Hizmet bedeli ödememe üzerine başlatılan icra takibine misilleme olarak bakanlığa haksız şikayetle kurumsal itibarı zedelenen şirketin manevi tazminat davası.
Özet: Davacı test şirketi, sunduğu hizmetin bedelini ödemeyen davalıya karşı yasal takip başlattığında, davalının müvekkilini haksız ve kötü niyetle Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığına şikayet ederek kurumsal itibarına, iş ilişkilerine zarar verdiğini ve iş kaybı riski oluşturduğunu belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuş; davalı ise tüzel kişilerin kişilik hakları ve manevi tazminat isteme hakkının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı şirket ...., .... akreditasyonuna sahip .... sertifkalı test kuruluşu olduğunu, müvekkili şirket ......, partikül maddeler, ağır metaller, sabit gazlar ve VOC’ler de dahil olmak üzere hava kirleticilerinin emisyon test yöntemleri konusunda kapsamlı deneyime sahip, alanında uzun yıllardır faaliyet gösteren, sektörde saygınlığı, güvenilirliği ve kurumsal itibarıyla tanınan bir şirket olduğunu, müvekkili şirket, davalı şirkete █████/2025 tarihli sözleşme kapsamında █████/2025 tarihinde emisyon ölçüm hizmeti sunduğunu, söz konusu sözleşmenin 1.8. maddesinde hizmet bedelinin hizmetin sunulmasından itibaren 5 gün içinde ödeneceği hüküm altına alındığını, söz konusu hizmete ilişkin fatura █████/2025 tarihinde düzenlenerek davalı şirkete e-posta yoluyla iletildiğini, davalı şirket, bu tarihten on gün sonra ödemenin gün içinde (█████/2025) veya pazartesi günü (█████/2025) yapılacağını belirtmesine rağmen müvekkili şirkete ödeme yapmadığını, davalı şirket tarafından vadesinde ödeme yapılmaması üzerine müvekkili şirket tarafından █████/2025 tarihinde davalı şirkete karşı Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ..... esas sayılı dosyasından yasal takip başlatıldığını, müvekkili şirketin en tabii yasal hakkına dayalı olarak başlatmış olduğu yasal takip üzerine davalı şirket, █████/2025 tarihinde herhangi bir hukuki temele dayanmaksızın ve tam bir kötü niyetle, müvekkili şirketi başta Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı Merkezi Laboratuvar Belirleme Sistemi (MELBES) olmak üzere çeşitli resmi makamlara şikayet etmekle tehdit ettiğini, söz konusu tehditler, yazılı/sözlü olarak kayıt altında olduğunu, davalı şirket, akabinde müvekkili şirketi Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı'na haksız surette şikayet ettiğini, bunun üzerine bakanlık █████/2025 tarihli yazısıyla müvekkili şirketten başlatılan yasal takibe ilişkin olarak savunma istediğini, Bakanlığın savunma talebi üzerine, savunma yazımız █████/2025 tarihinde KEP üzerinden Bakanlığa teslim iletildiğini, müvekkili şirket, sunduğu hizmet karşılığında davalılardan sadece ödeme yapılmasını talep ettiğini, davalı şirket ise açıkça söz verdiği vadede ödeme gerçekleştirmediğini, müvekkili şirketin nakit akışında darboğaza girmemek amacıyla en tabii yasal hakkını kullanması üzerine davalıların sergilemiş oldığu bu tehditkâr ve asılsız davranışlar ile müvekkili şirketi müvekkilin iş almakta olduğu Bakanlığa şikayet etmeleri müvekkili şirketin gerek kurumsal yapısına, gerek iş yeri huzuruna, gerekse de iş ilişkilerine zarar verdiğini, bakanlık tarafından müvekkile atanan işler müvekkilin toplam işlerinin çoğunluğunu oluşturduğunu, bakanlık, gelen şikayetlerin niteliğine ve şikayet sayısına göre atama yaptığı şirketleri değerlemeye almakta, değerleme neticesinde şayet olumsuz kanaat getirirse yeni iş ataması yapmamakta, hatta MELBES sisteminden atama yaptığı şirketleri çıkarabildiğini, başka bir deyişle, müvekkili şirketin yapılan haksız şikayet neticesinde işini tamamen kaybetme riski de bulunduğunu, izah edilen nedenlerle davalıların haksız eylemi nedeniyle müvekkilin kişilik haklarına yapılan saldırının tespitine, olayın ağırlığı dikkate alınarak her bir davalıdan ayrı ayrı 200.000,00-TL manevi tazminatın tahsil edilerek davacı müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ve esasa yönelik itirazlarımızı sunarak tüzel kişi olan "limited şirket " davacının yalnızca gerçek kişilere özgü "manevi hakları" kullanmayacağı ve manevi tazminat talebi olamayacağını davanın hukuki yarar yokluğundan derhal reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın hukuken manevi tazminat talep etme hakkına haiz olmadığını, gerçek kişi olmadığını, Yargıtay' ın emsal içtihatlarında açıkça kabul edildiği gibi davacının dava dilekçesinde de bahsettiği üzere "kişilik hakları " yalnızca gerçek kişilere özgü bir hak olduğunu, usulen dava ; dava ehliyeti olmayan bir tüzel kişi - şirket tarafından açıldığından manevi tazminat talebinin dava şartı yokluğundan derhal reddini, davanın dava ehliyeti yönünden davacı şirket gerçek kişilere özgü hükümlere dayanamayacağından usulden reddine, husumet yokluğundan davanın reddine, şirket çalışanı olan müvekkilin taraflarla bir ilgisi olmadığından müvekkile yönelik taleplerin reddine, dava dilekçesinde sonuç kısmında " kişilik haklarının ihlali" denilerek bu sebebe dayanılarak açılan davada ticari şirket tüzel kişinin kişilik hakkı olamayacağından hukuki yarar yokluğundan reddine, manevi zarar olgusu somut olay nezdinde açıklanamadığı ve ispatlanamadığından olayın özelliklerine göre de davacının manevi zarara uğradığı ispatlanamadığından tamamen zenginleşme aracı güden ve müvekkilin paylaşımının "ifade özgürlüğü" kapsamında kaldığının kabulü ile emsal yargıtay kararlar gereği davanın reddine, manevi tazminat zenginleşme amacı güdemeyeceğinden yargıtay'ın emsal içtihatları nazara alınarak zenginleşme amacı taşıyan fahiş tazminat talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin haksız davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı..... Sağlık Ve Kozmetik Ürünleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hizmet almış olduğu ..... Çevre ve Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Limited Şirketi aracılığıyla davacı firmadan emisyon ölçüm hizmeti aldığını, ödeme elde olmayan nedenlerle bir müddet gecikmişse de hali hazırda davacı şirketin alacakları da ödenmiş herhangi bir hak ve alacağı kalmadığını, ödeme henüz kısa bir süre gecikmişken, müvekkili şirketin sözleşmeye ve faturaya dayalı bu ödemeyi yapmama ihtimali ya da yapamama durumu söz konusu değilken ve taraflar arasında iletişim devam ediyorken başlatılan icra takibi ticari teamüllere yakışmasa da şikayet .... Çevre ve Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Limited Şirketi tarafından yapıldığını, müvekkili şirket ..... Çevre ve Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanlığı Limited Şirketi'nden hizmet aldığını, ödemenin yapılacağı defaatle belirtilmiş olmasına rağmen, iletişim devam ediyorken ve müvekkili şirketin ödeme güçlüğü içinde olmadığı açıkken; davacı şirket aceleci olarak icra takibi yoluna başvurduğunu, davacı yanın ek listesinde sunmuş olduğu Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı Savunma Talep Yazısından da net olarak anlaşılacağı üzere yapılmış olan bu şikayet davacı şirket hakkında icra işlemleri ile ilgili yapılmış olan ilk şikayet de olmadığını, zaten müvekkili şirketin ödeme yapılmadan raporun gönderilmesi gibi bir talebi de olmadığını, bu rapor müvekkili şirket için gerekli ve ivedi olarak alınması gereken bir rapor olduğunu, raporu almak için ödeme sürecindeki aksaklıklar halledilmeye çalışılırken ve iletişim devam ediyorken başlatılan icra takibi müvekkili firma yetkililerini şaşkınlığa uğrattığını, müvekkili şirketin raporu almaması veya başka bir firmanın atanması için MELBES sistemine tekrardan başvuru yapması gibi ihtimaller söz konusu değilken yani bu rapor için gerekli ödeme her halükarda yapılacakken başlatılan bu takip haksız bir takip olduğunu, müvekkili şirketçe davacıya yönelik bir tehdit söz konusu olmadığını, tehdit iddiaları tamamen asılsız olduğunu, kaldı ki hukuk düzenince tanınmış hakların kullanılması durumunda tehdidin söz konusu olmayacağı, davacı ile müvekkili şirket arasında yaşanan durum tamamen ticari ilişkilerde yaşanabilecek bir durum olduğunu, şikayetin davalı müvekkili şirketçe yapılmış olduğunu kabul etmemekle beraber bu noktada belirtilmesi gerekir ki yapılan bu şikayetlerin manevi tazminat için haklı gerekçeler oluşturması mümkün olmadığını, başvurunun şirketin onur ve itibarını hedef aldığı, hukuka aykırı olduğu hususu ispata muhtaç olduğunu, izah edilen nedenlerle müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu haksız davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi kanaatte izah edilen nedenlerle işbu haksız davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki hizmet ilişkisi kapsamında mail yazışmaları ve haksız şikayet sonucu davacının manevi tazminat talep edip edemeyeceği noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK’nun 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; mail yazışmasında icra işlemi ile ilgili Melbes ile görüşüleceği bildirilmiş olup bu durum haksız şikayet kapsamında olmadığı gibi dinlenen tanık beyanlarıyla da manevi zararın ispatlanamadığı değerlendirilmiştir. Hak arama hürriyeti de dikkate alındığında manevi zararın bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00TL ilam harcından peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 4.700,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı ..... kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
6-Davalı ..... Sağlık Ve Kozmetik Ürünleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine,
7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!