Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde Görülen, Davalının Makas Atarak Neden Olduğu Trafik Kazası Sonrası Araçta Oluşan Hasar, Değer Kaybı ve Mahrumiyet Bedeli Tazminat Davası
Özet: Davacı, 10.11.2024 tarihinde davalının şerit değiştirirken makas atmasıyla meydana gelen ve davalının olay yerinden kaçarak trafik raporuyla %100 kusurlu bulunduğu trafik kazası sonrası aracında oluşan ciddi hasar ve değer kaybının, sigorta şirketinin ödeme yapmaması üzerine aracı hasarlı olarak satmak zorunda kalması nedeniyle, kazalı aracın tamir bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyeti giderlerinin ticari faiziyle birlikte, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100er TL olarak davalılardan tazminini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 10.11.2024 tarihinde kusurlu araç olan ..... plakalı araç maliki davalı ....., D100 Kuzey Transit yol Küçükçekmece istikametine doğru seyir halinde iken Fidanlık mevkiye geldiği esnada şerit değiştirmek isterken makas atmak suretiyle aynı mevkide en sağ istikamette bulunan müvekkile ait ..... plakalı aracın sol yan kısımlarına çarpması sonucu müvekkilin aracı savrularak sağdaki bariyerlere çarpmak suretiyle durabildiğini, kaza sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın hemen ardından ise alkollü olduğunu düşündüğümüz davalı hemen olay mahallini terk ederek kaza sonrası kaçtığını, trafik polislerince tutulan kaza tespit tutanağına göre bu kazanın oluşumunda kusurlu araç .... plakalı otomobilin sürücüsü 2918 sayılı ktk'nin 46/2-g maddesini (makas atmak) ihlal ettiğinin görüş ve kanaatine varıldığını ve davalı tam kusurlu olarak tespit edildiğini, işbu kaza sebebiyle müvekkile ait araç içerisinde bulunan dava dışı 3. şahıslar yaralanmış olup yaralanmaya ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını, işbu kazada davalı aracın sürücüsü %100 kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin aracında hasar ve değer kaybı meydana geldiğini, söz konusu kazada müvekkile ait olan ..... plakalı araç .... marka .... model olup kaza tarihinden önce hiçbir kazaya karışmamış olan hatasız, boyasız ve değişensiz ortalama 44.000 km'de bir otomobil olduğunu, ancak sunulu kaza anı fotoğraflarında görüleceği üzere davaya konu kazada aracın sağ tarafının tamamı ve sol ön kısım büyük hasara uğramış, araçta hava yastıkları açılmış ve dolayısıyla araçta ciddi bir değer kaybı söz konusu olduğunu, kaza sonrası alınan ekspertiz raporunda müvekkilinin aracında 900.837,73TL'lik bir hasar bedeli tespit edildiğini ve bu bedel araca tramer kaydı olarak işlediğini, bu bedelin ödenmesine ilişkin kusurlu araç trafik sigortasına başvurduğumuzda ise davalı sigorta şirketince "yukarıda belirtilen dosya incelenmiş olup ; yapılan araştırma sonucu tarafınıza herhangi bir hasar tazminatı ödenemeyeceği hususunda bilgilerinize rica ederiz." denilmek suretiyle hasara ilişkin hiçbir ödeme yapıldığını, ancak görüleceği üzere davalı yan %100 kusurlu bulunduğundan hasar bedelinin davalılarca tazmin edilmesi gerektiği, müvekkili kaza sonrası hasar bedeli ödenmediği için aracını servise götürememiş ve aracı tamir ettirmeyerek büyük zararla aracı kazalı bir şekilde üçüncü bir kişiye satmak zorunda kaldığını, kaza sonrası alınan ekspertiz raporunda hasar bedelinin 900.837,73TL tutarında olduğu belirtildiği, işbu bedel hasar bedeli olarak kabul edilir ise araçtaki değer kaybının da bir o kadar yüksek olacağı aşikar olduğunu, Yargıtay ..... Hukuk Dairesi’nin █████/2002 tarihli ..... E-..... K sayılı kararında "...Tamamen onarılmış olsa bile kazaya uğrayan araba tahribatın izlerini taşıyacağından onarıldıktan sonra mübadele(rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Aracın onarılmış durumdaki değeri ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir..." denildiğini, mahkemenizce de bilindiği üzere 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30'uncu maddesi çerçevesinde yine 2918 sayılı KTK'nın 97'nci maddesi ''zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içerisinde dava yoluna gitmeden öne ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.'' hükmü yer aldığını, izah edilen nedenlerle araçta ortaya çıkacak olan araçta oluşan hasar bedelinin, (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte şimdilik 100,00 TL -fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile- tüm davalılar tarafından tazminini, bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacak olan araçta oluşan değer kaybının (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte şimdilik 100,00 TL -fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile- tüm davalılar tarafından tazminini, müvekkiline ait araçta meydana gelen hasar dolayısıyla aracın kullanılamaması nedeni ile araç mahrumiyet bedelinin (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere) olay tarihi itibari ile işleyecek ticari faiz ile şimdilik 100TL fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı .....'ten alınmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebi zaman aşımına uğramış olup davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için öncelikle olayı kapsayan poliçe mevcut olmalı; olayın vukuundan itibaren 2 yıl içinde başvuruda bulunulmadığını, öncelikle zamanaşımı itirazı olduklarını, sigorta poliçesi hazırlanış tarihi itibari ile sigortalının maddi araç başına sigorta limiti 200.000,00TL ile sınırlı olduğunu, sigortacı şirketten istenen hasar tazminatlarında temerrüt tarihine ilişkin olarak belirtmek isteriz ki; 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6704 Sayılı (Torba) Kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde yapılan değişiklik ile hasar tazminat talebine ilişkin olarak sigorta şirketine başvuru ve 15 günlük bekleme süresi dava şartı haline getirildiğini, ilgili yasal düzenlemeye göre; ZMMS belirtilen belgeler ile birlikte sigortacıya yazılı olarak başvuru yapılması ve 15 günlük bekleme süresi öngörülmüş olup ancak ve ancak söz konusu sürenin sigortacı tarafından faydasız geçirilmesi halinde yasal işlemlere başvurulabileceği düzenlendiğini, usulüne uygun olarak (eksik evrak vb) başvuru yapılmadan ve/veya bekleme süresi geçirilmeden yasal yollara başvurulması halinde başvurunun usulden reddine karar verilmesini, davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığından usulden reddi gerektiği, davacının işbu davayı Kısmi/Belirsiz dava olarak ikame etmesinde hukuki menfaati bulunmadığını, zira başvurucu yan tarafından konu araçta ekspertiz incelemesi yapıldığını, bu nedenle başvurucunun hasar bedelini belirleyemediğinin kabul edilmesi mümkün olmayacağını, nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi'nin .... E. ve ..... K. sayılı kararı; “Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 109/2. ve 107 maddesine göre davacının açıkça talep konusu uyuşmazlığın miktarını kendisi tarafından keşide edilen ihtarname ile, 45.000,00 TL olduğunu belirlemiş olmasına rağmen, bu bedelin yalnızca fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL’si tutarında kısmi dava açmış olduğundan, uyuşmazlık konusunun davacı tarafça açıkça belirlenmiş olması nedeni ile, kısmi dava açmakta hukuksal yararı bulunmadığı gibi, yine davanın konusu ve davacının açık talebi karşısında, ortada belirsiz alacak davasının koşullarının da bulunmadığı gerekçesiyle HMK’nın 114/h maddesi uyarınca, davanın hukuksal yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.” şeklinde olduğunu, olay tarihinde geçerli olan Karayolları Sigorta Genel Şartları'nın A.5.10. maddesinde, "zorunlu haller (tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerdeki ihlaller nedeniyle, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılma" denilmek suretiyle, maddede ifade olunan haller ile benzer haller dışında olay yerini terkin, zararın teminat dışı olmasına yol açacağı kabul edildiğini, bu itibarla da, TTK. 1409-1446 md. hükümleri ve somut olayın özellikleri gereği zararın poliçe teminatı kapsamında kaldığını ispat yükü yer değiştirmiş olup davacı sigortalıya ait olduğunu, dosyadaki mevcut deliller ile de hasarın teminat kapsamında kaldığı ispatlanamadığı ortada olduğunu, kazanın ihbarı üzerine ortaya çıkan şüpheler üzerine dosya araştırmaya sevk edilmiş olup tanzim edilen araştırma raporuna istinaden hasar dosyası reddedildiğini, sigortalı araç onarıldığından hasarının incelenemediği, olay yerinde olayı doğrular nitelikte iz emare, görgü tanığı, kamera kaydı tespit edilemediği sigortalı sürücü ile yapılan görüşmede, alınan bilgi belgelerde kazanın kendisi tarafından beyanda bahsedildiği şekilde olduğuna dair yeterli veri sunamaması sebebiyle hasarın teminat kapsamı dışında olacağına kanaat getirildiğini, izah edilen nedenlerle davacının belirsiz / kısmi alacak davası açmasında hukuki menfaat bulunmaması sebebiyle davanın usulden reddine, esas incelemesi yapılması halinde davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle;davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka uygun olmadığını, belirsiz alacak davası Hukuk Muhakemeleri Kanunun 107. maddesinde; "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir." şeklinde düzenlendiği, Maddenin birinci fıkrasında belirsiz alacak davasının hangi hallerde açılacağını, ikinci fıkra talep miktarını hangi anda artırabileceği ve üçüncü fıkrada ise kısmi eda davasının açılabildiği durumlarda hukuki yarar yokluğu itirazına tabi olmadan tespit davası açılabileceği belirtildiğini, ancak bu tutum, somut olayın özellikleriyle örtüşmediğini, zira davacı tarafından talep edilen bu bedel (kabul etmemekle birlikte) davacının tespit edebileceği likit bir alacak talebi olduğunu, keza davacı, kaza sonrası düzenlendiğini iddia ettiği ekspertiz raporuna dayalı olarak zararını dava dilekçesinde yer aldığı üzere açıkça belirtmiş ve 900.837,73 TL (tarafımızca kabul edilmediğini belirtmek kaydıyla) ile likide edilmiş bir tutardır. Bu durum, zarar miktarının belirlenebilir ve hesaplanabilir nitelikte olduğunu göstermektedir. Hal böyleyken, belirli bir zarar kalemi hakkında dava açılmasına rağmen, hukuki menfaat olmaksızın belirsiz alacak veya kısmi dava yoluna başvurulması, yargılama ekonomisine ve hukuki güvencelere aykırıdır. Bu nedenle, davanın bu haliyle açılması HMK’nın 114/1-h maddesi anlamında hukuki yarar koşulunu karşılamadığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere; belirli ve tespit edilebilir alacaklar bakımından belirsiz alacak davası açılmasına hukuken olanak bulunmadığını, bu sebeplerle, davanın öncelikle esasa girilmeksizin usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise dava değeri olarak davacı yanın likide ettiği bedelin davaya esas harç olarak olarak kabul edilip eksik harcın tamamlanmasından itibaren esasa girilmesini, davaya konu kazada karşı araçta yer alanlar tarafından şikayette bulunulması üzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... Soruşturma no'lu dosyası açıldığını, savcılık tarafından şikayetçilerin basit tıbbi müdahale ile giderilecek nitelikte yaralanmış olmaları nedeniyle uzlaştırma hükümlerine tabi olduğu anlaşılmış ve uzlaştırmacı görevlendirildiğini, akabinde taraflar arasında 11.06.2025 tarihinde uzlaşma sağlanmasına istinaden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ..... soruşturma no'lu ..... karar no'lu 12.06.2025 tarihli kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilmiştir. Uzlaşma hükümleri kapsamında karşı tarafın tekrar şikayette bulunması mümkün olmadığı gibi bu olaya ilişkin maddi-manevi tazminat taleplerinde bulunmaktan da açıkça vazgeçtiğini, dolayısıyla davacı tarafın bahsetmiş olduğu şikayet KYOK ile sonuçlanmış olup, bu hususta herhangi bir haklarını saklı tutamayacak oldukları da hukuken ortada olduğunu, 10 Kasım 2024 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, davacı taraf her ne kadar asılsız bir şekilde müvekkilinin alkollü olduğu ve kaçtığı ithamlarında bulunmaktaysa da bu durumun kabulü mümkün olmadığını, olay, müvekkilin abisinin kalp krizi nedeniyle hastanede tedaviden çıkışı sonrası tekrar rahatsızlandığı süreçte gerçekleşmiştir. İzah olunacak olursa, müvekkilin abisi .... (T.C.:....) kalp krizi geçirmiş ve bu nedenle Göztepe Prof. Dr. Süleyman Yalçın Şehir Hastanesi'nden sevk ile İkitelli ..... Hastanesi'nde 30 gün boyunca tedavi görmüş, hastanede kaldığını, bu süreçte müvekkil hastanede abisinin yanında refakatçi olduğunu, müvekkilin abisi hakkı ...... hastaneden 07 kasım 2024 tarihinde taburcu olduğunu, müvekkili evinde de abisine 3 gün refakat ettikten sonra müvekkili 10.11.2024 tarihinde evine dönmek üzere abisinin yanından ayrıldığını, müvekkili abisini Ataşehir'deki evine bırakmış ve yola çıktığını, müvekkili seyir halinde olduğu esnada kendisine ulaşılarak abisinin evde fenalaştığı bildirildiğini, müvekkili henüz evine dönememişken bu haberi alması üzerine derhal abisinin yanına gitmek zorunda kaldığını, kaza da bu süreç içerisinde gerçekleştiğini, müvekkil bir an önce abisinin yanına gidebilmek adına panik ile olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığını, karşı tarafın iddia ettiği gibi kaçma veya müvekkilin alkollü olması gibi bir durum asla gerçek olmadığını, zira, müvekkili o esnada hastaneden yeni çıkan evdeki abisi ile ilgili olan telaşıyla bir an önce abisinin yanına gidebilmek için olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığını, ruhsatın dahi araçta olması müvekkilinin kaçma amacıyla araçtan ayrılmadığını, müvekkilin mesleği pilotluk olup, kurallara riayet eden bir şekilde yaşamını sürdürdüğünü, müvekkili aracını konumun hız sınırı kurallarına uygun olarak sevk ettiğini, müvekkilin hiçbir şekilde kaçma kastı bulunmadığı gibi asla alkollü de olmadığını, kalp krizi nedeniyle uzun süre tedavi gören abisinin eve döndüğünde tekrardan fenalaşması üzerine doğal bir tepki olarak tabiri caizse abisine koştuğunu, huzurdaki davada davacının iddia ve taleplerinden müvekkilin sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin gerek bu dava gerek bundan sonra açılacak davalarda herhangi bir sorumluluğunu kabul etmediklerini, müvekkili davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, tüm bu nedenlerle, hukuki dayanaktan yoksun olan işbu davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini, izah edilen ve mahkemece resen gözetilecek diğer sebeplerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, davanın öncelikle usulden reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise öncelikle usule ilişkin eksikliklerin tamamlanması akabinde davanın esası hakkında tahkikata geçilmesine, davanın esasına ilişkin tahkikata geçilmesine karar verilmesi halinde kazanın oluş şeklini ve maddi vakıaları dikkate alarak doğru ve isabetli bir değerlendirme yapabilecek nitelikte uzman bilirkişi kurulundan her iki araç sürücüsünün kusurlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına; kusur raporu ve beyanlar doğrultusunda davanın esastan reddine, mahkeme aksi kanaatte ise sorumlu sigorta şirketinin sorumluluğu kapsamında zararın tazminine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan, araçta oluşan değer kaybı, hasar bedeli ve araç mahrumiyet zararı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
█████/2024 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumu ve dava konusu araçtaki hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararından kimin hangi oranda sorumlu olduğu noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumunun incelenmesinde; sürücü ..... ’in ileri yol kontrolü sağlayarak dikkat ve özen yükümlülüğü içerisinde olması, yaygın dikkat halinden toplu dikkat haline geçmesi, tehlikeye yer vermemek için aracını daha güvenli ve dikkatli sürmesi yasal bir zorunlulukken herhangi bir önlem almadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda sürücünün gece vakti, görüş alanının tamamen açık olduğu yol üzerinde seyri sırasında aracın seyir yönünü iyi kontrol etmesi, yola algısını artırması, dikkatli bir şekilde aracını kullanması ve kazaya mahal vermemek adına aracın hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlaması ve şerit değiştirme kuralına uyması gerekirken kazanın oluş şekli dikkate alındığında sürücünün bu kurallara riayet etmediği dolayısıyla özenle araç kullanma şeklindeki genel nitelikteki davranış kuralına uymadığı anlaşılmaktadır. Sürücü yaralanmanın olmasını önleyebilir olduğu halde etkili bu emredici kurallara uymayarak kazanın ve yaralanmanın olmasını önleyemediği ve 2918 sayılı K.T.K’nun 84. mad. yer alan asli kusurlardan (f) bendi (Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma), 46/2-b md. aksine bir işaret bulunmadıkça, şerit değiştirmeden önce gireceği şeritte, sürülen araçların emniyetle geçişini beklememek’’ 46/2g (Trafiği aksatacak veya tehlikeye sokacak Şekilde ardı ardına birden fazla şerit değiştirmemek) 52/1-b md. hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, 56/1-a mad. (şerit izleme ve değiştirme kurallarına riayet etmemek) ve kurallarına aykırı davranışı nedeniyle ve kazayı önleyebilir durumda iken önleyememiş ve aykırı seyretmesi neticesi kazanın meydana geldiği, kaza yeri şekli ve yol durumu incelendiğinde kaza olmasını önleyemediği ve gereken özeni göstermediği, objektif olarak öngörülebilir ve kurallara uyduğu durumunda önlenebilir olan bu olayda kazayı önleyemediği, uyması gereken trafik kuralları önceden teknik olarak belirlenmiş önemli ve emredici hukuk kurallarını ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda %100 oranında asli kusurlu olduğu, .... plakalı araç sürücüsü ..... kaza öncesi D100 Karayolunda üzerinde sağ şerit üzerinde seyir halinde olan sürücünün kazanın oluş şekli dikkate alındığında kazayı önlemek adına yapabileceği herhangi bir durum söz konusu olmadığı anlaşıldığından atfı kabil kusurunun olmadığı tespit edilmiştir.
Bilirkişi raporlarıyla maddi zarara yönelik hesaplama yapılmıştır. Rapora ilişkin itirazlar üzerine ek rapor alınmış olup hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet zararı hesaplanmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporlarınn hükme elverişli olduğu kanaatine varılarak hükme esas alınmış ve değer kaybı oluşmadığından bu talebin reddine, hasar bedeli ve araç mahrumiyet zararı yönünden bedel artırım dilekçesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmiştir.
HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; kusur ve zarar iddiası dosyada mevcut deliller ve hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre ispatlanmış olup davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda yazılı olduğu üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;
A-Değer kaybına yönelik talebin reddine,
B-Hasar bedeline yönelik talebin kabulü ile 650.000,00TL'nin davalı ..... yönünden █████/2024 tarihinden itibaren, davalı ..... Sigorta A.Ş yönünden █████/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
C-Araç mahrumiyet bedeli talebinin kabulü ile 60.000,00TL'nin █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .....'den alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 48.500,10TL ilam harcından peşin alınan 615,40TL harcın ve 12.597,00TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 35.287,70TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca 4.700,00TL arabulucu ücretinin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen 18.000,00TL bilirkişi ücreti, 497,50TL posta masrafı, 615,40TL başvuru harcı, 615,40TL peşin harç ve 12.597,00TL ıslah harcı olmak üzere toplam 32.325,30TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 112.500,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!