İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin deniz yolu taşımacılığı kaynaklı demuraj ve navlun alacaklarına ilişkin itirazın iptali davasında ilk derece kararının incelenmesi.
Özet: Deniz yolu uluslararası taşımacılık sektöründe ticari ilişkiden kaynaklanan itirazın iptali davasında, davacı şirket, davalı şirketin ödenmeyen demuraj ve navlun bedellerinden oluşan 46.833,02 USDlik borcu olduğunu iddia ederek icra takibi başlatmış, davalı ise demuraj bedelinin fahiş olduğunu ve faturaların kesin delil teşkil etmediğini savunarak borcu reddetmiştir. İlk derece mahkemesi, davalının konteynerleri teslim alması ve davacı faturalarını ticari defterlerine kaydetmesi nedeniyle demuraj borçlusu olduğunu kabul etmiş; ancak, davacının akdi taşıyan sıfatıyla demurajı yalnızca fiili taşıyana ödediği miktarla sınırlı olarak talep edebileceğine hükmederek, bilirkişi raporları ve kayıtlara göre davacının talep edebileceği demuraj miktarını 33.547,00 USD ve navlun bedelini de ekleyerek davayı kısmen kabul etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ███████ Esas - ████████ Karar
DAVA: İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin davalı şirket ile deniz yolu uluslararası taşımacılık sektöründe iş yaptığını, sektörün işleyişi gereği e-posta üzerinden teklifler ile anlaşmalar sağlandığını, davalı şirketin müvekkili şirket ile arasındaki ticari ilişkilerden kaynaklanan bir kısım borçlarını ödemediğini, bunun neticesinde davalı şirketin müvekkili şirkete cari hesap ekstresinde ve cari hesap ekstresinde yer alan davaya konu bedele ilişkin alacakların detaylarını gösterir faturalar toplam 46.833,02 USD borcu kaldığını, davalı şirketin bu borca ilişkin müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturalara herhangi bir itirazda bulunmadığını, faturaların içeriğinin davalı şirketçe kabul edildiği sayılmakla kesinleştiğini, müvekkili şirketin davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiden doğan yükümlülüklerini tam ve gereği gibi yerine getirdiğini, davalı şirketin edimlerini ifa etmekten kaçındığını, bu sebeple müvekkili şirket tarafından.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirket tarafından itirazda bulunulduğunu, takibin durdurulduğunu, davanın kabulü ile.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacıya böyle bir borcu bulunmadığını, dava dilekçesinde genelleme yapılarak deniz yolu taşımacılık bedellerinden kaynaklı bir alacak söz konusu olduğu iddia edildiğini, bu bedellerin hangi hizmete karşılık geldiğinden, bu bedellerin nasıl belirlendiğinden bahsedilmediğini, davacının dosyaya sunmuş olduğu faturalar incelendiğinde iddia edilen alacağın kısmının "demurage" olarak isimlendirildiği görüldüğünü, demuraj bedeli olarak yansıtılan bu meblanın fahiş olduğunu, takibe konu faturalarda navlun bedeli 6.176,60 USD iken, demuraj bedelinin bu meblağın yaklaşık olarak 6 katı olduğunu, demuraj bedelinin nasıl hesaplandığının araştırılması gerektiğini, davacının vermiş olduğu hizmeti ispatlamasının şart olduğunu, faturalara itiraz edilmemesinin bu faturaların kesin delil teşkil ettiği anlamına gelmediğini, faturalara müvekkili şirket tarafından bir itirazda bulunulmadığını, faturaların ticari defterlere işlense de ticari ilişkilerde yapılan görüşmeler neticesinde faturalardan farklı bedellerde mutabık kalınabildiğini, bu bedellere göre gerekli düzenlemeler yapılabildiğini, davacı tarafın fatura içeriklerinin kabul edildiği iddiasının yersiz olduğunu, icra takibinin iptali ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Davalı tarafın esas itirazlarının takibe konu demuraj ücretlerine yönelik olduğu, davacı tarafın akdi taşıyan olması ve davalı tarafın taşıtan ve konşimentoya göre de gönderilen olması sebebiyle, gönderilen davalı tarafın konteynerleri teslim alması ve dosyada bulunan varış ihbarnameleri de göz önüne alındığında, davacı tarafın demuraj bedelinin alacaklısı ve davalı tarafın demuraj bedelinin borçlusu olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Kaldı ki davalıya ait ticari defter kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen tüm faturaların davalı yanca ticari defterlerine kayıt edildiği dosya kapsamında sabittir. Ancak yukarıda da açıklandığı hali ile, konteyner üzerinde tasarruf hakkı bulunan kişi, gönderilenin belli bir süre içinde konteyneri iade etmesini ister, çünkü konteyneri başka taşımalarda kullanacaktır. Buna göre demuraj faturasının asıl alacaklısı fiili taşıyan yahut konteynerin sahibi olmakla, dosya kapsamında akdi taşıyan olduğu anlaşılan davacının ancak yapmış olduğu demuraj ödemesi tutarında davalıdan talepte bulunabileceği mahkemece kabul olunmuştur. Bu doğrultuda dosya kapsamında celp edilen fiili taşıyan demuraj tarifelere, davacı adına fiili taşıyanlar tarafından tanzim olunan demuraj faturaları ile davacıya ait ticari defter kayıtlarının incelenmesi neticesinde, bilirkişilerce de tespit olunduğu hali ile davacının talep edebileceği demuraj faturaları toplamının 33.547,00 USD olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Açıklanan nedenlerle, 7.969,28 USD navlun faturalarından kaynaklanan alacak ile 33.547,00 USD demuraj faturalarından kaynaklanan alacak olmak üzere toplam 41.516,28 USD bakımından davacının alacak hakkının bulunduğu kabul edilmiştir. Ancak her ne kadar icra takip dosyası ile davacı tarafça icra takip tarihi öncesi döneme ilişkin olarak işlemiş faiz talep edilmişse de, dosya kapsamında bulunan ihtarnamenin hangi faturalara ilişkin olduğunun belirtilmemiş olması ve ihtarnamenin davalıya tebliğ olup olmadığı hususunda tebligat parçası bulunmadığından ve buna göre davalının takip tarihi öncesinde temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosyada usule uygun olarak tebliğ edildiği anlaşılan bir ihtarname bulunmadığından bu işlemiş faiz talebi yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince █████/2022 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda, alacak miktarı oranında davalı şirketin menkul, gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki alacaklarının ihtiyaten haczi talep edilmiş olmakla, davaya konu edilen alacakların davalıya ait ticari defterlerde de kayıtlı bulunduğu gözetilerek ve yapılan yargılama neticesinde davacının 41.516,28 USD bakımından alacağı bulunduğuna mahkemece kanaat getirildiğinden, İİK 257 maddesi gereğince yasal şartların sağlandığı anlaşıldığından davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulü ile İİK 257 Maddesi gereğince kabul edilen 41.516,28 USD'nin dava açılış tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL karşılığının %10'una isabet eden TL teminatı mukabilinde kabulü ile 41.516,28 USD alacak üzerinden davalı ... A.Ş. 'nin 3. Kişiler nezdinde doğan hak ve alacakları ile menkul ve gayrimenkullerinin ihtiyaten haczine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirketin tüm defter ve ticari kayıtlarının incelenmiş ve kayıtların bir takım kur farkları haricinde bire bir uyumlu halde olduğunun tespit edildiğini, Davalının hem faturaları kabul ederek defterlere işlemiş olması hem de ticari defterlerinde yer almasına rağmen genel ve soyut itirazlar dışında açıkça borca itiraz etmemiş olması karşısında, davacı şirketin demuraj bedellerini komisyonlu olarak yansıtamayacağı gerekçesi hukuki mesnetten yoksun olup yargılamanın aşamalarında mahkemeye sunulan taraf yazışmalarında davacı şirketin, fiili taşıyandan gelen mailleri eke koyarak " … xxx USD demuraj hesabı gönderildi, size yyy USD olarak fatura ediyoruz. Kayıtlarınıza alın. " şeklinde birden çok maili bulunduğunu, davalının aradaki anlaşma ve teamüle göre demuraj bedellerini fatura keşide etmeden evvel mail yoluyle davalı tarafa bildirmiş ve onayını alarak faturaları tebliğ etmiş olup nitekim faturaların da itiraza konu edilmeden davalının ticari defterlerine işlendiğini, davalının ve davacının ticari defter ve kayıtlarının uyumlu olması, tüm faturaların kabul edilerek borç kaydedilmesinin nedeni ile HMK 222 gereği davacının alacaklı olduğuna hükmedilmesinde yasaya engel bir yön bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İddia olunan bedelleri kabul anlamına gelmemekle birlikte, demuraj bedeli olarak yansıtılan bu meblağın fahiş olduğunu, faturalara, kanunda öngörülen süre içerisinde itiraz edilmemesi, bu faturaların kesin delil teşkil ettiği anlamına gelmediğini, kanunda öngörülen süre hak düşürücü süre veya zaman aşımı süresi olmadığını ve içeriğin kabul edildiği karinesinin adi bir karine olduğunu, aksinin ispatı her zaman mümkün olup faturalara her ne kadar davalı tarafından bir itirazda bulunulmamış ve bu faturalar ticari defterlere işlense de, ticari ilişkilerde yapılan görüşmeler neticesinde faturalardan farklı bedellerde mutabık kalınabilmekte ve bu bedellere göre gerekli düzenlemeler yapılabilmekte olduğunu, bu nedenle, davacının fatura içeriklerinin taraflarınca kabul edildiği iddiasının yersiz olduğunu, davacının kesilen faturalara davalı şirket tarafından itiraz edilmiş olmaması, bu faturaların taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde kesildiği anlamına gelmediğini, ticari defterlere işlenmiş ve itiraz edilmemiş olsa dahi, uyuşmazlık hâlinde, fatura içeriğinin doğru olduğunu iddia eden tarafın, söz konusu hizmetin usulünce ifa edildiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının dosyaya sunulan 28.06.2022 tarihli bilirkişi ek raporuna beyan dilekçesinde de davacının demuraj faturasının üzerine komisyon miktarının eklediği ikrar edildiğini, fiili taşıyanın kendisinden talep ettiğinden fazla demuraj bedelini davalı şirketten talep etmesinin mümkün olmadığını, davalıya demuraj bedelini haksız olarak fazla yansıttığını, fiili taşıyanlara yaptığı ödemelerin hangi taşıma işiyle veya hangi faturaya hasreten yapıldığının belli olmadığını, davacının davalıdan talep ettiği demuraj faturalarını fiili taşıyanlara ödediğini ispatlayamadığını, fiili taşıyanların davacıya kestiği demuraj faturalarının akıbetinin de belli olmadığını, bu faturaların davacı tarafından iade edilip edilmediği veya davacının ticari defterlerine işlenip işlenmediği ortaya konulamadığını, çeklerin keşide tarihleri farklı olduğundan ayrı ayrı deftere kaydedilmesi ve kurun buna göre belirlenmesinin zorunlu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte her halükarda işbu davaya ilişkin icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davaya ilişkin bedel tek taraflı olarak tespit edildiğini, ortada likit bir alacak söz konusu olmayıp reddedilen kısım üzerinden lehine icra inkar tazminatı hükmedilmemesinin de hatalı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, deniz taşıması nedeniyle navlun ve konteyner demurajına ilişkin cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taşıma hizmetinin yerine getirilip getirilmediği ve konteyner demurajı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesaptan kaynaklanan alacak" sebebine dayalı olarak 22.046,49 USD asıl alacağın, 761,54 USD işlemiş faiziyle birlikte ve 24.024,99 USD asıl alacağın tahsili istemiyle █████/2019 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuştur.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.
Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir(TTK m. 4/2). Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme, yabancı gerçek veya tüzel kişi bile olsalar, tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, yargılamayı gerektiren davalarda hazırlık işlemlerine ilişkin hükümleriyle senetlerin ibrazı zorunluluğuna dair olan hükümleri ticari işlerde de uygulanır.(TTK'nın 83/1,2)
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 46.071,48 USD alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, davacının takibe konu cari hesabı oluşturan tüm faturaları davalının kayıtlarında yer almakta olup, takip tarihi itibariyle davacıya 43.362,91 USD TL borçlu görünmektedir. Davalının çek v banka yoluyla yaptığı tüm ödemeler davacı ticari defterinde kayıtlıdır. Taraf ticari defterlerindeki 2.708,57 USD tutarındaki mutabakatsızlık ise, davacı defter kayıtlarında 06.02.2019 tarihinde davalıdan tevdi alınan 31.67.2019 vadeli çekin 65.159,60 USD olarak alacak kaydedilmesine karşın, davalının bu çek bedelini 67.868, 16 USD davacı hesabına borç kaydetmesinden, yani taraflarca farklı tarihlerdeki kurun esas alınmasından kaynaklanmaktadır. Bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere davacı kayıtlarında 375.000,00 TL toplam tutarında davalıdan 06.02.2019 tarihinde tevdi alındığı hususu ile “31.07.2109 vadeli çek” açıklamasıyla davalının hesabına alacak olarak kayıtlara yansıtılmış; davalı kayıtlarında ise; “karşılıksız. çek” açıklamasıyla vadesinden sonra olduğu 16.08.2019 tarihinde 145.000,00 TL ve 15.08.2019 tarihinde 230.000,00 TL borç kaydı yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.
Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Yani TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi (TTK'nın 84. ve 85. maddeleri) uyarınca ispatlamış olur(Yargıtay 23. HD'nin 09.07.2015 Tarih ve █████████ E. - █████████ K sayılı kararı). Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder. Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekir. Ancak, davalı tarafça kendi ticari defterlerindeki kayıtların aksi yazılı delille ispatlanamamıştır. Buna karşın kimse sahip olduğu haktan fazlasını talep edemeyeceğinden fiili taşımayı üstlenen şirketler tarafından davacıya düzenlenen konteyner demurajı faturaları toplamı 33.547,00 USD'nin esas alınması gerekir. Bu na göre davacının cari hesabı oluşturan navlun alacağı 7.969,28 USD ve konteyner demurajı alacağı 33.547,00 USD üzerendin ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Taraf ticari defterlerindeki 2.708,57 USD tutarındaki mutabakatsızlık yönünden davalı ticari defterlerine üstünlük tanınması gerektiği davalı tarafından ileri sürülmüş ise de, davalının kendi kayıtlarında mutabakatsızlığa neden olan çek ödemesiyle ilgili olarak “karşılıksız. çek” açıklamasıyla kayıt oluşturulmuş olması ve bu çeklerin tahsil edildiğinin ispatlanamamış olması nedeniyle davalının söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir.
İİK'nın 67/2. maddesi, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu (...) diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir, şeklindedir. Buna göre, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.
Eldeki davada, dava konusu cari hesap(navlun ve demuraj faturası) alacağı likit (belirlenebilir) olup, kabul edilen alacak miktarı üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.
İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., ████████ K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - ████████ K. sayılı kararı). Eldeki davada her ne kadar reddedilen kısım yönünden takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvuruların HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4,027,10 TL harcın, alınması gerekli olan 16.108,34 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.081,24 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!