Ticari şirketin müdürünün sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal iddiasıyla azli talepli davada ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın istinaf incelemesi.
Özet: Bir ticari şirketin %50 ortağı olan davacının, diğer %50 ortağın şirket müdürü olarak sadakat ve özen yükümlülüğünü ihlal ederek şirketi zarara uğrattığı gerekçesiyle müdürlükten azli ile temsil yetkisinin kaldırılması yönündeki ihtiyati tedbir talebi, ilk derece mahkemesi tarafından yaklaşık ispat şartının sağlanamadığı ve esas hakkında karar niteliği taşıyacağı gerekçesiyle reddedilmiş olup, davacı, telafisi güç zararların önlenmesi ve yaklaşık ispatın varlığı iddialarıyla bu red kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .................ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :
NUMARASI : ......../........ E. sayılı derdest dosyada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin .................. tarihli ara karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Yöneticilerin Azline İlişkin)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ :
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
A-)TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
TALEP:
Davacı vekilinin sunduğu ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının ........................'de kurulan dava dışı ............................. Şti.’nin eşit paylı (%50 - %50) ortak olduğunu, şirketin kuruluşunda davalının şirket müdürü olarak atanıp şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunduğunu, ancak davalının şirket müdürü sıfatı ile haiz olduğu yetkileri TTK'daki sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde kullanarak, şirket malvarlığını koruma yükümlülüğünü ihlal edip şirketi ciddi zarara uğrattığını belirterek; .................................. Şirketi müdürü olan davalının, TTK’nın 630.maddesi uyarınca haklı sebeple müdürlük görevinden alınmasına, yargılama süresince şirketi temsil ve ilzam yetkilerinin ihtiyati tedbir yoluyla kaldırılmasına, şirkete ait banka hesapları üzerinde davalının tek başına işlem yapmasının önlenmesine, şirket adına yapılacak işlemlerin iki ortak imzasına bağlanmasına, Mahkemece uygun görülmesi halinde şirket faaliyetlerinin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi amacıyla şirket yönetimine tedbiren kayyum atanmasına veya geçici yönetim görevlendirilmesine karar verilmesini, dava sonucunda ise davalının Şirketi müdürlüğünden haklı sebeple alınması ile ihtiyati tedbirle talep ettiği diğer hususları talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin .............................. tarihli cevap dilekçesinde özetle; iddiaların gerçek dışı olup, asıl amacın müvekkilini baskı altına alarak şirket yönetimini ele geçirip şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak olduğunu, şirket hesabından yapılan para transferleri hususunda davacı tarafça ileri sürülen iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından müdürlük görevinin kötüye kullanılmayıp şirketin zarara uğratılmadığını, işlemlerin ticari ve geri ödemeli olduğunu, yapılan işlemlerden davacının bilgisi ve onayı bulunduğunu, asıl hukuka aykırılıın davacıda olduğunu, araç kazası nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı iddiasının asılsız olduğunu, şirket araçlarının davalı tarafından değil davacı ve babası ..................... tarafından şahsi amaçları doğrultusunda kullanıldığını, davacının babası .........................'ın iş akdinin haklı nedenle sona erdirilip Şirketin zarara uğramadığını belirterek, tarafların ortak olduğu şirket faaliyetlerini fiilen sonlandırmak amacıyla ikame edilen kötü niyetli davanın, yargılamada incelenecek delillerle reddini savunmuştur.
B-)Mahkemenin ......................... tarihli (İSTİNAF EDİLEN) ara kararında; "...HMK'nun 390/3. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir isteminde yaklaşık ispat ölçütünü yerine getirmediği, karşı taraf davalının dava tarihi itibariyle ve halen şirketi münferiden temsil yetkisine sahip bulunduğu, davada davalının şirket müdürlüğünden azli talep edilmekte olup, mahkemece davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğinin yerleşik yargı uygulamasıyla sabit olduğu, tüm dosya kapsamından şirket müdürünün azline dair iddialara ilişkin yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmeyeceği gözetilerek davacı vekilinin davacı vekilinin ihtiyati tedbire yönelik taleplerinin reddine..." karar verildiği görülmüştür.
C-)DELİLLER: ........... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........./............ E. sayılı derdest dosyada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ...................... tarihli ara karar ve dosya kapsamı.
D-)İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın gerek HMK m.389 vd. hükümlerine gerekse de yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun somut olayda gerçekleştiğini, davalı müdürün şirket malvarlığı üzerindeki tasarruflarının şirket menfaatine aykırı olduğuna dair ciddi emareler mevcut olup, bu durumun yaklaşık ispat için yeterli olduğunu, telafisi güç ve imkânsız zarar şartının somut olayda mevcut olduğunu, amacın gecikme halinde doğacak zararın önlenmesi olduğunu, somut olayda Davalının kendi inisiyatifine göre davacıya danışmadan yaptığı lüzumsuz ve faturasız harcamalar ile şirket kasasını dilediği gibi kullandığına ilişkin kasa defteri ile harcamalar listesini sunduklarını, bu durum devam ettiği sürece şirket malvarlığının erimesinin kuvvetle muhtemel olduğunu, talep edilen tedbirlerin esas hakkında karar niteliğinde olmayıp şirketin devamlılığını sağlamaya yönelik olduğunu, müdürün tamamen azlini değil; yargılama süresince temsil yetkisinin sınırlandırılması, şirket işlemlerinin çift imzaya bağlanması, gerekirse geçici yönetim/kayyım atanmasının talep edildiğini, bu tedbirlerin, şirketin faaliyetinin korunmasına yönelik olup nihai karar niteliği taşımadığını, tarafların %50 - %50 ortak olduğu şirket yapısında, tek taraflı temsil yetkisinin kötüye kullanılması halinde şirketin işleyişinin tehlikeye girdiğini, şirket yönetiminde kilitlenme ve menfaat ihlali bulunduğunu, kayyım atanması talebinin alternatif ve tali nitelikte olup, öncelikli talebin temsil yetkisinin sınırlandırılması olduğunu, yaklaşık ispat şartının sağlandığını, zarar halinin devam edip derinleştiğini, davalının tek başına temsil yetkisini kullanarak gerçekleştirdiği bu işlemlerin devam ettiğini, sunulan kasa defteri kayıtları ve faturasız harcama listesi birlikte değerlendirildiğinde, davalının şirket malvarlığını kişisel tasarruf alanı gibi kullandığına dair ciddi emareler bulunduğunu, bunların yaklaşık ispat için yeterli olduğu gibi, tedbir verilmemesi halinde zararın katlanarak artacağını da ortaya koyduğunu, davalı tarafından yapılan belgesiz harcamaların sunulduğunu, davalının şirket malvarlığını kişisel tasarruf alanı gibi kullandığı, harcamalarını belgelendirmediği ve şirketi tek taraflı olarak yönettiğinin anlaşıldığını, bu durumun, ihtiyati tedbir bakımından aranan yaklaşık ispat şartını karşılayıp mevcut uygulamanın devamı halinde şirket malvarlığının hızla eriyeceği ve telafisi imkânsız zararların doğacağını belirterek kararın kaldırılmasını ve aynı mahiyetli bir talep hakkında Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerimizin kabulünü talep etmiştir.
E-)İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Dava, limited şirket ortaklığından kaynaklı, şirket müdürünün haklı nedenle görevden alınması ihtiyati tedbir yolu ile davalının şirketi temsil ve ilzam yetkisinin kaldırılması Şirketin banka hesaplarında davalının tek başına işlem yapmasının önlenmesi, Şirket işlemlerinin çift imza sistemi ile yürütülmesi veya şirket yönetimine kayyum atanması veya geçici yönetim görevlendirilmesi talebine ilişkindir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, ilk derece mahkemesinin inceleme konusu ara karar başlığında, davacının ve davalının TC nosu ve davacı vekilinin adresinin yazılmaması, HMK'nın 391.maddesine aykırı ise de belirtilen eksikliklerin düzeltilmesi mümkün olduğundan, anılan hususu eleştirilmekle yetinilmiştir.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı asil ve davalının dava dışı Şirkette yarı oranda hissedar oldukları, davalının Şirketin müdürü olup temsil ve ilzam yetkisi bulunduğu, davalının bu yetkilerini kötü kullandığından şirketin zarara uğradığı ve bu yetkilerin devamı halinde zararın büyüyeceğini belirterek, Şirketin zarara uğratılmasının önlenmesi bakımından, ihtiyati tedbir olarak Şirket müdürü olan davalının şirketi temsil ve ilzam yetkilerinin tedbiren kaldırılmasını, yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik şirkete ait banka hesaplarında davalının tek başına işlem yapmasının önlenmesi, şirket adına yapılacak işlemlerin iki ortak imzasına bağlanması, şirket faaliyetlerinin sağlıklı yürütülmesi için Şirket yönetimine kayyum atanmasına veya geçici yönetim görevlendirilmesinin talep edildiği, davalı ise ileri sürülen iddiaların doğru olmadığını, amacın şirket yönetimini ele geçirip şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğratmak olduğundan bahisle taleplerin reddine karar verilmesinin savunulduğu, ilk derece mahkemesince davanın esasını çözümleyecek nitelikte tedbir kararı verilemeyeceği, yaklaşık ispatın sağlanamadığından davacının tüm ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İhtiyati tedbir, 6100 sayılı HMK'nın 389. vd. maddelerinde düzenlenmiştir.
HMK'nın 389.maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmü, 390-(3) maddesinde; "...Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek" zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. HMK'nın ihtiyati tedbirle ilgili 390. maddesinin gerekçesinde, geçici hukuki korumalarda ispat hususu üzerinde durulmuştur. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada, normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.
TTK'nın "Temsil yetkisinin kapsamı, sınırlandırılması" başlıklı 629.maddesinde "(1) Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır." hükmü, "Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması" başlıklı 630.maddesinde "...(2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
(3) Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur..." hükmü mevcuttur.
Haklı sebebe dayanan bu davadaki ihtiyati tedbirler, kural olarak dava açan ortağın haklarının ve şirket malvarlığının korunmasını amaçlar. Bu bağlamda mahkemenin ihtiyati tedbire hükmederken, orantılılık ve ölçülülük ilkesinin yanı sıra hem ortaklığın hem de dava açan ortağın menfaatlerini de gözeterek uygun bir tedbire hükmetmesi gerekir. Kuşkusuz mahkeme ortaklığın zararına neden olacak ve davayı esastan çözecek nitelikte tedbirlere hükmedemez. Aksi halde davanın sonunda elde edilebilecek sonuç peşinen ihtiyati tedbir kararıyla elde edilmiş olur.
Gerek 6102 Sayılı TTK ve gerekse özel yasalarda limited şirkete temsil kayyımı, atanmasına ilişkin bir hüküm bulunmamakla birlikte 6102 Sayılı TTK'nın 1.maddesinde "Türk Ticaret Kanununun, Türk Medeni Kanunu'nun ayrılmaz bir parçası" olduğuna ilişkin hükmü karşısında konu ile ilgili 4721 Sayılı TMK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 426.maddesinde düzenlenen temsil kayyımlığı müessesesi, gerçek kişiler esas alınarak getirilmiş bir kurum olmakla birlikte tüzel kişiler içinde temsil kayyımı atanabileceği gerek öğretide (Türk Medeni Hukukunda Kayyımlık-..........................-Sh. 103) ve gerekse yargı kararlarında (Yargıtay 11.H.D. 1988 tarih 65-3848 sayı vb.) kabul görmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 403/2 maddesinde kayyımın belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanacağı, 426.maddesinde vesayet makamının, aşağıda yazılı olan veya kanunda gösterilen diğer hallerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen temsil kayyımı atayacağı, kayyım atamasının yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel olmayacağı, 427.maddesinde ise bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kayyım atanacağına ilişkin düzenlemeler yer almaktadır.
Eldeki davada; davacı haklı neden olarak, davalı müdürün şirketi zarara sokacak iş ve işlemler yaptığı iddialarına dayanmaktadır.
TMK'nın 427/4.maddesine göre bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka bir yoldan sağlanamamış ise vesayet makamınca yönetim kayyımı atanması gerekmektedir. Anılan düzenlemeye göre yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan sözetmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK'nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay 11.H.D █████/2018 T. █████████ E. █████████ K.). Aslolan şirketlerin genel kurulları uyarınca seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmeleri olduğu, tedbiren kayyım atanması istenen dava dışı şirkette yönetim boşluğu yada organ eksiliği olmadığı, davacının şirketin kötü yönetildiği veya şirket malvarlığının azaltıldığına dair bir iddiası olsa da bu yönde yaklaşık ispata yarar bir delil sunulmadığı, yaklaşık ispatın sağlanmadığı, haliyle davacının şirkete kayyım atanması, davalı müdürün yetkililerinin kısıtlanması yönündeki ihtiyati tedbirin, bu aşamada alınması gerekli bir tedbir olmadığı, bu tedbir talebinin davayı esastan çözecek nitelikte olduğu, aksi düşünülse dahi zarar olduğu ileri sürülen bedel, tüm ortaklardan tahsil edilip, şirkete ödeneceği, tüm bu hususların ancak yargılamada çözülecek konular olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir taleplerin reddinin dosya içeriğine uygun olduğu sonucuna varılmakla, davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-(b-1) bendi gereğince reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacı vekilinin ............... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ........./............. E. sayılı derdest dosyada ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ......................... tarihli ara kararına karşı istinaf kanun yolu başvurusunun, HMK’nın 353/1-(b-1) bendi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının, Hazine'ye gelir kaydına,
3-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)İstinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların, ilk derece mahkemesi tarafından esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
5-)İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)Artan istinaf avanslarının, İlk Derece Mahkemesi tarafından HMK m.333'e uygun iadesine,
7-)Karar ilamının, 6100 sayılı HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
Başkan
E-İmza
Üye
E-İmza
Üye
E-İmza
Katip
E-İmza
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!