Mahkeme kararıyla bağlanan yaşlılık aylığı birikmişlerinin faiz alacağı davasında, asıl borcun ödenmesiyle faiz hakkının sona ermesi hususundaki istinaf kararının temyizi.
Özet: Bu hukuki metin, davacının, mahkeme kararıyla hak kazandığı birikmiş yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle ödenmesi talebini ele almaktadır; zira Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından faiz işletilmeksizin yapılan toplu ödemenin, davacı tarafından ihtirazi kayıt konulmadan kabul edilmesi üzerine, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, asıl borcun ödenmesiyle feri nitelikteki faiz alacağının da sona erdiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 25. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Ankara 19. İş Mahkemesinin ████████ sayılı kararı ile 01.12.2012 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verildiğini, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin █████████ Karar sayılı ilamı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilerek kesinleştiğini, hak kazandığı yaşlılık aylıklarına hak ediş tarihlerinden itibaren ay be ay yasal faiz işlemiş olmasına rağmen faiz tutarlarının hiçbir şekilde ödenmediğini, bu hususta davalı Kuruma hitaben 26.04.2022 tarihinde yapılan başvurunun 27.04.2022 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen Kurumun gereğini yerine getirmediği gibi bir cevapda vermediğini belirterek şimdilik 100 TL yaşlılık aylıklarına ait doğmuş ve doğacak faizin mevduata uygulanacak en yüksek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; davacıya 01.12.2012 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı tahakkuk ettirilerek 28.09.2019 tarihinde 99.469,44 TL birikmiş tutar, 11.984,37 TL prim iadesi olmak üzere toplam olarak 111.453,81 TL ödeme yapıldığı ancak birikmiş aylıklara faiz tahakkuk ettirilmediği, dosya arasında bulunan evraktan yaşlılık aylıklarının davacı yana ödenmesi esnasında bulunulmuş bir ihtirazi kayıt ya da bu kapsamda bir dilekçenin bulunmadığı; davacının asıl borç konusu yaşlılık aylıklarını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmediği veya bu durumun hal ve koşullardan çıkartılmadığı, asıl borç son bulmakla faiz alacağının da son bulduğu, davacının faiz alacağına hak kazanamayacağı kanısına varılarak davanın reddine dair karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama sonucu verilen kararın usul ve Kanuna uygun olduğu görülmekle Dairemizce istinaf yoluna başvuran davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yerinde görülmeyerek 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece hatalı ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Mahkeme kararı ile davacıya Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin olarak birikmiş aylıkların işlemiş faizinin tahsili istemine ilişkindir.Eldeki davaya konu somut olayda, davanın davacıya Kurum tarafından bağlanan yaşlılık aylığına ilişkin olarak birikmiş aylıkların işlemiş faizinin tahsili istemine ilişkin olduğu, Ankara 19. îş Mahkemesinin 13.07.2017 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı, davacısı (...), davalısı (...) olan kararında; (ilgili bölüm) "prim borcunun tamamının yatırıldığı tarih olan 30.11.2012 tarihini takip eden aybaşı olan 01.12.2012 tarihinden itibaren davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine" karar verildiği; faiz hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadığı, Dairemizin 11.10.2018 tarihli ilamı ile kararın farklı bir nedenle düzeltilerek onanarak kesinleştiği, Kurumun 28.06.2022 tarihli cevabi yazısında, Ankara 19. İş Mahkemesinin kararında yasal faiz işletilmesi ile ilgili bir hüküm bulunmadığından 01.12.2012 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmadan yaşlılık aylığı tahakkuk ettirildiği, 28.09.2019 tarihinde de 99.469,44 TL birikmiş tutar, 11.984,37 TL prim iadesi toplam olarak 111.453,81 TL ödemesi yapıldığının bildirildiği; davacı tarafından daha önce açılıp kesinleşen davada alınan karar üzerine davacıya Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verildiği, birikmiş aylıkların 28.09.2019 tarihinde ödendiği, Mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2006 tarihli ve ███████-755 Esas, ███████ Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı fer’i hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; fer’i haklar ise cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır. Fer’i haklar, borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkının bir kısmı, bir parçası değildir. Asıl borca bağlı, asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürece geçerli olup, asıl alacak ile birlikte doğar, varlığını sürdürür, onunla birlikte sona ererler. Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Genel olarak ifa, borçlanılmış edimin yerine getirilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilerek borcun sona erdirilmesidir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı fer’i borçların da sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir. Ne var ki asıl borcun sona erişinde yan borçların da sona ereceğine ilişkin kural, her zaman ve her hukuksal ilişki için geçerli değildir. Bununla ilgili ayrık durumlar 818 sayılı Kanun'un 113. maddesinde gösterilmiş, kıymetli evrak, taşınmaz rehni ve konkordato bu kuralın dışında tutulmuştur. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 131. maddesinde de benzer şekilde düzenlenmiştir.)Ayrıca evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun fer’isi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir. İhtirazi kayıt; “muayyen haklarını kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu husustaki vaki beyanı” olarak tanımlanabilir. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkı, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir hukuksal durumu ortaya çıkarmak, var olan hukuksal durumu değiştirmek veya ortadan kaldırmak için kullanılır. Bu haklar, nitelikleri gereği, sonuçlarını kendiliğinden meydana getirirler. İhtirazi kayıt ileri sürmeye yönelik hak, başka bir hakkı koruyucu nitelikte olup, koruduğu hak, asıl alacağa bağlı olan ve henüz ifa edilmeyen yan edimlere ilişkin haklardır.İhtirazi kayıt ileri sürme hakkının kullanılmaması ile alacaklının korunan bu haklarını talep etmesi engellenmiş olur. Bu engellenme itiraz niteliğinde bulunmaktadır. Alacaklının, bu hakkını kullanmakla korumak istediği hakları korunmuş olmakta, bu irade kullanılmaz ise korunmak istenen (fer’i nitelikte) hak düşmektedir. Bu ön koşul, ifanın kabulü sırasında ya da en geç ifanın ardından hemen kullanılmalıdır. Alacaklının, borcun ifası sırasında veya en geç ifanın arkasından derhal, ifanın tam olarak yapılmadığına ilişkin çekinceye dair iradesini, borçlu tarafa bildirmemesi, alacaklının borçlu tarafından yapılmayan ifaların yapılmasına ilişkin talebinden zımnen feragat ettiği anlamını taşımaktadır. Alacaklının ihtirazi kayıt ileri sürmemesi, karşı tarafın ifasını ve ifaya ilişkin davranışı ile ortaya koyduğu iradesini kabul ettiği anlamına gelecektir. Hareketsizlik hiçbir zaman ihtirazi kayıt ileri sürüldüğünü göstermez ve bu yolda bir karine oluşturmaz.818 sayılı Borçlar Kanunu 113. maddesinde ayrıca; ... “veya...eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz...” ifadesi yer almaktadır ( 6098 sayılı Borçlar Kanunu 131/2. maddesinde de; “İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir” şeklinde düzenleme mevcuttur). Buna göre, alacaklı açıkça ihtirazi kayıt hakkını ileri sürmese bile, yaptığı eylem ve işlemlerden bu hakkını kullanmak istediği sonucu çıkarılabiliyorsa, bu hakkın kullanıldığının kabulü gerekecektir. “...” kavramı değerlendirilirken kuşkusuz, somut olayın özellik ve gerekleri dikkate alınmalıdır. Burada önemli yön, alacaklının hangi eylem ve işlemlerinin, bu hakkı kullanmak istediği şeklinde yorumlanması gerektiğidir. İfade edilmek istenen husus, somut olayın niteliğinin, para borcunun son bulmasına karşılık, işlemiş faiz borcunun devamını gerektirmesidir. Alacaklının, asıl borç konusu para alacağını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmediği veya bu durum “hal ve koşullardan çıkartılmadığı” takdirde ise yukarıda belirtilen yasal ilke uyarınca, asıl borç son bulmakla, faiz alacağı da son bulacaktır. Yargılama hukukunun genel bir kuralı olarak, belli bir hukuk kuralına dayanarak hak elde etmek isteyen taraf, bu kuralın uygulanabilmesi için gerekli koşulların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Davacı (alacaklı), ihtirazi kayıt ileri sürdüğünü, ya da durumun gereğinden bu hakkını kullandığının anlaşılması gerektiğini ispat etmekle yükümlüdür.Somut olayda davacı vekili tarafından faiz talebinin de bulunduğu dilekçe verilmiş olduğu, Kurumca kesinleşen Mahkeme kararında faize ilişkin olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadığı gözetilerek faiz isteminin kabulü gerektiği ve faiz alacağı hesaplanarak karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.