Konya Asliye Ticaret Mahkemesinin, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına dayalı itirazın iptali davasında, bilirkişi raporuyla ticari ilişki ve borç tespit edilememesi üzerine verilen gerekçeli karar.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının fatura alacağına istinaden başlattığı icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine açılan itirazın iptali davasını ele almaktadır; davacı takibin devamını ve icra inkâr tazminatı talep ederken, davalı ise davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını savunmuş, ayrıca müvekkil şirketinin davacıya borcu olmadığını, dava konusu faturaların altında imzasının bulunmadığını ve taraflar arasında geçerli bir ticari ilişki kurulamadığını belirtmiştir; yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda ise davalının ticari defterlerinde davacıya yönelik herhangi bir borç veya takip konusu faturaların kaydına rastlanmadığı, 2021 yılı itibarıyla da ilgili bir ticari ilişkinin tespit edilmediği belirlenmiştir.

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkili şirketin fatura alacağına istinaden Ankara . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin, yetki itirazı üzerine gönderildiği Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında davalının borca ve ferilerine haksız itirazı neticesinde durduğunu, arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamadığını beyan ederek; davalının icra takibine vaki haksız itirazının iptali ile takibin devamına ve aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Takibe dayanak ödeme emrinin tebliği üzerine süresi içinde borca ve yetkiye itiraz ettiklerini, arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağının 24.01.2023 tarihinde düzenlendiğini, davanın ise 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 05.02.2025 tarihinde ikame edildiğini beyanla öncelikle İİK m. 67/1 uyarınca davanın süre yönünden reddini talep etmekte; esasa ilişkin olarak ise müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2021 yılına ait bedelleri TEB bankası kanalıyla ödenmiş üç adet fatura ile sınırlı olduğunu, dava konusu faturaların altında müvekkilinin imzasının yer almadığını, yerleşik Yargıtay ve Hukuk Genel Kurulu içtihatları doğrultusunda faturanın sözleşme ilişkisi ve mal/hizmet teslimi kanıtlanmadığı müddetçe tek başına alacağın varlığına delil teşkil edemeyeceğini, taraflar arasında geçerli bir akdi ilişki ispatlanamadığından TTK m. 21/2 (eski 23/2) uyarınca 8 günlük itiraz süresinin geçmesinin de fatura içeriğinin kabul edildiği anlamına gelmeyeceğini savunarak, ispat yükü kendisinde olan davacının kesin delillerle desteklenmeyen haksız davasının reddini talep etmektedir.
Mithatpaşa Vergi Dairesinin cevabi yazısı dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış olup, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiye çıkartılmıştır.
█████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile; Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında, davalı ... Ltd.Şti’nin 2021 yılı ticari defterlerinin incelenmesi sonucu, davacı ... Ltd. Şti.'ye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edilmiştir. Davalının yasal defterlerinde takip konusu 411.362,00 TL tutarındaki faturaların kaydına rastlanmadığı ve 2021 yılı itibarıyla herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİLİMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir.
Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 411.362,00 TL asıl alacak, 89.358,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 500.720,98 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının davalıya icra takibine konu faturada belirtilen malları teslim edip etmediği, davacının alacaklı olup olmadığı alacaklı ise takip tarihi itibariyle miktarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları)
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir.
Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın █████/2022 gün ve ... - E K sayılı ilamı)
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da  ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından  ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın █████/2022 gün ve ... - E K sayılı ilamı)
Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı)
Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davalı defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davalı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiştir.
Davacı taraf süresi içinde defterlerini ibraz etmemiş bundan dolayı defterler üzerinde inceleme yapılamamıştır. Bu durumda davacının defterleri ibrazdan kaçındığı kanaatine ulaşılmıştır. Davacı tarafça yemin deliline dayanılmış ve davalı şirket vekili tarafından icra takibine konu faturalarda belirtilen malların teslim edilmediğine ilişkin yemin edilmiştir. Bu durumda davacı tarafın davasını ispatlayamadığı kanaatine ulaşılmış davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının davasının REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL peşin harçtan, 5.961,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.229,13 TL fazla harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.120 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 79.306,41 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının HMK 333.maddesine göre karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE,
Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ... Hakim ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!