HBYS yazılım şirketi Sisoftun eski çalışanına karşı açtığı, gizlilik ve rekabet yasağını ihlalden kaynaklanan ticari nitelikteki haksız fiil tazminat davası.
Özet: Davacı hastane bilgi yönetim sistemi alanında yazılım ve donanım hizmeti veren bir şirket olarak, davalının müvekkil şirkette edindiği özel bilgi ve becerileri kullanarak, iş sözleşmesindeki iki yıllık gizlilik ve rekabet etmeme yükümlülüklerini ihlal ederek, ayrılışından kısa bir süre sonra rakip bir firmada çalışmaya başlaması ve bu durumun müvekkil şirketin önemli ihaleleri kaybetmesine ve ticari sırlarının kullanılmasına yol açtığı iddiasıyla, sözleşmede belirtilen 12 aylık brüt ücret tutarındaki tazminatın yanı sıra uğradığı zararın giderilmesini talep etmektedir.

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.
...
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... - [16900-09672-66790] UETS
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLLERİ : Av. ... - [15012-10657-99639] UETS
Av. ... - [16331-33768-96813] UETS
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : █████/2021
KARAR TARİHİ : █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili █████/2021 tarihli dava dilekçesinde; " Müvekkil şirket son derece özel bir alan olan HBYS (Hastane Bilgi Yönetim Sistemi) alanında 34 yıldır
lisanslı olarak yazılım ve donanım üreten, üretmiş olduğu bu yazılım ve donanımları yetişmiş ve kalifiye
personeli ile yurt içindeki ve yurt dışındaki resmi ve özel birçok sağlık kurum ve kuruluşunun kullanımlarına
sunmak suretiyle onlara yazılım ve donanım hizmeti veren, tıp bilişimi firmasıdır.
Bilindiği üzere hukukumuzda haksız rekabet, mevzuatımızla ve sözleşmelerle yasaklanmış durumdadır.
Haksız rekabet TÜRK Ticaret Kanunu’nun 56. maddesinde, Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesinde
rekabet yasağı olarak tanımlanmıştır.
Davalı ile müvekkil şirket arasında imzalanmış iş sözleşmesinin 11. Maddesinde gizlilik kuralları ve 12.
maddesinde de rekabet etmeme hükmü mevcuttur. Bu maddelere göre “işçi sözleşmesinin feshi veya
kendiliğinden sona ermesi tarihinden itibaren 2 yıl boyunca onunla rekabet etmekten, kendi adına rakip
işletme açmaktan, rakip bir firmada çalışmaktan, rakip firma ile menfaat ilişkisine girmekten kaçınmayı
taahhüt eder. İşçi firmamızda edindiği bilgi ve eğitimleri kullanabileceği Hastane bilgi yönetim sistemi,
elektronik belge yönetim sistemi, PACS, RFID Kart ve Sisoft’un diğer yazılım ve donanım üretim
alanlarında çalışan ve rakip konumunda bulunan herhangi bir yazılım şirketinde veya hizmet verilen
hastanelerde müvekkil şirketin yazılı iznini almadan müvekkil şirketten ayrıldıktan itibaren 2 yıl
süreyle ÇALIŞMASI yazılı veya sözlü iş ilişkisinde bulunması ve müvekkil şirkette öğrendiği ve
müvekkil şirketi zarara uğratabilecek bilgileri, sırları vs. kullanması yasaktır. İşçi iş anlaşmasının eki
niteliğindeki gizlilik anlaşmasına uygun davranmayı kabul ve taahhüt eder. Gizlilik şartlarının ihlali halinde;
işveren bundan dolayı oluşan zararı istemek hakkının yanında ayrıca işçi, işverene 12 aylık brüt ücret
tutarında tazminat ödeyecektir.
Davalı ..., müvekkil şirkette 16.03.2019 – 11.10.2019 tarihleri arasında Yazılım Destek
Departmanında çalışmıştır. Davalı 16.03.2019 tarihinde işe başladığında, daha önce HBYS yazılımı alanında
çalışmamış olup; davalıya HBYS programlaması işi için verilen eğitim dahil her türlü bilgi beceri vb.lerinin
öğrenilmesi ve geliştirilmesi şirket tarafından sağlanmıştır. Davalının iş sözleşmesinin süresi 22.02.2021 de
bitecek olmasına karşın; belirli süreli iş sözleşmesinin süresi dolmadan ve haklı bir sebep olmadan,
11.10.2019 tarihinde istifa ederek, müvekkil şirketten ayrılmıştır. Müvekkil şirketten ayrıldıktan bir ay kadar
sonra davalının; müvekkil şirketle aynı alanda faaliyet gösteren rakip firmalardan ... Bilgisayar Program
ve Hizmetleri San. Tic. A.Ş. bünyesinde, çalışmaya başladığı öğrenilmiştir. Davalının hali hazırda çalıştığı
dava dışı bu firma; müvekkil şirketle aynı işi yapan, müvekkil şirketin rakibi olan HBYS yazılımı firmalarından
biridir.
Davalının ayrılmasından sonra; müvekkil şirketin çalıştığı Erzurum İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı 22
hastanenin ihaleleri vb. diğer ihaleler, davalının çalışmaya başladığı dava dışı ... Bilgisayar Program ve
Hizmetleri San. Tic. A.Ş. üzerinde kalmıştır. Davalının yukarıda bahsedilen gizlilik yükümlülüğü ve rekabet
yasağı ihlali teşkil eden işbu davranışlarının; müvekkil şirketçe bu ihalelerin kaybedilmesinde, etkili olduğunun
göstergesidir.
Davalının müvekkil şirkette eğitimini alarak öğrendiği HBYS yazılımına ait her türlü bilgiyi, HBYS
programlama usulünü, müvekkil şirkete ait müşteri çevresi, iş sırları vb. gibi bilgileri aynı alanda hizmet veren
rakip firmada kullanması; imzaladığı sözleşmesindeki gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerinin ihlaline
sebebiyet vermektedir. Müvekkil şirket açısından böylece tazminat talebi içeren dava hakkı doğmuş
bulunmuş; bu talebimiz 19.03.2021 tarihli ihtarname ile davalıya iadeli taahhütlü mektup ile bildirilmiştir.
26.03.2021 tarihinde tebliğ aldığı ihtarnamemize davalı; 29.03.2021 tarihinde verdiği cevabı ile “ haksız
rekabet etmediğini ve gizliliğe aykırı davranmadığını “ iddia etmiştir. Açıklanmaya çalışılan nedenlerle; iş bu davanın açılması zarureti doğmuştur.
Yukarıda açıklanmaya çalışılan nedenlerle; fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak
üzere şimdilik 1.000,00TL tazminatın davalının istifa tarihi olan 11.10.2019 tarihinden itibaren işleyecek
mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin
karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi, Mahkemenizden saygılarımla arz ve talep ederim. " şeklinde talepte bulunmuştur.
CEVAP:
Davalı vekili bila tarihli cevap dilekçesinde; " Mahkemenizin yukarıda numarası bildirilen dosyasında davacı şirketin dava dilekçesinde özetle; "...
Davalının davacı şirkette █████/2019- █████/2019 tarihleri arasında Yazılım Destek departmanında çalıştığı,
Davalının belirli süreli iş sözleşmesini haklı bir gerekçe sürmeksizin █████/2019 tarihinde fesih ettiği, aradan
1 ay geçtikten sonra rakip firma ... Bilgisayar Program Ve Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş.'i bünyesinde
çalışmaya başladığı, bu firmanın davacı şirketle aynı işi yapan, davacı şirketin rakibi olan HBYS yazılımı
yapan firmalardan biri olduğu, davalının çalıştığı süre boyunca davacı şirkette öğrendiği bilgileri, davacı
şirketin müşteri çevresini, şirket sırlarını gittiği frmada aynı veya benzer işleri yaparak kullandığı veya kullanmaya devam ettiği, davalının ayrılmasından sonra davacı şirketin çalıştığı Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı 22 hastanenin ihaleleri vb. Diğer ihaleler, ... Bilgisayar Program Ve Hizmetleri San.Ve Tic. A.Ş. üzerine kaldığı, davalının gizlilik yükümlülüğü ve rekabet yasağı ihlali teşkil eden davranışlarının davacı şirketçe bu ihalelerin kaybedilmesinde etkili olduğunun göstergesi olduğu..." şeklinde iddialar ileri sürülmüştür. Davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir. Bu nedenle iş bu dava dilekçesine karşı süresi içerisinde cevap verme zaruretimiz hasıl olmuştur. Şöyle ki; Müvekkil, davacı şirket bünyesinde belirli süreli iş akdi ile yazılım destek personeli olarak radyoloji ve PACS biriminde çalışmıştır. Burada herhangi bir yazılım ve program dili kullanmamış sadece ESOL veri tabanı işlemleri için kullanılan bir alt dil ile işlem yapmıştır. Belirtmek gerekir ki; veri tabanı olan bütün şirketlerde kullanılan ESOL adı verilen alt dil vasfındaki yazılım dili davacı şirkete ait özel bir dil olmayıp, yazılım, savunma sanayi vb. işleri yapan bütün firmalarda kullanılan basit bir dildir. Müvekkilin davacı şirket bünyesinde; davacı şirketçe hizmet verilen hastanelerin MR, tomografi, ultrason ve röntgen cihazları ile hastalardan alınan görüntülere hizmet verilen hastaneler tarafından ulaşılamaması halinde, veri tabanlarına giriş yaparak söz konusu görüntüleri bulup, hastaneye teslim etmektir. İş tanımı gereğince müşterileri tanıma ve bünyesinde çalışmış olduğu şirketin özel sırlarına hakim olma imkanı bulunmayan ve ekstra özel bir bilgi gerektirmeyen bir statüde çalışan müvekkile, davacı şirkette çalıştığı süre boyunca yazılım/bilgisayar ile alakalı bir bölümden mezun olmaması nedeniyle mobbing uygulanmış, manevi olarak temini mümkün olmayan zararlara uğrayan müvekkil yaşadığı mobbing nedeniyle daha fazla dayanamamış ve şirketin baskısı üzerine zorla istifası alınarak davacı şirket ile iş ilişkisi sona erdirilmiştir. Zorla istifası alınan müvekkil, dönemin ekonomik koşulları da göz önünde bulundurulduğunda zorla istifa ettirilmesi nedeniyle herhangi bir tazminat vs. alamamış ve ekonomik olarak sancılı dönemler yaşamıştır. Ekonomik olarak zor duruma düşen müvekkil başkaca işler aramış ve İŞKUR aracılığı ile ... Bilgisayar Program ve Hizmetleri San. Tic. A.Ş.' inde eski işinden tamamen bağımsız olarak Test ve Analiz biriminde işe başlamıştır. Eski işi ile tamamen farklı bir departmanda çalışan müvekkilin yeni görev tanımına ilişkin eğitimler alması ve şirket tarafından beğenilmesi halinde iş ilişkisine devam edileceğinden işe başladığı tarihten itibaren ilk 6 ay boyunca İŞKUR elemanı olarak çalışmış, bu çalışma süresi boyunca yeni işi ile ilgili eğitimler almış ve iş bu eğitimler neticesinde başarılı olan müvekkilin iş ilişkisi devam etmiştir. Müvekkil bu şirkette Test ve Analiz biriminde çalışmıştır. Müvekkilin bu işyerindeki iş tanımı; yazılan yazılımların butonlarının tekst box, commo box ve fieldların çalışıla bilirliğini kontrol etmektir. Bir nevi şirketin yazılım departmanı ile oluşturulan yazılımların çalışıp çalışmadığını test eden bir departmanda çalışmıştır. Bu işin davacı şirket bünyesinde yapmış olduğu iş ile hiçbir ortak ve benzer bir yönünün olmadığı her türlü izahtan varestedir. Kaldı ki müvekkilim davacı işverenlikten ayrılarak rakip bir işyerinde aynı konuda işe başlamış bir kişi değildir. Müvekkil söz konusu işi İŞKUR vasıtasıyla bulmuştur. Bu durumda rekabet etme iradesi ve kastı bulunması zaten düşünülemez. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi bölgede ve belirli bir zaman dilimi içinde işverenle rekabet teşkil edecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu, işçilerin ekonomik anlamda gelişmelerinin rekabet yasağı şartı ile güçleştirilmesini engellemek için, ancak işverenin önemli bir menfaatinin olduğu hallerde rekabet yasağını kabul etmiştir. İş bu rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için bir takım şartlar vardır. Bunlar; iş sözleşmesinin bulunması, tarafların ehliyeti, işçinin işverenin belirli sırlarını öğrenme imkanına sahip olması, işçinin işverenin müşterilerini tanıması, işçinin işverenin sırlarını öğrenmesi, bu bilgilerin kullanılması halinde işverene önemli bir zarar verme ihtimalinin var olması hallerinde işçinin Tekabet etme vasağı gündeme gelebilir. Somut olay incelendiği takdirde müvekkilin davacı şirket uhdesinde çalıştığı iş kolunun yetki ve görevleri itibariyle yukarıda izah edilen unsurlardan hiçbirine ulaşma imkanı
olmadığı açıktır.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca rekabet yasağı sözleşmesinin ancak, işçinin müşteri çevresine
veya iş sırlarına nüfuz etme imkânına sahip bulunması nedeniyle işverenin önemli bir zarara uğraması
ihtimalinin varlığı halinde geçerli olabileceğini belirtilmiştir. Rekabet yasağı sözleşmesinin amacı, işçinin
işyerinde öğrendiği özel bilgileri iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra işverenle rekabet teşkil edecek
şekilde kullanmasını önlemektir. İşçinin müşterilere ait bilgilere ya da iş sırlarına hakim olması koşulunun
gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilirken işçinin iş yerinde ki konumu da dikkate alınmalıdır. Müvekkilin
davacı şirket uhdesinde çalıştığı iş kolu itibariyle işverenin sırlarına ve müşterilerine ulaşma imkanı olmadığı
açıktır. Sadece destek personeli olarak çalışan müvekkilin ne davacı şirketin müşterileriyle ne de sırlarıyla
ilgili bilgi sahibi olma imkanı bulunmamaktadır.
Davacı şirket dava dilekçesinde müvekkilin kendi bünyelerinde çalıştığı süre boyunca davacı şirkette
öğrendiği bilgileri, davacı şirketin müşteri çevresini, şirket sırlarını gittiği firmada aynı veya benzer işleri
yaparak kullandığı veya kullanmaya devam ettiğini iddia etmiştir. Bu iddiaları ispatlayacak ve destekleyecek
herhangi bir delil ve emare ileri sürülmediği gibi müvekkilin her iki şirkette yapmış olduğu işlerin iş tanımları
ve nitelikleri incelendiği takdirde bu iddialarının hukuki mesnetten yoksun olduğu açıkça anlaşılacaktır.
Davacı şirket haksız ve gerçek dışı iddialarını desteklemek amacıyla Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı
22 hastanenin ihaleleri vb. Diğer ihalelerin ... Bilgisayar Program ve Hizmetleri San. Tic. A.Ş. üzerine
kaldığını bunun sebebinin ise müvekkilin gizlilik yükümlülüğünü ve rekabet yasağını ihlal eden davranışları
nedeniyle olduğunu iddia etmiştir. Bu iddia tamamıyla hayal ürünü olup, gerçek dışıdır. Müvekkil ...
şirketinde yapmış olduğu iş tanımı bakımından sadece şirketin yazılım departmanında yapılan yazılımlarının
çalışıp çalışmadığını test eden bir konuma sahip olduğu açıktır. Böyle bir iş tanımında çalışan müvekkilin
davalının iddia ettiği gibi böylesine büyük bir ihalenin kazanılmasında veya kaybedilmesinde etkin rol
oynaması müvekkilin yapmış olduğu için niteliği ve niceliği itibariyle imkansız olduğu açıktır. Kaldı ki müvekkil
yazılım/ bilgisayar üzerine herhangi bir profesyonel eğitim alan biri olmadığı gibi yapmış olduğu iş ciddi bir
yazılım bilgisi gerektirmeyen bir iştir. Bu iş tanımında çalışan birinin böylesine büyük bir etkiye sebebiyet
vermesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkilin yapmış olduğu iş nedeniyle davacı şirketin
ihaleleri kaybettiği bir an için düşünülse dahi rekabet yasağının kararlaştırılabilmesi için müşteriyi tanıma
veya iş sırlarını öğrenme ile zarar arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. İşverenin haklı menfaati,
işçinin bu bilgileri kendisiyle rekabet edecek şekilde kullanarak önemli bir zarara sebebiyet vermesi ihtimalini
ortadan kaldırmayı sağlamaktır. Ancak müvekkilin davacı şirket uhdesinde çalıştığı dönem boyunca yapmış
olduğu işin niteliği gereği sahip olduğu bilgiler ile davacı şirkete herhangi bir zarar verme imkanı bulunmadığı,
yaptığı işi bu sektör ile ilgilenen herkesin yapabileceği yukarıda izah edilmiştir. Bu nedenle hem müvekkil ile
davacı şirket arasında imzalanan iş sözleşmesinde ki rekabet yasağının geçersiz olduğu açık olup , asla
kabul anlamına gelmemek kaydıyla geçersiz olmadığı bir an için düşünülse dahi somut olayda müvekkilin
bu zararlara sebebiyet verecek bir iş tanımına ve bilgi birikimine sahip olmadığı açıktır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı 22 hastanenin yapmış olduğu ihalede
davacı şirketin ihaleyi kazanamama sebepleri ihale bedelini tutturamamak, ihalede ihale alıcısından beklenen
teknik ve teknolojik alt yapının sağlanamaması, mobil uygulamayı desteklemeyen programlar nedeniyle iş
bu ihalenin ... şirketi üzerine bırakıldığını düşünmekteyiz. Bu konuya ilişkin olarak hayatın olağan akışına
aykırı olarak müvekkil yüzünden bu ihalenin ... şirketine kaldığına ilişkin Sayın Mahkemede kanı
uyandırmaya çalışan davacı şirketin iddiaları hukuki mesnetten yoksun olup, hayatın olağan akışına aykırıdır.
Davacı şirketin ileri sürdüğü bu husus ile yaşanan hadiseler arasında illiyet bağı bulunmadığı açıktır. Bu
nedenle bu iddiaları tümüyle reddettiğimizi bildiririz. İş bu ihaleye ilişkin olarak Kamu İhale Kurumuna davacı
şirketin ihaleyi alamama sebeplerinin sorulmasını talep etmekteyiz.
İşverenin işçiyi eğitmesi, ona iş konusunda mesleki bilgi vermesi ve tecrübe kazandırması durumu
tek başına işçinin iş sırlarını öğrendiği şeklinde değerlendirilmemelidir. Rekabet yasağı sözleşmesi işçinin ekonomik geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye
atılmaması şartıyla geçerlidir. Bu anlamda, işçinin mesleki geleceğini önemli ölçüde sınırlandıran bir
rekabet yasağı şartı, işverenin haklı menfaatlerinin korunması için olmazsa olmaz nitelikte olmadığı sürece
ölçüsüz kabul edilir. İşçiye meslek yasağı oluşturacak bir rekabet etmeme yükümlülüğünün getirilebilmesi
için, işçinin eğitimi, mesleki tecrübesi, yaşı, mesleğini ya da oturduğu yeri değiştirme olasılığı, ailevi şartları,
maddi durumu, iş piyasasında tanınmışlığı, başka bir iş yapabilme olasılığının olup olmadığı gibi kriterlerin
bir bütün olarak dikkate alınması gerekir. İşçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete uygun bir şekilde
sınırlandırılması için rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından esaslarına uygun olması
gerekmektedir. Ancak somut olayda bu unsurlara dikkate edilmeyip, günümüz ekonomik koşulları dikkate
alındığı takdirde hiçbir haklı gerekçe olmaksızın müvekkilin 2 yıl boyunca çalışması yasaklanmıştır. Anayasa
ile korunan çalışma hakkının böylesine kötü niyet ile sınırlandırılması ve tazminat talep edilmesi hukuken
himaye edilebilir nitelikte değildir. Genel olarak rekabet yasağı işçinin çalışmakta olduğu işyerinde elde ettiği
müşterilere ilişkin bilgileri, iş ilişkisi sona erdikten sonra kullanmaması esasına dayanmaktadır. Bu kapsamda
rekabet yasağından söz edilebilmesi için işçinin işyerinden ayrıldıktan sonra aynı faaliyet alanında faaliyet
gösteren yeni bir işyeri kurması halinde söz konusu olabilir, oysaki müvekkil İŞKUR aracılığı ile bir başka
işyerine ve farklı bir görev tanımıyla işçi olarak işe başlamıştır. Bu durumda rekabet yasağından söz edilmesi
olanağı ortadan kalkmıştır. Aksine düşünce müvekkilin Anayasa ile güvence altına alınan Çalışma
Özgürlüğüne açık bir müdahale olacaktır.
Yukarıda izah edilen hususlar ile müvekkilin davacı şirket bünyesinde yaptığı iş ile ... şirketi
bünyesinde yaptığı işin birbiriyle tamamıyla farklı iş kolları olduğu ve iki iş arasında herhangi bir bağ olmadığı
açıktır. Müvekkilin davacı şirkete ait sır ve müşterilere ilişkin herhangi bir bilgisi olmadığı ve davacı şirketi
zarara uğratacak herhangi bir işlem yapmadığı her türlü izahtan varestedir. Kaldı ki davacı şirket zarara
uğradığına ilişkin gerçek bir delil ve emare ileri sürmemiştir.
Yukarıda arz ve izah edilenler yanında mahkemenizce re'sen dikkate alınacak nedenlerle;
Davacının haksız ve hukuken korunabilir niteliği bulunmayan davasının REDDİNE;
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana YÜKLETİLMESİNE,
Dair karar verilmesini vekil eden adına arz ve istirham ederiz." şeklinde talepte bulunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; " Davacının , davalı aleyhine gizilik yükümlülüğü ve rekabet yasağı hükümlerinin ihlali iddiası nedeni ile açtığı şimdilik 1.000,00 TL tutarında tazminat " istemine ilişkindir.
Talep, cevap, taraflar arasında yapılan sözleşme, SGK kayıtları, ihtarname ve cevap, ... Vergi Dairesi Başkanlığı'nın █████/2022 tarihli yazı cevabı ve Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevapları, Kamu İhale Kurumu'nun █████/2022 tarihli yazı cevabı, davalı tanıkları ... ile ...'ın beyanları yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen █████/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile █████/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Davalı tanığı Serkan Gökmen duruşma "Davalı ile akrabalığım yoktur, kendisini tanırım. Davalıyı ... Şirketi vasıtası ile tanımıştım. 2020 yılı başındaki bir tarihte davalı ... şirketinde işe girdi. Burada test personeli olarak çalışıyordu. Davalının şirketin bilgi güvenliği politikası gereğince müşteriler ile bir bağlantısı yoktur. İhale süreçleri yönetimdeki ayrı bir ekip tarafından takip edilmekteydi. Bizim ihale sürecine ilişkin aşamalarda herhangi bir bilgimiz bulunmamaktadır. Biz davalı ile ... şirketinde yaklaşık 1,5 yıl farklı birimlerde birlikte çalıştık. Benim ve benim gibi daha alt konumda olan davalının şirket sırlarına ulaşmak yetkisi yoktur. Davacı şirket ve ... şirketi aynı sektörde faaliyet göstermektedir. HBYS sistemi hastanelere sunulan biz hizmettir. Bu sistem her iki şirket tarafından farklı teknolojiler ve arayüzler ile kullanıcı hastanelere sunulmaktadır. Davalı, davacı şirkette PACS yazılımında teknik destek vermek üzere çalıştığını bana söylemişti. Davalının ... şirketinde çalıştığı test biriminde arayüz testleri yapılmaktadır. Davacı şirkette çalıştığını söylediği birimde ise PACS modül görüntüleme yani cihazların görüntü göndermesine yönelik işlemler yapılmaktadır. Ben davacı şirkette hiç çalışmadım. Şuan da aynı sektörde faaliyet gösteren başka şirkette çalışıyorum. Her iki şirket aynı sektörde faaliyet göstermekte ve aynı ihaleye giriyorlar ise rakip konumunda olmaktadırlar. Davalının her iki şirkette çalıştığı birimler tamamen farklıdır. Davalı ... Şirketine girdikten sonra davacı şirketin elindeki ihaleleri alabilecek durumda olmasını sağlayacak bir konumda çalışmıyordu. Yazılım ekibi tarafından üretilen yazılımların testlerini gerçekleştiren bir personel olması nedeni ile ... Şirketinin sahada kaç hastane ile çalıştığını dahi bilme durumu söz konusu değildir. Ben davalının ... Şirketine davacı şirketten bir ticari sır getirdiğine dair bilgi ve görgü sahibi değilim. Davalı test personeli olması nedeni ile ihaleden önce ya da sonra ihaleye girileceğinden ya da ihale sonrasında saha da ya da işyerinde ihale alınan personelleri ile iletişimi olmuyordu. ... şirketi kurumsal bir şirket olduğu için bu hususlarda bilgisi ve görevi olan birimler farklı olmaktadır " şeklinde beyanda bulunmuştur.
Davalı tanığı ... duruşmada " Davalı ile akrabalığım yoktur, kendisini aynı iş yerinde çalıştığımız için tanırım. Yanlış hatırlamıyorsan 2017-2018 yılları arasında davalı ile davacı şirkette destek departmanı PACS bölümünde birlikte çalıştık. Davalı davacı şirkette işe girdiğinde ben davacı şirkettte çalışmaktaydım. Davalı işten ayrıldığında da orada çalışıyordum. Biz davacı şirkette teknik personel olarak çalışıyorduk. Müşteri ile ilişkimiz yoktu. Üretilen yazılımların destek sürecinde görevli idik, üründe bir sorun olursa hastanenin teknik personeli ile iletişim kuruluyordu. Davalı, davacı şirkette çalıştığı dönemde işinin gereğini yapıyordu ancak amiri konumunda olan Orhun beyin kendisine mobing yaparak baskı uyguladığına tanık oldum. İşten ayrılarak istifa etmesi isteniyordu. Davalı davacı şirketten istifa etti. Daha sonra çalışmakta olduğu ... Yazılım A.Ş.'ye geçti, bu şirket benim davacı şirketten önce çalıştığım şirkettir. O şirkette de yine davalı üretilen yazılım bütünselliğini kontrol etmekle görevliydi. Her iki şirkette ki görevler aktif yazılım üretmeye ilişkin olmayıp mevcut üretilen yazılımı kurallarına göre düzenleme yapılmasına dairdir. ... Şirketinde de ihale, satın alma ve müşteri ile iletişim kurulan bir görev söz konusu değildir, ayrıca davacı şirket ve davalının çalışmaya başladığı ... şirketindeki yazılımların algoritmaları farklıdır, alanları da farklıdır. Bu nedenle yazılım aktarımı teknik olarak mümkün değildir. Ben davalının ... Şirketinde ne iş yaptığını bana söylediği beyanı üzerine biliyorum. Birlikte çalıştığımız davacı şirketten ayrıldıktan sonraki süreçte yeni iş bulma sürecinde bana da danışmıştı. Hatta ben kendisine ... şirketindeki HBYS sisteminin iş yükünün ağır olduğunu söyledim ancak o dönemde oldukça sıkıntılı bir süreçte olduğu için iş bulmasını da istiyordum. Davalı ... şirketinde yazılım test biriminde çalışmaktadır. Davacı şirkette ve ... Şirketinde HBYS sistemleri kullanılmaktadır. Bu sistemin açılımı Hastane Bilgi Yönetim Sistemidir. Davacı şirket ve ... Şirketleri aynı sektörde çalışan rakip şirketlerdir. Davacı şirketin fikri mülkiyet hakları kodu zaten kapalıydı ve bizim bunu görme yetkimiz olmadığı için şirket sırlarına haiz olma gibi bir durum söz konusu değildir, ihale sürecine ilişkin işlemlerde farklı bir birim tarafından yapılmaktadır, yine davalının müşteriler ile iletişimi yoktur " şeklinde beyanda bulunmuştur.
█████/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; somut olayda TBK m. 444.2 hükmündeki: rekabet yasağı kaydının geçerlik şartı olan
“hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler
hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyor” olması şartının gerçekleştiği hususunun
ispatlanamadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
█████/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; somut olayda TBK m. 444.2 hükmündeki: rekabet yasağı kaydının geçerlik şartı olan “hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyor” olması şartının gerçekleştiği hususunun ispatlanamadığı, bu nedenle sözleşme hükmünün uygulama alanı bulamayacağı, benzer şekilde TTK m. 55.1.d hükmündeki “iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildirme” fiilinin de ispatlanamadığı, bu nedenle haksız rekabetten de söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Yukarıda içerikleri açıklanan birbirleri ile uyumlu hüküm kurmaya ve denetine elverişli olduğu sonucuna varılan bilirkişi heyeti kök ve ek raporu ile bu durumu destekler davalı tanıklarının beyanları dikkate alındığında, ispatlanamayan davanın reddine dair █████/2024 tarihinde mahkememizce karar verilmiştir.
Verilen bu karara karşı gidilen yasa yolu incelemesi neticesinde; mahkememiz kararı ...... Karar sayılı ilamı ile "Somut uyuşmazlıkta da davacı tarafça arabulucuya başvurulmadan işbu davanın açıldığının, ilk derece mahkemesinin 09.12.2022 tarihli oturumda davacıya, zorunlu arabuluculuğa ilişkin son tutanak aslını sunması için 1 haftalık kesin süre verildiğinin, davacının ise bu tarihte arabulucuya başvurduğunun ve arabuluculuk sürecinin, 17.01.2023 tarihinde anlaşmama ile sona erdiğinin anlaşılması nedeniyle mahkemece 6102 sayılı TTK'nun 5/A. maddesi ile 6325 sayılı kanunun 18/A. maddesi uyarınca, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden karar vermek gerekirken, işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Yargıtayın emsal uygulaması da bu yöndedir (.... K.). Hatta davacı tarafça arabulucuya başvurulmadan davanın açıldığının anlaşılması durumunda, davacıya 6325 SK'nın 18/A maddesi uyarınca kesin süre verilmesine de gerek yoktur. (.... K.) Yukarıda açıklanan gerekçelerle mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden karar verilmesi gerekirken, işin esasına yönelik olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, HMK'nın 353/1-a-4 maddesinde belirtilen diğer dava şartlarına aykırılık teşkil ettiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş, ... " gerekçesi ile kesin olarak kaldırılmıştır.
İstinaf incelemesi sonrası yukarıda yazılı esas numarasına kaydı yapılan işbu dosyanın yürütülen yargılaması kapsamında; kesin olarak verilen İstinaf ilamında belirtilen gerekçeler ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın dava şartı yokluğundan HMK-114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan alınarak hazine irat kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. Maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Kullanılmayan gider avansı var ise hükmün kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
✎ e-imzalıdır
Hakim ...
✎ e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!