Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesinde görülen, yaya geçidi trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında işletenin sorumluluğu ve sigorta şirketlerinin teminatının tartışıldığı istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazasında yaya geçidinde yaralanan davacının maddi ve manevi tazminat talepleriyle açtığı davanın istinaf incelemesini konu almaktadır; ilk derece mahkemesi, davacının sürücü, araç işleten ve trafik ile kasko sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen yaklaşık 1,6 milyon TL maddi ve 50 bin TL manevi tazminat almasına hükmetmiş, davalılar ise kararı, özellikle araç işletenin kiralama sözleşmesi nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı ve tazminat miktarlarının yüksek olduğu gerekçeleriyle istinaf etmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ████████ ESAS - ████████ KARARDAVANIN KONUSU : TazminatKARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... Ltd.Şti. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIDavacı vekili dava dilekçesinde; 15.10.2019 tarihinde davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresinde olan ve diğer davalı ... Turz. Taşımacılık ....Ltd. Şti. adına kayıtlı aracın yaya geçidinden geçmekte olan davacıya çarpmasıyla meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kaza yapan aracın davalı ... Sigorta A.Ş tarafından trafik sigortası ile davalı ... Sigorta A.Ş tarafından kasko sigortası ile sigortalandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının uğradığı maddi zararlardan dolayı şimdilik 3.000,00TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden sorumluluk limitleri ile sınırlı olmak üzere davalı şahıslar yönünden kaza tarihinden itibaren, kasko sigortasını yapan şirket yönünden dava tarihinden ve trafik sigortasını yapan şirket yönünden temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı işleten, sürücü ve kasko sigortasını yapan şirketten müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin dava değerini 1.596.446,29TL olarak artırmıştır.Davalı ... Sigorta A. Ş vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Turm. Taşımacılık .....Ltd. Şti vekili; cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş vekili; cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece, maddi tazminat davasının kabulüyle, 5.116,80TL bakıcı giderinin ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan 26.11.2019 tarihinden, davalılar ... Tur. Taşımacılık .....Ltd. Şti. ve ...'dan kaza tarihi olan 15.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş, ... Turm. Taşımacılık .....Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 11.936,47TL geçici iş görmezlik tazminatı, 1.579.390,52TL sürekli iş görmezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.591.326,99TL'nin (390.000,00TL'lik kısmından davalı ... Sigorta A.Ş ve 50.000,00TL'lik kısmından davalı ... Sigorta A.Ş sorumlu olmak kaydıyla) ... Sigorta A.Ş yönünden temerrüt tarihi olan 26.11.2019 tarihinden ve ... Sigorta yönünden dava tarihi olan 27.02.2020 tarihinden ve davalılar ... Turm. Taşımacılık .....Ltd. Şti. ve ... yönünden kaza tarihi olan 15.10.2019 tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüyle 50.000,00TL manevi tazminatın ... Sigorta yönünden dava tarihi olan 27.02.2020 tarihinden ve davalılar ... Turm. Taşımacılık .....Ltd. Şti. ve ... yönünden kaza tarihi olan 15.10.2019 tarihinden itibaren itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... Sigorta A.Ş., ... Turm. Taşımacılık .....Ltd. Şti. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar davalı ... Sigorta A.Ş. vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... Ltd.Şti. vekili tarafından süresi içinde ayrı ayrı istinaf edilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı ... Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığını, davalı şirketin meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, aracın kaza tarihini kapsar şekilde uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiraya verildiğini, aracın dava dışı ... A.Ş.'ye kiralandığını, araç sürücüsünün ise davalı ... olduğunu, dosyaya kazandırılan araç teslim formu ve ... A.Ş.'ye kesilen "Oto Kirası" faturalarından görüleceği üzere davaya konu aracın 01.02.2019 tarihinde ...'a uzun süreli kiralanarak davalı ... tarafından teslim alındığını, davacının talep etmiş olduğu tazminatın Sigorta Şirketleri tarafından karşılanması gerektiğini, 13.01.2023 tarihli ek raporda sürekli iş göremezlik zararının 309.983,51TL ve geçici iş göremezlik zararının ise 11.936,47TL olarak tespit edildiğini, 06.05.2024 tarihli 3.ek raporda ise sürekli iş göremezlik için 1.579.390,52TL, geçici iş göremezlik için ise 11.936,47TL tespit edildiğini, iki rapor arasında oldukça fazla bir fark bulunduğunu, raporda davacının 01.01.2026 tarihinden 60 yaş hitamı ile başlayan pasif döneme kadar olan zararının hesabında 2,9532 katsayısının dikkate alınmasının yerinde olmadığını, yeni mezun olmuş kişinin asgari ücretle dahi iş bulması oldukça zor bir hale gelmişken, asgari ücretin 2,9532 katı üzerinden işe başlayacak olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki davacının yazılım mühendisliği işini yapıp yapmayacağının da belirsiz olduğunu, hesaplamada kullanılan yöntemlerin de hatalı olduğunu, raporda davacının askerde olduğu süre için aktüer hesabı yapılmasının yerinde olmadığını, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ZMMS poliçesi üzerinde kalan bir tazminat bulunmadığı için davanın reddi gerektiğini, usuli kazanılmış hak gereğince yapılan bu hesaplamanın hukuka aykırı olduğunu, dosyada ZMMS limiti aşılmadığından davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, her aşamada yeniden hesaplama yapılmasının davalı Şirket yönünden aleyhe bir durum oluşturduğunu, dosyada davacının her asgari ücret tarifesi değişikliğinde yeniden hesaplama yapılmasını talep ettiğini, bu durumun yargılamanın haksız yere uzamasına neden olmakla birlikte davalı şirketin usuli kazanılmış haklarının çiğnenmesine neden olduğunu, ödemenin ödeme tarihinde zararı karşılamaya yetip yetmediğinin denetlenmesi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsüne %100 kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, ZMMS limiti tüketildikten sonra davalı şirkete başvuru yapılarak, sonrasında dava yoluna gidilmesi gerektiğini, zarara ilişkin talepler karşılanırken sıralı bir sorumluluk söz konusu olduğunu, raporda tazminat hesabına esas alınan gelirin yalnızca iddia edilen gelir üzerinden hesaplandığını, davacının net kazancına ilişkin evrak ve bordrolar sunulmadan asgari ücretin üzerinde bir gelir belirlenerek hesaplama yapıldığını, başvuranın gelirinin asgari ücret olarak esas alınıp, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, raporda askerlik süresinin yanlış hesaplandığını, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, mahkemece Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, mahrum kalınan bir kazanç bulunmadığını, geçici bakıcı hususunda herhangi bir talep bulunmamasına rağmen bilirkişi tarafından bu hususta hesaplama yapılarak mahkemece de hüküm kurulduğunu, üniversite öğrencisi olan davacıya ilişkin raporda mezuniyet halinde söz konusu gelirle çalışmaya başlayacağı varsayımı yapılmasının hatalı olduğunu, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, raporda sadece TÜİK maaş sorgusunun esas alındığını, davalı şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumluluğu bulunduğunu, olayda müşterek müteselsil sorumluluk bulunmadığını, dava konusu kaza nedeniyle birden fazla şahsın tazminat talebi söz konusu olduğundan proporsiyon uygulanması gerektiğini, mahkemece davalı şirkete yazı yazılarak söz konusu kaza nedeniyle davacıya veya diğer hak sahiplerine veya kurumlara yapılan ödemelerin sorulmasıyla poliçe limitinin belirlenmesi ve ödemelerin poliçe limitinden indirilmesi gerektiğini, davalı Şirket dava öncesi temerrüde düşmediğinden mahkemece faize hükmedilemeyeceğini, haksız filden kaynaklanan taleplerde ancak kanuni faiz uygulanabileceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; kaza yapan aracın uzun süreli kiralama nedeni ile işleteninin değiştiğini, bu nedenle davanın davalı sigorta şirketi yönünden de reddi gerektiğini, dava konusu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketinin teminatı kapsamında olmadığını, mahkemece hükme esas alınan maluliyet raporunu kabul etmediklerini, nitekim medikal firmadan alınan 16.11.2019 tarihli raporda davacının maluliyetinin %3-5 aralığında olabileceğinin belirtildiğini, raporda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde hesaplanmasını kabul etmediklerini, varsayım üzerine hesap yapılamayacağını, davacının düzenli bir eğitim hayatı bulunmadığını, kaldı ki okulu bitirip meslek edinip çalışma hayatına atılacağına dair bir varsayımda bulunularak hesap yapılamayacağını, davacının askere gideceği zaman dilimi içerisinde gelir elde edemeyecek olduğundan bu hususun hesaplamada nazara alınması gerektiğini, davacı kazanç getiren herhangi bir işte çalışmadığından mahrum kalınan bir zarardan sözedilemeyeceğini, kaldı ki geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri zararının sigorta poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, bakıcı gideri adı altında başkaca bir teminat bulunmayıp ölüm/daimi sakatlık klozu altında tek bir poliçe teminatı bulunduğunu, bu poliçe teminat limitinin ise 390.000,00 TL olduğunu, hükmedilen tazminata avans faizi işletilemeyeceğini, usule uygun başvuru söz konusu olmadığı için davalı şirketin temerrüde düşmediğini, tazminata hükmedilecekse dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davalı şirket hükmedilen tazminatın tamamından sorumlu olmadığı halde harç ve vekalet ücretleri yönünden oranlama yapılmadan karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; mahkemece hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, davacının müterafık kusuru nedeniyle hesaplanan tazminattan indirim yapılması gerektiğini, dosyada birden fazla hesap raporu bulunduğunu, ödeme değerlendirmesinin günümüze göre yapılmasının hatalı olduğunu, davanın ilk olarak ZMMS poliçesini yapan sigortacıya yönlendirilmesi ve zararın trafik poliçesinden karşılanması gerektiğini, bilirkişi raporunda davacının net kazancına ilişkin evrak ve bordrolar sunulmadan asgari ücretin üzerinde bir gelir belirlenerek hesaplama yapıldığını, raporda askerlik süresinin yanlış hesaplandığını, raporda TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, mahkemece Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının yerinde olmadığını, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, mahrum kalınan bir kazanç bulunmadığını, geçici bakıcı hususunda herhangi bir talep bulunmamasına rağmen bilirkişi tarafından bu hususta hesaplama yapılarak mahkemece de hüküm kurulduğunu, dava konusu kaza nedeniyle birden fazla şahsın tazminat talebi söz konusu olduğundan proporsiyon uygulanması gerektiğini, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, üniversite öğrencisi olan davacıya ilişkin raporda mezuniyet halinde söz konusu gelirle çalışmaya başlayacağı varsayımı yapılmasının hatalı olduğunu, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini belirterek, kararı istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇEİstinaf talebinde bulunan taraf vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacının Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu anlaşılmaktadır.Türk Hukuku'nda kişilerin hak arama özgürlüklerini kullanmaları herhangi bir sınırlandırmaya tabi tutulmamıştır. Ancak bazı istisnai durumlarda dava açan veya takip hakkını kullananın önceden belirlenen bazı özel yükümlülükleri yerine getirmesi şart koşulabilir. Bu istisnai şartlardan biri de teminat gösterme yükümlülüğüdür.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un 48 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca; Türk Mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.Öte yandan Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun 114/1-ğ maddesi uyarınca teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir.MÖHUK’un 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır.Buna göre hâkim, yabancı davacının vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık (mütekabiliyet) var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan (iki taraflı) anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası (çok taraflı) anlaşma ile sağlanabileceği gibi, Kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir.Söz konusu anlaşmalardan biri de 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi olup anılan Sözleşme’nin 17nci maddesinde âkit devletlerden birinde ikamet eden ve diğer bir devletin mahkemeleri huzurunda davacı veya müdahil olarak bulunan âkit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları sebebi ile herhangi bir teminat istenemeyeceği düzenlenmiştir.Yine; "Yabancıların Türkiye’ye girişleri, Türkiye’de kalışları ve Türkiye’den çıkışları ile Türkiye’den koruma talep eden yabancılara sağlanacak korumanın kapsamına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları" düzenleyen 5484 Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 88. maddesinde; "(1)Uluslararası koruma statüsü sahibi kişiler, karşılıklılık şartından muaftır. (2) Başvuru sahibine, başvurusu reddedilen veya uluslararası koruma statüsü sahibi kişilere sağlanan hak ve imkânlar, Türk vatandaşlarına sağlanan hak ve imkânlardan fazla olacak şekilde yorumlanamaz." düzenlemesi getirilmiş ise de; ilgili düzenlemeden aynı Yasa kapsamında, "geçici koruma" kapsamında bulunanların istifade edebilmesi "uluslararası koruma statüsünde" olması halinde mümkün görülmektedir. Somut olayda, davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olup dosya kapsamından, mahkemece davacının teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda, hükme dayanak oluşturacak nitelikte bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. 5718 sayılı Kanun’un 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında, dava açanın karşılıklılık esasına göre, teminattan muaf tutulabileceği düzenlendiğinden öngörülen teminat hususu resen gözetilmelidir. Bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından, öncelikle davacının statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabına göre, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, HMK'nın115/2 maddesi gereğince teminatın yatırılması için kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması hâlinde istemin usulden reddine, yatırılması hâlinde ise dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken doğrudan işin esasına girilmesi doğru değildir. Kabule göre de,1-2918 sayılı KTK.nın hükümlerine göre trafik kaydı, işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir Yasa hükmü de yoktur.Aynı Yasa'nın 3. maddesinde; "İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görünen veya aracın uzun süreli kiralama ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır" şeklinde tanımlanmıştır.Aynı Kanun'un 85. maddesinde ise; "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Bu yasal düzenlemeler karşısında kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir.Gerek doktrinde gerekse Yargıtay uygulamalarında kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.Somut olayda, davacıya çarpan aracın davalı ... …Ltd.Şti.tarafından dava dışı ...’a kiraya verildiği, kazanın da bu süreçte meydana geldiğinin iddia edilmesi karşısında, tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin Maliye ve Vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, kira bedellerinin ödenip ödenmediğinin, gerektiğinde davalı malik ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin belirtilen bu deliller ile fatura ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı ... Ltd.Şti’nin işletenlik sıfatının devam edip etmediği, neticeye göre davalı ... Ltd.Şti’nin işleten sıfatı bulunmadığının tespiti halinde bu durumun davalı Sigorta Şirketlerine sirayet edip etmeyeceğinin de tartışılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.2-Yine, davacı vekilinin dava dilekçesinde açıkça bakıcı gideri talebi bulunmadığı, buna mukabil mahkemece hükme esas alınan raporda davacı lehine diğer kalemlerin yanında 5.116,80TL, bakıcı gideri de dahil olmak üzere toplam 1.591.326,99TL tazminat hesaplandığı, akabinde davacı vekili tarafından sunulan bedel arttırım dilekçesi ile bakıcı giderini de kapsar şekilde dava değerinin 1.596.446,29TL olarak artırıldığı, mahkemece verilen hükümde de diğer alacak kalemleri yanında bakıcı giderine de hükmedilerek karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece dava dilekçesi ile dava konusu edilmeyen bakıcı giderine ilişkin talep aşılarak karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, istinaf eden taraf vekillerinin istinaf sebeplerinin kabulüne, HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, teminata ilişkin dava şartı değerlendirilerek ve akabinde yukarıda belirtilen eksikliklerin de giderilmesiyle davanın esası hakkında karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1- Davalı ... Sigorta A.Ş. Vekili, davalı ... vekili, davalı ... Sigorta A.Ş. vekili ve davalı ... Ltd.Şti. vekilinin istinaf başvurularının, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle KABULÜ ile; Ankara 11.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 05.12.2024 tarihli, ████████Esas - ████████ Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,Kararın kaldırılma sebebine göre, istinaf eden taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf eden taraflarca yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden tarafa iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36.maddesi uyarınca, Ankara 3. Genel İcra Dairesinin █████████ Esas sayılı dosyasına yatırılan 700.000 TL, 1.500.000,00 TL, 3.600.000,00 TL tutarlı teminat mektuplarının yatıran taraflara iadesine,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip *Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.