Bursa Bölge Adliye Mahkemesi kararında yükleniciden işyeri alımına dayalı tapu iptali ve tescil davasında ipoteğin haksız paraya çevrilmesi iddiaları değerlendirilmiştir.
Özet: Davacı yüklenicinin, elektrik işlerini üstlendiği davalı şirketlerle olan ticari ilişkisi sonucunda üzerine ipotek konulan taşınmazının, davalılarca haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra yoluyla satıldığı iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasında, mahkeme, davalıların icra takibini yasal uyarılarla başlattığını ve davacının icra sürecine itiraz etmeyerek ipoteğin kötü niyetli paraya çevrildiğini ispat edemediğini belirterek davayı reddetmiştir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../...-.../....

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ..../....
KARAR NO : .../...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : .....
ÜYE : ......
ÜYE : ....
KATİP :.....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .....
NUMARASI : ../...-.../...
DAVACI : .......
VEKİLİ :Av. ........
DAVALILAR :1 -....
:2 -....
:3 -.......
VEKİLLERİ :Av. Y.......
DAVALI :4-......
DAVA : Tapu İptali Ve Tescil (Yükleniciden İşyeri Alımına Dayalı)
KARAR TARİHİ :......
YAZILMA TARİHİ :........
Taraflar arasında görülen mirasçılıktan ıskat davası sonunda davanın reddine dair karar davacılar tarafından istinaf edilmekle dosya üzerinden yapılan incelemede;
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar arasında yer alan şirketlerin ortak girişim yoluyla TOKİ'ye ait iki ayrı işte müteahhitlik yaptığını, yapılacak inşaatların konut bölümlerinin elektrik işlerinin davacı tarafça yapılmasına dair anlaşma sağlandığını, davacının edimlerini yerine getirmekteyken mali sıkıntıya düştüğünü, bu sebeple bir kısım malzemele alımının davalı şirketlerce yapılmasına ilişkin ek protokol imzalandığını, protokol uyarınca iş bitiminde çözülmesi kaydıyla davacıya ait bir taşınmazın davalı şirketlerden birinin yetkilisi olan ............ lehine ipotek ettirildiğini, davacının yarım bıraktığı işlerin üçüncü kişilere tamamlattırıldığını, ve işin ........'ye teslim edildiğini ancak davacının taşınmazı üzerindeki ipoteğin kaldırılmadığını, hatta kötü niyetli biçimde ipoteğin paraya çevrildiğini, cebri icra satışında taşınmazın alacağa mahsuben ......... tarafından satın alındığını, davalı ...... ortaklarından .......'ın kaynı ve çalışanı olan ......'a satıldığını, .......'ın da taşınmazı .......isimli kişiye sattığını, ........yetkililerinin ......'ı yine bir akrabalarına borçlandırarak icra takibi başlattığını, açılan tasarrufun iptali davasıyla .........isimli kişinin de mağdur edildiğini, davacı tarafın Ankara ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...../..... esas sayılı dosyasıyla sözleşmeden kaynaklanan alacak davası açtığını, bu davada alınan bilirkişi raporuna göre davacının davalı şirketlerden 199.362,90 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu durumda ipoteğin haksız biçimde paraya çevrildiğinin ortaya çıktığını ileri sürerek ........ Mahallesi ..... Ada ....... Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, tescil talebi yerinde görülmezse taşınmaz bedelinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....... Vekili cevap dilekçesinde özetle, davanın reddini savunmuş, davanın ipotekli malın satışından 7 yıl sonra açıldığını ve kötü niyetli olduğunu, dava hakkının zaman aşımına uğradığını, dava için Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, tapu iptali ve tescil talebinin ancak malike karşı ileri sürülebileceğini, ipotek alacaklısına karşı ileri sürülemeyeceği için davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın sözleşme gereğince üstlendiği edimleri tamamlayamadığını, bu sebeple █████/2007 tarihli protokol gereğince kalan işlerin kendileri tarafından tamamlandığını, işçilik ve malzeme bedellerinin de Seç İnşaat tarafından karşılandığını, buna rağmen davacının maddi sıkıntıya girdiği gerekçesiyle şirkette nakit talebinde bulunduğunu, TOKİ ihalelerinde sorun yaşamamak için davacının talebinin yerine getirildiğini ve imalat - hakedişler dışında davacıya borç para verildiğini, █████/2007 tarihli protokol gereğince de dava konusu taşınmaz üzerine ipotek konulduğunu, davacının edimlerini yerine getirmemesi üzerine noterden ihtar gönderilerek ödeme için süre verildiğini, ödeme yapılmazsa ipoteğin paraya çevrileceğinin ihtar edildiğini, istirdat talebinin hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve sürenin geçtiğini, sebepsiz zenginleşme söz konusu ise bunun da zaman aşımına uğradığını ileri sürmüştür.
Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; " Derdest dava esasen tapu iptali ve tescil davasıdır. Bu itibarla davalı ....... vekilinin yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Üstelik davalılardan biri .......'dadır. Bu itibarla davanın Bursa Mahkemelerinde açılmasına usule aykırılık yoktur. Somut olayda temel olarak ipoteğin paraya çevrilmesinin hukuka aykırı olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Kural olarak ispat külfeti davacı taraf üzerindedir. Nitekim davalı tarafın ipoteği paraya çevirmeden önce bir ihtar keşide ettiği, ve ödeme için süre verdiği, davacı tarafın ödeme yapmaması üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Süren takip sırasında takibe yönelik herhangi bir dava yahut menfi tespit iddiası da söz konusu değildir. O halde davacı taraf ipoteğin paraya çevrilmesinin kötü niyetli olduğunu ispat etmedikçe tapu iptali ve tescil talebinde bulunamayacaktır.
Esasen davacı taraf ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte borçlu olmadığını ileri sürmüş değildir. Bu itibarla cebri icra yoluyla yapılan satış ve mülkiyet naklini geçersiz kılacak bir talebin dinlenmesi doğru değildir. Taşınmazın üçüncü kişilere de satıldığı nazara alındığında malik olmayan kişilere yönetilen tapu iptali ve tescil talebi kabul edilemez. Ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla fazladan tahsil edilen bir miktar varsa istirdat talebi kabul edilebilir. Bu durumda da diğer davalılar ............. yönünden husumet eksikliği söz konusu olacaktır.
Bir başka hukuki sorun da iş ortaklığı biçiminde tanımlanan davalı şirketler arasındaki adi ortaklık halidir. Davacı tarafın sözleşmeden kaynaklanan alacak haklarına ilişkin talepleri ancak adi ortaklığa karşı ileri sürülebilir. Buna karşılık ipoteğin yalnızca ......... lehine verildiği ve ipoteğin de anılan şirket tarafından paraya çevrilerek bedelin tahsil edildiği kabul edilirse ipoteğin haksız biçimde paraya çevrilmesinden kaynaklanan alacak hakkı sadece ....... aleyhine ileri sürülebilir. Bu durum da hukuki tartışmaya açıktır. Zira ipotek adı geçen şirket lehine değil şirketin yetkilisi ......... adına verilmiştir. Nitekim ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ......... tarafından başlatılıp sonuçlandırılmıştır.
Eldeki davanın temel niteliği ipotek sebebiyle borçlu olunmadığının tespitidir. Davacı taraf, ipotek takibi başlatıldığında, ipoteğin varlığına rağmen bir borç bulunmadığını, borç mevcut olmamasına rağmen ipoteğin paraya çevrildiğini iddia ederek menfi tespit ve ipoteğin fekkini talep etmelidir. Takip sürerek bu davayı açamayan davacının, takip sonlandıktan ve ipotek paraya çevrilerek alacaklıya ödeme yapıldıktan sonra İ.İ.K. M:72/7 maddesi çerçevesinde istirdat davası açma hakkı doğar. Bu dava da bir yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Bu süreyi geçiren borçlunun artık bu takip sebebiyle menfi tespit ve istirdat davası açma hakkı kalmayacaktır.
Davacı tarafın haksız paraya çevirme iddiasına esas olan takip 2008 yılında sonuçlanmıştır ki bu husus taraflar arasında ihtilaf konusu değildir. Davacı taraf eldeki davayı 2014 yılında yani hak düşürücü süre dolduktan sonra açmıştır. Davacı tarafın tebligat sorunları ve takibin usulsüz biçimde kesinleştirildiği iddiaları da bu davada dinlenemez. Davacının daha 2010 yılında Ankara ...... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../...Esas sayılı davayı açarken ipoteğin paraya çevrildiğinden haberdar olduğu da ortadadır. Davacı en nihayet vukufiyetten itibaren dava açacak olsa en geç █████/2011 tarihinde bu iddialarını ileri sürmesi gerekir. Artık tamamen kesinleşmiş ve sonuçlanarak hüküm ifade etmiş, alacaklıya ödeme yapılmış bir takibe karşı eldeki dava dinlenemez.
Kaldı ki davacı taraf tüm sözleşmesel ilişki sebebiyle eksik tahsilat yaptığını, aldığı ödemelere ipotek takibiyle yapılan tahsilatın dahil edilmediğini düşünüyorsa, bu iddiasını Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin..../....Esas sayılı dosyasında ileri sürmeli, bilirkişi hesabının bu yönden eksik olduğunu bildirmelidir. Halbuki anılan dava sonuçlanmış ve taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Daha açık ifade ile davacı taraf ipotek takibine karşı çıkamamış olsa da bu ipoteğin sözleşmeden kaynaklanan sebeplerle paraya çevrildiğini ve yapılan tahsilatın davalı şirketler aleyhine nazara alınması gerektiğini belirterek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan fazla tahsilatı Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../....Esas sayılı dosyasından talep etmelidir.
Yukarıda açıklanan tüm usule ve esasa ilişkin gerekçeler ile davanın reddine" şeklinde hüküm kurulmuştur.
Kararı davacı vekili istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinaf sebebi olarak; mahkemece davanın ipotek sebebiyle borçlu olunmadığını tespiti olarak nitelendirildiğini, devamında ipoteğin paraya çevrilerek alacaklıya ödeme yapıldıktan sonra alacaklıya ödeme yapıldığı gerekçesiyle istirdat davası olduğu şeklinde değerlendirildiğini, oysa dava dilekçesinde davanın tapu iptal ve tescil talepli açıldığını, terditli talep olarak ise güncel zararın tespiti ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin talep edildiğini, bir hukuki ilişkinde ve özellikle sözleşmeden doğan bir ilişkinin taraflarından birinin bu hukuki ilişkinin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmezse, bundan doğacak zararları tazmin etmek zorunda olduğunu, (TBK'112.) somut olayda ipoteğin paraya çevrilmesi işleminin, taraflar arasında varolan hukuki ilişkinden kaynaklı, sözleşmeden ari olarak değerlendirilemeyeceğini, ipoteğin verilmesi/çözülmesi taahhüdünün asıl sözleşmenin bir parçası olduğunu, davalı yanın bu uyuşmazlığı konu olay nedeniyle, sorumluluğunun da sözleşmeden doğan tazminat sorumluluğu olduğunu, dolayısıyla uyuşmazlığın sözleşmeden doğan sorumluluk kapsamında tapu iptal tescil olmazsa tazminat olarak nitelendirilmesi gerekirken, ipotek sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemi şeklinde nitelendirilerek karara bağlanmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu,
TBK 60.maddesi gereğince bir kişinin sorumluluğunu birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hakim zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe zarar görene en iyi giderim imkanı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verir. Düzenlemesinin bulunduğunu, somut olayda birden fazla hukuki düzenleme mevcut iken, ve müvekkilinin aksini istemediği halde uyuşmazlığın İİK 72/7 maddesi kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığını,
Müvekkilinin davalı şirketler ile aralarında akdettikleri █████/2007 tarihli taşeron sözleşmesinin devamı sırasında ipoteğin paraya çevrilmesi için icra takibinin başlatıldığını, müvekkilinin o sırada gerçekten borçlu ve alacaklı olduğunu bilmediği için ileride telafisi imkansız zarara uğramaması, sözleşme ilişkisinin bozulmaması için takibe ses çıkarmadığını, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde açtıkları alacak davasında müvekkilinin borçlu değil aksine alacaklı olduğunun ortaya çıkması üzerine, takibin başından beri sakat olduğunu, anlaşıldığını ve eldeki davanın açıldığını,
Uyuşmazlığın sözleşmeden doğan sorumluluk kapsamında olması nedeniyle TBK 146.maddesinde belirtildiği şeklide alacağın 10 yıllık zaman aşımına tabii olduğunu, kaldı ki istirdat veya sebepsiz zenginleşme şeklinde nitelendirilse dahi Ankara 1. Asliye ticaret mahkemesinde görülen dosyada ki bilirkişi raporu ve bu rapora göre verilen karar ile durumun netleştiğini, davanın ise bilirkişi raporundan itibaren bir yıllık süre içerisinde açıldığını ileri sürmüştür.
Davacı taraf dava dilekçesinde davalı şirketler ile arasındaki 01.01.2007 tarihli davalıların yapacağı inşaatların elektrik işlerinin yapımına dair sözleşmeden, sonrasında 13.03.2007 tarihli protokolden bahsederek protokol gereği ipotek verdiği taşınmazın haksız bir şekilde paraya çevrildiğini ileri sürmüş, tapu kayıtlarının iptali ile adına tescilini olmadığı taktirde rayiç bedelini talep etmiştir. 13.11.2014 tarihli cevaba cevap dilekçesinde istirdat veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmadığını belirtmiştir. İstinaf dilekçesinde ise taleplerinin sözleşmeden kaynaklandığını açıkça yazmıştır.
Somut olayda öncelikle çözülmesi gereken husus davacı tarafça hangi hukuki sebebe dayanıldığıdır.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, cevaba cevap ve istinaf dilekçelerindeki anlatıma ve netice-i talebe göre somut uyuşmazlıkta sözleşmeden kaynaklanan tapu iptal ve tescil, olmadığı taktirde tazminat istemine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden davacı ile davalılar .............ortak girişimi arasında 01.01.2007 tarihli .................. derslikli ilköğretim okulu ve camii inşaatları ile adaiçi altyapı, genel altyapı ve çevre düzenlemesi işi konut bloklarına ait elektrik sözleşmesinin akdedildiği, sonrasında 03.03.2007 tarihli protokol uyarınca “iş bitiminde çözülmesi kaydı ile” davacıya ait “...........sayılı 328,09m2 yüzölçümlü üç katlı avlulu kargir evin” teminat amaçlı olarak davalı şirket yetkilisi ...... lehine ipotek ettirildiği, 17.05.2017 tarihli protokol ile davacıya işten el çektirilerek tüm alacak vereceklerin dondurulduğu, Ankara ... Noterliği 20.02.2008 tarih ..........yevmiye nolu ihtarname ile davalı şirketlerin davacıdan alacaklarını talep ettiği, Bursa .... İcra Müdürlüğü .../.... esas sayılı dosya ile davalılar tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, taşınmazın 25.12.2008 tarihli ihale ile 150.000,00TL ye davalı ..........'ya devredildiği, 10.06.2009 tarihinde davalı .............'a, 11.03.2010 tarihinde davalı ........a devredildiği, davacı tarafından Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../...,. Esas sayısı ile açılan alacak davasının yapılan yargılaması sonunda davalı ortak girişimden 199.362,90.-TL.alacaklı bulunduğuna dair karar verildiği kararın 22.12.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İpotek, bir kişisel alacağın teminat altına alınmasını amaçlayan ve bir taşınmazın
değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir aynî haktır. Diğer mutlak haklar gibi ipotek de herkese karşı ileri sürülebilir ve rehinli alacaklıya öncelikle alacağını alma hakkı verir.
İpotek, güvence altına alınan alacağın miktarının belli olup olmamasına göre kat’î
borç ipoteği veya limit ipoteği şeklinde kurulabilir. Kanunda, kat’î borç ipoteği ve limit ipoteği ayrımı yapılmamakla birlikte, her iki ipoteğin sonuçlarını düzenleyen hükümler vardır. Kat’î borç ipoteği kural olarak, mevcut ve belirli alacaklar için kurulur.
İpoteğin kurulması esnasında güvence altına alınmak istenen alacağın miktarı belli değilse, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak şekilde, taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirlenmelidir. Buna, limit ipoteği denir
Rehin hakkının kullanılmasının zorunlu şartı, paraya çevirme anında geçerli bir alacağın mevcudiyetidir. Alacak mevcut değilse, tescil edilmiş ipotek, alacaklıya hiçbir güvence sağlamaz. Rehinli alacaklı, rehin hakkını kullanmak için kişisel alacağını ispat etmelidir. Bu mutlaklık, en belirgin olarak limit ipoteğinde kendisini gösterir. Rehinli alacaklının tatmini talebi, tescil edilmiş olan üst sınırın tamamına ilişkin değil, gerçekte var olan ve alacaklı tarafından ispat edilen alacak miktarı için söz konusudur (Oğuzman vd., 2006: 744). Alacağın varlığı ayrıca ispat edilmedikçe tapuya tescil edilen ipotek, tek başına bir değer taşımayacak, ipoteğin paraya çevrilmesi istenemeyecektir.
Mahkemece ipoteğin haksız olarak paraya çevrilmesi nedeniyle uğranılan zararın Ankara ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..../.... Esas sayısı ile açılan alacak davasında istenilmesi gerektiği, davacı tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmediği, red gerekçesi yapılmış ise de bu dosyadaki dava dilekçesinde davacının ipotekli taşınmazın kötü niyetli olarak paraya çevrilmesi yönündeki dava haklarının saklı tutulduğu, sebepsiz zenginleşme davasının davacının ödediğini geri almaya hakkı olduğunu öğrenme tarihinden itibaren iki yıl içinde açılabileceği, davacının Ankara .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..../... Esas sayılı dosyasında bilirkişi raporunun tebliğinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği,
İİK. 72. maddede düzenlenen bir yıllık sürede istirdat davası açmayan borçlu hata sonucu ödeme yaptığını kanıtlayarak sebepsiz zenginleşme davası açabileceği gibi sözleşmeden kaynaklı tazminat davası açmasına engel bir durum bulunmadığı gözetildiğinde işin esasına girilerek taraf iddia ve delilleri değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekirken davanın istirdat olarak nitelendirilip hak düşürücü sürenin geçirildiğinden bahisle davanın reddi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK/353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; T.C. Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... tarih ..../.... Esas .../.... Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK.'nın 353-(1)-a/6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın T.C. Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 44,40TL.istinaf karar harcı(maktu)'nın isteği halinde İADESİNE,
4-Davacı istinaf avansının kullanılmayan kısmının iadesine,
5-Kararın taraflara tebliği ile harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2021 günü HMK'nın 353-(1)-a maddesi uyarınca KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.
....
Başkan
.....
¸e-imzalıdır
....
Üye
....
¸e-imzalıdır
....
Üye
.....
¸e-imzalıdır
.....
Katip
.......
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!