Bölge Adliye Mahkemesi, aile içi miras payı satışında vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının davacının iradesine uygun ve bedeli ödenmiş olduğundan reddedilmesine karar vermiştir.
Özet: Davacı, kendisine güvenerek verdiği vekaletname ile miras payının davalı vekil tarafından kendi eşine düşük bedelle ve ödeme yapılmaksızın devredildiğini iddia ederek tapu iptali veya bedel talep etmiş; ilk derece mahkemesi vekalet görevinin kötüye kullanıldığına ve bedelin ödenmediğine hükmederek davayı kabul etmişse de, Bölge Adliye Mahkemesi, satış işleminin davacının iradesine uygun ve bilgisi dahilinde yapıldığı, vekaletnamenin satış yetkisi verdiği ve kararlaştırılan bedelin ödendiği tespitleriyle vekalet görevinin kötüye kullanılmadığına karar vererek ilk derece mahkemesinin hükmünü kaldırmıştır.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacı ile davalı ...'nin murisi...un 10.11.2011 tarihinde öldüğünü, mirasçıları olarak ..., ..., davalı ... ve müvekkili ...'un kaldığını, terekede bulunan 8 92... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili intikal, harç, vergi vb. işlemlerin yapılması amacıya davalı ...'a, davacı ile birlikte mirasçılardan ...ve davalı ...'nin, ...2. Noterliğinin 31.05.20 13... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile yetki verdiklerini, müvekkili ... tarafından eniştesi olan davalı ...'a, ablası olan diğer davalı ...'nin eşi olması sebebiyle vekâletname verilirken güvenildiğini, davalı ...'ın, kendisine güvenilerek iyiniyetle verilen vekâletname ile müvekkili dâhil diğer tüm mirasçıların paylarını eşi... adına 18.07.2013 tarihinde 7334 yevmiye numarasıyla işlemi satış gibi göstererek kayıt ve tescil ettirdiğini, davalı ...'ın eşi diğer davalı mirasçı... ile organize bir şekilde hareket ettiklerini; vekil ...'ın açık bir şekilde vekâlet görevini kötüye kullanarak müvekkili ...'ye ait miras payını hukuka aykırı olarak eşine sattığını, müvekkilinin ise bu durumdan ancak 2019 Eylül ayı itibariyle haberi olduğunu, satış gibi gösterilen devir işlemi neticesinde payına karşılık müvekkiline hiçbir meblağ ödenmediğini, davaya konu olayda vekil olan ... ve diğer davalı ...'nin müvekkilinin taşınmazdaki payını satma niyetinin olmadığını gayet iyi bilmelerine rağmen tamamen kendi menfaatlerini düşünerek ve kötüniyetli olarak kısa yoldan hak etmedikleri bir kazanım elde etme gayreti içerisinde olduklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payı oranında davacı adına tesciline; olmadığı takdirde taşınmazın gerçek satış bedelinin tespiti ile bu bedelin davacının hissesine tekabül eden meblağının davalılardan müştereken ve müteselsilsen satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazda bulunan davacının 1/8 hissesinin davalı ... tarafından bedeli ödenerek satın alındığını,...2. Noterliğinin 31.05.2013 tarihli vekaletnamesinin davacı ile birlikte dava dışı diğer hissedarların hisselerinin satış suretiyle...'ye devir ve tescili için davalı ...'a verildiğini, davalı ... tarafından taşınmaz hissedarlarına bedellerinin tamamı ödendikten sonra, davalı ... tarafından, vekaletnamenin veriliş amacına uygun olarak 18.07.2013 tarihinde davacı ve diğer hissedarlar vekili olarak taşınmazın davalı ...'ye devir ve tescil işlemlerinin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vekaletnamede ...'nun satışa vekil olarak yetkilendirildiği, bu hususta vekaletnamenin resmi evrak niteliğinde bir yazılı delil olduğu, bu delilin de aksinin yazılı olarak ispatının gerektiği, davacı yanca bu nitelikte bir delille aksine ispat faaliyeti gerçekleştirilmemiş olmakla davacı tarafın iddiasını ispat edemediği, vekalet görevi açısından ise taşınmazın devir tarihindeki değerinin tespiti için rapor alındığı, alınan rapordaki değer hesabının emsallere ve olayın niteliğine uygun olduğu kanaatine varılarak söz konusu rapordaki değerlendirmenin nazara alındığı, buna göre taşınmaz payının devir tarihinde 54.268,06 TL değerinde olduğunun anlaşıldığı, tapu devir senedindeki tutar ve davalı tanık anlatımlarında belirtilen tutar açısından ise 16.000,00 TL bir tutarın belirtildiği, bu kapsamda 3 kattan fazla bir değer farkıyla devrin yapıldığı, bu nedenle de fahiş bir fark olduğunun görüldüğü, davalı yanca devir bedelinin davacıya ödenmiş olduğu iddiasının ispat edilemediği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; dosya içeriğine, toplanan delillere, özellikle tanık anlatımlarına göre davacı tarafından..... 2. Noterliğinin 31.05.20 13... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vekaletnamesi ile dava konusu 8 92... parsel sayılı taşınmazdaki hissesini dilediği bedel ve koşulda satmaya, satış bedelini almaya davalı ...'ın yetkilendirildiği, davacıya ait 1/8 payın kendisine vekaleten davalı ... tarafından 18.07.2013 tarihinde davalı ...'ye satış işleminin davacının iradesine uygun olarak onun bilgisi dahilinde gerçekleştirildiği, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı, aralarında kararlaştırılan satış bedelinin de davacıya ödendiği sonucuna varıldığı, hal böyle olunca, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, olmazsa bedel istekli davada vekilin vekalet görevini kötüye kullanmadığı, davacının iradesine uygun hareket ettiği, satış bedelinin davacıya ödenmiş olduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerledirmeyle davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya, maddi vakıalara uygun görülmediği gerekçeleri ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL
bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!