Yargıtay, hırsızlık suçunda etkin pişmanlık şartları eksik araştırıldığından hükmü bozarken, iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçunda temyiz talebini usulden reddetti.
Özet: Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen hükme yönelik temyiz istemi, hükmedilen cezanın miktarı nedeniyle kanunen temyiz edilemez olduğu gerekçesiyle reddedilmişken; hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde ise, çalınan bazı eşyaların iadesi sonrasında şikayetçinin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının olup olmadığının araştırılmaması ve Türk Ceza Kanununun 168/2 maddesinin uygulama koşullarının yeterince değerlendirilmemesi nedeniyle eksik kovuşturma ile karar verildiği tespit edilerek, hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâliHÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddineTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama I- Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesindeİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 03.07.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Hükmolunan cezaların miktar ve türleri gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/2-a maddesi uyarınca, "İlk Derece Mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları"nın temyizi mümkün olmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,II- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesindeİlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafinin temyiz isteminin, "sanığın hırsızlık kastının bulunmadığına, sanığın ekonomik durumunun nazara alınmamasına, sanık hakkında beraat kararının verilmesi gerektiğinin gözetilmemesine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak:Şikâyetçinin soruşturma evresinde alınan beyanında iş yerinden yaklaşık 20-25 adet demir profil ile kaynak makinesinin bakır olan pense ve şase akım kablolarının çalındığını beyan ettiği, kolluk görevlilerince yaptıkları araştırma neticesinde demir profilleri tanık ...'ta bulunduğu, tanık tarafından söz konusu malzemelerin teslim edildiği, katılanın kovuşturma evresinde alınan beyanında sanığın kabloların bedelini kovuşturma evresinde giderdiğini beyan ettiği her ne kadar mahkemesince sanığın işlenen suç dolayısıyla suçtan elde ettiği gelir olan 2.000,00 TL'yi tanık ...'a iade etmemiş olması nedeni ile sanık hakkında TCK 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanmadığı belirtilmiş ise de tanığa sadece demir profillerin satıldığı nazara alındığında çalınan kabloların kovuşturma evresinde iade edildiği nazara alındığında gerçekleşen kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rızasının bulunup bulunmadığının şikâyetçiden sorularak sonucuna göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2. maddesinin uygulanma koşullarının değerlendirilmesi gerekirken bu yönden araştırma yapılmadan eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Nazilli 5. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.