Doğrudan satış sektöründe pazar liderliği iddiası, yanıltıcı reklamlar ve haksız rekabet suçlamaları üzerine açılan tespit davasının Bölge Adliye Mahkemesindeki inceleme konusu.
Özet: Davacı şirket, uluslararası pazar araştırma raporları, yüksek pazar payı, net satış gelirleri, kar durumu, girişimci sayısı ve üretim tesisleri gibi somut verilerle Türkiye doğrudan satış sektörünün lideri olduğunu ileri sürerek, davalının kendisi hakkında sosyal medyada karalama kampanyası yürütmesi, müşterilerine gönderdiği kolilerde gerçeğe aykırı liderlik iddialarına yer vermesi ve tüketicileri yanıltıcı beyanlarla haksız kazanç elde etmeye çalışması sebebiyle haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, bu durumun tespitini ve menini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... A.Ş.'nin (“...”) .... A.Ş.'nin (“...”) bağlı şirketi olup, onun ürünlerini pazarladığını, ana şirket konumundaki ...'nin 1985 yılında kurulduğunu, söz konusu şirketin üretim, hijyenik, denetim ambalajlama ve kalite kontrol tesisleri bulunan zengin bir üretim yelpazesine sahip %100 Türk sermayeli bir şirket olduğunu, ...'nin ise ... yıl önce kurulduğunu, ...'nin ... satış sektörünü lideri olduğunu, davalı şirketin müşterilerine gönderdiği kolilerinin “....... ... ......... Satış Markasıyız ...” ifadesine yer verdiğini, davalı şirketin bu iddiasının hiçbir dayanağının olmadığını, çünkü ...... yılından itibaren piyasanın liderinin müvekkili şirket olduğunu, davalı şirketin müşterisi olan ... satıcılara ve tüketicilere piyasanın lideri olduğunu beyan ederek haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, bu eylemin TTK kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu, uluslararası pazar araştırma şirketi olan ...tarafından yayımlanan Mart 2020 tarihli raporla müvekkili şirketin 2019 yılı başından itibaren ... satış sektörünün her alanında lider konumunda olduğunun tespit edildiğini, ...'in raporlarının objektif ve bağımsız nitelikte olduğunu ve dünyadaki herkes tarafından kabul gördüğünü. rapora göre ... satışta müvekkili şirketin pazar payının %26.4, davalının pazar payının ise %23.1 olarak tespit edildiğini, müvekkili şirketin Euromonitor'un yayınladığı raporu .... Noterliği'nin ......03.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı e-tespit tutanağı yoluyla tespit ettirdiğini, uzman literatür ve ilgili uygulama çevrelerinde ... satış şirketiyle kastedilenin ürünlerin alıcılarının aynı zamanda ürünlerin satıcısı vasfını da taşımaları ve yaptıkları bu pazarlama dolayısıyla bir prim almaları olduğunu, davalının da bir ... satış şirketi olduğunu, girişimci sayısı (11.11.2019 tarih itibariyle 2.227.156 kişi) bakımında müvekkili şirketin lider olduğunu, müvekkili şirketin aynı zamanda sahip olduğu yaklaşık 100.000 m² büyüklüğündeki entegre tesisin de Türkiye'nin ...... olduğunu, davalı şirketin Türkiye'de bir tesisinin olmadığını, davalı şirketin müvekkili şirket hakkında sosyal medyada karalama kampanyası yürütmesi üzerine davalının bu eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu ve müvekkili şirketin Türkiye'nin bir numaralı ... satış şirketi olduğunu ispat etmek için İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasıyla dava açtıklarını, söz konusu dosyada davacı ve davalı şirketlerin 01.01.2019-31.07.2019 dönemine ilişkin vergi dairesine verdikleri beyannamelerin dosyaya celbedildiğini, söz konusu beyannamelere göre müvekkili şirketin net satışlarının davalıdan fazla olduğunun ve davalının zarar ettiğinin anlaşıldığını, ...... Yeminli Mali Müşavirler Odası'na kayıtlı YMM ...'ın hazırladığı 04.10.2019 tarihli Özel Amaçlı Tespit Raporunun sonuç kısmında ...'nin net satışlarının ...'dan %18,84 daha yüksek olduğunun, ...'nin faaliyet kararının 16.073.393,26 TL iken, ...'un 14.622.030,78 TL faaliyet zararının olduğu, ...'nin dönem kârının 18.692.649,92 TL iken ...'un dönem zararının 16.197.749,34 TL olduğu, ...'nin geçici vergi dönemi itibariyle kâr beyan etmesi nedeniyle 4.139.156,50 TL geçici vergi ödediği, ...'un ise aynı dönem itibariyle zarar beyan etmesi sebebiyle geçici vergi ödemediğinin tespit edildiğini, ...'ın hazırladığı raporların davalı tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan davalarda delil olarak kullanıldığını, bu durumun davalının ...'ın raporlarına güvendiğinin kanıtı olduğunu, davalının ...'ın 2019 yılı başında hazırladığı bir raporda müvekkili şirketi sektörün lider firması olarak göstermesi üzerine şirket üzerinde baskı kurarak raporu değiştirttiğini, söz konusu baskının delilinin davalı tarafından İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ███████ esas sayılı karşı davasında delil olarak sunduğu e-mail yazışmaları olduğunu, davalı şirketin müşterilerine gönderdiği... üstünde “... ...” ibaresini yazarak TTK M.55/1,a,2 uyarınca tüketicileri aldattığını, davalı şirketin de objektif olduğunu kabul ettiği ...'ın Mart 2020 raporuna göre müvekkili şirketin sektörün lideri olduğunu, sonuç itibariyle haksız rekabetin tespit ve men'ini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini, mahkeme kararının Türkiye çapında en yüksek tiraja sahip iki gazetede yayınlanmasına, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 25 yıldan uzun bir süredir Türkiye'de ... satış sektöründe lider olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin davaya konu "... ... Satış Markasıyız ...” ifadesini çok yıllardır kullandığını, söz konusu ifadenin Yargıtay ve Reklam Kurulu Kararları'nda altı çizildiği üzere objektif ve bilimsel raporlara dayandığını hatta bu ifadenin davacı şirketin de övgüyle bahsettiği ...tarafından yapılan araştırmaya dayandığını, davacının dava dilekçesinde yer verdiği 24.11.2019 tarihli ...tarafından verilen birinciliğe ilişkin sertifikanın dayanağı olan raporda müvekkili şirketin sektöründe birinci olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketin ...tarafından verilen sertifikada Türkiye'nin bir numaralı ... satış markası ifadesini kullanmaya 24.11.2020 tarihine kadar hakkı olduğunu, iş bu davanın açıldığı 20.08.2020 tarihinde de söz konusu ifadeyi kullanmalarında hiçbir hukuka aykırılığın bulunmadığını, müvekkili şirketin kayıtlarında 4 milyona yakın girişimci bulunduğunu, aynı zamanda davacının dayandığı entegre üretim tesisi konusunun sektör birinciliğiyle hiçbir ilgisi bulunmadığını, zira sektör liderliğinin bilimsel raporlarla belirlendiğini, aynı hususun satış rakamları için de geçerli olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirketlerin halka açık olmaması nedeniyle her iki şirketin de birbirlerinin satış rakamlarından haberlerinin olamayacağını, bu nedenle birincilik iddiasının da buna dayanmasının mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretini davacıya yükletilmesine ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Taraf şirketlerin her ikisinin de kozmetik ürün satışı yaptıkları, müşteri kitlesinin aynı olduğu, her iki şirketin de kullanıcıların aynı zamanda ürünlerin satıcısı da olabileceği bir sistemi benimsedikleri, bu haliyle hem tüketici olarak hem satıcı olarak Türkiye'nin bir numaralı ... satış markası ibaresini gördüklerinde bu ibareyi kullanan markayı tercih etme olasılığının çok yüksek olduğu, taraflar arasında ........tarafından hazırlanan raporların güvenirliğine ilişkin hususun ihtilafsız olup ihtilaf konusu olan "... ... satış markasıyız ..." ibaresinin kullanmanın haksız rekabet teşkil edip etmeyeceğinden kaynaklandığı, dava tarihi itibariyle ...tarafından hazırlanan son rapor olan 2020 yılına ait raporda 2019 yılına ait verilere göre ... satışta lider konumunda olan şirketin davacı .........A.Ş. olması, yine davalı şirket ile ....... arasında imzalanan Sertifikada nazara alınarak düzenlenen yönetmeliğin m. 9/3'e göre "..birinci ve ikinci fikra kapsamında sunulan raporların, reklamda yer alan iddiaları reklamın yayınladındığı dönemde kanıtlar nitelikte olması esastır." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, bu haliyle 2018 yılına ait veriler baz alınarak 2019 yılı raporunun gerçekteki farklılık nedeniyle 2020 yılında kullanılamayacağı ve yine Ankara 2. İdare mahkemesinin kararında da bahsedildiği üzere söz konusu ibarenin İddia Onay Sertifikasının 1. Maddesine uygun şekilde altında ilgili verilerin 2018 yılına ait olduğunu belirterek kullanılmadığı, açıklama yapılarak kullanılmış olsaydı söz konusu haksız rekabetin oluşmayacağı ancak dosya kapsamında düzenlenen ve denetime elverişli hüküm kurmaya uygun bulunan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı şirketin hiçbir açıklama yapmadan müşterilerine göndermiş olduğu kolilerin üzerine "... ... satış markasıyız ..." ibaresini hiçbir açıklama yapmadan eklemesi eyleminin haksız rekabet teşkil ettiği sabit olduğundan davanın kabulü ile davalı tarafından kullanılan “... ... Satış Markasıyız ...” ibaresinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine ve giderilmesine, davalı tarafından belirtilen yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin tanıtımlarında kullandığı iddialar bilimsel raporlar ile kanıtlandığını, ilk derece mahkemesinin bu gerçeği göz ardı ettiğini, bilimsel raporları hazırlayan kuruluş dinlenmemiş ve dosyaya dahil edilmediğini, teknik bir uzmanlığı olmayan hukukçu bilirkişinin raporunun hükme esas alınması ve uzman bilirkişilerin dinlenmemesi hukuk dışı olup hukuk öğrenimi görmüş hukukçu bilirkişi, hukuk alanı dışında ayır bir uzmanlığa sahip olduğuna ilişkin herhangi bir belge sunmadığını, haksız rekabet konusu, hukuk alanı dışında bir konu olmadığını, ilk derece mahkemesi, uyuşmazlığın çözümü için ... satış sektörü ile pazar araştırmaları sektörünü yakından tanıyan bir bilirkişi heyeti atanmasına ilişkin taleplerini gerekçesiz şekilde reddettiğini, bu uyuşmazlıkta bilirkişinin, ticari hayat gerçekleri, ... satış sektörü ve bağımsız araştırma kuruluşları tarafından hazırlanan sektör raporları ile ilgili bilgisi olan bir kişi olması gerektiğini ancak ilk derece mahkemesi bu talebi dikkate almamış ve nereden uzman olduğu belli olmayan, yanlı ifadeler kullanan hukukçu bilirkişinin tespitlerine dayanarak hüküm kurduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, haksız rekabetin tespiti ve meni davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davalının müşterilerine gönderdiği...... “... ... Satış Markasıyız ...” ifadesini kullanmasının eylemlerinin haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasındadır.
Davacı tarafça, davalı şirketin müşterilerine gönderdiği kolilerinin “... ... Satış Markasıyız ...” ifadesine yer verdiğini, davalı şirketin bu iddiasının hiçbir dayanağının olmadığını, davalının kullandığı ibarelerin aldatıcı ve yanıltıcı olduğu, davalının üstün ve birinci olduğu iddiasının gerçeğe uygun olmadığı iddiasıyla haksız rekabetin tespiti ve menine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
6102 sayılı TTK’nın 54. maddesinde de ‘’Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. ‘’ hükmü düzenlenmiş, aynı Yasa’nın 55/1. maddesinde,
"a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;
1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,
2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,
(...)
5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, (...)" haksız rekabet hâllerinden sayılmıştır.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde, genel olarak piyasa ekonomilerinde rekabet, kar, satış miktarı ve payı gibi belirli bazı hedeflere ulaşmak amacıyla ekonomik birimler arasında ortaya çıkan bir yarış veya karşıtlık şeklindeki ilişkiler süreci olarak tanımlanmıştır.
Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukukî yolları tespit etmektir.
Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350).
Haksız rekabetten bahsedebilmek için iki unsurun bir arada bulunması gerekir. Bunlar tarafların ekonomik rekabet etme hakkının bulunması ve dürüstlük kuralına aykırılıktır. Yani haksız rekabetten söz edilebilmesi için ekonomik rekabetin dürüstlük kuralına aykırı olarak bozulması veya kötüye kullanılması gerekir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun(TKHK)'un 61/1. Maddesinde, ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır, şeklinde tanımlanmıştır. Karşılaştırmalı reklam ise, tanıtımı yapılan mal veya hizmete ilişkin hususlarla aynı amaca ya da aynı ihtiyacı karşılamaya yönelik rakip mal veya hizmetlere ilişkin hususların karşılaştırıldığı reklamları, ifade eder(Yön. m. 4/ğ).
Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır(TKHK m. 61/2). Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz(TKHK m. 61/3). Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür(TKHK m. 61/6).
Ticari Reklam Ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinin 7/1-2 maddesine göre, reklamlar doğru ve dürüst olmalıdır; reklamlar, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde hazırlanmalıdır.
Anılan yönetmeliğin 7/8. Maddesi ise, "Reklamlarda yer alan;
a) Araştırma sonuçları veya bilimsel yayınlardan yapılan alıntılar çarpıtılamaz.
b) İstatistikler gerçekte olduklarından farklı sonuçlar doğuracak biçimde sunulamaz.
c) Bilimsel terimler yanıltıcı biçimde kullanılamaz.
ç) İddialar, gerçekte sahip olmadıkları bir bilimsel temele sahipmiş gibi gösteren bilimsel terminoloji ve ifadeler içeremez." şeklinde düzenlenmiştir.
Yönetmeliğin 8/1. Maddesine göre, karşılaştırmalı reklamlar, ancak; Rakiplere ait ürün adı, marka, logo, ticaret unvanı, işletme adı veya diğer ayırt edici unsurlara yer verilmemesi(yürürlük: █████/2018), Aldatıcı ve yanıltıcı olmaması, Haksız rekabete yol açmaması, (...), Nesnel, ölçülebilir, sayısal verilere dayanan iddiaların; bilimsel test, rapor veya belgelerle ispatlanması, (...) koşullarıyla yapılabilir.
Yine Yönetmeliğin 10. maddesine göre de, reklamlar; hiçbir kişi, kurum veya kuruluşu, ticari ya da mesleki faaliyeti, malı ya da hizmeti, reklamı veya markayı aşağılayamaz, açıkça alay konusu edemez ve benzeri bir biçimde kötüleyemez.
Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür. Reklamlarda yer alan doğrulanabilir olgularla ilgili tanımlamalar, iddialar ya da örnekli anlatımlar; bilimsel geçerliliği olan bilgi ve belgelerle kanıtlanmak zorundadır. Gerek görülen hallerde üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış bilgi ve belgeler istenir. Karşılaştırmalı reklamlarda yer alan ve karşılaştırmaya konu edilen iddialar, her hâlükârda üniversitelerin ilgili bölümlerinden veya akredite ya da bağımsız araştırma, test ve değerlendirme kuruluşlarından alınmış bilgi ve belgeler ile kanıtlanmak zorundadır(Yön. m. 9).
Buna göre, hoş görülebilir abartıyı aşar şekilde üstünlük iddiası içeren reklamlarda geçen iddianın doğruluğunun reklamın yayınlandığı dönemde bulunduğunun reklam veren tarafından ispatlanması gerekir. Nesnel yönden gerçek dışı ve ölçüyü aşan abartılı karşılaştırmalı reklamlar hukuka aykırıdır. Reklam konusunun muhatabı olan ortalama tüketicide yanlış anlama, algı ve düşüncelere yol açan açıklamalar, değerlendirmeler, yargılar içeren reklamlar yanıltıcıdır. Yanıltma istatiksel bilgiler, temelleri farklı fiyatlar, önemli ve etkili olanın atlanması, karşılaştırmanın ilgisiz ve önemsizler arasında yapılmasıyla gerçekleşir.
Üstünlük/Liderlik/Birincilik iddialarını içeren reklamlar, ... rakiplerle bir karşılaştırma olmasa da, tüm rakipleriyle dolaylı bir karşılaştırma niteliğindedir. Karşılaştırma konuları kişiler(kişilikler), üretim kapasitesi, tesis büyüklüğü, pazar payı, ürün ve ürün kalitesi, fiyat, sağlığa ve çevreye etki, satış sonrası hizmetler gibi çeşitli hususlarda olabilir. Bu halde, Üstünlük/Liderlik/Birincilik iddiasına konu hususun somut, hangi alana/neye ilişkin olduğu açık ve ispatlanabilir olması gerekir.
Üstünlük/Liderlik/Birincilik iddiasının bir araştırma/derecelendirme kuruluşunun raporuna dayanması halinde raporun kapsamı ile reklamın uyumlu olması gerekir. Ayrıca bu halde, raporun-araştırmanın sektörün-pazarın ne kadarını kapsadığı önem arz etmektedir. Bunun gibi raporun-araştırmanın reklamın yayınlandığı dönemden önceki dönemlere ait olması halinde bu durumun karışıklığa neden olmaması gerekir.
Somut olayda tarafların ... satış yöntemi ile faaliyet gösterdikleri ve aynı müşteri çevresini hedefledikleri ihtilaf konusu değildir. Taraf şirketlerin beyanına göre ... tarafından hazırlanan raporları her iki tarafın da güvenilir bulduğu anlaşılmaktadır. ... tarafından hazırlanan dava konusu döneme ilişkin rapor, bilirkişinin de tespit ettiği üzere şirketlerin 2018 yılındaki performanslarının Temmuz - Ekim 2019 arasında gerçekleştirilen araştırma ile değerlendirilmesi sonucu hazırlanmıştır. ...'ün davalıya verdiği Sertifika'nın 5. Maddesine göre, raporun 24.11.2019 tarihinden itibaren 12 ay süresince geçerli olup, buna göre davalı şirketin 24.11.2020 tarihine kadar raporu kullanma yetkisi bulunmaktadır.
Davalının söz konusu rapordaki verileri █████/2020 tarihine kadar kullanma hakkı bulunmakla birlikte, anılan raporun şirketlerin 2018 yılı performanslarına göre hazırlandığı nazara alındığında 2020 yılını kapsar şekilde ve liderliğin/üstünlüğün hangi yıla ilişkin olduğu ve bu tespitin hangi araştırmaya/rapora dayandığı(kaynak) bilgisi verilmeden genel olarak davalının müşterilerine gönderdiği kolilerde “... ... Satış Markasıyız ...” ibaresinin kullanılması müşteri nezdinde yanıltıcı ve aldatıcı niteliktedir. Bu durum ise haksız rekabet oluşturur. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın hükümde yazılı olduğu gibi kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!