Sertifikalı yonca tohumluk üretim sözleşmesi kaynaklı uyuşmazlıkta, hakem kurulunun yetkisini aşarak sözleşme dışı fiyat belirlemesi ve kamu düzenine aykırılığı nedeniyle verilen iptal kararı sonrası Yargıtay bozmasına karşı direnilmesi.
Özet: Sertifikalı yonca tohumluk üretim sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkta, hakem kurulu tarafından sözleşmedeki fiyat belirleme kriterleri yerine piyasa araştırmasıyla tohum fiyatı tespiti ve tahkim giderleri hakkında karar verilmemesi üzerine, davacı vekili hakem kararının yetki aşımı ve kamu düzenine aykırılık gerekçeleriyle iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, ancak bu karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay tarafından bozulmuş ve bölge adliye mahkemesi bozma kararına direndiği için uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
(İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.03.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararıTaraflar arasındaki hakem kurulu kararının iptali davasından dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; taraflar arasındaki "Sertifikalı Yonca Tohumluk Üretim Sözleşmesi" gereğince 2022 yılına kadar olan diğer sezonlarda sözleşmede belirtilen şartlara uygun şekilde yetiştirilen yonca tohumlarının davalı tarafından satın alındığını, 2022 yılına gelindiğinde yine usulüne uygun şekilde yonca tohumu yetiştirildiğini ancak davalının sözleşmedeki edimini ifa etmekten kaçındığını, ürünlerin alınması ve bedelin ödenmesi taleplerinin sonuçsuz kalması üzerine sözleşmedeki tahkim şartı nedeniyle Türkiye Tohumcular Birliği Hakem Kuruluna başvurulduğunu, müvekkilinin ürettiği yonca tohumlarının sözleşmede belirtilen şartları sağladığı tespit edilmesine rağmen sözleşmenin 5. maddesine aykırı olacak şekilde hakemlerce resen fiyat araştırması yapılarak belirlenen fiyata göre, yonca tohumlarının davalı tarafından usulüne uygun satın alınması ile yonca tohumlarının kilo fiyatının 62,53 TL olarak hesap edilmesine karar verildiğini, kararın tahkim taleplerinin tamamını kapsamadığını, tahkim giderlerinin davalıya yükletilmesi gerekirken yapılan masraflar hakkında bir karar verilmediğini, hakemin ancak taraflarca açıkça yetkilendirildiği takdirde hakkaniyet ve nesafet kurallarına göre karar verilebileceğini [6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 433/3], somut olayda yetkinin aşıldığını ve talebin tamamı hakkında karar vermediğini (HMK md. 439/2-d), sözleşme koşullarına göre belirlenen fiyat üzerinden karar verilmesi gerektiğini, hakem kurulunun fiyatın uyarlamasına ilişkin bir yetkisi bulunmadığı gibi uyarlama şartlarının da oluşmadığını, tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediğini (HMK md. 439/2-f) belirterek Türkiye Tohumcular Birliği Hakem Kurulunun 10.05.2023 tarih ve ███████ sayılı kararının HMK'nın 439/3. maddesi uyarınca yonca tohumu fiyatı, tahkim ücreti, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden iptaline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAPDavalı vekili; hakem kararlarının iptali şartlarının HMK'nın 439. maddesinde tahdidi olarak sayıldığını ve hakem kararlarının ancak şekli unsurlar bakımından incelemeye tâbi tutulacağını, davacının iptal gerekçelerinin kararın esasına ilişkin olduğunu ve yasal düzenlemede sayılan şartlar arasında yer almadığını, tahkim yargılamasında hakemin hukuk kurallarını tayin ve uygulama konusunda serbestçe karar verebileceğini, uygulanan kurallara dair yerindelik incelemesi yapılmayacağını, davacının vekâlet ücreti ve yargılama gideri de dahil tüm talepleri bakımından karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARIBölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 30.11.2023 tarihli ve 2023/4 Esas, 2023/5 Karar sayılı kararı ile; taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde yonca satış fiyatının belirlenme kriterleri tayin edilmesine rağmen, Hakem Kurulunca yetkisini aşacak şekilde sözleşme ve talep dışına çıkılarak piyasa şartlarına göre fiyat araştırması yapılıp 2022 yılı yonca tohumu satış fiyatının belirlendiği, bu durumun HMK'nın 433/3. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve davacı aleyhine olduğu, hakem kurulunca dava konusu dışında karar verilmesi kamu düzenine ilişkin olduğundan bu durumun resen dikkate alınması gerektiği, buna göre Hakem Kurulu kararı HMK'nın 439. maddesinin 2. fıkrasının “d” bendinde düzenlenen "hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı" hükmüne aykırı olduğu gibi aynı zamanda aynı kanunun “ğ” bendinde düzenlenen "kararın kamu düzenine aykırı olması" hükmüne de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Türkiye Tohumcular Birliği Hakem Kurulu Komisyonunun 10.05.2023 tarihli ve 2022/8 sayılı gerekçeli karar toplantı tutanağının ve verilen kararların iptaline karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "…1.HMK’nın 439 uncu maddesinde yer alan; "Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri Bölge Adliye Mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür." şeklinde düzenleme gereğince, Hakem kararlarına karşı yalnız iptal davası açılabilecektir. Aynı maddenin devamında da iptal sebepleri tek tek sayılmıştır. Hakem kararının iptali davalarında iptal sebepleri tahdidi olarak sayıldığından, kararın esası yönünden hukuka uygun ve yerinde olup olmadığının incelenmesi mümkün değildir. Yargıtay içtihatları ile de Hakem Heyeti kararının esasının, yerinde olup olmadığının, hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı gibi hususların Hakem Heyeti kararının iptali davalarında inceleme konusu yapılamayacağı kabul edilmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 22.06.2016 gün, █████████ E., █████████ K.).2. Hakem Kurulunun, başvuru sonucu ileri sürülen iddia ve savunmaları değerlendirerek, tarafların tüm talepleri hakkında bir karar vermesi gerekir. Maddi hukuka ilişkin konularla ilgili uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve tahlili de hakeme aittir. Somut olayda taraflar arasındaki tahkim sözleşmesinde Hakem Heyetinin uyuşmazlığın çözümünde hakkaniyet kurallarını uygulayacağına ilişkin açık bir düzenleme olmadığından, Hakem Heyetinin somut uyuşmazlığın çözümünde maddi hukuka ilişkin "aşırı ifa güçlüğü - uyarlama" kurallarını uygulayarak bu şekilde çözüme bağlamasında yasal engel yoktur. Uyuşmazlığın maddi hukuk kuralları uygulanarak hakkaniyet ilkesine göre çözümlenmesi maddi hukuk kurallarının uygulanmadığı anlamasına gelmez. Öte yandan uygulanan maddi hukuk müessesesi için Kanun ismi ve madde numarası belirtilmesi de zorunlu değildir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde maddi hukuk kuralları yerine hakkaniyet kurallarına göre karar verildiği şeklinde değerlendirmesi isabetli görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3. İptal davasına bakan Mahkemelerce, hakem kararlarının tamamı ya da ayrılabilir bölümleri hakkında "kısmen" iptal kararı verilmesine engel bulunmamaktadır. Mahkeme iptal sebebiyle bağlı olup, bu sebepler doğrultusunda inceleme yapmak zorundadır. Somut olayda davacı HMK'nın 439/2-d "Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı," maddesi ile "f" bendi uyarınca tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği hukuksal gerekçelerine dayalı olarak iptal talebinde bulunduğu halde, Mahkemece anılan dava sebepleri dışına çıkılarak Hakem Heyeti kararının HMK'nın 439/2-ğ maddesinde düzenlenen "kamu düzenine aykırılık" hukuk sebebine dayalı olarak iptal kararı verilmesi isabetli görülmemiştir. Kaldı ki Hakem Heyeti kararının, kamu düzenine aykırı olduğunu söylemek için Hakem Heyeti kararının yarattığı sonucun, toplumdaki temel ahlak kuralları, temel insan hakları veya toplumu temelinden sarsacak sonuçlara yol açması gibi durumların söz konusu olması gerekmekte olup, somut olayda böyle bir halin varlığı da söz konusu olmadığından hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme KararıBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarDirenme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı vekili; davacının itiraz gerekçelerinin tahkim yargılamasının esasına ilişkin olduğunu, hukuka uygun bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; hakem kararının iptali istemli somut olayda, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialar ve hakem kararının mahiyeti dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesinin HMK'nın 439/2. maddesinin d ve ğ bendine aykırılık bulunduğu yönündeki değerlendirmesinin yerinde olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 439. maddesi.2. Değerlendirme1. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “tahkim” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemeler ortaya konulmalıdır. 2. Özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümüne “tahkim” denir. Öğretide ise tahkim, “Kanun’un tahkim yoluyla çözümlenmesine izin verdiği konular kapsamında olmak koşuluyla, taraflar arasında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların mahkeme yerine, hakem adı verilen kimseler aracılığı ile kesin ve bağlayıcı olarak çözümlenmesi konusunda tarafların anlaşmaları” olarak tanımlanmaktadır (Ziya Akıncı: Milletlerarası Tahkim, 5. Baskı, İstanbul 2020, s. 5).3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 Esas, 2018/4 Karar sayılı kararında da; “…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde mahkemeler yerine hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem kararı, devlet mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…” şeklindeki açıklamayla hakem kararlarının bağlayıcı ve kesin olduğu belirtilmiştir.4. Devlet yargısına göre hızlı olması, öngörülebilir olması, yargılama koşullarını belirli sınırlar içerisinde tarafların belirliyor olması, hakemlerin uzmanlık alanlarına göre taraflarca seçilmesi, arzu edilmesi hâlinde gizliliğin sağlanabilmesi gibi birçok avantajı nedeniyle tahkim, uluslararası alanda olduğu gibi ülkemizde de uygulama alanını giderek genişleten bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi hâline gelmiştir (Doğan Ağırman: Millî & Milletlerarası Tahkim, Ankara 2022, s. 80).5. Özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların mahkemeler dışında tahkim yolu ile çözümü, tarafların yapacağı bir "tahkim sözleşmesi" ile mümkündür. 6. Türk Hukuk Lûgatında tahkim sözleşmesi, tarafların sözleşme ya da sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bir kısmının çözümünün hakem ya da hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşma olarak ifade edilmiş; tahkim sözleşmesinin taraflar arasındaki sözleşmenin bir koşulu ya da ayrı bir sözleşme ile yazılı biçimde yapılabileceği belirtilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 1048).7. Tahkim özü itibariyle tarafların seçimine bağlı olarak kullanılan, hem ulusal hem de uluslararası hukuki uyuşmazlıklarda başvurulabilecek bir çözüm yöntemidir. 8. Hukukumuzda uluslararası tahkim 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununun konusuyken yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar bakımından ulusal tahkim (iç tahkim) HMK'da düzenlenmiştir. 9. Bu kapsamda HMK, tahkimin bir ilk itiraz teşkil ettiğini (md.11/1-b, 413/1) ve basit yargılama usulüne tâbi olduğunu (md.316/1-f) belirledikten sonra 407-444. maddeler arasında "Tahkim" başlıklı 10. kısımda konuyla ilgili özel hükümleri öngörmektedir.10. Kanun koyucu 407. maddede tahkimin yukarıda değinilen kapsamını çizdikten sonra 408. maddede tahkimin zorunlu unsurlarından olan tahkime elverişlilik konusunu düzenlemiş ve taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tâbi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığını belirlemiştir. 11. Tahkim yargılaması neticesinde hakemin/hakem kurulunun verdiği karar, tahkim kurumunun yargısal niteliğinin doğal bir sonucu olarak mahkeme kararları gibi maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder ve bu kararın iptali yahut 437. madde kapsamı dışında kalacak ölçüde değiştirilmesi ancak kanunda öngörülen "iptal davası" ile sağlanabilir. 12. Hakem kararlarına karşı itiraz için öngörülen yol olan iptal davası HMK'nın 439. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre hakem kararının (veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararının) taraflara bildirildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde (md. 439/4) tahkim yeri bölge adliye mahkemesi nezdinde (md. 439/1-2.c) iptal talebinde bulunulabilir. Hakem kararına karşı iptal davası açılması kural olarak kararın icrasını durdurmasa da taraflardan birinin talebi üzerine teminat mukabilinde aksine karar verilebilir (md. 439/4). Bölge adliye mahkemesince öncelik ve ivedilikle (md. 439/1) ve yine duruşma açılması yönünde karar alınmadıkça dosya üzerinden (md. 439/5) yapılan bu inceleme sonunda iptal talebiyle ilgili verilecek kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir (md. 439/6).13. İptal davasında bölge adliye mahkemesinin incelemesinin sınırları 439. maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre; "a) Tahkim sözleşmesinin taraflarından birinin ehliyetsiz ya da tahkim sözleşmesinin geçersiz olduğu,b) Hakem veya hakem kurulunun seçiminde, sözleşmede belirlenen veya bu Kısımda öngörülen usule uyulmadığı,c) Kararın, tahkim süresi içinde verilmediği,ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği,d) Hakem veya hakem kurulunun, tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verdiği veya talebin tamamı hakkında karar vermediği ya da yetkisini aştığı,e) Tahkim yargılamasının, usul açısından sözleşmede veya bu yönde bir sözleşme bulunmaması hâlinde, bu Kısımda yer alan hükümlere uygun olarak yürütülmediği ve bu durumun kararın esasına etkili olduğu,f) Tarafların eşitliği ilkesi ve hukuki dinlenilme hakkına riayet edilmediği,g) Hakem veya hakem kurulu kararına konu uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmadığı,ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu" tespit edilirse, hakem kararları iptal edilebilir.14. Hakem kararlarına itiraz için öngörülen iptal davası teknik anlamda bir "kanun yolu" değildir. Tarafların gizlilik, çabukluk ve konuya uzman hakemlerce değerlendirme yapılması gibi amaçlarla devlet yargısı yerine tahkim yöntemini tercih ettikleri gözetildiğinde hakemlerin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığının yeniden bir denetime tâbi tutulması bu sistemin amacına uygun olmayacaktır.15. Bu nedenledir ki kanun koyucu yukarıda tahdidi sıralanan hâller arasında hakem tarafından hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususunu bir iptal sebebi olarak saymamıştır. Nitekim genel hatlarıyla iptal sebeplerine bakıldığında, kanun koyucunun kararın tam ya da kısmi (md. 439/3) iptali için ancak hakemlerin kamuyu ilgilendiren ya da ağır usulî ihlâl niteliği taşıyan eylem ve kararlarının var olmasını aradığı görülmektedir. 16. Bu durum ilk bakışta hakemin vereceği bir kararın tümüyle denetimden yoksun olacağı gibi bir çekince/tereddüt ihtimalini akla getirebilirse de, iptal davasının kanun yolu denetiminden farklı ve sınırlı inceleme yöntemi, sözleşmesel bir yargılama sistemi olan tahkimin tabiatına uygun bir niteliktir. Zira taraflar bu yöntemi tercih ettiklerinde, anlaşmazlıklarının kendilerinin serbestçe tayin edebileceği (md. 415, 416) konusunda uzman hakemler eliyle ve yine kural olarak devlet yargısındaki usul kurallarıyla bağlı olmaksızın yargılama usulünü bile kendilerinin kararlaştırabileceği (md. 424) bir sistemi kabul ederek hakem veya hakem kurulunun, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığının iptal davasında tartışılamayacak olmasından doğabilecek çekinceyi/riski bertaraf etmektedir. 17. Hakem kararının kamu düzenine aykırılığı meselesine gelindiğinde, bu husus HMK'nın 439/1-ğ bendinde bir iptal sebebi olarak düzenlenmiş ise de kanun koyucu "kamu düzenine aykırılık" hâlleriyle ilgili sınırlayıcı herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Zira kamu düzeni kavramı, hukuk literatüründe kesin bir tanıma sahip olmayan, kapsamı duruma ve bağlama göre değişebilen dinamik bir kavramdır. Bu sebeple hangi hâllerin kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinin ortaya konulabilmesi için "kamu düzeni" kavramının anlam ve kapsamı netleştirilmelidir. 18. Türk Hukuk Lûgatında kamu düzeni, toplumun temel yapısını ve bireylerin güvenlik, huzur ve sağlık içinde yaşamaları için kamusal yararları koruyan, devletlerin güvenliğini, düzenini ve bireyler arasındaki ilişkilerde hukuku sağlamaya yarayan kurallar bütününün oluşturduğu hukuk düzeni olarak tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C.1, s. 636). En basit ifade ile kamu düzeni, toplumsal düzenin temelini oluşturan, toplumun ahlâki değerlerini, ekonomik yapısını, temel hak ve özgürlüklerini ve devletin anayasal ilkelerini koruyan normlar bütününü ifade eder ve bu yönüyle yalnızca hukuki değil, aynı zamanda sosyal, siyasal ve kültürel boyutları olan çok katmanlı bir yapıdır.19. Dolayısıyla kamu düzeni, kanun hükümlerinde somutlaşmaya çalışılsa da keskin hatlarla sınırları çizilecek şekilde tarif edilemeyen, temel nitelikleri nazara alınarak hâkimin somut olaydaki değerlendirmesine bağlı şekilde tezahür eden, sahip olduğu bu belirsizlik hâli içtihatlarla kabul edilen ilkeler çerçevesinde giderilmeye gayret edilen bir kavramdır.20. Bu bağlamda yargısal kararlara bakıldığında; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 10.02.2012 tarihli, 2010/1 Esas ve 2012/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında konu "Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek hâller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali hâlinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali hâlinde veya her emredici hükmü ihlâl eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. İç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir." şeklinde açıklanmıştır. 21. Anayasa Mahkemesinin 1964 yılında vermiş olduğu bir kararında kamu düzeni için “Toplumun huzur ve sükûnunun sağlanmasını, Devleti ve Devlet teşkilâtının muhafazasını hedef tutan her şeyi ifade ettiği, başka bir deyimle cemiyetin her sahadaki düzeninin temelini teşkil eden kuralları kapsadığı sonucuna varılmaktadır” ifadesini kullanmak suretiyle kavram için genel bir çerçeve çizdiği görülmektedir (AYM, 28.01.1964 tarihli ████████ Esas, 1964/8 Karar sayılı kararı).22. Kamu düzenine aykırılığın söz konusu olup olmadığı, her olayda bu çerçevede tayin ve takdir edilmesi gereken bir husus olup somut olayda Özel Daire ve Bölge Adliye Mahkemesi arasındaki direnme konusu anlaşmazlığın temeli de bu meseleden kaynaklanmaktadır.23. Hâl böyle olunca iptali istenen hakem kurulu kararının kamu düzenine aykırılık taşıyıp taşımadığının tespit edilebilmesi için hukuki sürecin ortaya konulması gerekir. 24. Somut olayda taraflar arasında imzalanan "sertifikalı yonca tohumluk üretim sözleşmesi"nin 5/a maddesinde davalının davacı üreticiden satın alacağı tohumun 2019 yılı için kilogram fiyatı belirlenmiş ve sözleşme beş yıllığına yapıldığından devam eden yıllarda mahsulün fiyatının Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklayacağı ekmeklik buğday taban fiyatındaki artışa endekslendiği; 6/c maddesinde, bu sözleşmenin uygulanmasından doğacak her türlü uyuşmazlığın çözümünde TÜRKTOB Hakem Heyetinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. 25. Taraflar üç üretim sezonunda sözleşmeyi bu şekilde uygulamış ancak 2022 yılına gelindiğinde ekmeklik buğday taban fiyatındaki aşırı artış, yonca tohumuna ilişkin sözleşmedeki mal bedelinin uyarlanması bakımından taraflar arasında anlaşmazlık yaratmıştır.26. Bu kapsamda davacı 26,00 TL olan kilogram fiyatının 86,00 TL'ye yükseltilmesi gerektiğini ileri sürerek sözleşme gereği tahkime başvurmuş, taraflar heyette yer alacak hakemlerin belirlenmesini sağlamış, oluşturulan hakem heyeti tarafları oturuma çağırarak hazır olanların beyanlarını almış ve yaptığı değerlendirme sonunda Konya Ticaret Borsasında 2022 yılı için yonca tohumluğuna uygulanan %240 oranındaki artışın uygulanmasını yerinde bularak kilogram fiyatını 62,53 TL olarak takdir ve tayin etmiştir.27. Eldeki dava ile davacı, (direnme konusu olmayan diğer itiraz sebepleri yanında) hakem kurulunun piyasa araştırması yapıp mal bedelini sözleşmede kararlaştırılandan farklı şekilde uyarlamakla yetkisini ve talebi aştığını ileri sürerek kararın iptalini talep etmiştir. 28. İptal davasını inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, kararın HMK'nın 433/3. maddesinde öngörülen hakemlerin ancak tarafların açıkça yetkili kılmış olmaları şartıyla hakkaniyet ve nesafet kurallarına göre veya dostane çözüm yoluyla karar verebileceği şeklindeki hükme aykırılık teşkil ettiğini, bunun hakem kurulunca tahkim sözleşmesi dışında kalan bir konuda karar verilmesi anlamı taşıdığı ve bu durumun kamu düzenine aykırı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 439/d ve ğ bendi çerçevesinde hakem kararının iptaline karar vermiştir. 29. Karara karşı davalının temyiz itirazlarını inceleyen Özel Daire ise dava konusu tahkim yargılaması ve verilen kararda kamu düzenine aykırılık bulunmadığını kabul ederek davanın reddi gerektiğine işaret etmiştir. Bu noktada HMK'nın 439. maddesinin 1/ğ bendinde düzenlenen bu iptal sebebi taraflarca dayanılmasa dahi mahiyeti gereği mahkemece kendiliğinden gözetileceğinden Özel Daire bozma kararında davacı tarafça (ğ) bendine dayanılmadığı hâlde bu hüküm çerçevesinde kararın iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğu yönündeki tespitte isabet bulunmadığı ancak bozma kararının salt bu nedene dayalı olarak tesis edilmediği, kararın devamında somut olayda kamu düzenine aykırılığın söz konusu olmadığı şeklindeki gerekçeye de dayanıldığı anlaşıldığından bu hususun esasa etkili görülmediği belirtilmelidir. 30. Konuyla ve somut olaydaki süreçle ilgili tüm bu açıklamalardan sonra direnme konusu uyuşmazlık incelendiğinde; taraflar imzaladıkları sözleşmeyle aralarında çıkacak uyuşmazlıkların hakem heyeti kararıyla çözüleceği kararlaştırılmış, buna göre oluşturulan beş kişilik hakem heyeti taraflar arasında anlaşmazlık doğuran bedele ilişkin sözleşme hükmüyle ilgili olarak bir değerlendirme yapmış, delilleri tartışmış ve bir sonuca varmıştır. Söz konusu yargılama ve varılan nihai sonuç bakımından kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir durum söz konusu olmadığı gibi hakem heyetinin deliller üzerinden değerlendirme yaparak anlaşmazlığı çözüme kavuşturması somut olay bakımından tahkim sözleşmesi dışına çıkılması, açıkça yetkilendirilmediği hâlde hak ve nesafete göre karar verdiği anlamına gelmemektedir. 31. Hakem heyeti kararının esası, hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı, vardığı sonucun yerinde olup olmadığı gibi hususlar da hakem heyeti kararının iptali istemli davada tartışma konusu yapılamayacağından iptal davasına bakan Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddi yerine, yanılgılı şekilde hakem heyetinin takdirine ve kararının esasına yönelik değerlendirilmeler yapılarak kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.32. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsen Özel Daire kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.33. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,Dosyanın HMK'nın 373. maddesi uyarınca direnme kararını veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.