Konya Asliye Ticaret Mahkemesinde, ortağın kredi temini amacıyla inanç sözleşmesiyle şirkete devrettiği taşınmazın tapu iptali ve kendi adına tescili davası.
Özet: Davacının şahsı adına kredi temininde güçlük çekmesi nedeniyle, haricen edindiği taşınmazı 06/01/2020 tarihli inanç sözleşmesi uyarınca davalı şirkete devrederek kredi çekilmesini sağlaması ve sözleşme gereği ödemesini tamamladığını iddia etmesine rağmen taşınmazın kendisine iade edilmemesi üzerine açtığı tapu iptali ve tescil davasında, mahkeme, davacının kredi taksitlerini kendisinin ödediğini banka kayıtlarıyla kanıtlayamadığını tespit etmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K.

T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
TEMSİL KAYYIMI :
DAVA : TAPU İPTALİ VE TESCİL
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili █████/2022 tarihli dilekçesiyle ; davacının davalı şirketin %30 ortağı olup, %70 hissenin de davacının dava dışı babasına ait olduğunu, davacının uygun krediye ihtiyacının olması ve bankalardan doğrudan kendi adına kredi temininde güçlük çekmesi nedeniyle, davacının Kenan Düz ve ortaklarından haricen satın aldığı taşınmazı, uygun kredi çekilebilmesi amacıyla davalı şirkete █████/2020 tarihli inanç sözleşmesine istinaden devrettiğini, bu sözleşme gereğince davacı için davalı şirket tarafından çekilen kredinin ödemesinin davacı tarafından yapıldığını, kredi taksitleri bittikten sonra davalı şirkete devredilen taşınmazın davacıya iadesinin gerekmesine rağmen bu taşınmazın davalıya iade edilmediğini beyan ederek, taraflar arasındaki █████/2020 tarihli inanç sözleşmesine istinaden Konya, ... , ... Köyü, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın, davalı şirket adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalı şirket temsil kayyımı, davanın reddini istemiştir.
Davacı tarafından █████/2020 tarihli inanç sözleşmesi sureti ibraz edilmiş, dava konusu taşınmazın tapu kaydı ve ilgili resmi senet sureti, davalı şirkete ilişkin Çumra Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtları, temsil kayyımı tayinine ilişkin Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı kesinleşmiş ilam sureti dosyamıza getirtilmiş, ilgili bankadan davalı şirket adına çekilen kredilerin kim tarafından ödendiği araştırılmış, dava konusu taşınmazın değerinin tespiti için talimat yoluyla █████/2025 tarihinde keşif yapılması ve bilirkişi heyetinden █████/2025 tarihli rapor alınması sağlanmıştır.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Tapu İptali ve Tescil" davasıdır.
Somut olayda ; Öncelikle Mahkememizin görevli olup olmadığı incelenmiştir. Yargıtay . HD’nin 29.03.2017 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, "Dava, limited şirkete ait dava konusu taşınmazın satışının muvazaa nedeniyle iptali ve şirket adına tesciline ilişkindir. Mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi ve HMK'nın 115. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir. Davalı ... Kollektif Şirketi ile müteveffa ortağın murisleri davacılar ve taşınmazı satın alan üçüncü kişi arasında olması sebebiyle, şirket ile ortakları arasındaki ortaklık ilişkisinden doğan ve ticari işletmeyi ilgilendiren davadır. Şirketler ve ortakları arasındaki ilişki TTK'da düzenlendiğinden bu davalara bakma görevi TTK'nın 5. maddesi gereğince ticaret mahkemesinin görev alanındadır." Bu nedenlerle Mahkememizin yetkili ve görevli olduğu kabul edilmiş, davanın esas yönünden incelenmesine geçilmiştir.
Çumra Ticaret Sicili Müdürlüğünün cevabi yazısından, davalı şirketin müdürlerinin █████/2005 tarihinden itibaren 30 yıl süre ile ... ve ... olduğu, müdürlerin yetkilerinin münferit yetki olduğu belirlenmiş, davalı şirketin münferit yetkili müdürü olarak davacı ile davalı şirket arasında bu davada menfaat çatışması bulunması nedeniyle davalı şirketin temsil kayyımı tayin edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2023 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile Av. ... davalı şirkete temsil kayyımı tayin edilmiş, karar █████/2024 tarihinde kesinleşmiş, Mahkememizce temsil kayyımına gerekli tebligatlar yapılmıştır.
Çumra Tapu Müdürlüğü cevabi yazısından, dava konusu taşınmazın dava dışı ... ve ortakları adına kayıtlı iken, █████/2020 tarihinde davalı şirkete 428.200 TL. bedelle satış yoluyla devredildiği, bu taşınmazın halen davalı şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
İnanç sözleşmesinde yazılı ... Bankası A.Ş.'ye müzekkere yazılarak, █████/2020 tarihinden █████/2023 tarihine kadar davalı şirket tarafından kredi kullanıp kullanılmadığı, bu kredi taksitlerinin kim tarafından ödendiği sorulmuştur. Banka tarafından bu dosyamıza cevap gönderilmemiş ise de, aynı mahiyetteki Mahkememizin ... E. sayılı dosyasına aynı banka tarafından gönderilen ve usul ekonomisi gereğince birer suretleri bu dosyamıza da alınan cevabi yazı ile, banka tarafından ödemelere ilişkin dekont suretleri gönderildiği, bu dekontlarda yazılı 3 ayrı iban numarasının da davalı şirkete ait olduğu belirlenmiş, davacı kredileri kendisinin ödediğini banka kayıtları ile ispat edememiştir.
Davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde inceleme yapılması için, █████/2025 tarihli duruşmada verilen 2 nolu ara kararı gereğince, davalı şirketin ticari defter ve belgelerin ibrazı amacıyla davalı şirkete, davalı şirket temsil kayyımına ve davalı şirketin münferit yetkili diğer temsilcisine ayrı ayrı tebligat çıkartılmıştır. Temsil kayyımı █████/2025 tarihli dilekçesiyle, davalı şirketin mevcut yöneticilerinin telefon bilgilerine bütün çabalarına rağmen ulaşamadığını ve davalı şirketin bu nedenle ticari defter ve belgelerini temin edemediğini beyan etmiştir. Davalı şirketin bu davada temsil yetkisi bulunmayan diğer temsilcisi (davacı dışındaki münferit yetkili müdürü) tarafından da ticari defter ve belgeler ibraz edilmemiştir.
Davacı vekili, davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde inceleme yapılmasını istemiş ise de; ticari defter ve belgeler Mahkememizce davalı taraftan temin edilemediği için bu talep reddedilmiştir.
Davacı vekili, münhasıran davalı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanıp dayanmayacaklarını bildirmeleri için süre verilmesini istemiş ise de;
6100 s. HMK'nın 220/3. maddesine göre "(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir."
6100 s. HMK'nin 222/5. maddesine göre de, "(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Yargıtay . HD’nin 28.11.2023 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre ise, "6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesindeki düzenlemeye göre, Mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde Mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir.
Aynı Kanun'un 222 nci maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta aynı Kanun'un 220 nci maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Bu noktada önemli olan husus, taraflardan birinin, karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran mı yoksa diğer delillerle birlikte mi delil olarak dayandığı hususudur. Zira tarafın, karşı tarafın ticari defterlerine münhasıran delil olarak dayanıp dayanmamasına göre uygulanacak Yasa hükmü ve ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmemesine bağlanan sonuçlar farklılaşmaktadır. Eğer taraf, münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine delil olarak dayanmış ise bu halde 6100 sayılı Kanun'un 225 inci (doğrusu : 222 inci) maddesinin beşinci fıkrası uygulama alanı bulacak, karşı tarafın, usulüne uygun ihtara rağmen ibraz yükümlüğünü yerine getirmemesi halinde münhasıran karşı tarafın ticari defterlerine dayanan taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Bu hususta hakime takdir yetkisi tanınmamıştır. Taraflardan birinin karşı tarafın ticari defterleriyle birlikte başkaca delillere de dayanması başka bir deyişle, delilini karşı tarafın ticari defterlerine hasretmemesi durumunda ise aynı Kanun'un 220 nci maddesinin üçüncü fıkrası uygulama alanı bulacak, ticari defterlerin usulüne uygun olarak verilen kesin süreye ve ihtara rağmen ibraz edilmemesi halinde hakim, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. Burada defterlerin ibraz edilmemesi halinde, 225 inci maddenin son fıkrasından farklı olarak hakime takdir yetkisi tanınmış olup hakim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir. (... ... ... Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s. s. 1834) Ticari defterlerin ibrazı halinde ise Hakim, ticari defterlerin delil olarak kabul edilip edilmeyeceğini ve sahibi lehine veyahut aleyhine delil teşkil edip etmeyeceğini ise 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin ilk dört fıkrasındaki şartlar çerçevesinde tespit edecektir."
Davacı tarafın dava dilekçesinin deliller kısmında ticari defter ve belgelerin dışında diğer delillere de dayanmış olduğundan münhasıran davalının ticari defterlerine dayanmadığı, başka delillere de dayandıktan sonra yargılamanın diğer aşamalarında da davalının münhasıran ticari defterlerine delil olarak dayanamayacağı, ancak şartları oluşursa diğer delillerinden vazgeçmiş sayılacağı (6100 s. HMK. m. 196) sonucuna varılmış, davacı tarafın, davalının münhasıran ticari defterlerine delil olarak dayanma konusunda beyanda bulunmak için süre verilmesi talebi usül ekonomisi gereğince reddedilmiştir.
Davacı taraf, münhasıran davalının ticari defterlerine delil olarak dayanmadığından, yukarıda yazılı Yargıtay emsal içtihadında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ihtilafa 6100 s. HMK'nın 222/5. maddesinin değil, 220/3. maddesinin uygulanmasının gerekeceği sonucuna varılmıştır.
Buna göre ; 6100 s. HMK'nın 220/3. maddesine göre de, taraflardan birisinin (davalının) ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.
Davacının tacir olmaması, davalı temsil kayyımının ise davalı şirketin münferit yetkili müdürü olmayıp mahkeme tarafından atanan bu davadaki temsilcisi olması, temsil kayyımının ticari defterlere ulaşamama konusundaki mazeretinin makul görülmesi, davayı aydınlatma çabası ile mahkememizce diğer münferit yetkili müdüre de mahkememizce tebligat çıkartılmasına ve ticari defterlerin diğer müdür tarafından da ibraz edilmemesine rağmen, diğer müdürün bu davada davalı şirketi temsil yetkisi bulunmadığından, ticari defter ibraz etmeme eyleminin davalı şirketi etkileyecek şekilde davalı şirket aleyhine değerlendirilemeyecek olması, bu davanın taraflar dışında davalı şirketten alacağı olan veya olacak olan muhtemel 3. kişileri de etkileyecek olması nedeniyle, durum ve şartların davalı tarafın ticari defterlerinin ibraz edilmemesinin davalı şirket aleyhine yorumlanmasına engel teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmış ve son duruşmada yemin delilini kullanıp kullanmayacakları konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmesini istemiş ise de;
Bilindiği üzere ve Yargıtay . HD’nin 28.01.2016 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere yeminin, davalı şirketin işlemin yapıldığı tarihteki değil, güncel temsilcisine yöneltilmesi gerekmektedir. Davalı şirketin bu davadaki güncel temsilcisi davalı şirket müdürleri değil, mahkemece atanan temsil kayyımıdır. Temsil kayyımının taraflar arasındaki ihtilaf yönünden bizzat görgüye dayalı bir bilgisinin olması hayatın olağan akışına göre beklenemez. Davalı şirketin temsilcileri arasındaki ihtilaflar ve temsil kayyımının temsilcilere ulaşmakta yaşadığı güçlükler de göz önünde bulundurulduğunda, temsil kayyımı ancak, temsil ettiği davalı şirketin ticari defterlerinden edinebildiği kadar ihtilafa ilişkin bilgi sahibi olabilir. Davalı şirketin ticari defterlerine ise, ne temsil kayyımının ne de mahkememizin ulaşması mümkün olmamıştır.
Bu şartlar altında temsil kayyımımın davayı aydınlatacak yemin etmesi beklenemeyeceğinden, temsil kayyımının yemin konusu ihtilaflar hakkında bilgi sahibi olmamasının veya yeminden kaçınmasının aleyhe olan sonuçlarının davalı şirkete yükletilemeyeceği kabul edilmiştir. Davacı tarafın davalı şirkete (temsil kayyımına) yemin teklif etme veya yemine dayanıp dayanmayacaklarını bildirme konusunda süre verilmesi talebi de bu nedenle kabul edilmemiştir.
Diğer yandan, bir an için ticari defter ibraz edilmemesinin veya yeminden kaçınmanın sonuçlarından davacının yararlandırılması düşünülse dahi, bu davanın sonucu sadece davacı ve davalıyı ilgilendirmeyip, davalı şirketten alacağı olan veya zamanaşımı süresi içerisinde olabilecek muhtemel alacaklıların menfaatini de olumsuz etkileyeceğinden, bu sebeplerle de, ticari defter ibraz etmemenin veya yemin etmemenin olumsuz sonuçlarının davalıya yükletilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafın son duruşmada fotokopisini sunduğu, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasına ait diğer ortak ve yöneticinin █████/2023 tarihli dilekçesindeki ikrar sayılabilecek beyanları da aynı gerekçelerle hükme esas alınmamış, ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davacının davasının İSPAT EDİLEMEMESİ NEDENİYLE REDDİNE,
2-Peşin alınan tamamlama harcı dahil 185.034,72 TL. nispi karar ve ilam harcından, karar tarihi itibariyle alınması gereken 732 TL. maktu ret karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 184.302,72 TL. harcın istek halinde davacıya iadesine;
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri tespit edilemediğinden bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
5-Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ... K. sayılı ilamı ile görevlendirilen temsil kayyımı Av. ... için bu dosyamıza depo edilen 12.000 TL.lik ücretin, Mahkememizin bu kararın kesinleşmesinden sonra temsil kayyımına derhal ödenmesine,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen (temsil kayyımı ücreti ayrılarak) davacıya iadesine,
Dair ; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan Üye Üye Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!