Trafik kazası sonucu oluşan yaralanma ve kalıcı maluliyet nedeniyle açılan maddi-manevi tazminat davasında kusur, maluliyet oranı ve sigorta sorumluluğu uyuşmazlığı.
Özet: Davacı, 2021de meydana gelen trafik kazasında yaralanması ve %25 maluliyet tespiti üzerine, daha önce alınan zorunlu trafik sigortası tazminatının yetersiz kalması nedeniyle sürücü, araç sahibi ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından 2.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminat talep etmektedir; davalılar ise davanın zamanaşımına uğradığını, yetkisizlik, kusur oranlarına itiraz, maluliyet tespiti, sosyal güvenlik kurumunun sorumluluğu gibi çeşitli savunmalarla davanın reddini istemektedirler.

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
K.YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07.04.2021 tarihinde davalı sürücü ... yönetimindeki ...'ne ait ... plakalı aracın müvekkile çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiğini, kaza tespit tutanağına göre müvekkilin kusursuz olduğunu, İstanbul Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi gören müvekkilin vücudunda kalıcı hasarlar oluştuğunu, █████/2022 tarihli adli tıp raporu ile %25 oranında maluliyetinin tespit edildiğini, daha önce açılan Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında trafik sigortasından 422.327,23-TL tazminat alınmasına rağmen maddi zararın karşılanmadığını, davalı sürücü hakkında yürütülen ceza yargılamasının Bakırköy ... Asliye Ceza Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile kesinleştiğini, davalı işletene ait aracın .... nezdinde ihtiyari mali mesuliyet sigortası bulunduğunu, sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu ... sayılı arabuluculuk dosyasında anlaşma sağlanamadığını, müvekkilin yaşadığı manevi zararların tazmini gerektiğini, ... plakalı araç üzerine ihtiyati haciz konulmasını, 2.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü ... ve ... kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini, ilgili kurum ve hastanelerden gerekli belgelerin celbini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılardan .... Ve ... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesindeki aleyhe hususların kabul edilmediğini, dava dilekçesinin HMK şartlarını taşımadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Dava Yetkili Ve Görevli Yer Mahkemesi nezdinde açılmayan dava için yetki ve görev itirazında bulunulduğunu, talep edilen faiz türü ve başlangıcının hukuka aykırı olduğunu, olaya ilişkin ceza yargılamasında diğer davalı yönünden verilen HAGB kararının işbu dosya için bağlayıcı olmadığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkillerin meydana gelen kazada herhangi bir kusur veya sorumluluğunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği maluliyet durumunun kabul edilmediğini, maluliyetin dosya içerisinde alınacak raporla ispatlanması gerektiğini, kusur ve maluliyet oranlarına itiraz edildiğini, müvekkil şirkete ait ... plakalı aracın kasko poliçesinde sınırsız İMM maddi ve bedeni tazminat klozu bulunduğunu, davacının olası alacaklarının sigorta şirketi tarafından teminat altına alındığını, bu nedenle ihtiyati haciz talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından Zorunlu Trafik Sigortası'ndan alınan ödemenin limit ve şeklinin bilinmediğini, bu hususta .... 'ye müzekkere yazılmasını ve davanın sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan .... Vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkil şirket nezdinde █████/2021-2022 tarihleri arasında ... numaralı İhtiyari Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının ZMSS poliçesini düzenleyen sigorta şirketine karşı açtığı davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, maluliyet oranının tespiti için Üçüncü Adli Tıp İhtisas Kurulu nezdinde inceleme yapılması gerektiğini, poliçe tanzim tarihinin 01.06.2015 tarihinden sonra olması nedeniyle maluliyet raporlarının ..... tarihli ve ...... sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğe uygun düzenlenmesi gerektiğini, sigortalının kusurunun ispatlanması gerektiğini, kazaya ilişkin kusur oranlarının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından belirlenmesi gerektiğini, müterafik kusur hususunun araştırılarak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan herhangi bir ödeme alıp almadığının araştırılması gerektiğini, iş kazası niteliğindeki olay nedeniyle mükerrer ödemeye yol açmamak adına Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenen peşin sermaye değerinin tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, geçici iş göremezlik zararları, tedavi giderleri ve bakıcı giderleri hususunda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi ve 6111 sayılı yasa gereğince sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumu'na ait olduğunu, bu nedenle söz konusu taleplerin reddinin gerektiğini, yargılama sonunda aleyhlerine hüküm kurulmamasını, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
İhbar olunan ... Sigorta vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde █████/2021 - 2022 tarihleri arasında geçerli ... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, █████/2021 tarihli kaza itibarıyla teminat limitinin 430.000,00 TL olarak belirlendiğini, ... tarafından açılan Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı tazminat davasında müvekkil şirket aleyhine 430.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiğini, söz konusu karara istinaden İstanbul Anadolu .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 430.000,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 762.071,82 TL ödeme yapıldığını, bu ödeme neticesinde poliçe teminat limitinin tamamen tükendiğini, trafik sigortacısının sorumluluğunun poliçe limitleri ve kusur oranıyla sınırlı olduğunu, poliçe genel şartları ve Yargıtay içtihatları gereği bakiye teminat limitinden fazla ödeme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil şirketin dava konusu kaza sebebiyle herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, Bakırköy .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarihli ... Esas ve ... Karar sayılı kararı ile poliçe limitinin tükendiğinin sabit olduğunu, bu nedenle ihbar olunan konumundaki müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulmamasını talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizin █████/2024 tarihli celsesinde ifadesi alınan tanık ... ifadesinde;
"Davacı benim halam olur, ben dava konusu kazayı bizzat görmedim kazadan sonra halamın eşi beni arayarak halamın kaza geçirdiğini söyledi, bunun üzerine ben halamın kaldırıldığı Bağcılar E. A. H. Gittim hatırladığım kadarıyla halam 1 hafta 10 gün kadar hastanede yattı o sırada ameliyat oldu halam dava konusu kaza nedeniyle bayağı sıkıntı ve üzüntü yaşadı. Söz konusu kaza nedeniyle tedavisi aralıklı olarak devam etti." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan ... tarihli bilirkişi raporunda; Dava konusu yaralanmalı trafik kazasının meydana gelişinde, davalı ... adına tescil kaydı bulunan ve olay anında davalı ... anonim şirketi tarafından sigortalı olan ... plaka sayılı otomobilin sürücü davalı ... davacı yayanın yaralanmasıyla neticelenen bu trafik kazasının oluşumunda %100 (yüzde yüz) oranında asli düzeyde tam kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varıldığını, davacı yaya ... kendisinin yaralanmasıyla gerçekleşen bu trafik kazasının oluşumunda atfa kabil bir kusurunun bulunmadığı görüş ve kanaatine varıldığını, dosya tetkiki dosya içerisinde bulunan beyanlar ve olay yerinin tarafımdan görülerek incelenmesi ve irdelenmesi ile birlikte tüm dosya içerisinde bulunan bilgilerin olayın oluşuna uygun olarak incelenmesi neticesinde anlaşılmıştır. bu kazanın oluşumunda başkaca bir unsur görülmemiş olduğu hususları tespit edilmiştir.
█████/2025 Tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda; "... kızı 1956 doğumlu ...’in █████/2021 tarihinde geçirdiğini trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, ... tarih, ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik dikkate alındığında; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, Tablo 3.33.a, Pelvis ve femur kırığı ile kalça artroplastisine bağlı engellilik, Orta Sonuç, alt ekstremite engellilik oranı % 50 olup Tablo 3.2’ye göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %25 (yüzdeyirmibeş) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur." hususları tespit edilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Uyuşmazlık noktaları yönünden; Davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik maddi zararının 979.121,64 TL olduğunu, ancak bu zararın 430.000,00 TL sakatlık teminat limiti kadar davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği, temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 06.02.2024 tarihi davalı sürücü ve işleten yönünden 07.04.2021 kaza tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu hususları tespit edilmiştir.
Bilirkişi ... tarafından hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davacının müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre talep edebileceğini sürekli iş göremezlik maddi zararının 1.176.222,00 TL olduğunu, ancak bu zararın ZMSS teminat limitini aşan 746.222,00 TLiçin İMM poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceğini, Sayın Mahkemece manevi tazminat yönünden hüküm tesis edilmesi halinde İMM poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceğini temerrüt başlangıcının davalı sigorta şirketi yönünden 25.01.2024 tarihi; davalı sürücü ve işleten yönünden 07.04.2021 kaza tarihi ve faiz nev'inin yasal faiz olduğu hususları tespit edilmiştir.
Trafik kazalarından kaynaklanan bedensel zararların tazmini, Türk hukukunda hem tehlike sorumluluğu esasına dayanan özel düzenlemeler hem de genel haksız fiil sorumluluğu hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren karma nitelikli bir sorumluluk rejimi içinde ele alınmaktadır. Bu bağlamda 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi, motorlu aracın işletilmesinden doğan zararlar bakımından işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibine kusurdan bağımsız, objektif nitelikte bir sorumluluk yükleyerek klasik kusur sorumluluğundan ayrılmakta ve modern risk teorisinin bir yansıması olarak zarar görenin korunmasını esas almaktadır. Öğretide de kabul edildiği üzere motorlu araçların toplumsal hayata kattığı risk yoğunluğu, zararın doğrudan doğruya işletene yüklenmesini haklı kılan bir “tehlike sorumluluğu” modelini zorunlu kılmıştır ve bu nedenle işletenin sorumluluğu ancak mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru veya üçüncü kişinin ağır kusuru gibi sınırlı kurtuluş sebepleri ile bertaraf edilebilmektedir.
Aynı Kanun’un 88. maddesi ise birden fazla kişinin aynı zarardan sorumlu olduğu hâllerde müteselsil sorumluluğu öngörerek zarar gören lehine güçlü bir teminat mekanizması kurmakta ve bu hüküm TBK m. 61 ile birlikte değerlendirildiğinde sorumlular arasındaki iç ilişkiyi değil, zarar görenin alacağını güvence altına alan bir dış ilişki düzenlemesi olarak anlaşılmaktadır. Zira zarar görenin her bir sorumludan zararın tamamını talep edebilmesi, sigorta hukukunun temel amacı olan riskin yayılması ve mağdurun etkin korunması ilkesine hizmet eder. 2918 sayılı Kanun’un 90. maddesi, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında düzenlenmeyen hususlarda Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümlerinin uygulanacağını belirterek özel hukuk ile genel borçlar hukuku arasındaki bağlantıyı kurmakta, böylece bedensel zararın kapsamı, zarar kalemlerinin belirlenmesi ve tazminatın hesaplanması bakımından TBK’nın 49, 51, 52 ve 54. maddelerine başvurulmasını zorunlu kılmaktadır.
TBK m. 49 hükmü, hukuka aykırı ve kusurlu bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu belirterek haksız fiil sorumluluğunun genel çerçevesini çizerken, trafik kazalarında sürücünün kusuruna dayanan sorumluluğu ile işletenin tehlike sorumluluğu birlikte değerlendirilmektedir. TBK m. 51 ve 52 ise tazminatın belirlenmesinde hâkime takdir yetkisi tanımakta ve özellikle zarar görenin müterafik kusuru ile olayın özelliklerinin göz önünde bulundurulmasını öngörmekte olup, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da kusur oranına göre indirime gidilmesi ve zarar görenin davranışlarının tazminat miktarına etkisinin dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır.
Bedensel zarar kavramı TBK m.54’te ayrıntılı biçimde düzenlenmiş olup, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan zararlar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar bu kapsamda değerlendirilir ve aktüeryal hesaplamalarda esas olan “tam tazmin” ilkesi gereğince zarar görenin malvarlığındaki eksilmenin objektif ölçütlerle giderilmesi amaçlanır. Bu noktada sigorta hukukunun teknik boyutu devreye girmekte ve zorunlu mali sorumluluk sigortası, işletenin hukuki sorumluluğunu poliçe limiti dahilinde teminat altına alarak zararın ekonomik yükünü bireysel sorumludan sigorta havuzuna aktarmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, sigortacının sorumluluğunu poliçede belirlenen teminat limitleri ile sınırlandırmakta ve sigortacının sorumluluğunun sigortalının hukuki sorumluluğu ile paralel olduğunu kabul etmektedir. Bu bağlamda sigortacının sorumluluğu, işletenin hukuki sorumluluğunun varlığına bağlı olup kusur oranı ve poliçe limiti çerçevesinde belirlenir ancak sigortacının sorumluluğu teminat limiti ile sınırlı olduğundan aşan kısım işleten ve sürücüye yöneltilir.
TBK m.56 ise bedensel zarar hâlinde manevi tazminat talebini düzenleyerek hâkime geniş bir takdir alanı tanımakta ve öğretide manevi tazminatın cezalandırıcı değil, telafi edici bir işlev gördüğü kabul edilmektedir. Yargıtay uygulamasında manevi tazminat miktarı belirlenirken olayın oluş şekli, kusur oranı, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirilmektedir. Bu çerçevede bedensel zararın ağır ve kalıcı olması, özellikle yüksek oranlı maluliyet, uzuv kaybı veya duyusal kayıplar gibi durumlar manevi tazminatın miktarını artıran unsurlar arasında sayılmaktadır. Ayrıca aktüeryal hesaplama bakımından TRH 2010 yaşam tablosu ve teknik faiz oranları esas alınarak yapılan hesaplamalar, zarar görenin çalışma gücü kaybını objektif biçimde ortaya koymakta ve tazminatın bilimsel temellere dayanmasını sağlamaktadır.
Doktrinde de vurgulandığı üzere, trafik kazalarından doğan bedensel zararların tazmini yalnızca klasik haksız fiil kuralları ile açıklanamayacak derecede teknik ve sigorta hukukuyla iç içe geçmiş bir alandır ve bu nedenle mahkemelerin karar verirken hem aktüeryal bilimden hem de sigorta hukukunun koruyucu yaklaşımından yararlanması gerekmektedir. Sonuç olarak KTK m.85, 88, 90 ve 91 hükümleri ile TBK m.49, 51, 52, 54, 56 ve 61 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, trafik kazası sonucu bedensel zarara uğrayan kişinin maddi ve manevi zararlarının tazmini bakımından işleten, sürücü ve sigortacı arasında kurulan çok katmanlı sorumluluk yapısı; riskin topluma yayılması, zarar görenin etkin korunması ve hakkaniyet ilkesi doğrultusunda tazminatın belirlenmesi esaslarına dayanmaktadır. Bu sistem, modern sorumluluk hukukunun temel amacı olan mağdurun korunması ile ekonomik risklerin sigorta mekanizması aracılığıyla dengelenmesi arasında bir denge kurarak hem bireysel hem toplumsal adaletin sağlanmasını hedeflemektedir.
Dosya kapsamındaki kaza tespit tutanağı, tanık anlatımları ve bilirkişi ... tarafından düzenlenen kusur raporu birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu yaralanmalı trafik kazasının meydana gelişinde, davalı ... adına tescil kaydı bulunan ve olay anında davalı ... anonim şirketi tarafından sigortalı olan ... plaka sayılı otomobilin sürücü davalı ... davacı yayanın yaralanmasıyla neticelenen bu trafik kazasının oluşumunda %100 (yüzde yüz) oranında asli düzeyde tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kusur raporunun teknik açıklamaları ve olayın oluşuna uygunluğu dikkate alınarak hükme esas alınmıştır. Yargıtay uygulamasında da vurgulandığı üzere, kusur raporunun denetime elverişli ve olayın somut verileri ile uyumlu olması halinde mahkemece benimsenmesi mümkündür.
Bedensel zarar kavramı TBK m.54’te düzenlenmiş olup, zarar görenin çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi, ekonomik geleceğinin sarsılması ve tedavi giderleri gibi kalemleri kapsar. Doktrinde bedensel zararın hesaplanmasında “tam tazmin” ilkesi benimsenmiş olup zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmenin mümkün olduğunca giderilmesi amaçlanır. Bu kapsamda Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli rapor ile dosyaya sunulan tüm tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacının kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre tüm vücut engellilik oranının %25 (yüzde yirmi beş) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 (üç) aya kadar uzayabileceği hususları tespit edilmiştir. Mahkememizce, Adli Tıp raporunda belirtilen tespitler aynen benimsenmiş olup davacıda meydana gelen engellilik oranı ile kaza arasında uygun illiyet bağının bulunduğu kabul edilmiştir.
Maddi zarar hesabı yönünden ... tarafından düzenlenen aktüer bilirkişi kök ve ek raporunda; davacının müşterek ve müteselsil sorumluluk esasına göre talep edebileceğini sürekli iş göremezlik maddi zararının 1.176.222,00 TL olduğunu, ancak bu zararın ZMSS teminat limitini aşan 746.222,00 TL'si için İMM poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna gidilebileceği hususları tespit edilmiştir. Aktüeryal hesaplamaların TRH 2010 yaşam tablosu ve yerleşik hesaplama yöntemlerine uygun olduğu görülmüş olup rapor hükme esas alınmıştır. TBK m.51 ve 52 hükümleri gereğince tazminatın belirlenmesinde kusur oranı ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır. Bu çerçevede davalı sürücünün %100 kusuru esas alınarak hesaplanan zarar miktarı üzerinden değerlendirme yapılmış; ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin ZMSS teminat limitini aşan 746.222,00 TL'si için İMM poliçesi kapsamında sorumlu olduğu, diğer davalıların da işleten ve sürücü sıfatıyla söz konusu borçtan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
Huzurda görülen dava davacı tarafından belirsiz alacak davası olarak açılmış olup █████/2026 tarihli talep arttırım dilekçesi ile dava değeri 746.222,00 TL olarak belirli hale getirilmiştir. Her ne kadar davalılar tarafından talep arttırım dilekçesine karşı zamanaşımı definde bulunulmuş ise de huzurda görülen davanın belirsiz alacak davası olduğu ve zamanaşımının davanın açılması ile birlikte kesildiği ve zamanaşımı süresi içerisinde huzurda görülen davanın açıldığı anlaşıldığından davalının talep arttırım dilekçesine ilişkin zamanaşımı definin reddine karara verilmiştir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hâkimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Manevi tazminat yönünden TBK m. 56 hükmü gereğince hâkim, bedensel zarara uğrayan kişinin duyduğu acı ve ızdırabı kısmen giderecek uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Doktrinde manevi tazminatın amacı zenginleşme değil, bozulan ruhsal dengenin bir ölçüde giderilmesi olarak kabul edilmektedir. Yargıtay uygulamasında da manevi tazminat miktarı belirlenirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kusur oranları, olayın oluş şekli, zararın ağırlığı ve maluliyet oranı birlikte değerlendirilir. Somut olayda davacının dava konusu kaza nedeni ile %25 oranında malul kaldığı, söz konusu maluliyet sebebiyle davacının yaşam kalitesinin ciddi biçimde azaldığı ve davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu dikkate alındığında 175.000,00 TL manevi tazminatın hak ve nesafet ilkelerine uygun olduğu anlaşıldığından manevi tazminatın kısmen kabulü ile davacı lehine 175.000,00.-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ....'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından açılan maddi tazminat davasının KABULÜ ile 746.222,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalı .... bakımından █████/2024 tarihinden diğer davalılar ... ve ... bakımından olay tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
2-Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 175.000,00 TL'nin olay tarihi olan █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ....'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacının fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE,
4-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 62.928,67-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 3.231,84-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 59.696,83-TL harcın davalılardan müştereken müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, (Davalı sigorta şirketinin harcın 47.742,58 TL'sinden sorumlu tutulmasına)
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 117.933,30-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (MADDİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN)
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalılardan davalılar ... ve ....'den müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ BAKIMINDAN)
7-Davacı tarafından yapılan; 60,80-TL Vekaletname Suret Harcı, 427,60-TL Başvuru Harcı, 689,94-TL Peşin/Nisbi Harç, 2.541,90-TL Tamamlama Harcının davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-14.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 4.650,00-TL ATK Fatura Bedeli, 2.793,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 21.443,00-TL'nin kabul ve red oranı (kabul oranı 97,36) dikkate alınarak 20.876,90-TL'sinin davalılardan müştereken müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, (Davalı sigorta şirketinin yargılama giderinin 16.909,94-TL'sinden sorumlu tutulmasına)
9-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin kabul ve red oranı dikkate alınarak 95,04 TL'sinin davacıdan, 3.504,96 TL'sinin ise davalılardan müştereken müteselsilen alınarak tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, (Davalı sigorta şirketinin ise arabuluculuk ücretinin 2.838,96 TL'sinden sorumlu tutulmasına)
10-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalılar ... ve .... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalı ... vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
Hakim ....
☪e-imzalıdır.☪

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!