Yargıtay 2. Ceza Dairesi hırsızlık davasında, sanığın hüküm açıklanırken hazır edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığına karar vererek hükmü bozdu.
Özet: Yargıtay, hırsızlık suçundan sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi kararını, sanığın başka bir suçtan hükümlü olması sebebiyle duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istenmediği sorulmadan ve duruşmada hazır edilmeden hüküm açıklanmasının 5271 sayılı CMKnın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkını kısıtladığı gerekçesiyle bozarak, davanın yeniden incelenmesi için dosyayı ilk derece mahkemesine göndermiştir.
2. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, "dosyanın esasını etkileyecek en önemli tanık olan M.S.'nın, sanığın yokluğunda ve henüz müdafii tayin edilmeden beyanlarının alınmasının hukuka aykırı olduğuna, müştekinin oğlunun olay sırasında uyuşturucu madde etkisinde ve sızmış olduğunu beyan ettiğine, ayırt etme gücü olay esnasında yerinde olmayan ve bilinçli davranamayan tanık M.'nın alınan beyanında söz konusu iddiaları reddetmesinin sanığın savunmasına karşı delil oluşturamayacağına, sanık ve tanık arasında belli bir süredir devam eden aşk ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda, sanığın ilişki içerisinde bulunduğu erkek arkadaşının malları üzerinde hırsızlık yaptığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, isnat edilen eylem bakımından müştekinin soyut beyanı dışında dosyada sanığın aleyhine bir delil bulunmadığına, sanık hakkında lehe olan hükümlerin uygulanmadığına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Hüküm tarihinde Bozkurt Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığa duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün açıklandığı 11.05.2023 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz isteği bu itibarla yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Antalya 12. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!