Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, banka tarafından genel kredi ve teminat sözleşmelerinden doğan alacakların tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davası üzerine verilen istinaf kararı.
Özet: Bir banka, kredi borcunu ödemeyen bir şirket ve müşterek müteselsil kefilleri aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali için dava açarak, banka kayıtlarının kesin delil olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan yüksek temerrüt faiz oranlarının mevzuata uygunluğunu ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep etmiştir. Davalılar ise kefalet sözleşmesinin usulüne uygun olmadığını, borcun likit olmadığını, ihtar tebliğ edilmediği için temerrüdün gerçekleşmediğini, uygulanan faiz oranlarının yasal sınırları aştığını ve kısmi dava açılmasının uygunsuzluğunu ileri sürerek davanın reddini ve tazminat ödenmesini istemiştir. İlk derece mahkemesi, davalıların 1.000.000 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesini TBK hükümlerine uygun ve geçerli olarak müşterek müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarına hükmetmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:█████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:█████/2023
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:█████/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili bankanın ... Şubesi nezdinde ... Ltd. Şti. lehine genel kredi ve teminat sözleşmeleri gereğince krediler açıldığını ve kullandırıldığını, ancak kredilerin normal seyrini kaybetmesi, borçluların bankanın alacaklarının ödenmesini tehlikeye düşürecek miktarda hacze veya icra takibine maruz kalması üzerine borçlunun hesabının █████/2018 tarihi itibariyle kat edildiğini, Beyoğlu 48. Noterliği'nin █████/2018 tarih ve ... yevmiye ihtarnamesi ile bu hususun borçlulara ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine Antalya 13. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile kredi borçlusu ve müteselsil kefiller aleyhine ilamsız takibe geçildiğini, ancak borçlu şirket ve kefillerin hiçbir dayanağı olmaksızın sırf takibi durdurup vakit kazanmak için yetkiye ve takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalıların müşterek müteselsil kefil olarak imzalamış olduğu genel kredi ve teminat sözleşmeleri gereğince banka kayıtlarının kesin delil olacağının kabul edildiğini, davalıların faize ve ferilerine yönelik itirazının yersiz olduğunu, ticari iş ve işlemlerde temerrüt halinde taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faizi oranının uygulanacağını, bu oranın tarafların serbest iradeleri ile belirleneceğini, müvekkilinin faiz talebinin genel kredi ve teminat sözleşmesinin 11. maddesine dayandığını ve tamamen mevzuata uygun olduğunu, ihtarda yer alan taksitli ticari kredilerin genel kredi ve teminat sözleşmesi kapsamında kullandırıldığını, o tarihte kullandırılan en yüksek faiz oranının genel kredi ve teminat sözleşmesinin 11.maddesine göre temerrüt faizi bu oranın %30 fazlası ile %78, busıness card ve esnek ticari hesap için faiz oranı %30,24 olduğunu, davalıların haksız ve mesnetsiz olarak sırf takibi durdurmak için kötü niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek, davalıların Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalılar vekili, davacı tarafça müvekkilleri aleyhine genel kredi ve teminat sözleşmesine dayalı alacak iddiası ile Antalya Genel İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine başlandığını, müvekkilleri tarafından takibe itiraz edildiğini, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiğini, bu kez davacı tarafın gerçekte var olmayan bir alacağın tahsili amacı ile itirazın iptalini talep etmiş olduğunu, bankanın icra takibi başlattığı bir alacak hakkındaki itirazın iptali davasında kısmi dava açmasının kabul edilemeyeceğini, itirazın iptali davasının asıl alacağa ilişkin itirazın iptali ve takibin devamı hakkında hüküm vermeye elverişli bir dava türü olduğunu, kısmi dava açılmasına şeklen ve mantıken uygun olmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen ihtarnamelerin müvekkillerine bizzat tebliğ edilmediğini ve temerrüt gerçekleşmediğini, davacının iddia ettiği kefalet sözleşmesinin de usulüne uygun düzenlenmediğini, kefil olduğu miktarın açıkça yazılmadığını, sorumlu olduğu miktarın ve sürenin açıkça belirtilmediğini, bankalarca uygulanabilir en yüksek faiz oranının yasal faiz oranının %50 fazlasını geçemeyeceğini, bu oranın ise yıllık %13,5’e tekabül ettiğini, bu sebeple davacı tarafından işletilmiş faiz ve uygulanan faiz oranının reddi gerektiğini, alacağın likit olmadığını, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkilleri aleyhine açılan davanın reddi gerektiğini belirterek, davanın reddine, kötüniyetle alacak iddiasında bulunan davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Şirketi █████/2016 tarihli 1.000.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla ve aynı limitle sözleşmeyi imzaladığı, davalı ...'in asıl borçlu şirketin yetkilisi, davalı ...'in ise sözleşme tarihinde bu kişinin eşi olduğu, dolayısıyla eş rızasına gerek olmadığı, kefaletlerin 6098 sayılı TBK'nın ilgili hükümlerine uygun olup geçerli olduğu, ödemelerde temerrüde düşülmesi üzerine davacı bankanın alacağı kat ederek davalı borçlulara noter yoluyla ihtarname gönderdiği, ihtarnamenin davalı borçlulara █████/2018 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede verilen 24 saatlik ihtar süresi sonrasında davalıların █████/2018 tarihi itibariyle temerrüde düştükleri, ödeme yapılmaması üzerine davacı banka tarafından eldeki davaya konu takibin başlatıldığı, takip konusu alacaklardan ticari kredi ve doğrudan borçlanma kredisi alacakları yönünden, sözleşmenin 11/B maddesi uyarınca bankanın TCMB'ye TL krediler için bildirdiği en yüksek kredi faiz oranının %30 fazlası oranında temerrüt faizi isteyebileceğinin belirtildiği, davacı bankanın da bu hüküm doğrultusunda Merkez Bankası'na bildirdiği en yüksek akdi faiz oranına göre hesaplama yapıp temerrüt faizi istediği, ancak T.C Merkez Bankası'na bildirilen kredi faiz oranları ile fiilen uygulanan azami faiz oranları arasında çok yüksek oranlarda farklılık bulunması, bu nedenle T.C. Merkez Bankası'nın █████/2012 tarihinde bankaların fiilen uyguladıkları faiz oranlarını bildirmeleri gerektiği hususunda karar alması sebebiyle somut olayda ticari kredi ve doğrudan borçlanma kredisi alacağı için bankanın fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranına göre temerrüt faizinin hesaplanması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun kararının da bu yönde olduğu, davacı bankanın fiilen uyguladığı en yüksek akdi faiz oranının % 27 olduğu, %30 fazlasına göre temerrüt faizinin % 35,10 olacağı, bu doğrultuda hazırlanan bilirkişi raporundaki hesaplamaların doğru olduğu, yine T.C. Merkez Bankası'nın █████/2013 tarih 35 sayılı genel duyurusu ile █████/2013 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kredili mevduat hesaplarında ve █████/2013 tarihli 6495 sayılı yasada yapılan düzenleme ile kurumsal nitelikteki ticari kartları kredilerinde istisnaya gidilerek bankaların serbestliklerinin sınırlandığı, 2016/1 sayılı tebliğin buna göre değiştirilerek kredi mevduat hesapları ile kurumsal kredi kartları faizleri için 5464 sayılı yasanın 26. maddesi uyarınca TCMB tarafından kredi kartları için azami akdi ve temerrüt faiz oranlarının belirlendiği, somut olaydaki temerrüt tarihi itibariyle akdi faiz oranının %24,24 temerrüt faiz oranının ise %30,24 ve sonraki tarihte %33 olması sebepleri ile dava konusu kredili mevduat hesabı, ve şirket kredi kartı borçlarından dolayı bilirkişi raporundaki hesaplamalarının yerinde olduğu, sözleşmenin 10.13 maddesindeki açık düzenleme uyarınca henüz nakde dönüşmeyen çek yapraklarından dolayı bankanın davalı kefillerden depo talep edebilmesinin mümkün olduğu, bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle henüz nakde dönüşmeyen 7 adet çek yaprağından dolayı istenebilecek depo tutarının 11.200,00 TL olduğu anlaşılmakla bu tutarlar doğrultusunda ve talep sınırları gözetilerek davanın kısmen kabulüne, borçlular itirazlarında haksız olduğundan ve alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda taksitli ticari krediler için verilen kararın yerinde olmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarında da belirttikleri gibi müvekkili bankanın davalıdan olan taksitli ticari kredi ve doğrudan borçlandırma alacağına %35,10 faiz uygulamak suretiyle alacak hesabı yapıldığını, müvekkili bankanın Merkez Bankası'na bildirdiği ticari krediler için █████/2019 tarihli yürürlükte olan en yüksek faiz oranının %60 olduğunu, sözleşme gereği bu oranın %30 fazlası olan %78 faiz oranı ile hesap yapılması gerektiğini, %35,10 faiz belirlemesinin Borçlar Kanunu'nun sözleşme serbestisi ilkesine aykırı olduğunu, sözleşmedeki temerrüt faizi maddesi çerçevesinde hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişinin tacirlere de tüketici vasfı ile bakarak hazırlamış olduğu işbu raporun hayatın olağan akışına ve hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadan, bu rapor doğrultusunda taksitli ticari krediler yönünden verilen kararın yerinde olmadığını, faiz oranının hatalı olduğunu ve bu hatalı %35,10 faiz oranına göre yapılan hesaplamanın eksik olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, bilirkişi kök ve ek raporunun denetime açık mevzuata uygun olmakla hükme esas alınmasının yerinde olmasına, temerrüt faizinin belirlenmesinde emsal kredilerde fiilen uygulanan en yüksek temerrüt faiz oranının belirlenerek, bu orana sözleşme gereği %30 ilave edilerek temerrüt faiz oranının belirlenmesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, █████/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca dava tarihindeki miktarı itibariyle 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!