Hukuk Genel Kurulunun ayıplı parke taşı nedeniyle tazminat talepli davada ayıp ihbarı süresinin değerlendirildiği direnme kararı temyizi.
Özet: Davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme kapsamında davalıdan satın alınıp bir inşaat projesinde kullanılan prefabrik beton parkelerin yüzeyinde soyulma ve kapak atma şeklinde ayıplar oluştuğu iddiasıyla davacının sözleşmeden doğan sorumlulukları ileri sürerek zararının tazminini talep ettiği bu alacak davasında; davalı, ürünlerinin standartlara uygun olduğunu, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ve kusurun kendilerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi başlangıçta davayı reddetmiş, Yargıtayın bozma kararından sonra davayı kabul etmiş, ancak Yargıtayın bu kabul kararını tekrar bozması üzerine ilk derece mahkemesi bozmaya direnerek davayı kabulde ısrar etmiş ve dosya direnme kararının temyizi üzerine Genel Kurul incelemesine gelmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

    SAYISI : ████████ E., ████████ K.
    ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.09.2023 tarihli ve
    █████████ Esas, █████████ Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkeme tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 24.07.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmenin konusunun 3.1. madde uyarınca ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapım İşi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' olarak belirlendiğini, sözleşme uyarınca toplam 7522 metrekarelik prefabrik beton parkenin nakliyeli olarak davalıdan satın alındığını ve müvekkilinin satın aldığı bu ürünleri dava dışı işveren olan Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü ile yapılan sözleşmeye konu yapım işinde kullandığını, Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünce projede 5 No.lu yol olarak nitelendirilen bölümün 700 metrekarelik kısmında kullanılan beton parkelerin yüzeylerinin soyulduğu ve kapak atma olarak nitelenen hasarın meydana geldiği tespit edilerek bu hatalı imalatın doğru malzeme ile değiştirilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkilince davalı şirkete Ankara 5. Noterliğinden 16.09.2013 tarihli ihtarnameyi göndererek geçici kabulü engelleyen ve gözle dahi tespit edilebilen hatalı imalatların yerinden sökülüp teknik şartnameye uygun malzeme ile değiştirilmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin 07.03.2014 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, yine Ankara 11. Noterliği aracılığıyla 17.03.2014 tarihinde davalıya ihtarname keşide edildiğini, fakat davalının ihtarnameye cevap vermediğini, Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü tarafından işin bitirilmesi yönünde müvekkiline yazı yazılması nedeniyle, müvekkili tarafından Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ D.iş sayılı dosyasında dava konusu ayıplı malların yerinde tespitlerinin yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesi uyarınca davalının söz konusu ayıp nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL zararının olay tarihinden itibaren yasal faizi ve tespit masraflarıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslahla dava değerini 59.060,00 TL'ye yükseltmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili; müvekkilinin uygulama ve montaj konusunda yükümlülüğü bulunmadığını ve tüm edimlerini ifa ettiğini, teslim edilen malların kararlaştırılan standartlarda olduğunu, Karayolları Müdürlüğü ve Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Müdürlüğünce de gerekli kontrol ve tespitler yapıldıktan sonra ayıpsız olarak teslim edildiğini, davacı tarafın da müvekkiline ödeme yaptığını, davacı tarafın üstlendiği işin 100.000 metrekarelik bir iş olduğunu, müvekkilinin ise davacıya toplam işin yüzde onundan az miktarda beton parke sattığını, müvekkilinin sattığı beton parkenin hatalı imalatın olduğu yerde kullanıldığının ispatlanması gerektiğini, Kırşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ D. iş sayılı dosyasında yapılan tespitin usule aykırı olduğunu, bu raporu kabul etmediklerini, Aksaray 2. Noterliğinin 16.04.2014 tarih ve 5231 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacıya cevap verdiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
    III. MAHKEMENİN İLK KARARI VE SONRASINDAKİ YARGISAL SÜREÇ
    1. İlk Derece Mahkemesinin 07.03.2017 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; davanın davalı tarafça satılan beton parkenin ayıplı olduğu iddiası ile tazminat istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça ibraz edilen dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğünün 12.09.2013 tarihli yazısından, davacının dava dışı idarenin hasarlı taşların değiştirilmesi talebini en erken dava dışı idarenin 06.09.2013 tarihli yazısı ile öğrendiği, devamında ise davacının 16.09.2013 tarihinde ihtarname gönderdiği, ne var ki davacının dava dilekçesinde ''gözle görülebilir'' şeklinde tarif ettiği ve açık ayıplı olduğunu iddia ettiği satım konusu malzemeyi ihtirazî kayıt koymaksızın teslim alıp ödeme yaptığı ve yasal ihbar süresinden sonra yapılan ayıp ihbarında idarenin 06.09.2013 tarihli yazısındaki ''yükleme boşaltma sırasında meydana gelen kırık taşların değiştirilmesi'' hususuna dayandığı, bu sebeple artık sözleşmenin 10. maddesine dayanarak bir talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    2. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusu yerinde görülmeyerek esastan reddedilmiştir.
    3. Karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Özel Dairenin 21.12.2021 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; "…Taraflar arasında akdedilen ''Kırşehir Merkez Organize Sanayi Bölgesi Altyapı Yapımı işi bünyesindeki 10'luk parke taşının nakliyeli olarak iş sahasında teslimi'' konulu 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 10. maddesinde, “...SATICI prefabrik beton parkenin (10’luk) Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu ALICI’ya garanti eder. Sevkiyatı tamamlanmış dahi olsa ALICI’nın muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedeli ödenmeyecektir. SATICI bu hususta hiçbir hak talep etmeyecektir.” denilmektedir. Taraflar arasındaki sözleşmede, sözleşmeye konu malların, davalı tarafça davacıya ait inşaat mahallinde teslimi öngörülmüş olup, bu hüküm nedeniyle gerek taşıma gerekse teslim sırasında meydana gelen hasarlardan davalı sorumludur. Sözleşme hükmü uyarınca ihale makamının 06.09.2013 tarihli yazısı ile “.... yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana gelmiş ve hasarlı olan bu taşlar da imalatta kullanılmıştır. Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması...”, yine ihale makamının 12.09.2013 tarihli yazısı ile de “...Yapılan imalatlardaki kusurların giderilmesi ve hasarlı taşların kullanılmaması...” gerektiği davacıya bildirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin ifası, inşaat sahasında teslimi de öngördüğünden, somut olayda TTK’nın 23/(1)-c. maddesinde yer alan ayıp ihbar hükümlerinin uygulanmaması gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…" şeklindeki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    IV. DİRENMEYE ESAS MAHKEME KARARI
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda verilen 05.07.2022 tarihli, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; bozma öncesi alınan bilirkişi rapor ve ek raporuna göre dosya içinde mevcut üç faturaya göre davacının davalıdan almış olduğu malzeme bedelinin KDV dâhil 88.759,60 TL olduğu, Kırşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ███████ D. İş dosyasında yer alan ve davacı tarafından da kabul edilen hatalı ve kusurlu imalat miktarı esas alınarak yapılan hesaplama sonucunda davacının hatalı ve kusurlu parke nedeni ile uğradığı zararın 59.060,00 TL olduğu, taraflar arasındaki 24.07.2013 tarihli sözleşmenin 3.2. maddesinde prefabrik beton parkeler alıcının muhatabı olan idarenin teknik şartnamesini karşılayacak nitelikte olacağı ve teknik şartnameyi karşılamayan ödeme yapılmayacağı, 10. maddesinde satıcının prefabrik beton parkenin Bayındırlık Bakanlığı şartnamelerine uygunluğunu alıcıya garanti ettiği, sevkiyatı tamamlanmış dâhi olsa alıcının muhatabı İdare tarafından kabul görmeyen malzeme bedelinin ödenmeyeceği, satıcının bu hususta hiçbir hak talepte bulunamayacağı hükümlerinin mevcut olduğu, dolayısıyla davalı taraf satış ve teslimden sorumlu olduğu, malın 28.08.20 13... .09.2013 tarihleri arasında teslim edildiği, Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından davacı şirkete 06.09.2013 tarihinde yazılan yazıda parke taşlarında yükleme boşaltma sırasında kırıklar meydana geldiğinin belirtildiği, 12.09.2013 tarihli yazısında imalatlarda hasarlı taşların kullanılmamasının istendiği, davacının 06.09.2013 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarnamede sözleşmenin 3 ve 10. maddelerine uygun bir şekilde hareket edilmesinin, yine 24.02.2014 tarihli ihtarname ile malzemelerin değişiminin istendiği, 24.03.2014 tarihinde tespit yapıldığı ve verilen parke taşlarının hatalı olduğunun belirlendiği, hatalı parke taşı verilmesi nedeni ile uğranılan zarardan sözleşme kapsamında davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dava, davalı tarafından davacıya satılan ve teslim edilen parke taşlarının ayıplı olduğu iddiasıyla tazminat istemine ilişkindir. Davalı yargılamanın safhalarında söz konusu ayıplı malın kendisinin sattığı mal olmadığını ileri sürmüştür. Mahkemece tespit dosyasında alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak gerek tespit konusu bilirkişi raporunda ve tespit raporundaki değerlendirmeleri esas alan Mahkemece alınan bilirkişi raporunda gerekse dosya kapsamıyla dava konusu ayıplı malın davalıdan satın alınan parke taşları olduğu sabit değildir. Zira davacı ile davalı arasında imzalanan 30.11.2013 tarihli sözleşmede iş miktarının 90.000 metrekare olarak düzenlendiği, bu miktarın tahmini olduğunun belirtildiği, dava dilekçesinde davalıdan 7522 metrekare parke taşı satın alındığı, bu parke taşlarının dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Müdürlüğü ile davacı arasındaki yol kaplama işinde kullanıldığı ve davacı tarafından 5 no.lu yolun kaplamasının bu parke taşlarının kullanılarak yapıldığı iddia edilmiştir. Dava dışı Kırşehir Organize Sanayi Müdürlüğünün 13.03.2014 tarihli yazısından taraflar arasındaki yol kaplama işinde toplam 18 yol olduğu anlaşılmaktadır. Davaya konu 5 no.lu yolda kullanılan malzemenin davalıdan satın alınan malzeme ile yapıldığı davacı tarafından ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
    Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk karar gerekçesi tekrar edilmek ve dosya kapsamında sunulan deliller ile uyulan bozma kararında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 23/1-c maddesindeki hükümlerin uygulanmaması gerektiği yönündeki tespitler de gözetildiğinde, davalı tarafça davacıya satılan parke taşlarının ayıplı olduğu olgusunun davacı tarafça kanıtlandığı kanaatine ulaşıldığı belirtilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Direnme kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili; müvekkilinin teslim ettiği parkelerde herhangi bir kusur bulunmadığını, kusurlu olduğu iddia edilen parkelerle de müvekkilinin ilgisi olmadığını, OSB yapımı için pek çok firmadan mal temin edildiğini, ayıp iddiasına konu malların müvekkilinden satın alınan mallar olduğunun dosya kapsamı itibariyle davacı tarafça ispatlanamadığını, usulüne uygun şekilde kendilerine tebliğ edilmeyen tespit raporunun da hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; ticari satım sözleşmesinde ayıp iddiasına dayalı tazminat talep edilen somut olayda, davaya konu parke taşlarının davalıdan satın alınan mallar olduğunun kabul edilmesinin dosya kapsamı itibariyle mümkün ve yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 207, 219. maddeleri.
    2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi.
    3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 187, 190. maddeleri.
    2. Değerlendirme
    1. Direnme konusu uyuşmazlığın çözümü için kısaca satış sözleşmeleri ve ayıp kavramıyla ilgili hükümlere değinilmesi yerinde olacaktır.
    2. Somut olayda uygulanması gereken TBK'nın 207/1. maddesinde "satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme" olarak tanımlanan satış sözleşmesi, tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme olup satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme; alıcının ise, buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.
    3. Her iki tarafın tacir olduğu sözleşmeler kural olarak ticarî satış sözleşmeleridir ve TTK'nın 23. maddesine göre, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış sözleşmelerine TBK'daki satış sözleşmelerine ilişkin hükümleri uygulanır.
    4. Ticari satış sözleşmelerinde ayıp iddiası, TTK'nın yukarıda değinilen 23. maddesinin c bendinde yer alan ihbara ilişkin özel düzenleme dışında TBK hükümleri çerçevesinde çözümlenir.
    5. Bu kapsamda TBK'nın 219. maddesi gereği satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da, bu ayıpların varlığını bilmese bile, sorumludur.
    6. Elbette satıcının ayıptan sorumlu olduğu iddiasının incelenebilmesi için öncelikle ayıplı olduğu ileri sürülen malın sorumluluğun muhatabı olarak gösterilen kişiden/satıcından alınan mal olduğunun ortaya konulması gerekir. Bu ise ispat ve ispat yükü kavramlarını karşımıza çıkarır.
    7. Dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların (olguların) var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemine ispat denir ve Türk Hukuk Lûgatında "kanıtlama" olarak ifade edilmektedir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. 1, s. 595).
    8. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 187. maddesinin 1. fıkrasında ispatın konusu "tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümüne etkili olabilecek çekişmeli vakıalar" olarak tanımlanmış ve bu vakıaların ispatı için "delil" gösterileceği ifade edilmiştir. Maddede geçen vakıa kavramı ise 03.03.2017 tarihli ve 2015/2 Esas, 2017/1 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında "kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar" şeklinde tanımlanmıştır.
    9. Bir davada hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir.
    10. Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususunun genel hattı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiş olup buna paralel olarak kaleme alınan HMK’nın “İspat yükü” başlıklı 190. maddesi ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
    Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklindedir.
    11. Medeni yargılama hukukuna egemen olan dava malzemesinin taraflarca getirilmesi ilkesi (HMK, md. 25) gereği hâkim, taraflarca ileri sürülmüş olan vakıa ve delilleri esas alarak karar verir. Eğer taraflar etkin bir rol oynayıp çekişmeli vakıaları ispata elverişli nitelikteki ispat aracı olan delilleri ileri sürmezlerse hâkim, ileri sürülmüş olan vakıa ve delillere (dava malzemelerine) göre karar vereceğinden adli gerçek ile maddi gerçek birbirinden farklı olabilecektir. Bu sebeplerden dolayı ispat müessesesinin yargılama hukukundaki yeri çok önemlidir (Serdar KALE, Salih KESER, "Medeni Yargılama Hukukunda Delil Sistemi", Mehmet Akif Aydın’a Armağan, s. 703, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-fil e/... 4, erişim tarihi 10.12.2025).
    12. Konuyla ilgili bu açıklamalardan sonra somut olayda taraflar arasındaki hukuki sürecin ne şekilde tezahür ettiği ortaya konulmalıdır.
    13. Dosya kapsamından davacının Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi alt yapım işini üstlendiği, bu kapsamda bir kısım malların tedariki için davalı ile 24.07.2013 tarihli sözleşmeyi imzalandığı, bu sözleşmede tarafların toplam 90.000 m² prefabrik beton parke temini ve OSB'ye nakli hususunda anlaştıkları, bu miktarın iş için öngörülen tahmini bir rakam olduğunun açıklandığı (md. 3), satıcı davalı tarafından üretilecek parkelerin OSB içerisinde irsaliyelerle teslim edileceği (md. 7), davacının bu sözleşme kapsamında 28.08.2013, 31.08.20 13... .09.2013 tarihli faturalara göre toplam 7532 m² parke taşı satın aldığı anlaşılmaktadır.
    14. Alt yapı ve yol inşası işi devam ederken iş sahibi dava dışı Kırşehir OSB'nin yüklenici davacıya 06.09.2013 tarihli ihtarnameyle bir kısım parke taşlarının teslim sırasında hasar gördüğünü, değiştirilmesi gerektiğini ihtar ettiği, 12.09.2013 tarihli ihtarnameyle uyarının tekrarlandığı, bunun üzerine davacının davalıya gönderdiği 16.09.2013 tarihli ihtarnameyle sorunun giderilmesini talep ettiği, dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğü'nün (KGM) yaptığı incelemeler sonunda OSB içerisindeki yollarda kusurlar olduğunu tespit etmesi üzerine OSB'ye 25.11.2013 tarihli yazıyı gönderdiği, bu yazı ekinde yer alan parke taşı numuneleri üzerinde fiziki uygunluk denetimine ilişkin 21.11.2013 tarihli KGM Deney/Analiz Raporunda "numunenin yeri" kısmında "Kırşehir OSB 5 nolu yolun kaplanması işinde kullanılacak olan 10 cmlik kilit parke-Yük. Firma ... İnşaat" şeklinde açıklama olduğu, OSB'nin 25.11.2013 tarihli yazıyla davacıdan kusurlu işlerin giderilmesini istediği, ticari defterler üzerindeki bilirkişi incelemesi sonrasında alınan rapora göre davacının bu süreç içerisinde 01.12.2013 ilâ 31.12.2023 tarihleri arasında mal bedellerini davalıya ödediği, OSB'nin 26.12.2013 tarihli yazı ile 5 No.lu yoldaki kusurların hâlâ giderilmediğini bildirdiği, Belediye, KGM ve OSB yetkililerince hazırlanan 05.02.2014 tarihli raporda 5 No.lu yoldaki parke taşlarının yüzeylerinin deforme ve ayıplı olduğunun kayda geçildiği, davacının 24.02.2014 tarihli ihtarnameyi gönderdiği, OSB'nin (bozma kararında da bahsi geçen) 13.03.2014 tarihli yazısı ekinde yine davacıdan ayıpların giderilmesini istediği ve bu yazı ekinde inşaat işi yüklenen alanda davacı tarafından parke taşları döşenen 18 farklı yol alanının listelendiği, davacının 17.03.2014 tarihi ihtarla davalıya mahallinde birlikte ölçüm yapılmasını teklif ederek ayıpların giderilmesi talebini yinelediği, davalının ise 16.04.2014 tarihinde verdiği ihtara cevabında bahse konu parkelerin kendilerinden satın alınan mallardan olduğunun ispatlanması gerektiğini, ayıp iddiasını kabul etmediklerini bildirdiği, bunun üzerine davacının mahkemeden değişik iş ile tespit talebinde bulunduğu ve akabinde eldeki davanın açıldığı görülmüştür.
    15. Davalı gerek ihtara gerekse davaya cevabında ayıp iddiasına konu malların kendisinden satın alınan mallar olduğunun ispat edilmesi gerektiği savunmasında bulunmuştur.
    16. Nitekim ilk duruşmada davalı vekili davacı şirketin yaptığı işin toplam 100.000 m²'lik bir iş olduğu ve kendilerinin bunun yüzde onundan da az olacak şekilde 7522 m²'lik parke teslim ettiğini, davacının kalan malları üçüncü kişilerden temin ettiğini ifade etmiş, bu beyana karşı davacı vekili birkaç şirketten parke alındığını doğrulamış, devam eden süreçte ayıplı mallarla ilgili olarak davalının muhatap alınmasına delil olarak yukarıda değinilen deney/analiz raporundaki tespite dayanmıştır. Davalı ise kendi imzalarını taşımayan, muhtemelen davacı beyanı üzerine oluşturulduğu tespit edilen analiz raporunda kendi isimlerinin geçmesini kabul etmediklerini bildirmiştir.
    17. Direnme noktasına ilişkin hüküm ve kavramlar ile taraflar arasındaki hukuki sürece dair yapılan tüm bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık incelendiğinde; davacının yüklenici olarak üstelendiği Kırşehir OBS içerisindeki yaklaşık 100.000 m²'lik parke taşı döşenmesi işinde malların tedarikini farklı birkaç firma üzerinden sağladığı, bu kapsamda davalıdan bir kısım mal alındığı, söz konusu malların taraflar arasındaki sözleşmeye göre OSB alanı içerisinde teslim edildiği, OSB'nin davacının yaptığı bir kısım yollarda ayıp ve kusurların bulunduğunu ve bu kapsamda 5 No.lu yol olarak adlandırılan yerde kullanılan parke taşlarının yüzeylerinde üretime bağlı deformasyon olduğunu tespit ettiği, davacı bu yoldaki taşların davalıdan satın alınan mallar olduğunu ileri sürmekteyse de bunu ispata elverişli, bağlayıcı nitelikte bir delil sunamadığı, tespit dosyasında ve esas yargılama sırasında mahkemece alınan bilirkişi raporlarında da herhangi bir mesnet belirtilmeksizin ayıba konu malların davalının sattığı mallar olduğunun kabul edildiği, davalının aşamalarda hem bu iddialara hem de KGM'nin deney raporunda kendi isminin yer alıyor olmasının 5 No.lu yolda kullanıldığı ileri sürülen parke taşların kendisi tarafından teslim edilen mallar olduğunu kabul etmeye yeterli olmayacağı şekilde itirazda bulunduğu açıktır.
    18. Gerek mahkeme gerekse Özel Daire bu konuda ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu kabul etmiştir. Mahkemece iddianın ispatlandığı kabulünü içeren direnme kararında bir yandan dosya kapsamındaki delillere bir yandan da uyulan bozma kararındaki açıklamalara dayanılmışsa da ilk bozma kararı yalnızca ihbara ilişkin sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığına, bu sebeple davanın reddedilemeyeceğine ve işin esasının incelenmesi gerekliliğine işaret ettiği gibi dosya kapsamında sunulan ve yukarıda ayrıntıları ile irdelenen delillerin iddianın ispatına elverişli olmadığı, bu hâlde ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
    19. Diğer taraftan dava tarihi 15.04.2014 olmasına rağmen direnme kararı başlığında 10.06.2014 olarak gösterilmesinin mahallinde her zaman giderilebilir nitelikte maddi hata teşkil ettiği ve esasa etkili görülmediği belirtilmelidir.
    20. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    21. Bu nedenlerle direnme kararı bozulmalıdır.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
    Dosyanın HMK'nın 373. maddesi uyarınca direnme kararını veren İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    10.12.2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!