İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin Emlak Komisyonculuğu Hizmet Bedeli Alacağına Dair İtirazın İptali Davasında Borcun ve İcra İnkar Tazminatının Hukuki Esaslara Göre Değerlendirilmesi
Özet: Bu hukuki belge, bir emlak komisyoncusunun, müvekkilinin aracılık ettiği gayrimenkul satışı sonrası hak ettiğini iddia ettiği komisyon alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasının temyiz incelemesine ilişkindir; davacı, tellallık sözleşmesi kapsamında gösterilen mülkü satın alan davalının hizmet bedelini ödemediğini öne sürerken, davalı ise davacının kötü niyetli davrandığını, fahiş bedel belirttiğini ve taşınmaz üzerindeki takyidatlar hakkında bilgi vermediğini savunarak takibe itirazını haklı bulmaktadır, yüksek mahkeme ise itirazın iptali davalarının genel hükümler çerçevesinde borcun varlığı ve miktarının titizlikle araştırılmasını gerektiren bir eda davası olduğunu vurgulamaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
BAM KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı firma arasında █████/2019 tarihinde imzalanan sözleşmenin tellalık sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkil ile davalı arasında █████/2019 tarihinde imzalanan Emlak Komisyonculuğu Yer Gösterme sözleşmesine göre ... Ada ... parsel ... Sok. No:.. adresinde bulunan gayrimenkulün gösterildiğini, davalının söz konusu gayrimenkulu satın aldığını ancak müvekkilinin hizmet bedelini ödemediğini, müvekkilinin satış bedeli olan 1.525.000,00-TL'nin %3 olan 45.750,00-TL üzerinden İzmir 10. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalı borçlunun süresi içerisinde haksız bir şekilde icra dosyasına itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek itirazının iptaline, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının, kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşme çabasında olduğunu, davacının, gerek taşınmazın bedelini fahiş bir bedel olarak belirtmesi yanında, taşınmaz üzerindeki takyidatlar konusunda da bilgi vermemesi nedeni ile kötü niyetli davrandığını, müvekkilininde, davacıda kötü niyet gördüğünden taşınmazı almadığını belirtmiş ve bu nedenle esasa ilişkin de davanın da reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., ███████ K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.
İzmir 10. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı .... . Şirketi olduğu, borçlunun davalı ... olduğu, davacı alacaklı vekili tarafından davalı aleyhinde 45.750,00-TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir.
Borçlu vekilinin İzmir 10. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasında borçlu vekili tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, itirazın iptali davaları açısından icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmış olmasının öncelikli olarak incelenmesi gerektiği, icra takibi ve davanın taraflar arasında imzalanan █████/2019 tarihli Emlak Komisyonculuğu Yer Gösterme Sözleşmesi kapsamında.... Sokak, No:.... adresinde bulunan.... ada, .. parsel sayılı taşınmazın davacı şirket tarafından davalıya gösterilmesi hizmeti karşılığında davalı tarafından ödenmesi gereken hizmet bedelinin davacı şirkete ödenmemesi neticesinde, sözleşme kapsamında kararlaştırılan hizmet bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, 7. maddesinde davalı birden fazla ise davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğinin, ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılacağının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesinde ise tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabileceklerinin, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağının belirtildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesinde ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğinin, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağının düzenlendiği, taraflarca tanzim olunan ve imza altına alınan, ayrıca icra takip talebi ekinde yer verilen █████/2019 tarihli sözleşmenin 4-e. maddesinde sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların çözümünde İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarihli ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı kapsamında tarafların tacir olarak kabul edilmesi gerektiği, bu çerçevede taraflarca yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu ve tarafları bağladığı gözetildiğinde İzmir 10. İcra Dairesinin dava konusu takip açısından yetkili olduğu anlaşılmakla, borçlu vekilinin icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı vekilinin yetki ilk itirazının da, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, 7. maddesinde davalı birden fazla ise davanın bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceğinin, ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılacağının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesinde ise tacirler veya kamu tüzel kişilerinin, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabileceklerinin, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağının belirtildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2. maddesinde ise yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerektiğinin, aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmayacağının düzenlendiği, taraflarca tanzim olunan ve imza altına alınan, ayrıca icra takip talebi ekinde yer verilen █████/2019 tarihli sözleşmenin 4-e. maddesinde sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların çözümünde İzmir Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarihli ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı kapsamında tarafların tacir olarak kabul edilmesi gerektiği, bu çerçevede taraflarca yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu ve tarafları bağladığı gözetildiğinde mahkememizin dava konusu uyuşmazlığın çözümü açısından yetkili olduğu anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında tanzim olunan █████/2019 tarihli Yer Gösterme Tellallık Sözleşmesinin incelenmesinde, emlak komisyoncusunun ..., kiracı adayının ise ... olduğu, gösterilen yerin.... Sokak, No: .... adresi olduğu ve satış bedelinin 1.525.000,00-TL olarak belirlendiği, sözleşmenin 4 numaralı Sözleşme Şartları bölümünün A. bendinde ''Emlak komisyoncusu tarafından kendisine gösterilen yukarıdaki adresleri ve adreslerin karşısında müşterinin imzalarının bulunduğu taşınmazların, iş bu sözleşmenin imzalanmasından itibaren 1 yıl içinde, her ne suretle olursa olsun müşteri adına veya üçüncü dereceye kadara akrabalarının adına ve paydaş olduğu veya temsil ettiği şirket ve kurumlar adına veya sair ilişkiler içinde bulunduğu kurum, eş, dost gibi üçüncü şahıslar adına satın alınması halinde yukarıda yazılı satış bedelinin %3+KDV'sine tekabül eden bedeli, hazırlık işlemlerinin ikmali, yer gösterme bedeli ve diğer hizmetler bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder.'' hükmünün yer aldığı, sözleşmenin her iki tarafça imzalandığı görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle simsarlık sözleşmelerine kısaca değinilmesi yerinde olacaktır.
Sözleşme ilişkisine girmek isteyen tarafların birbirlerini bulmaları, çeşitli sebeplerden dolayı güçlük arz eder. Bu güçlüğü ortadan kaldırmak, sözleşme yapmak isteyen kişileri bir araya getirmek, sözleşmenin yapılabilmesi için uygun bir ortam hazırlamak üzere simsar (tellal) denilen aracıdan yararlanılır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, 19. Baskı, Ankara 2014, s. 190; Cevdet, Yavuz: Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 10. Baskı, İstanbul 2012, s. 1312; Yıldız, Şükrü: Taşınmaz Simsarlığı Sözleşmesinin Şekli Ve Şekle Uyulmamasının Hukuki Sonuçları, Cevdet Yavuz’a Armağan, s. 3046, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/373685 - erişim tarihi 03.06.2022).
Yürürlük tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 520 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
Kanun koyucu 520. maddede simsarlık sözleşmesini “simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşme” olarak tanımlamış, maddenin ikinci fıkrasında bu sözleşmelere kural olarak vekâlete ilişkin hükümlerin uygulanacağını, üçüncü fıkrada ise taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmelerinin, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmayacağını belirlemiştir.
Kanun'un 521. ve devamı düzenlemelerine göre, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi aranır:
a)Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Bu konu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 175. maddesinin kapsamı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Fakat asıl sözleşmenin geçerli olarak kurulması lazım ve yeterli olup ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekmez. Geciktirici şarta bağlı olarak yapılmış sözleşmelerde, şartın gerçekleşmesi beklenmelidir. Bu düzenlemeyi getiren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 521/1. maddesi hükmü, emredici nitelik taşımaz. Taraflar, asıl sözleşme kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi hâlinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler.
b)Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 521/1. maddesi bu şartı, “yaptığı faaliyet sonucunda” sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir.
c)Türk Borçlar Kanunu'nun 523. maddesinde düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir.
Anılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu tellallık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukukî ilişkilerini şekillendirebileceklerdir (Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2018 tarihli ve ███████-621 E., █████████ K. sayılı kararı).
Dava konusu taşınmaza ait tapu kayıtları incelendiğinde, taşınmazın .... İli, .... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, .... ada, .... parselde, ... Sokak, No:... adresinde bulunan Üç Katlı Prefabrik Fabrika Binası ve Arsası niteliğinde olan taşınmaz olduğu, taşınmaz malikinin ....Şirketi olduğu, mülkiyet sebebinin █████/2019 tarihli ve 7856 yevmiye numaralı satış işlemi olduğu, taşınmaz üzerinde 2016, 2018, 2019 tarihli birçok ihtiyati ve icrai haciz şerhleri bulunduğu, bahsi geçen şerhlerin çoğunun terkin sebeplerinin █████/2019 tarihli satış işlemi olduğu görülmektedir.
Dava konusu taşınmazın maliki olarak tapu kaydında yer alan dava dışı .... Şirketine ait ticaret sicil kayıtları celp edilmiş, müzekkere cevabında davalı ...'nin ... Şirketi unvanlı şirkette ortaklığı bulunduğu mahkememize bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir 10. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı icra dosyası, taraflar arasında imzalanan █████/2019 tarihli Emlek Komisyonculuğu Yer Gösterme Sözleşmesi, tapu kaydı, davalıya ait ticaret sicil kayıtları, davalıya ait vergi sicil kayıtları, davalıya ait esnaf sicil kayıtları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan █████/2019 tarihli Emlak Komisyonculuğu Yer Gösterme Sözleşmesi kapsamında .... Sokak, No:.... adresinde bulunan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın davacı şirket tarafından davalıya gösterilmesi hizmeti karşılığında davalı tarafından ödenmesi gereken hizmet bedelinin davacı şirkete ödenmemesi neticesinde, sözleşme kapsamında kararlaştırılan hizmet bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacı şirkete verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 10. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı icra dosyasında davacı alacaklı vekili tarafından davalı aleyhinde 45.750,00-TL asıl alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, dava konusu taşınmazın .... İli, .... ilçesi, .... Mahallesi, .... Mevkii, .... ada, ... parselde, .... Sokak, No: .... adresinde bulunan Üç Katlı Prefabrik Fabrika Binası ve Arsası niteliğinde olan taşınmaz olduğu, taşınmaz malikinin ... Şirketi olduğu, mülkiyet sebebinin █████/2019 tarihli ve 7856 yevmiye numaralı satış işlemi olduğu, taşınmaz üzerinde 2016, 2018, 2019 tarihli birçok ihtiyati ve icrai haciz şerhleri bulunduğu, bahsi geçen şerhlerin çoğunun terkin sebeplerinin █████/2019 tarihli satış işlemi olduğu, davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde her ne kadar davacının taşınmazın bedelini fahiş bir bedel olarak belirttiği ve taşınmazlar üzerindeki takyidatlar konusunda davalıya bilgi vermemesi sebebiyle kötüniyetli davranması sebebiyle, davalının kötüniyet görmesi üzerine taşınmazı almadığı beyan edilmiş ise de, yukarıda da yer verildiği üzere taraflar arasındaki tanzim olunan █████/2019 tarihli Yer Gösterme Tellallık Sözleşmesinin her iki tarafça imzalandığı, sözleşmede sözleşmenin imzalanmasından itibaren 1 yıl içinde, her ne suretle olursa olsun müşteri adına veya üçüncü dereceye kadar akrabalarının adına ve paydaş olduğu veya temsil ettiği şirket ve kurumlar adına veya sair ilişkiler içinde bulunduğu kurum, eş, dost gibi üçüncü şahıslar adına satın alınması halinde yukarıda yazılı satış bedelinin %3+KDV'sinbe tekabül eden bedeli, hazırlık işlemlerinin ikmali, yer gösterme bedeli ve diğer hizmetler bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğinin kararlaştırıldığı, dava konusu sözleşmede belirtilen yerin davacı şirket tarafından davalıya gösterildiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, akabinde taşınmazın sözleşmenin imzalanmasından sonra 3 ay 25 gün sonra █████/2019 tarihinde dava dışı ... Şirketi tarafından satın alındığı, davalı ...'nin ... Şirketi unvanlı şirkette ortaklığı bulunduğu, taşınmaz üzerine olduğu ve davalıya bilgi verilmediği iddia olunan takyidatların taşınmazın dava dışı ... Şirketi tarafından satın alındığı tarihte de tapu kaydında yer aldığı, takyidatların satış işlemi neticesinde tapu kaydından terkin edildiği, bu kapsamda taraflar arasındaki sözleşmenin 4.A. maddesi gereğince davacı şirketin sözleşmede yazılı satış bedelinin %3+KDV'sine tekabül eden (1.525.000,██████*3) 45.750,00-TL hazırlık işlemlerinin ikmali, yer gösterme bedeli ve diğer hizmetler bedeli olarak davalıdan talep edebileceği anlaşılmakla, açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile;
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Açılan davanın KABULÜ İLE,
1-Davalı ...'nin İzmir 10. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ İPTALİNE, İzmir 10. İcra Dairesinin ██████████ Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 45.750,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden, asıl alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %19,50 oranında ve değişen oranlarda avans faiz uygulanmak suretiyle devamına,
2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 45.750,00-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ...'den alınarak davacı ...ne verilmesine," şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, dürüstlük, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak, müşteri çekebilmek için, taşınmazın satımını etkileyecek en önemli unsurlardan olan ipotek, haciz ve şerhleri gizlemiş, ne ilanlarında ne yer gösterme sırasında, ne de yer gösterme tutanağında bu konudan bahsetmediğini, yargılama aşamasında celp edilen tapu kayıtları ve akit tablosunda da görüldüğü üzere, taşınmaz üzerinde onlarca haciz, şerh ve ipotek mevcut olmasına rağmen davacının, taşınmazı müvekkile satabilmek için, müvekkili aldatma çabası ile bu takyidatları gizleyerek kötü niyetli davrandığını, yaptığı araştırmaların sonucu, taşınmaz üzerindeki takyidatları öğrenen müvekkili, taşınmaz üzerindeki borçların, taşınmazın satım bedelinden daha yüksek olması ve davacının bunu gizleyerek basiretli bir iş adamı gibi davranmaması nedeni ile taşınmazı satın almaktan vazgeçtiğini, mevcut ipotek ve hacizler ile, ipotek ve haciz borçlarının taşınmazın değerinden çok daha yüksek olması nedenleri ile dava konusu taşınmazın devri de mantıken ve hukuken mümkün olamayacağını, bilindiği üzere, Tellallık (simsarlık) sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu’nun 520-525 maddeleri arasında düzenlendiğini, TBK Madde 523'te de Simsarın, borcuna aykırı davranarak diğer tarafın menfaatine hareket etmesi veya dürüstlük kuralına aykırı davranması halinde, ücret talep hakkını kaybedeceğini ifade ettiğini, bu hükmün dayanağı da, TMK. Madde 2 ve TBK Madde 506/2 olduğunu, Simsar faaliyetlerini sürdürürken dürüstlük kurallarına, özen ve sadakat yükümlülüğüne uygun davranmak zorunda olduğunu, davacı, dürüstlük, özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak, taşınmazın satımını etkileyecek en önemli unsurlardan olan takyidatlarını gizlediğini, taşınmaz üzerinde satışı ve devri imkansız kılan onlarca haciz, şerh ve ipotek mevcut olmasına rağmen davacı, taşınmazı müvekkile satabilmek için, müvekkili aldatma çabası ile bu takyidatları gizleyerek kötü niyetli davrandığını, davacının, dürüst davranmadığından talebi, hakkın suistimali niteliğinde olup, hukuki koruma söz konusu olamayacağını, davacının, yükümlü olduğunu, sadakat borcunu, özen borcunu, iş sahibini bilgilendirme ve çıkarlarını gözetme borcunu, dürüst ve basiretli davranma yükümlülüğünü ihlal ettiği halde, kötü niyetli ve sebepsiz zenginleşme çabası ile bu davayı açtığını, sözleşmeler usul ve yasaya uygun olmadığı gibi, taşınmazı da müvekkili satın almadığını, yapılan satışa davacının hiç bir olumlu katkısının da olmadığını, usule ve yasaya aykırı olarak başlatılan takip ve davanın, en başından itibaren kötü niyetli ve haksız olduğunu, kararın kaldırılarak, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, eksik hususların tamamlanması, gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yapılması yönünde ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasında tanzim olunan █████/2019 tarihli Yer Gösterme Tellallık Sözleşmesinin incelenmesinde; emlak komisyoncusunun ..., alıcı adayının ise ... olduğu, gösterilen yerin ... Sokak, No: .... adresi olduğu ve satış bedelinin 1.525.000,00-TL olarak belirlendiği, sözleşmenin 4 numaralı Sözleşme Şartları bölümünün A. bendinde ''Emlak komisyoncusu tarafından kendisine gösterilen yukarıdaki adresleri ve adreslerin karşısında müşterinin imzalarının bulunduğu taşınmazların, iş bu sözleşmenin imzalanmasından itibaren 1 yıl içinde, her ne suretle olursa olsun müşteri adına veya üçüncü dereceye kadara akrabalarının adına ve paydaş olduğu veya temsil ettiği şirket ve kurumlar adına veya sair ilişkiler içinde bulunduğu kurum, eş, dost gibi üçüncü şahıslar adına satın alınması halinde yukarıda yazılı satış bedelinin %3+KDV'sine tekabül eden bedeli, hazırlık işlemlerinin ikmali, yer gösterme bedeli ve diğer hizmetler bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder.'' hükmünün yer aldığı, sözleşmenin her iki tarafça imzalandığı görülmektedir.
Davaya konu taşınmazın 26.06.2019 tarihinde .... şti tarafından satın alındığı, yani bu sözleşmeden 3 ay 25 gün sonra satın alma işleminin gerçekleştiği, sözleşme gereği dava konusu taşınmazın davalının kendi adına veya üçüncü dereceye kadar akrabalarının adına ve paydaş olduğu veya temsil ettiği şirket ve kurumlar adına ve sair ilişkiler içinde bulunduğu kurum eş dost gibi üçüncü şahıslar adına satın alınması halinde satış bedelinin %3 üne tekabül eden bedeli ödeyeceğin düzenlendiği dolayısıyla gelen ticaret sicil kaydına göre de davalının taşınmazı satın alan şirketin ortağı olduğu, satın alma işleminin de sözleşmeden itibaren bir yıl içerisinde yapılmış olduğu anlaşılmakla davacının ücrete hak kazandığı, taşınmazın satış bedeli de sözleşmede 1.525.000 TL olarak belirlendiğinden bu bedelin % 3'ü dava ve takip konusu olan 45.750 TL ye isabet ettiğinden, mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Her ne kadar davalı taraf, davacının takyidatlar konusunda kendisini bilgilendirmediğini kötü niyetli olduğunu ileri sürmüş ise de; davalının ortağı olduğu şirketin bu taşınmazı satın alması göz önünde bulundurulduğunda ve şirketçe taşınmaz satın alınırken de takyidatların aynen bulunmakta olduğu görüldüğünden davalının bu istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır .
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; taraflar arasında imzalanan sözleşme süresi içerisinde sözleşmeye konu taşınmazın, davalının ortağı olduğu şirket tarafından satın alınmış olmasına, davacının sözleşme gereği ücrete hak kazanmış olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.125,18 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 781,30 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.343,88 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!