İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin, bankanın genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı itirazın iptali davasında, müteselsil kefillerin konkordato süreci sonrası alacak ve faiz hesaplamalarına dair bilirkişi raporuna yönelik istinaf başvurusu kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir bankanın kredi borçlusu şirketler ve müteselsil kefillerine karşı, şirketlerin konkordato projesinin tasdik edilmesine rağmen kefillerin taleplerinin reddi üzerine başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali davasını ele almaktadır; ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak kefillerin belirli borç miktarlarından sorumlu olduğuna hükmederek davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak davacı banka vekili alacaklarının eksik hesaplandığı, kat tarihi itibarıyla cari faiz oranlarının dikkate alınmadığı ve belirli bir bakiye üzerinden faiz hesaplanmadığı gerekçesiyle kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI : ███████ Esas - ████████ KararDAVA: İtirazın İptaliDAVA TARİHİ: █████/2021İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili banka ile.... Ltd. Şti ve .... Ltd. Şti arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden ...... firmalarına kredi kullandırıldığını, ..., ... ve ...'un kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçlu şirketlerden ... ... ...Ltd Şti'nin borçlu diğer şirket olan ... ...Ltd Şti'ni devraldığını, ... ...Ltd Şti, ... ... ...Ltd Şti ile kefiller ..., ... ve ...'un konkordato talebinde bulunmaları üzerine Bakırköy 2.ATM'nin ███████ E sayılı dosyasında borçlu şirketler yönünden konkordato projesinin tasdik edildiğini, davalı kefillerin başvurusunun ise reddedildiğini, Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden İstanbul 12. ATM'nin ████████ D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı alınmasına istinaden süresi içerisinde İstanbul 27. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalıların takibe haksız olarak itiraz ettiklerini belirterek davalıların itirazlarının iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalılar vekili; konkordato davası derdest iken açılan icra takibi ve davanın hukuka aykırı olduğunu, dosyanın henüz kesinleşmediğini, HMK m.165 bahsi geçen davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, ayrıca takibe konu borcun davada yer almayan asıl borçlu şirketlere ait olduğunu, müvekkillerinin kefil sıfatıyla sorumluluğunun tali olduğunu, konkordato talebinden önce doğan bu alacaklar bakımından tasdik edilen konkordato projesinin davacı banka yönünden bağlayıcılık içerdiğini, müvekkillerinin durumunun asıl borçludan daha ağır olamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davacı banka ile davalı kredi borçlusu/lehtarı ... ...Ltd. Şti arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiği, işbu sözleşmeyi diğer davalı kefillerin de müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, ancak davalılarca davacı tarafa ödemede bulunulmadığı, hesabın kat edildiği, İstanbul 27. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, bilirkişi incelemesinde davalıların borçlu olduğu miktarların belirlendiği ve raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu, davalılardan kefil ...'un 18.07.2014 ve 14.04.2017 tarihli sözleşmelerde imzasının bulunduğu, ancak 28.06.2018 tarihli sözleşmede imzasının bulunmadığı, 08.08.2018 tarihinde kullandırılan 500.000-TL'lik krediden sorumlu kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalıların benimsenen raporda yapılan hesaplama miktarı kadar itirazlarında haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalıların İstanbul 27. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazların kısmen iptali ile (a) Takibin davalı ... yönünden 581.541,24-TL asıl alacak, 85.739,86-TL işlemiş faiz, 4.286,99-TL BSMV, 910-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 604,10-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 673.082,19-TL üzerinden devamına, (b) takibin davalı ... yönünden 581.541,24-TL asıl alacak, 215.418,97-TL işlemiş faiz, 12.013,99-TL BSMV, 910-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 604,10-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 810.488,30-TL üzerinden devamına, (c) Takibin davalı ... yönünden 62.655,32-TL asıl alacak, 30.453,97-TL işlemiş faiz, 1.522,70-TL BSMV, 910-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti ve 604,10-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 96.146,09-TL üzerinden devamına, belirlenen toplam alacak miktarı olan 810.488,30-TL'nin % 20'si olan 162.097,66-TL icra inkar tazminatının (davalı ... 134.616,43-TL'sinden, davalı ... 19.229,21-TL'sinden sorumlu olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, belirlenen asıl alacak miktarları için takip tarihinden tahsil tarihine kadar %26 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 oranında BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın gayri nakit depo talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacaklarının eksik hesaplandığını, kat tarihi itibariyle alacak hesaplanırken tabela faiz oranlarının dikkate alınmadığını, oysa █████/2018 - █████/2019 tarihlerinde cari faiz oranlarının 19,75 - 32,50 oranları arasında değişkenlik gösterdiğini, bilirkişinin sadece 500.000-TL kredi için faiz hesabı yaptığını, 62.583,77-TL kaydi bakiye üzerinden faiz hesabı yapılmamasının doğru olmadığını, temerrüt tarihi itibariyle alacağın eksik hesaplandığını, ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden alacağın kapitalize edilmesi neticesinde asıl alacak tutarının 614.510-TL olduğunu, temerrüt tarihine kadar uygulanan akdi faiz oranının yanlış hesaplandığını, kefillerinin kendi temerrüt tarihine kadar asıl alacak ve asıl borçlunun temerrüdünden kendi kefalet limiti içinde kalmak kaydıyla sorumlu olduğunu, ... yönünden akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, borçlu firmaya ihtarnamenin tebliğ edilmesi nedeniyle davalı ... yönünden █████/2019 tarihi itibariyle asıl borçlu ile birlikte temerrütün oluştuğunu, kefalet sözleşmelerinin müteselsil olduğunu, █████/2018 tarihli GKS'de ...'un imzası bulunmamakta ise de GKS'nin 31 maddesinden de anlaşılacağı üzere sözleşmeler arasında bağlantı bulunduğunu, önceki ve sonraki tarihli sözleşmelerin birbirinin ayrılmaz parçası olduğunu, davalı...'in █████/2014 ve █████/2017 tarihli sözleşmede kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, kefaletten caymaya ilişkin bir irade açıklamasının da bulunmadığını, kefaletten sorumluluğun devam ettiğini, sözleşmenin 9. ve 20. maddesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda kefiller de asıl borçlu gibi sorumlu tutulduğundan kefillerin sorumluluğunun gayrinakit alacakları da kapsadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE :Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı müteselsil kefiller tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında █████/2014 tarihli 500.000-TL limitli, █████/2017 tarihli 2.000.000-TL limitli, █████/2018 tarihli 1.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmeleri akdedildiği, her bir sözleşmenin son maddesinde bir önceki sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası olduğunun belirtildiği, davalılardan ...'un █████/2014 ve █████/2017 tarihli sözleşmeler kapsamında 2.500.000-TL, diğer davalıların ise █████/2018 tarihli sözleşme kapsamında 1.100.000-TL'ye kadar müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, banka tarafından hesabın █████/2019 tarihinde taksitli ticari krediler nedeniyle 562.583,77-TL ana para, 18.583,77-TL faiz, çek taahhüdünden kaynaklanan 35.200-TL gayrinakit alacak üzerinden kat ettiği, █████/2019 tarihli kat ihtarnamesinin davalı ... ve ...'a tebliğ edildiği ve █████/2019 tarihinde temerrüte düştükleri, diğer davalı ...'a çıkarılan tebliğin iade edildiği, davacı banka tarafından 614.510,01-TL asıl alacak, 215.418,97-TL işlemiş faiz, 12.013,99-TL BSMV, 910-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 604,10-TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere 843.457,07-TL nakdi, 42.355-TL gayrinakdi alacak için icra takibi başlatıldığı, mahkemece nakit alacak yönünden davalıların itirazının kısmen iptaline, gayrinakit alacak yönünden itirazın iptali talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Hükme karşı istinafa davacı müracaat ettiğinden, istinaf incelemesi davacının ileri sürdüğü istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında 500.000-TL ve 200.000-TL tutarlı iki ayrı taksitli kredi kullandırdığı, hesap kat tarihi itibariyle 500.000-TL tutarlı kredi için her hangi bir ödeme yapılmadığı, 200.000-TL tutarlı krediden dolayı ise bakiye 62.583,77-TL borç olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından kat tarihi itibariyle yapılan hesaplamada 500.000-TL tutarlı kredi alacağı faiz ve BSMV si ile birlikte 519.208-TL olarak tespit edilmiş, yine davacı bankanın talebi gibi diğer krediden kaynaklanan 62.583,77-TL alacak eklenerek kat tarihi itibariyle alacak, bankanın kat ihtarındaki talep ettiği gibi 580.877,10-TL olarak hesaplanmıştır. Bu tutara temerrüt tarihine kadar faiz işletilerek temerrüt tarihindeki alacak 581.541,24-TL olarak belirlenmiştir. Her ne kadar davacı tarafça, bankaca bildirilen akdi faiz oranının daha yüksek olduğu, bu nedenle faizin düşük hesaplandığı ileri sürülmüş ise de bankaca sunulan kredi kullandırım dekontunda uyuşmazlık konusu kredi için faiz oranı 7,84 olarak bildirilmiş, bilirkişi bu oran üzerinden hesaplama yapmıştır. Yine kat tarihi itibariyle asıl alacak miktarına faizin eklenmediği ileri sürülmüş ise de bilirkişi tarafından temerrüt tarihi itibariyle belirlenen alacağa işlemiş faiz ve BSMV ilave edilmiş, bankanın talebi doğrultusunda esas alınan temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplamada ise alacağın temerrüt tarihi itibariyle kapitalize edilmiş hali üzerinden hesaplama yapılmıştır. Bu durumda davacı bankanın akdi faiz oranı ve temerrüt tarihi itibariyle alacağın miktarına yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.Kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Müteselsil kefil kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olup, kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının tebliğ edilmesi gereklidir. Kefiller, kendi temerrüdünün sonuçlarından kefalet limiti kapsamında asıl borçlunun borcu kadar sorumludur. Davacı vekili, kat ihtarının asıl borçluya tebliğ edilmesi nedeniyle müteselsil kefil davalı ...'un asıl borçlunun temerrütünden kendi kefalet limiti içinde kalmak kaydıyla sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de TTK'nın 7/1. maddesine göre; kefile, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez. Dolayısıyla asıl borçlunun borcunu ödemediği müteselsil kefile ihbar edilmedikçe temerrüt faizinden müteselsil kefil sorumlu tutulamaz. Buna göre davalı müteselsil kefil ...'a ihtar tebliğ edilemediğinden takip tarihi itibariyle temerrüde düştüğünün kabulü ile takip tarihine kadar akdi faiz hesaplanmasında hata bulunmamaktadır. Müteselsil kefil davalı ...'un █████/2014, █████/2017 tarihli sözleşmelerde kefil sıfatıyla imzası bulunmakta olup █████/2018 tarihli sözleşmede kefil sıfatıyla sorumluluğu bulunmamaktadır. Davalının kefalet imzasının bulunduğu kredi sözleşmesi mevcut ve aynı sözleşmeye dayalı olarak davalı kefilin sorumluluğu devam ederken, davacı bankanın yeni kredi sözleşmesi düzenlemesi nedeniyle, iradesinin önceki sözleşmenin devamı değil, yeni sözleşmeler yapmak olarak yorumlanması gerektiği, dolayısıyla davalının imzasının bulunmadığı yeni sözleşmelerin önceki sözleşmenin devamı olarak kabul edilmesinin olanaksız olduğu kural olarak kabul edilmektedir. Davalı ...'un kefil olarak yer aldığı önceki sözleşmelerde yeterli limit bulunmasına rağmen █████/2018 tarihli genel kredi sözleşmesi akdedilmiştir. Takip konusu edilen █████/2018 tarihli 500.000-TL tutarlı taksitli kredi de █████/2018 tarihli sözleşmenin akdedilmesi sonrasında kullandırılmıştır. Bu durumda █████/2018 tarihli taksitli kredinin, █████/2018 tarihli GKS kapsamında kullandırıldığının kabulü gerekir. Bahsi geçen son sözleşmede davalı ...'un kefil sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, kefil sıfatının bulunduğu █████/2014 ve █████/2017 tarihli sözleşmeler kapsamında kullandırılan █████/2017 tarihli 200.000-TL tutarlı krediden bakiye borçla sınırlı olmak üzere alacaktan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Gayri nakit alacağın depo talebi yönünden, bu yükümlülüğün kefilden talep edilebilmesi için, bankanın yükümlülüğünün sözleşmede karşı taraf kefil tarafından üstlenildiğine ilişkin açık hüküm bulunması gereklidir. Ancak somut olayda taraflarca akdedilmiş olan genel kredi sözleşmesinde kefillerin çek sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayrı nakit alacaktan sorumlu tutulacağına dair açık bir hüküm yer almamaktadır. Davacı vekilince ileri sürülen sözleşmenin 9. maddesi kefaleti ve 20. maddesi ise çek kredisine ilişkin hükümleri içermekte olup, asıl borçlu müşteri hakkındaki söz konusu hükümlerin davalı kefillere de uygulanacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece çek yasal sorumluluk bedelinden kaynaklanan gayri nakit alacak bakımından davacının davalı kefillere yönelik depo isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026