anda tüm operasyonel ve hukuki süreçleri tamamlamış olmasını aramaz; aksine, mühlet süresince bu süreçlerin komiser denetiminde tamamlanabilir olup olmadığını sorguladığını, alacaklıların %80’inden fazlasının sürece destek vermesi, piyasa aktörlerinin projenin rehabilitasyon kabiliyetine olan güvenini ispatlar nitelikte olduğunu, mahkemenin bu kolektif iradeyi görmezden gelerek, geçici mühlet aşamasında kesin bir başarısızlık hükmü kurması, kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğunu, Konkordato müessesesi, doktrinde ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, yalnızca borçluyu koruyan bir "borçtan kurtulma" mekanizması değil; aksine alacaklıların menfaatlerini bireysel icra takiplerinin yıkıcı etkisinden koruyan, kolektif bir tasfiye veya rehabilitasyon süreci olduğunu, İcra ve İflas Kanunu’nun sistematiği, borçlunun ekonomik varlığını sürdürmesinin alacaklıların toplam tahsilat oranını artıracağı varsayımı üzerine kurulu olduğunu, somut olayda, müvekkil ... gibi alacaklıların %80’ini aşan ezici bir çoğunluğunun sürece açık destek vermesi, mahkemenin "inandırıcılıktan uzak" bulduğu projenin piyasa nezdindeki meşruiyetini ve iktisadi rasyonalitesini ispatladığını, yerel mahkeme, gerekçeli kararında konkordato projesinin başarısını "varsayımsal" olarak nitelendirmiş ve yeni hastane yatırımının gelir modelini belirsiz bulduğunu, oysa dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ve teknik tespitler, hastanenin fiziki olarak %100 oranında tamamlandığını, tıbbi cihazların yerleştirildiğini ve işletmeye hazır hale getirildiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu, konkordato hukukunda "başarı ihtimali", borçlunun elinde hiçbir veri yokken kurduğu hayaller üzerinden değil; mevcut varlıkların (...) gelir üretme potansiyeli üzerinden değerlendirilir. Fiziki olarak bitmiş bir hastane, "varsayımsal" bir proje değil, "atıl kalmış bir milli servet" olduğunu, yerel mahkemenin iflas kararına dayanak teşkil eden komiser heyeti raporları, somut olayın maddi gerçekliğiyle bağdaşmayan, denetime elverişsiz ve hukuki belirlilik ilkesini zedeleyen maddi hatalarla malul olduğunu, konkordato müessesesinin temel taşı olan komiserlik kurumu, borçlunun faaliyetlerini yalnızca birer "hata arama" saikiyle değil, işletmenin devamlılığı ve alacaklıların kolektif menfaati ekseninde denetlemekle yükümlü olduğunu, dosya kapsamındaki raporlar incelendiğinde, heyetin tarafsızlık ilkesinden uzaklaştığı, müvekkil borçlunun iyileşme çabalarını desteklemek yerine usuli süreçleri birer engel haline getirdiği müşahede edildiğini, özellikle harcama yetkileri, tebligat usulleri ve mali verilerin yorumlanması noktasındaki bu hatalar, mahkemenin hatalı bir "başarısızlık" kanaatine ulaşmasına sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin elindeki hastane yatırımı %100 oranında tamamlandığını, 100 yatak kapasiteli ve ileri teknoloji donanımlı bu yapının faaliyete geçmesi durumunda elde edilecek nakit akışı, mevcut borçların tasfiyesi için kâfi olduğunu, ... firması ile yürütülen 63 milyon dolarlık yatırım süreci ve duruşmada yatırımcı vekilinin beyan ettiği kararlılık, projenin piyasa nezdindeki inandırıcılığını ispatladığını, mahkemenin "inandırıcı değil" nitelemesi, somut yatırımcı ilgisi ve fiziki tamamlanmışlık verisiyle çeliştiğini, kesin mühlet rejimi tam da bu tür belirsizliklerin (ruhsat davası, yatırımcı görüşmeleri) denetimli bir şekilde netleştirilmesi için kanun koyucu tarafından ihdas edildiğini, arz ve izah olunan, ayrıca Sayın Mahkemenizce resen dikkate alınacak nedenlerle; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11.03.2026 tarihli, █████████ E. - ████████ K. sayılı hukuka ve hakkaniyete aykırı İFLAS KARARININ KALDIRILMASINA, Borçlu ... A.Ş. hakkında konkordato sürecinin devamına ve borçluya 1 YIL SÜRE İLE KESİN MÜHLET VERİLMESİNE, Sürecin daha sağlıklı ve tarafsız yürütülebilmesi adına mevcut komiser heyetinin görevden alınarak yerlerine YENİ VE TARAFSIZ BİR KOMİSER HEYETİ ATANMASINA, Ruhsat sürecini doğrudan etkileyen Kayseri 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyasının BEKLETİCİ MESELE YAPILMASINA, Müvekkil şirketin ve diğer alacaklıların alacağına kavuşabilmesi adına projenin revize edilerek hastanenin faaliyete geçirilmesi için gerekli hukuki imkânların tanınmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahil alacaklı ... Limited Şirketi vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan kapsamlı inceleme, alınan komiser heyeti raporları ve toplanan deliller neticesinde, davalı borçlu şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, şirketin borca batık olduğu ve komiser talimatlarına aykırı hareket ederek alacaklıları zarara uğrattığı tespit edilmiş; bu doğrultuda geçici mühletin uzatılması ile kesin mühlet taleplerinin reddine ve borçlu şirketin iflasına karar verildiğini, davalı borçlu tarafça bu haklı ve hukuka uygun karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, sunulan istinaf dilekçesindeki iddialar maddi gerçeklikten kopuk, İcra ve İflas Kanunu (İİK) hükümlerine aykırı olduğunu, geçici mühlet aşamasında iflas kararı verilmesi usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı borçlu, istinaf dilekçesinde yerel mahkemenin geçici mühlet aşamasında kesin mühlet testleri uyguladığını ve bu aşamada iflas kararı verilemeyeceğini iddia ettiğini, bu iddia, İİK'nın emredici hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları karşısında tamamen mesnetsiz olduğunu, borçlunun kötüniyetli işlemleri ve komiser talimatlarına aykırılık doğrudan iflas sebebi olduğunu, davalı borçlu, istinaf dilekçesinde komiser heyetinin taraflı olduğunu ve onaysız işlem yapmadıklarını iddia ettiğini, ancak dosya kapsamındaki komiser heyeti raporları ile sabittir ki; borçlu şirket geçici mühlet içerisinde gerçekleştirilen 51 adet ödeme talimatının 35 adedini komiser onayından geçirmeksizin yapmış, şeffaflık yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini, davalı borçlu, konkordato projesinin %93,51'lik kısmını henüz açılmamış, ruhsatı bulunmayan ve mülk sahibi ile ağır hukuki ihtilaflara (Kayseri 8. Sulh Hukuk Mahkemesi ████████ E. sayılı tahliye/ifaya zorlama davası) konu olan yeni hastane projesinin farazi gelirlerine bağladığını, konkordato kurumu, gerçekleşmesi tamamen meçhul, başka mahkemelerin yıllar sürecek kararlarına endeksli ihtimaller üzerine bina edilemediğini, komiser raporlarıyla şirketin 30.11.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre öz kaynaklarının -661.198.211,03 TL olduğu, sadece bir aylık dönemde 10 Milyon TL'nin üzerinde zarar ettiği ve işletme sermayesinin tamamen tükendiği tespit edildiğini, davalı tarafça sunulan ... firmasına ait 63 Milyon USD tutarındaki sözde yatırım niyet mektubu ise hiçbir bağlayıcılığı olmayan, şarta bağlı ve konkordato projesinde resmi olarak revize edilip sunulmamış bir belgeden ibaret olduğunu, şirketin olağan giderlerini, işçi maaşlarını, elektrik ve doğalgaz faturalarını dahi ödeyemediği komiser raporuyla sabitken, aylık 105 Milyon TL taksit ödeyeceği vaadi iktisadi rasyonaliteden tamamen uzak olduğunu, sonuç olarak yerel mahkeme kararı hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, ilk derece mahkemesi, yasanın kendisine yüklediği tahkikat görevini eksiksiz yerine getirmiş, komiser heyeti raporlarını, bilirkişi incelemelerini ve dosyadaki tüm somut verileri titizlikle değerlendirerek, projenin uygulanamazlığını ve borçlunun kötüniyetini tespit ettiğini, arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Dairenizce re'sen gözetilecek hususlar ışığında; davalı borçlu ... A.Ş.'nin haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı usul ve yasaya uygun iflas kararının onanmasına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf (istinaf eden davalı) üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. ... A.Ş. Vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Borçlu Şirket Kamusal Nitelikteki Borçlarını Ödemeyerek Kötü Niyetini Ortaya Koyduğunu, davalı borçlu, istinaf dilekçesinde 40 Milyon USD değerinde yatırımdan ve devasa projelerden bahsettiğini, müvekkil elektrik şirketi nezdinde biriken enerji bedellerini dahi ödemeyen bir şirketin, bu denli büyük bir yatırımı hayata geçirip alacaklılarını tatmin etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, elektrik borcu, ticari faaliyetin en temel ve öncelikli maliyetidir. Temel işletme giderlerini dahi karşılayamayan bir şirketin konkordato projesinin "başarıya ulaşma ihtimali" sadece kağıt üzerinde olduğunu, davalı borçlu şirketin kısa bir sürede borca batık durumundan kurtulup ticari nitelikteki borçlarını ödeme noktasına gelmesi ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu tespit edildiğini, yapılan bu tespitlere rağmen Konkordato sebebiyle sürecin uzaması müvekkil alacaklı şirketi oldukça mağdur edeceğini, İstinaf Dilekçesindeki Teknik Savunmalar Gerçeği Yansıtmamaktadır. Borçlu, komiser onayına tabi 200.000 TL üzerindeki ödemelerin "usulüne uygun" olduğunu iddia etse de, müvekkil elektrik şirketine yapılması gereken zorunlu ödemelerin dahi aksatılmış olması, nakit akışının şeffaf yönetilmediğinin en büyük delili olduğunu, enerji faturalarını dahi ödeyemeyen bir işletmenin iktisadi rasyonaliteye sahip olduğundan bahsedilemediğini, izah edilen nedenlerle eldeki dosyaya konu konkordato projesinin sonuçsuz kalacağı ve söz konusu projenin gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, borçlunun mali durumunun mevcut durumundan daha da kötüye gideceği açık bir şekilde görüldüğünü, bu sebeple istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan REDDİNE; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarihli █████████ E. ████████ K. Sayılı usul ve yasaya uygun kararının onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
... Anonim Şirketi vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Borçlu Şirketin müvekkil Bankaya ve diğer müdahil alacaklılara olan milyonlarca dolarlık borçları karşısında kendisine yeni krediler açılma ve bu kredileri yurt içinden temin etme zorluğu ortada olduğunu, davalı borçlu şirketin projeleri, hayali ve gerçekleşme ihtimali mahkeme kararlarına bağlı olan soyut projeler olduğunu, müvekkil bankaya olan borçları ödeyemeyen davalı borçlu hedef projelerinin kredi kaynak kulanım konusunu nasıl temellendireceği meçhul olduğunu, davalı borçlu temel işletme giderlerini dahi karşılayamadığını, şirketin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimali konkordato kararı vermeye yetecek nitelikte olmadığını, davalı şirket, istinaf dilekçesinde 40 Milyon USD değerinde bir hastane yatırımından bahsetse de, bu projenin işletme ruhsatı, kredibilite ve mülkiyet uyuşmazlıkları nedeniyle nakit akışı yaratma kabiliyeti bulunmadığı yerel mahkemece isabetle tespit edildiğini , konkordato şartı borçlu yanın proje ve ödeme planlarının objektif başarı şansına bağlı olduğunu, yerel mahkeme kararı isabetli olduğunu, borçlu şirket tarafından sunulan karşılaştırmalı mali tabloların birbirinden farklı olduğu ve tablolarda yapılan analiz sonucunda özetle davacının finansal durumunda önemli bozulmalar olduğu tespit edildiğini, ayrıca davalı şirketin █████/2026 tarihinde yeni hastanenin faaliyete geçeceğini bildirdiği ancak davalı şirketin önce ki adi konkordato dosyasında tam dört kere açılış tarihi verdiği ama hastanenin açılamadığı değerlendirilmiştir. Öte yandan, davalı şirketin artık yabancı kaynaklı kredi bulmakta da zorluk yaşayacağı aşikar olduğunu, dosya kapsamındaki denetim raporlarında; şirketin mali tablolarındaki ciddi bozulmalar, kısa vadeli borç stokunun öz kaynakları tamamen eritmiş olması ve en önemlisi komiser onayına tabi olan harcamaların usulsüz bir şekilde yapıldığı somut verilerle ispatlandığını, dosya kapsamındaki komiser heyeti raporları ile sabittir ki; borçlu şirket geçici mühlet içerisinde gerçekleştirilen ödeme talimatlarının büyük kısmını komiser onayından geçirmeksizin yapmış, şeffaflık yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini, izah edilen nedenlerle eldeki dosyaya konu konkordato projesi ile talep edilen yeni konkordato mühletinin sonuçsuz kalacağı ve borçlunun mali durumunun mevcut durumundan daha da kötüye gideceği açık bir şekilde görüldüğünü, bu sebeple istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Dairenizce re'sen gözetilecek nedenlerle; Davalı borçlu ... A.Ş.'nin haksız, hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı usul ve yasaya uygun iflas kararının onanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa (istinaf eden davalı) tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahil alacaklı ... A.Ş.vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalı borçlu tarafından, ilk konkordato başvurusundan itibaren geçen bir yıllık süreç içerisinde tüm konkordato tedbirlerine rağmen hiçbir finansal gelişme gösterilemediğini, faaliyete başlayarak konkordato kaynağı oluşturacağı iddia edilen hastanenin ilk olarak Temmuz 2025'te açılacağı iddia edilmişken son olarak Şubat 2026 dönemine dek ardı ardına taahhütler verildiğini, ancak hiçbir taahhüt yerine getirilemediğini ve karar tarihinde dahi hastane faaliyete geçirilemediğini, davalı şirketin Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ E. ████████ K. Sayılı kararı ile iflası açıklandığını, borçlu şirket hakkında verilen iflas kararı yerinde olduğunu, davalı borçlu tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, davalı borçlu şirkete yeniden konkordato mühleti verilmesi durumunda öncelikle müdahil alacaklı müvekkil Banka olmak üzere bütün alacaklıların zarara uğrayacağı sabit olduğunu, açıklanan nedenler ve Dairece re'sen gözetilecek nedenlerle; davalı borçlu ... A.Ş.'nin haksız, hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa (istinaf eden davalı) yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahiller 1- ... A.Ş vekili istinafa karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Rapor ve önceki raporlara bakıldığında da şirketin borca batık olduğu açıkça tespit edildiğini, nitekim komiser ara raporunda da bu hususa ilişkin; şirketin borca batık olduğu ve konkordato ön projesinin hayata geçirilmesinde ciddi risk ve belirsizliklerin bulunduğu ve bu nedenle bu aşamada kesin mühlete geçmesinin uygun olmayacağı şeklinde tespit yaptığını, komiser tarafından da belirtildiği gibi konkordato projesinde başarılı bir tasfiye süreci olacağı kanaati oluşmadığını, ayrıca daha önceki rapordaki kanaate katılmakla birlikte borçlu şirketin kesin mühlete geçmesinin uygun olmayacağı ortada olduğunu, bu kapsamda bu varsayıma dayalı riskli projenin somut durum ile uyuşmaması nedeniyle bu projenin hayata geçirilme/ kesin mühlete geçilme ihtimalinin bulunmadığı kanaatinde olduğunu, kaldı ki borçlu komiser talimatlarına aykırı davranmış kötü niyetli hareket ettiğini, dosya kapsamındaki komiser heyeti raporları ile sabit olduğunu, borçlu şirket geçici mühlet içerisinde gerçekleştirilen 51 adet ödeme talimatının 35 adedini komiser onayından geçirmeksizin yaptığını, şeffaflık yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini, konkordato dosyasında projede hastanenin 2025 Temmuz ayında faaliyete başlayacağı öngörüldüğünü , daha sonra 25 Eylül itibariyle faaliyete geçeceği beyan edilmiş bunun üzerine 3 ay daha geçmiş olmasına rağmen açılmadığını, şirket sürekli hastanenin açılışını ileri bir tarihe ertelemekte ancak sözü edilen tarih geldiğinde hastane faaliyete başlayamadığını, hakkında konkordato talep edilen davalı şirket, daha önce mahkemenizde yargılaması yapılmış olup ████████ Esas sayılı dosya ile konkordato talebinde bulunduğunu ve konkordato talebi reddedildiğini, anılan dosyada konkordato projesi yine aynı benzer temeller üzerine kurulmuş, hastanenin açılması en büyük konkordato kaynağı olmasına rağmen ne anılan dosya devamında ne de halen açılmış olmadığını, hal böyle iken durum ve koşullar değişmeksizin yeniden aynı sebeplerle konkordatoya başvurulmuş olması esasında hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, davalı borçlu, Kayseri 8. Sulh Hukuk Mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılmamasını talep etmişse de konkordato, borçlunun "mevcut" kaynaklarıyla veya makul, kesin ve denetlenebilir yakın vadeli kaynaklarıyla borçlarını ödeme planı olduğunu, mülk sahibinin ödemezlik defi ileri sürdüğü, ruhsatın alınamadığı ve sonucunun ne zaman, ne şekilde biteceği belli olmayan bir davanın bekletici mesele yapılması, İİK'nın öngördüğü kesin mühlet süreleriyle bağdaşmadığını, alacaklıların, borçlunun hukuki sürecinin sonucunu beklemek gibi bir yükümlülüğü olmadığını, davalı borçlu ... A.Ş.'nin haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı usul ve yasaya uygun iflas kararının onanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf (istinaf eden davalı) üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asli müdahil ... istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; rapor ve önceki raporlara bakıldığında da şirketin borca batık olduğu açıkça tespit edildiğini, nitekim komiser ara raporunda da bu hususa ilişkin; şirketin borca batık olduğu ve konkordato ön projesinin hayata geçirilmesinde ciddi risk ve belirsizliklerin bulunduğu ve bu nedenle bu aşamada kesin mühlete geçmesinin uygun olmayacağı şeklinde tespit yaptığını, komiser tarafından da belirtildiği gibi konkordato projesinde başarılı bir tasfiye süreci olacağı kanaati oluşmadığını, ayrıca daha önceki rapordaki kanaate katılmakla birlikte borçlu şirketin kesin mühlete geçmesinin uygun olmayacağı ortada olduğunu, bu kapsamda bu varsayıma dayalı riskli projenin somut durum ile uyuşmaması nedeniyle bu projenin hayata geçirilme/ kesin mühlete geçilme ihtimalinin bulunmadığı kanaatinde olduğunu, kaldı ki borçlu komiser talimatlarına aykırı davranmış kötü niyetli hareket ettiğini, ancak dosya kapsamındaki komiser heyeti raporları ile sabit olduğunu, borçlu şirket geçici mühlet içerisinde gerçekleştirilen 51 adet ödeme talimatının 35 adedini komiser onayından geçirmeksizin yaptığını, şeffaflık yükümlülüğünü açıkça ihlal ettiğini, şirket daha önce talep etmiş olduğu konkordato dosyasında projede hastanenin 2025 Temmuz ayında faaliyete başlayacağı öngörülmüş, daha sonra 25 Eylül itibariyle faaliyete geçeceği beyan edilmiş bunun üzerine 3 ay daha geçmiş olmasına rağmen açılmadığını, şirket sürekli hastanenin açılışını ileri bir tarihe ertelemekte ancak sözü edilen tarih geldiğinde hastane faaliyete başlayamadığını, hakkında konkordato talep edilen davalı şirket, daha önce mahkemede yargılaması yapılmış olup ████████ Esas sayılı dosya ile konkordato talebinde bulunmuş ve konkordato talebi reddedildiğini, anılan dosyada konkordato projesi yine aynı benzer temeller üzerine kurulmuş, hastanenin açılması en büyük konkordato kaynağı olmasına rağmen ne anılan dosya devamında ne de halen açılmış olmadığını, hal böyle iken durum ve koşullar değişmeksizin yeniden aynı sebeplerle konkordatoya başvurulmuş olması esasında hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini, davalı borçlu, Kayseri 8. Sulh Hukuk Mahkemesindeki davanın bekletici mesele yapılmamasını talep etmişse de konkordato, borçlunun "mevcut" kaynaklarıyla veya makul, kesin ve denetlenebilir yakın vadeli kaynaklarıyla borçlarını ödeme planı olduğunu, mülk sahibinin ödemezlik defi ileri sürdüğü, ruhsatın alınamadığı ve sonucunun ne zaman, ne şekilde biteceği belli olmayan bir davanın bekletici mesele yapılması, İİK'nın öngördüğü kesin mühlet süreleriyle bağdaşmadığını, alacaklıların, borçlunun hukuki sürecinin sonucunu beklemek gibi bir yükümlülüğü olmadığını, arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Dairece re'sen gözetilecek hususlar ışığında; Davalı borçlu ... A.Ş.'nin haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarihli, █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı usul ve yasaya uygun iflas kararının onanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf (istinaf eden davalı) üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP VEREN ASLİ MÜDAHİL : ... LTD. ŞTİ. İstinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalı borçlu tarafından, ilk konkordato başvurusundan itibaren geçen bir yıllık süreç içerisinde tüm konkordato tedbirlerine rağmen hiçbir finansal gelişme gösterilemediğini, faaliyete başlayarak konkordato kaynağı oluşturacağı iddia edilen hastanenin ilk olarak Temmuz 2025'te açılacağı iddia edilmişken son olarak Şubat 2026 dönemine dek ardı ardına taahhütler verildiğini, ancak hiçbir taahhüt yerine getirilemediğini ve hastahane karar tarihinde dahi faaliyete geçirilemediğini, davalı / borçlu firmaya yeniden konkordato mühleti verilmesi durumunda öncelikle müvekkil firma olmak üzere bütün alacaklıların zarara uğrayacağı sabit olduğunu, arz ve izah olunan sebepler ile Sayın Dairece re'sen gözetilecek diğer hususlara binaen; Davalı borçlu ... A.Ş.'nin haksız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin istinaf başvurusunda bulunan davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
ASLİ MÜDAHİL /ALACAKLI : ... Anonim Şirketi istinafa karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Mahkemece verilen konkordato talebinin reddi ile şirket hakkında verilen karar usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı borçlu şirketin konkordato projesi uygulanabilir olmayıp, tamamen bri varsayım üzerine inşa edildiğini, komiser raporlarıyla şirketin 30.11.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre öz kaynaklarının -661.198.211,03 TL olduğu, sadece bir aylık dönemde 10 Milyon TL'nin üzerinde zarar ettiği ve işletme sermayesinin tamamen tükendiği tespit edildiğini, şirketin olağan giderlerini, işçi maaşlarını, elektrik ve doğalgaz faturalarını dahi ödeyemediği komiser raporuyla sabitken, aylık 105 Milyon TL taksit ödeyeceği vaadi iktisadi rasyonaliteden tamamen uzak olduğunu, şirketin halihazırda hiçbir konkordato kaynağı olmayıp, en önemli kaynak olarak gösterdiği yeni hastane projesi de hayata geçirilmiş olmadığını, gelinen süreç içerinde hastanenin faaliyetini sürdürebilmesi için açılışını planlamış olduğu hastanede varlığını sürdürebilecek konumda olması gerektiğini, bunun yolu da kira bedellerinin ödeyebilmesi olduğunu, aksi halde tahliye riski söz konusu olacağını, halihazırda bu uğurda süreci devam eden takipler bulunduğunu, borçlu ...'nin biriken kira borcu olduğu halihazırda işlemeye devam eden kira borçları da bulunmakta olup, müvekkil şirkete kira ödemesi yapamadığını, hastanenin varlığını sürdüreceği, faaliyetlerini yerine getireceği taşınmazın kira borcu ödenemiyor ise şirketin konkordato ile başarıya ulaşabilmesi mümkün olmadığını, nitekim bu anılan hususlar göz önüne alınarak şirket hakkında konkordato talebinin reddedilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını, sonuç olarak yerel mahkeme kararı hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, ilk derece mahkemesi, yasanın kendisine yüklediği tahkikat görevini eksiksiz yerine getirmiş, komiser heyeti raporlarını, bilirkişi incelemelerini ve dosyadaki tüm somut verileri titizlikle değerlendirerek, projenin uygulanamazlığını ve borçlunun kötüniyetini tespit ettiğini, arz ve izah edilen nedenler ve Sayın Dairenizce re'sen gözetilecek hususlar ışığında; Davalı borçlu ... A.Ş.'nin haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli istinaf başvurusunun esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf (istinaf eden davalı) üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahil alacaklı ...T.A.O.. İstinafa karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davacı taraf istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın reddine dair karar verilirken geçici mühletin sağladığı denetim ve koruma alanını fiilen ortadan kaldırarak doğrudan tasfiye sonucunu doğuran bir değerlendirme yaptığı, yalnızca aleyhe delillerin değerlendirildiği, lehe delillerin değerlendirilmediği, yine konkordato kurumunun alacaklılar lehine değerinin de tespit edilmediği/göz ardı edildiği, yeni hastanenin teknik açıdan tamamlanmış ve alacaklılar menfaatine bir yatırım olmasına karşın bunun aksi şekilde değerlendirildiği, yeni hastanenin üzerine kurulduğu taşınmaz malikinin beyanlarının denetlenmeden mutlak olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, Kayseri 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ifaya zorlama talepli ████████ E sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği, kira ilişkileri, muhasebe kayıtları, leasing ekipmanlarının durumu ve çek hareketlerinin davanın reddi için doğrudan delil teşkil etmeyeceği, ortaklık ve yatırımcı projelerinin inandırıcılıktan uzak olarak değerlendirilemeyeceği, hükme de esas alınan komiser raporlarının tarafsız olmadığını, şirketin mali yapısının bozuk olmasının toparlanamayacağı anlamına gelmeyeceğini ve netice itibariyle bir kısım eksikler tamamlanarak uygulanması mümkün olan projeye rağmen davanın reddinin yerinde olmadığını ifade ettiğini, davacının istinaf dilekçesinin kabulü mümkün olmayıp yerel mahkeme mevcut veriler çerçevesinde hukuka uygun şekilde davanın reddine karar verdiğini, konkordato projesi gerçeklikten uzaktır ve başarı ihtimali bulunmadığını, borçlu şirket, istinaf dilekçesinde %100 oranında tamamlandığını iddia ettiği hastane yatırımının ve ... isimli firmadan geleceği öne sürülen 63 Milyon USD tutarındaki yatırımın projeyi başarıya ulaştıracağını iddia ettiğini , oysa yerel mahkemenin gerekçeli kararında da sabit olduğu üzere, projenin %93,51 oranında dayandırıldığı yeni hastane açılışı, mülk sahibi ile yaşanan kira ihtilafı ve ödemezlik defi nedeniyle imkansız hale geldiğini, konkordato projesi, başka bir mahkemede yıllarca sürecek bir davanın sonucuna bağlanamadığını, ... firmasından alınacağı iddia edilen yatırım, hiçbir bağlayıcılığı olmayan, şarta bağlı ve denetlenemez bir niyet beyanından ibaret olduğunu, borçlu şirket derin bir borca batıklık içindedir ve rayiç değer bilançosu hukuka uygun olduğunu, borçlu taraf, komiser heyetinin rayiç değer bilançosunu hazırlarken ortaklar lehine düzenlenen 96,5 Milyon TL tutarındaki sipariş avanslarını tenzil etmesini eleştirmekte ve komiser heyetini taraflılıkla suçladığını, oysa şirket kayıtlarında yer alan bu devasa avans ödemelerinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğu, arkasında gerçek bir mal veya hizmet alımı bulunmadığı komiser heyetince tespit edildiğini, bu fiktif kayıtların bilançodan tenzil edilerek gerçek borca batıklık durumunun ortaya çıkarılması yasal bir zorunluluk olduğunu, mühlet içi cari borçların ödenmemesi ve komiser talimatlarına aykırılık doğrudan iflas sebebi olduğunu, arz edilen nedenlerle; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Müdahil ...LTD. ŞTİ. : İstinafa karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ;
Davalı borçlunun istinafa başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince geçici mühlet safhasında
yasal sınırların aşılarak nihai başarı testinin uygulandığı , toplam borç miktarının %80'inden fazlasını temsil
eden alacaklı grubunun ve potansiyel yabancı yatırımcı ... firmasının projeye açık desteğinin göz ardı
edildiği , teknik olarak %100 seviyesinde tamamlanan 40.000.000 USD değerindeki yeni hastane yatırımının
milli servet niteliğinde olduğu , mülk sahibi ...'nun tek taraflı beyanlarına ve dürüstlük
kuralına aykırı ödemezlik def'ine dayanılarak eksik inceleme ile hüküm kurulduğu , bu doğrultuda Kayseri
8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde derderst olan ████████ E. sayılı ifaya zorlama davasının bekletici mesele
yapılması gerektiği , leasing, çek hareketleri ve muhasebe kayıtlarındaki aksaklıkların doğrudan ret sebebi
olmayıp sıkı denetim ile giderilebileceği , komiser heyetinin taraflı bir tutum sergileyerek usulüne uygun
tebligat yapmadığı , belirlenen 200.000 TL'lik harcama limitine riayet edilmesine rağmen ödemelerin kasıtlı
olarak "onaysız" gibi yansıtıldığı ve en ağır ticari müdahale olan iflas kararının ölçülülük ilkesine aykırı
şekilde çok erken verildiği ifade edildiğini, borçlu şirket hakkında verilen iflas kararı yerinde olup davalı borçlu tarafından yapılan istinaf başvurusunun
reddi gerektiğini, izah edilen nedenlerle:
- Davalı borçlunun mesnetsiz istinaf başvurusunun REDDİNE , Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11.03.2026 tarihli iflas kararının onanmasına karar verilmesini
vekaleten talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Dava, konkordato istemine ilişkindir. Talep, İİK 285 vd maddelerinde düzenlenen konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
İİK'nın 292. maddesinin (a) bendinde yer alan "borçlunun mal varlığının korunması için iflasın açılmasının gerekmesi" (b) bendinde "konkordatonun başarıya ulaşmayacağı anlaşılıyorsa" ve (c) bendindeki "borçlunun İİK'nın 297. maddeye aykırı davranması ve komiserin talimatlarına uymaması ve alacaklıları zarara uğratma amacıyla mallarını kaçırması" koşullarının hep birlikte gerçekleştiği, bu durumda konkordato talebinin reddiyle iflasa re'sen karar verilmesi gerekmektedir.
İİK'nın 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme bunların varlığını re'sen araştırır. Gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. Bahsi geçen maddede sayılan tasdik şartlarından bir tanesi de, konkordato projesinde teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması şartıdır.
Konkordato projesinin başarılı olmasının mümkün görülmemesi karşısında mahkemece konkordato talebinin reddi ile borca batık olan şirketler hakkında iflas kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, dosya kapsamında toplanan deliller, aldırılan komiser raporundaki tespitlere, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, konkordato talebinin tasdikine dair yasal unsurların/koşulların oluşmadığının tespiti ile konkordato tasdik talebinin reddine ve iflas kararı verilmesine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle hakkında konkordato talep edilen ve istinaf eden ... A.Ş. tarafın yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin █████████ Esas ████████ sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle konkordato talep edilen ve istinaf eden ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
İstinaf eden ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına ,
İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,
Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , İİK 293/son maddesi yollamasıyla İİK 164/2 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!