İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari mal satışından kaynaklanan alacak ve icra takibine itirazın iptali davasındaki istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, bir davacının çeşitli faturalara dayanarak bir davalıdan ödenmemiş ürün satış bedellerini tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin bir istinaf incelemesinin başlangıcını açıklamakta olup; davacı, takibe konu mevcut alacaklara ek olarak sehven belirtilmeyen iki faturadaki borcun da tahsilini, ticari faiz ve en az %20 icra inkar tazminatı ile birlikte istemiş, davalının ise iddialara karşı esaslı bir cevap sunmadığı ve itirazının gerekçesiz olduğu belirtilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ███████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ - ALACAK
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili tarafından mahkememize verilen dava dilekçesinde, davalının müvekkili şirketten faaliyeti çerçevesinde ürün satın aldığını, bu nedenle █████/2020 tarihli, FEE2020000000357 nolu, 576,72 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000375 nolu, 576,72 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000869 nolu, 2.336,52 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000433 nolu, 57,35 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000441 nolu, 555,12 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000455 nolu, 1.872,94 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000475 nolu, 1.787,83 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000501 nolu, 3.663,34 Euro bedelli faturaların tanzim edilerek ürünlerle birlikte teslim edildiğini, davalının icra takibine yaptığı itirazında fatura muhteviyatlarına itiraz etmediğini yalnızca borcu bulunmadığını iddia ettiğini Ancak, █████/2021 tarihli, FEE2021000000380 nolu, 2.740,20 Euro bedelli, █████/2021 tarihli, FEE2021000000002 nolu, 501,80 Euro bedelli faturaların sehven takip dayanağı olarak gösterilmediğini bu faturaların.....A.Ş. Adına yapılan Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosyasına dayanak yapıldığını Bu nedenle, █████/2021 tarihli, FEE2021000000380 nolu, 2.740,20 Euro bedelli, █████/2021 tarihli, FEE2021000000002 nolu, 501,80 Euro bedelli faturalar yönünden de alacağın tahsilini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından satılarak davalıya teslim edilen ürün bedellerinin ödenmediğini, alacaklarının temini için Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatılarak toplam 11.520,55 Euro asıl alacağın faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiğini, borçlunun kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini, itirazında herhangi bir gerekçe ya da delil sunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını beyanla davalının itirazının iptali ile, Karşıyaka1. İcra Müdürlüğünün █████████ E. Sayılı takibinin devamına, █████/2021 tarihli, FEE2021000000380 nolu, 2.740,20 Euro bedelli ve █████/2021 tarihli, FEE2021000000002 nolu, 501,80 Euro bedelli faturalardan dolayı da alacaklarının tespiti ile davalıdan aynen ya da fiili ödeme günündeki kur üzerinden ticari faiziyle birlikte tahsiline, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı tarafa dava dilekçesinin usulünce tebliğ edilmiş, ancak herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamış, davanın reddi talebi mahiyetinde olduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
Davacı vekili delil olarak, Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı takibi, Karşıyaka Arabuluculuk Bürosunun ████████ Büro Dosya nolu, ███████████ arabuluculuk nolu dosyası, takibe dayanak teşkil eden fatura suretleri, müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtları, bilirkişi incelemesi, tanık deliline dayanmıştır.
Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gerekin hususların davacı taraf ile davalı taraf arasında ticari mal satışına ilişkin ilişkinin kurulup kurulmadığı, davacının davalıya icra takibine konu etmiş olduğu faturalar ile takibe konu yapılmayan 2 adet fatura nedeni ile (█████/2020 tarihli, FEE2020000000357 nolu, 576,72 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000375 nolu, 576,72 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000869 nolu, 2.336,52 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000433 nolu, 57,35 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000441 nolu, 555,12 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000455 nolu, 1.872,94 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000475 nolu, 1.787,83 Euro bedelli, █████/2020 tarihli, FEE2020000000501 nolu, 3.663,34 Euro bedelli █████/2021 tarihli, FEE2021000000380 nolu, 2.740,20 Euro bedelli ve █████/2021 tarihli, FEE2021000000002 nolu, 501,80 Euro bedelli faturalar) alacaklı olup olmadığı, davacının icra takibinde davalıdan talep edebileceği alacak kalemleri ile takip dışındaki 2 adet fatura nedeni ile talep edebileceği alacak miktarının ne olduğu, icra inkar tazminatı talebinin yerinde olup olmadığı noktalarında olduğu tespit edilmiştir.
Karşıyaka 1. İcra müdürlüğünün █████████ esas sayılı dosyası uyap üzerinden celbedilmiş,
Mahkememizin █████/2022 tarihli duruşmasında dosyanın SMMM bilirkişine verilerek tarafların ticari defterleri de incelenmek sureti ile uyuşulamayan noktalar olarak tespit edilen hususlar çerçevesinde rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi .... █████/2022 tarihli raporda, mahkeme tarafından verilen görevlendirme çerçevesinde dava dosyası ve davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan görevlendirme ile sınırlı incelemeler sonucunda; davacı tarafın 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapılmış olduğu ve ticari defterlerin sahibi lehine delil kabiliyetlerinin bulunduğu, firmanın muhasebe kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 11.215,71 EURO alacaklı olduğu, icra-inkar tazminatı konusunda takdirin mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Mahkememizin █████/2022 tarihli duruşmasında dosyanın önceki bilirkişiye tevdii ile uyuşulamayan noktalar olarak mahkememizce tespit edilen tüm hususlar çerçevesinde (takibe konu edilen faturalar ve takibe konu edilmeyerek alacak davası şeklinde talep edilen faturalar şeklinde ayrıntılı ve ödenmiş fatura bedeli varsa hangi faturaların bedellerinin ödendiği, hangilerinin ödenmediği de belirtilmek sureti ile ) ayrıntılı ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiş, bilirkişi █████/2022 tarihli raporda, davacı tarafın muhasebe kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 11.215,71 EURO alacaklı olduğu bildirilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava ticari satıma dayalı alacak nedeni ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır” hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23. (6102 sayılı TTK m. 21) maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Mahkememizce yapılan yargılamada, taraflara ticari defterlerinin bulunduğu adresin bildirilmesi için süre verilmiş ve bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmiştir. Verilen süreye rağmen davalı tarafça ticari defterlerin bulunduğu adresi bildirilmemiş olup HMK ilgili maddeleri kapsamında defterleri ibrazdan kaçınmış sayılmıştır. Davacı taraf ise ticari defterlerin bulunduğu adresi bildirmiş ve defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davalı taraf icra dosyasına yapmış olduğu itirazında davacı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını beyanla icra takibine, ödeme emrine, faize, faiz oranına ve borca itiraz etmiş, mahkememizce yapılan yargılamanın hiç bir aşamasına iştirak etmediği gibi herhangi bir cevap dilekçesi de sunmamıştır. Davacının ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler ise taraflar arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun düzenlenmiş olduğu, faturaların işlenmiş ve ticari defterleri itibarı ile davacının davalıdan talep edilen miktarda alacaklı bulunduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir.
Mahkememizce verilen kesin süreye rağmen davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiştir. İcra dosyasına yapmış olduğu itirazda sadece borcu bulunmadığını ileri sürmüş, faturaya konu malların teslim alınmadığı yönünde bir iddiada da bulunmamıştır. Dava dilekçesinin tebliğinden sonra da herhangi bir cevap dilekçesi sunmadığı gibi yargılamanın hiç bir aşamasına da katılmamıştır. Hal böyle olunca mahkememizce dosyada mevcut deliller, düzenlenen bilirkişi raporu dikkate alınarak faturaya konu malların davalıya teslim edildiğine kanaat getirilmiş ancak borcu olmadığı iddiası ve ödeme olgusunun ise davalı tarafından ispat edilemediği sonucuna varılmıştır.
Davacının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi sonucunda, davacının, davalıdan toplamda 11.215,71 EURO alacaklı olduğu ve bu alacak miktarına icra takibinde talep edilmeyen toplam 3.242,00-EURO'nun da dahil olduğu yönünde rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişiler tarafından tanzim edilen rapora göre, davacı tarafça alacak davası olarak ileri sürülen iki adet fatura karşılık 3.242,00-TL EURO alacağının olduğu sabittir. Ancak, davacının davalıdan toplam alacağının 11.215,71- EURO olduğu dikkate alındığında davacının bakiye alacağı 7.973,71-EURO olup icra takibinde talep edebileceği toplam tutar da bu miktar kadardır. Davacının icra takibinde talep ettiği tutar ise talep edilen faizler de dahil olmak üzere 11.520,55 EURO'dur. Oysa, davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosyada herhangi bir delil bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenler, davacının ticari defterleri, bilirkişi raporu, icra dosyası ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının alacak davasının kabulüne, itirazın iptaline yönelik davasının ise bilirkişilerce hesaplanan bakiye alacak yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin istem ile işlemiş faize yönelik talebin de reddine karar vermek gerekmiştir. Yapılan yargılama sonrasında itirazın iptaline yönelik talebin kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği dikkate alındığında davalının itirazında kısmen haklı olduğu anlaşılmakla kötü niyetli ve alacaklının alacağını tahsilini geciktirmek amaçlı takip yaptığı, davacının da sırf kötü niyetli olarak davalı alacaklı hakkında takip yaptığı ispat edilemediğinden icra inkar tazminatına ve kötü niyet tazminatına yönelik de taleplerin reddine karar verilmiştir..." gerekçesi ile, Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 7.973,71.EURO asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca değişen oranlarda faiz işletilmesine Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, İcra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE, 3.242,00 EURO alacağın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca uygulanacak değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınarak hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece "...Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın 7.973,71.EURO asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, İcra inkar ve kötü niyet tazminat taleplerinin REDDİNE, 3.242,00 EURO alacağın dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca uygulanacak değişken faiziyle birlikte, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınarak hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ... Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan; toplam 1.113,30-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 834,97-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına..." karar verildiğini, mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair tespit edilerek hüküm altına alınan alacak yönünden istinaf talebinin bulunmadığını ancak davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi yönündeki taleplerinin reddi ile müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu faturaların müvekkili tarafından tanzim edilerek ürünlerle birlikte davalı şirkete teslim edildiğini ancak davalının kötü niyetli olarak ödeme yapmadığını, ödeme yapmayan ve icra takibi ile huzurdaki davaya haksız ve kötü niyetli olarak, alacağı sürüncemede bırakma maksadıyla itiraz eden davalının müvekkilini mağdur ettiğini, borçlunun belirli bir alacak için yapılan icra takibinde borcun bir kısmına itiraz etmek istediğinde, itiraz ettiği kısmı açıkça göstermek zorunda olduğunu borçlunun buna uymayarak borcun tamamına itiraz ederse, itirazın iptali davası sonucunda borçlu olduğu miktar bakımından icra inkâr tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu, alacağın likit olduğunu, ayrıca, yine müvekkili tarafından aynı davalıya karşı, benzer şekilde itirazın iptali davası açıldığını ve Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.06.2022 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile de kısmen kabul kararı verilmiş olmasına rağmen, davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedildiğini, bu dosyaların aynı nitelikte davalar olup, emsal vasfı taşıdığını, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11). maddesinin; "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmüne haiz olduğunu, dava şartı arabuluculuk ilk toplantısına mazeretsiz olarak katılmayan ve bu nedenle arabuluculuk faaliyetine son verilmesine neden olan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin ve yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulmamasının açıkça yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek bu yönlere ilişkin olarak yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve fatura alacağının tahsili istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ███████-824 E., ████████ K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., ████████ K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”.şeklindedir
7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir;“Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.06.2021 tarih ve 2017/(19)11-2742 Esas ████████ Karar sayılı Kararı)
İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki alım satım ilişkisine göre fatura alacakları hesap edilebilir niteliktedir. Bir alacağın miktarının yargılama sonucu ortaya çıkması onun likit olmadığını göstermez. Bu itibarla, somut uyuşmazlıkta takip konusu alacak likit ve belirlenebilir olduğundan mahkemece kısmen kabul edilen itirazın iptali miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca yerel mahkemenin hüküm tarihinde yürürlükte olan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-11 maddesinde, "Buna göre taraflardan birisi geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmazsa ve bu sebeple arabuluculuk faaliyeti sona ererse bu durum tutanağa geçirilir. Arabuluculuk görüşmesine katılmayan taraf, davada haklı da çıksa haksız da çıksa yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Ayrıca davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmez." düzenlemesi bulunmaktaydı. Ancak hüküm tarihinden sonra bu düzenleme Anayasa Mahkemesi’nin 14.03.2024 tarihli ve ████████ Esas ███████ Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. İstinaf incelemesi sırasında 07.11.2024 tarihli 7531 sayılı Kanun'un 25.maddesi ile anılan hüküm, "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. (Değişik ikinci cümle: 7.11.2024 ███████ md.) Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." şeklinde değiştirilmiştir. Usul hükümleri derhal yürürlüğe gireceğinden, istinaf incelemesi tarihinde değiştirilen bu hükmün uygulanması gerekmektedir. Bu yasal düzenlemeye aykırı mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, davacı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-b-2 maddeleri gereğince mahkemece verilen kararın kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
I-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-b-2 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA,
II-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE
''1-Davacı şirketin davalı aleyhine Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı icra dosyası ile yaptığı takibe davalının İTİRAZININ 7.973.71.Euro asıl alacak yönünden KISMEN İPTALİ ile; Takibin 7.973.71.Euro asıl alacak yönünden DEVAMINA, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca değişen oranlarda faiz işletilmesine,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Hükmolunan 7.973.71.Euro alacağın dava tarihi itibariyle TL değeri olan toplam 124.876.27.TL'nın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasının KABULÜ ile 3.242.00.Euro alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca uygulanacak değişken faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınarak hesaplanacak TL karşılığının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken (7.973.71.Euro + 3.242.00.Euro=11.215.71. Euro * 15.6610= 175.649.23.TL üzerinden hesaplanan ) 11.998,60.TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 3.355,52.TL harcın tenzili ile bakiye 8.443,08.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından yatırılan başvuru harcı 59,30.TL ve peşin harç 3.355,52.TL olmak üzere toplam 3.414,82.TL'nın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan posta tebligat gideri, bilirkişi ücreti olmak toplam 1.054.00.TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranı ile davalının arabuluculuk toplantısına katılmadığı da dikkate alınarak takdiren 1.000,00.TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,
8-1.320.00.TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili için Hazineye müzekkere yazılmasına,
9-Davacı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. üzerinden hesap ve takdir olunan 45.000.00.TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-11 maddesi hükmü de dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. üzerinden hesap ve takdir olunan 22.500.00.TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-HMK' nın 333. maddesi gereği yatırılan gider/delil avansından kullanılmayan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,'' şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,
III-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin sair istinaf itirazının REDDİNE,
IV-İstinaf başvurusu sırasında davacıdan alınan istinaf karar peşin harcının davacıya iadesine,
V-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70.TL başvuru harcı ve dosya gidiş dönüş masrafı 57,00.TL olmak üzere toplam 279,70.TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak istinaf kanun yoluna başvuran davacıya verilmesine,
VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
VII-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
VIII-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!