İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, tacirler arasındaki ticari cari hesaptan kaynaklanan 50.861 TL nakliye alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davası hakkında istinaf incelemesine ilişkin kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, nakliye hizmeti sunan davacı tacirin, davalı şirketten kaynaklanan 50.861 TLlik alacağı için başlattığı icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemiyle açtığı davada, her iki tarafın da tacir olması sebebiyle uyuşmazlığın asliye ticaret mahkemesinin görev alanına girdiği, davalı şirket tarafından yapılan yetki itirazının usul eksikliği nedeniyle dikkate alınmadığı ve davalının ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunmaması üzerine davacının haksız itirazın iptali ile icra inkar tazminatı taleplerinin ele alındığı bir hukuksal uyuşmazlıktır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2022NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Öncelikle açılan davada her iki tarafın da tacir niteliği olması sebebiyle görev yönünden Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli ve İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin kendi adına kayıtlı .... ünvanlı bir şahıs işletmesine sahip olduğunu ve nakliyecilik işi ile uğraştığını, müvekkilinin davalı şirket ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu, davalı şirketin mallarının taşımacılığını yaptığını, her nakliyat için fatura kestiğini, davalı şirketin ise müvekkilinin hak edişlerini dönem dönem ödediğini, ancak davalının ödeme günlerini aksattığı ve geciktirmekte iken hiç ödeme yapmamaya başladığını, müvekkilini oyalama yolunu seçtiğini ve ödeme yapmayacağını beyan ettiği, bunun üzerine taraflarınca bakiye cari hesap üzerinden icra takibine geçildiğini, davalı şirket tarafından bu icra takibine taraflar arasında tutulan ticari defter kayıtlarında mutabakat sağlanamadığından ve yargılama gerektiği sebepleri ile itiraz edildiğini, müvekkilinin davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişki süresince davalı şirkete pek çok taşımacılık hizmeti verdiğini ancak davalı şirketin ödemelerini geciktirdiğini, müvekkili şirketin vermiş olduğu nakliye hizmetine ilişkin her türlü faturanın zamanında ve usulüne uygun olarak kesildiğini, ancak davalı şirket tarafından ödemeler aksatıldığı gibi son olarak 50.861-TL'nin ödeneceğinin söylendiği tarihlerde ödenmediğini, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan sebeplerle davalı tarafça Torbalı İcra Müdürlüğü’nün █████████ Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20’den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket aleyhine açılan dava ile ilgili müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonunda gerçeğin ortaya çıkacağını, icra takibine itiraz ettiklerini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların haksız ve gerçek dışı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte süresi içinde hukuki yararlar yokluğu, dava şartı, yetki, görev, husumet, zamanaşımı ilk itirazlarının tekrar ettiklerini, bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesi talep ettiği görülmüştür.MAHKEMECE: "...Dava; faturaya dayalı cari hesap bakiyesinden kaynaklanan alacağa ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.Mahkememizce davacı gerçek kişi yönünden tacir olup olmadığına dair araştırma yapılmış, davacının bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünde şahıs işletmesinin kayıtlı olduğu tespit edildiğinden tacir sıfatını haiz olduğu, davalı tarafın ise TTK'da sayılan şirketler arasında yer aldığı görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağı, eldeki davanın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirdiği anlaşılmakla mahkememizin davaya bakmaya görevli olduğu kanaatine varılmış ve davalı vekilinin görev itirazının reddine karar verilmiştir.Davalı vekili tarafından yetki itirazında bulunulduğu ancak yetki itirazında yetkili mahkemenin hangi mahkeme olduğunu belirtilmediğinden HMK’nın 19/2 maddesi uyarınca yetki itirazının dikkate alınmamasına karar verilmiştir.Yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Tacir olan davacı tarafından davalıya nakliye hizmeti sunması nedeniyle cari hesaptan kaynaklanan bakiye 50.861,00 TL alacağının ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının ise defter ve kayıtların incelenmesi sonunda mutabakat tesis edilmediğinden bahisle icra takibine itiraz ettiği, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri bildirdiği, ancak bilirkişi incelemesi için bilirkişiye sunmadığından davalının ticari defterlerini ibraz etmekten kaçınmış sayıldığı, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 02.04.2021 tarihli kök rapor ve 01.11.2021 tarihli ek raporun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olduğu, söz konusu raporlara göre davacının davalıya aralarındaki ticari ilişki kapsamında 23 adet fatura düzenlediği, tüm faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibariyle davacının alacağının 50.861,00 TL olduğu, davalının davacı tarafça düzenlenen 22 adet faturayı ilgili dönemlerde BA bildirim formları ile vergi dairesine beyan ettiği, 4.720-TL tutarındaki bir adet faturayı ise BA formu bildirimine tabi olmaması sebebi ile bildirim yapmadığının belirtildiği, davalının 22 adet faturanın alındığını bağlı bulunduğu vergi dairesine bildirmesinin bu faturalara konu hizmeti aldığına karine teşkil ettiği; █████/2020 tarihli RG'de yayınlanan █████/2020 tarih ve 7251 sayılı yasanın 23. Maddesi ile 6100 sy HMK'nun "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil Olması" başlıklı 222. Maddesinin 3. Fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi" ibaresinin, "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirildiği, bu yasal değişilik dikkate alındığında, "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" halinde usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği, değişikliğe ilişkin madde gerekçesinin "... Madde metni dışına çıkarılan "ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi" durumunun yerine "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterlerde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterlerinin ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterlerindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmedir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklinde olduğu, dolayısıyla davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediğinden ve davacı defterlerindeki davacı lehine olan alacak kaydını hükümden düşürecek senet veya başka bir kesin delil sunmadığından, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil olduğu, davacının alacağının varlığını ticari defterleri ve BA formları ile ispatladığından davacının aralarında ticari ilişki bulunan davalıdan alacağını talep etmekte haklı olduğu, alacağın zamanaşımına uğramadığı anlaşılmakla davalının davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığına yönelik itirazı, husumet itirazı ve zamanaşımı itirazı yerinde görülmemiş ve davacının davasının kabulüne, davalının icra takibine vaki itirazının 50.861,00 TL asıl alacak için iptaline karar verilmiş, İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..'' gerekçesi ile; HÜKÜM: Gerekçesi HMK 294/4 mad. gereğince bir ay içinde açıklandığı üzere;1-Davacının davasının KABULÜNE,Davalının, Torbalı İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile, 50.861,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına,2-Hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 10.172,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 24.08.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; inceleme için bilirkişiyle iletişime geçilmemesi sebebiyle dosyanın iade edildiğini, HMK da böyle bir iade gerekçesinin olmadığını, bilirkişinin bildirdiği adreste bulunan müvekkili şirket defter ve kayıtlarını yerinde inceleme yetkisi ile incelemesi gerektiğini, ek rapordaki değerlendirmeleri bu nedenle kabul etmediklerini, mahkemenin usule ve hukuka aykırı bilirkişi raporlarına itirazlarını dikkate almadan eksik inceleme ile karar vermesinin de hatalı olduğunu, davacı tarafın, 10.02.2022 tarihli duruşmada verilen 4 no'lu ara karar gereği bilirkişi incelemesine esas delil avansını ihtara rağmen yatırmadığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, bu talebin yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, mahkemenin, müvekkil şirketi ticari defter ve kayıtlarını incelemeden, sadece davacı taraf iddiasına ve delillerine göre yargılama yaparak yargılamayı gerektiren bir hususta müvekkil şirketin kötü niyetli olduğunu kabul ederek icra inkar tazminatı ile birlikte davanın kabulüne karar vermesi kamu düzenine aykırı olduğu gibi temel hukuk ilkelerine ve hakkaniyete de aykırı olduğunu, bu karar müvekkil şirket yönünden telafisi imkansız zararlar doğuracak nitelikte olup anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkı ve hukuki işlemlerin belirgin ve açık olması ilkesine de aykırı olup bu hususa ilişkin başvuru haklarımız saklı kalmak kaydı ile mezkur kararın tarafımızdan kabulünün mümkün olmadığını, taleplere aykırı karar veren mahkemenin, müvekkili şirket aleyhine verdiği kararların ortadan kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: itirazın iptali istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; Mahkemece aldırılan bilirkişi asır rapor ve ek raporunun denetime bir işli ve açık olmasına cari hesaba konu 23 adet faturanın davacı defterinde kayıtlı olmasına, bu faturalardan 22 adedinin davalı tarafça BA formu ile vergi dairesine bildirilmiş olmasına, böylelikle davalının 22 adet faturaya ilişkin hizmeti almış olduğunun karine olarak kabul edilecek olmasına, davalının bu karinenin aksini ispat edecek bir delil de sunmamış olmasına, davalı tarafça defterlerin yeri bildirilmiş olmasına rağmen defterlerini bilirkişi incelemesine bilirkişinin yapılan ihtarlarına rağmen sunmamış olmasına, davalı tarafça ticari defterler incelemeye sunulmadığından, HMK nın 222/3 maddesi gereğince davacı defterlerinin de usulüne uygun tutulmuş olması nedeniyle davacı lehine delil olarak kabul edilecek olmasına, davacının davalıdan 50.861 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olmasına, alacağın faturalara dayalı olmakla belirlenebilir nitelikte olmasına, bu nedenle icra inkar tazminatına hüküm olunmasında bir isabetsizlik olmamasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.474,31 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 2.605,71 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 868,59 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. █████/2026