Ticari bankacılık işlemlerinden kaynaklanan, internet bankacılığı aracılığıyla rıza dışı çekilen 16.500 EUR mevduatın banka kusuruyla iadesi talepli alacak davası.
Özet: Davacı bir şirket, banka hesabından bilgisi ve rızası dışında mobil bankacılık yoluyla üçüncü bir hesaba aktarılan 16.500,00 Euro mevduatın iadesi için, davalı bankayı internet bankacılığı güvenlik önlemlerini almayarak ağır kusurlu olmakla ve bu zarara sebebiyet vermekle suçlarken; davalı banka ise tüm güvenlik tedbirlerini aldığını, müşterinin şifre ve güvenlik bilgilerini koruma yükümlülüğünün bulunduğunu, dolandırıcılık eylemlerinden kaynaklanan zararlardan bankanın sorumlu tutulamayacağını ve müşterinin kendi kusuruyla oluşan zararları bankaya yüklemeye çalışmasının haksız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin uzun yıllardır organizasyon faaliyetlerinde bulunduğu, davalı bankanın ---- adresindeki ----- şubesinde bulunan ----numaralı Euro hesabından 14.07.2023 tarihinde bilgisi ve rızası dışında toplam 16.500,00-EUR tutarında mevduat çıkışı gerçekleştiğini, bu tutarın ----- isimli şirketin hesabına aktarıldığını, usulsüz işlemlerin fark edilmesi üzerine şirket çalışanı -- tarafından --- numaralı telefondan portföy yöneticisi ----- ulaşılarak durumun bildirildiğini ve hesaplara bloke konulmasının talep edildiğini, portföy yöneticisinin bloke işleminin yapıldığını beyan etmesine rağmen usulsüz para transferinin engellenemediğini, ilgili firma ile iletişime geçilerek bedelin iadesinin istendiğini, ----. Noterliğinin 31.07.2023 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile iade talebinde bulunulduğunu, müvekkil şirket tarafından --- İcra Müdürlüğü--- takibi başlatıldığını, davalı bankanın özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek ağır kusurlu olduğunu, ---- Noterliğinin 02.10.2023 tarih ve ---- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile zararın tazmininin talep edildiğini ancak sonuç alınamadığını, 6102 sayılı Kanunun 5/A maddesi gereğince yapılan zorunlu arabuluculuk görüşmelerinin 30.10.2023 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, davalı bankanın internet bankacılığı sistemindeki güvenlik önlemlerini almayarak müvekkil şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, müvekkil şirketin bildirimlerine rağmen yetkisiz üçüncü kişilerin hesapta işlem yaptığını, toplam 16.500,00-EUR tutarında zarar oluştuğunu, davalı bankanın bu zarardan sorumlu olduğunu, 14.07.2023 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte mevduatın tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının ----- numaralı hesabından 14.07.2023 tarihinde toplam 16.500,00-EUR tutarında mevduat çıkışı gerçekleştiğini iddia ettiğini, bu tutarın -----hesabına aktarıldığını belirttiğini, davacının kusuru tamamen müvekkil bankaya yüklemeye çalıştığını, müvekkil bankanın tüm güvenlik önlemlerini aldığını, sistemlerini dolandırıcılık girişimlerine karşı sıkı tedbirlerle koruduğunu, bankanın sorumluluğunun bulunmadığını, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca kart hamilinin şifre ve güvenlik bilgilerini koruma yükümlülüğü bulunduğunu, ilgili harcamaların davacının bilgisi dışında gerçekleşmesinin mümkün olmadığını, müvekkil bankanın kimlik doğrulama süreçlerinde müşterinin kayıtlı telefon numarasını kullandığını, mobil ve internet bankacılığı kanallarına erişim şifrelerinin güvenliğinden bizzat müşterinin sorumlu olduğunu, bankaya kusur atfedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, internet bankacılığı kullanan kişilerin bu alandaki riskleri bilerek hareket etmesi gerektiğini, üçüncü kişilerin eline geçen güvenlik bilgilerinden bankanın sorumlu tutulamayacağını, müşterilerin dolandırıcılık eylemlerinden kaynaklanan zararların bankaya yüklenmesinin banka-müşteri menfaatlerine ters düştüğünü, bankanın üzerine düşen tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacının kendi kusuruyla sebep olduğu harcamalara ilişkin beyanlarının hayatın olağan akışına ve iyi niyet ilkesine aykırı olduğunu, öncelikle davanın yetkili ---- Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE: :Dava, davacının davalı banka nezdindeki EURO hesabındaki mevduatının bilgi ve talimatı dışında internet bankacılığı yolu ile çekilmesinden kaynaklanan maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının, davalı bankadaki hesabında bulunan EURO mevduatının, davacının bilgisi ve izni dışında mobil bankacılık yoluyla yapılan işlemler sonucu, dava dışı kişilerce çekilmesinde davalı bankanın ve davacının kusur ve sorumluluğunun olup olmadığı, davalı bankanın bu zararı tazmin yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Uyuşmazlığın çözümü uzmanlık gerektirdiğinden dosya alanında uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetinin rapor içeriğine göre; müşterinin bilgi ve onayı olmaksızın kredi kullandırıldığı iddiasıyla ödediği iki taksit toplamı olan 45.000,00 TL tutarının iadesi için Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurduğu, heyetin bankayı sorumlu tutarak iade kararı verdiği, bankanın ise bu kararın iptalini talep ettiği, yapılan incelemede müşterinin bilgisi ve onayı olmaksızın kullandırıldığı iddia edilen 199.400,00 TL tutarından kalan 188.395,48 TL miktarını hesaptan çektiği, bankanın yapılan işlemi müşteriye bildirmediği, iki taksitin ödenmemesi üzerine bankanın müşteriyi arayarak durumu bildirdiği, müşterinin bu aşamada bilgisi olduğunu belirttiği ancak söz konusu tutarı hesaptan çektiği, müşterinin kredi tahsis ücreti olarak tahsil edilen 1.146,55 TL tutarında zararı bulunduğu, --- prim ödemesi nedeniyle tahsil edilen 9.854,53 TL tutarının 8.212,11 TL kısmının iade edilmesiyle 1.642,42 TL tutarında bir zararının oluştuğu, fazladan çekilen tutar için faiz ve ferilerinin ödendiği, bunun dışında başka bir zararın bulunmadığı, işlemlerin müşteri şifresiyle yapılmış olmasının bizzat müşteri tarafından gerçekleştirildiği anlamına gelmediği, şifrenin ele geçirilmiş olmasının mümkün olduğu ancak bu hususa dair dosyada doğrudan teknik bir ispat bulunmadığı kanaatine varıldığını beyan etmiştir.İtirazlar üzerine aldırılan bilirkişi ek raporunda özetle; Bilişim açısından: Kök rapordaki teknik tespitler esasen korunduğu, ancak dosyaya sonradan giren GSM operatör cevabı doğrultusunda, hat sahipliğine ilişkin maddi hususların düzeltilmesi gerektiği, buna göre ---- numaralı hattın ----numaralı hattın ise -----. adına kayıtlı olduğu, sonradan sunulan banka kayıtları ise kök raporu değiştiren yeni bir teknik sonuç ortaya koymamış, yalnızca olay akışında iki farklı GSM numarasının yer aldığını gösterdiği, Bankacılık açısından: Banka'nın aktivasyon açısından gerekli önlemleri aldığına dair bilgi ve belgeleri dosyaya sunmadığı, aktivasyon sonrası yapılan işlemler açısından bankacılık açısından alınması gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle hesaptan toplam 16.500,00 EUR çıkışının yapıldığı kanaatine varıldığı, davacı müşteri söz konusu tutar için avans faizi talep etmiş olup, avans faizinin TL işlemler için geçerli olması nedeniyle, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere 1 yıl vadeli kamu bankalarının uyguladıkları faiz oranları üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, hesaplanan faiz tutarının, stopaj düştükten sonra 218,27 EUR olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller , hükme esas alınan bilirkişi raporları, taraf beyanları, banka kayıtları ve tüm dosya kapsamına göre ; davacı tarafça bilgi ve rızası dışında davalı bankadaki hesabındaki mevduatın dava dışı kişiye gönderildiğini, davalı bankanın sorumlu olduğu iddiasıyla eldeki davayı açtığı, raporda da belirtildiği üzere; yapılan transferlerin -----marka ve model cihazına mobil bankacılık aktivasyonu yapıldıktan sonra gerçekleştirildiği, mobil bankacılık aktivasyonunun farklı cihaz ve/veya farklı SIM kart/telefon numarası üzerinden gerçekleştirilmesinin teknik olarak mümkün olduğu aksine bir hükmün bulunmadığı, bu durumun tek başına hukuka aykırılık oluşturmayacağı, bununla birlikte Yargıtay içtihatlarında bankaların “güven kurumu” niteliği gereği basiretli tacirden daha ağırlaştırılmış bir özen yükümlülüğü altında bulunduğunun kabul edildiği, bu kapsamda özellikle SIM kart değişikliği, yeni cihaz tanımlanması ve kısa süre içerisinde olağan dışı işlem yoğunluğu gibi riskli parametrelerin birlikte gerçekleştiği hallerde bankanın ek güvenlik doğrulamaları (çok faktörlü kimlik doğrulama, işlem doğrulama, davranışsal analiz vb.) uygulaması gerektiğinin benimsendiği, salt SMS OTP doğrulamasının tek başına yeterli güvenlik tedbiri olarak kabul edilmediği, bankanın müşteri işlem alışkanlıklarını izleyerek olağan dışı işlemleri tespit edebilecek sistemleri kurma ve işletme yükümlülüğü bulunduğu, buna karşılık müşterinin de kendisine tahsis edilen kişisel güvenlik bilgilerini (şifre, OTP vb.) koruma yükümlülüğü altında olduğu ve bu bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılması halinde kusurunun gündeme geleceğinin kabul edildiği, bu çerçevede somut olayda mobil bankacılık aktivasyonunun farklı cihaz ve hat üzerinden gerçekleştirilmesi sırasında bankaca ilave doğrulama mekanizmalarının işletilip işletilmediği, SIM değişikliği veya cihaz değişikliğinin sistemsel olarak riskli işlem olarak değerlendirilip değerlendirilmediği, olağan dışı işlem paterni bulunup bulunmadığı ve buna rağmen işlemlerin engellenip engellenmediği hususlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği, Banka'nın bu hususta herhangi bir bilgi-belge dosyaya sunmadığı, bu nedenle ek güvenlik tedbirlerini aldığını göstermediği, sonuç olarak hizmet kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, buna karşılık müşterinin açık kusurunun (örneğin OTP paylaşımı, kimlik bilgilerinin bilinçli olarak üçüncü kişilerle paylaşılması) bulunması halinde kusur paylaşımı yapılmasının gerekeceği, nihayetinde sorumluluğun tayininde belirleyici ölçütün mobil bankacılık aktivasyonunun farklı cihazdan yapılmış olması, bu aktivasyon ve devamındaki işlemler sırasında bankanın özen ve güvenlik yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmediği nedeniyle davanın reddine dair karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının kabulü ile, 16.500,00Euronun █████/2023 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereği değişen oranlarda Devlet Bankalarının Euro cinsi para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranın uygulanması suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,2-Alınması gerekli karar harcı 34.374,41 TL’den peşin olarak yatırılan 8.623,53 TL'nin mahsubu ile 25.750,88 TL bakiye harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 8.623,53 TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,4-Davacı tarafından yapılan 308,25 TL ilk dava masrafı, 18.000,00 TL bilirkişi, 664,90 TL tebligat müzekkere gideri olmak üzere toplam 18.973,15 TL yargılama giderinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 5-Davalı taraflarca sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 80.513,77 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,8-Davacı tarafça dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.