İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde, zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklı borcun sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli dava.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalının tanzim ettiği 20.000 USD tutarlı senedin zaman aşımına uğramasına rağmen sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını talep ettiği davayı incelemektedir; davacı, haksız itiraz nedeniyle %20 icra inkar tazminatı da isterken, davalı dava dilekçesine süresinde cevap vermemiş, mahkeme ise davalının borcu inkar etmiş sayılmasına karar vermiş ve davacının sunduğu borçlulukla ilgili mesaj kayıtlarına ilişkin davalının beyanını almak üzere yazılı ihtarat göndermiştir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; 05.05.2019 tanzim ve 20.05.2019 vade tarihli 20.000,00 USD miktarlı senet davalı/borçlu .... tarafından keşide edilerek davacı ....’a borca karşılık olmak üzere verildiğini, Davalı/borçlu, keşide ederek verdiği senedi yıllarca ödemediğini ve sürekli olarak davacıyı oyaladığını, bunun üzerine davalı/borçlu .... aleyhine ....İcra Müdürlüğü’nün 2022/... E. sayılı dosyasından başlatılan icra takibine istinaden gönderilen ödeme emrine 20.12.2022 tarihinde vekili aracılığı ile borcuna itiraz ettiğini, davalı aleyhine derdest ettikleri sebepsiz zenginleşme davasının yasal dayanağını oluşturduğunu, T.T.K 732’inci maddesinde keşideci ve poliçeyi kabul etmiş olan muhatabın, zamanaşımı sebebiyle poliçe ve bonodan doğan borçları düşmüş olsa bile hamilin zararına hareket edemeyeceği ve sebepsiz olarak iktisap etmiş oldukları meblağ nisbetinde hamile karşı borçlu kalacağının hüküm altına alındığını, T.T.K’nun 732’inci maddesine göre davalı borçlu ...'in sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamak zorunda olduğunu, davalı/borçlunun borcu, likit yani hesap edilebilir nitelikte olduğundan, borcuna haksız olarak itiraz eden davalı borçlunun %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz eden davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, kötü niyetli itirazdan dolayı %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ücret-i vekalet, dava harç ve masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın █████/2023 tarihinde açılmakla .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esasına kaydının yapıldığı, mahkemesince verilen görevsizlik kararı akabinde dosyanın mahkememizin ... Esasına kaydedildiği, mahkememizce verilen karşı görevsizlik kararı akabinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37.Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı █████/2025 tarihli ilamıyla yargı yeri olarak mahkememizin belirlenmiş olması nedeniyle dosya işbu esas kaydedilerek yargılamaya kalındığı yerden devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklı olarak başlatılmış icra takibine vaki ilamsız icra takibinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili tarafından ibraz edilmiş olan dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından keşide edilmiş olan █████/2019 keşide, █████/2019 vade tarihli ve 20.000,00 USD bedelli bonodan kaynaklı olarak davacının davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatılmış olduğu, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak işbu itirazın iptali davasını açmış olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Yargılama esnasında davacı tarafa beyanda bulunmak üzere verilen süre uyarınca sunulan beyan dilekçesinde; Davacı ile davalının arkadaş olduklarını ve davacının davalıya vermiş olduğu borç karşılığında dava konusu senedin keşide edilmiş olduğunu beyan ederek taraflar arasındaki mesaj kayıtlarını mahkememize ibraz etmiş olduğu görülmekle davalının davaya cevap vermemiş olduğu hususu da nazara alındığında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu mesaj kayıtlarına karşı beyanı alınmak amacıyla davalıya usulüne uygun ihtaratı içerir ("işbu tebliğ mazbatasının alındığı tarihten itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde ekte gönderilmiş olan mesaj içeriklerine herhangi bir itirazlarının olup olmadığına dair yazılı olarak beyanda bulunulmasının; aksi takdirde söz konusu mesajların size ait olduğunun kabul edileceğinin ihtarına" ) tebligat çıkartılmış, yapılan tebliğe rağmen davalının herhangi bir beyanda bulunmadığı görülmüştür.
Bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s. 879; Kendigelen, Abuzer/Kırca, İsmail: Kıymetli Evrak Hukuku Genel Esaslar Kambiyo Senetleri, İstanbul 2019, s. 264). Bu itibarla hamil, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak borçlunun zamanaşımı def’înde bulunması hâlinde, alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Bu durum, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile değil, borçlunun zamanaşımı def’înde bulunması ile ortaya çıkmaktadır. Borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmazsa söz konusu bono, hamile zamanaşımına uğramamış bir bononun sağladığı tüm imkânları sağlayacaktır.
Zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına  uğrayan bono  adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., ████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 202/2. maddesine göre, iddia konusu hukukî işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukukî işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge, delil başlangıcı sayılır. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu nedenle zamanaşımı nedeniyle kambiyo vasfını kaybeden  bonoya dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda,  zamanaşımına  uğrayan  bonodan  delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukukî işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararı da aynı yöndedir)
TTK'nın 732. Maddesinin "(1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.
(2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir.
(3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.
(4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir." şeklindeki düzenlemesi de nazara alındığında somut olayda taraflar arasında temel ilişki bulunması sebebiyle dava konusu senet yazılı delil başlangıcı kabul edilmiş olup sunulan mesaj kayıtları da bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından davalıya verilmiş olan borç karşılığında davaya konu senedin davalı tarafından davacıya keşide edilmiş olduğu kanaatine varılmış, davalı tarafça bunun aksinin ispatına elverişli herhangi bir delilin ibraz edilmediği de görülmekle davacının icra takibinde asıl alacak miktarı olan 20.000,00 USD üzerinden davalıdan alacaklı olduğu kabul edilmiştir.
Davacının icra takibindeki takip öncesi işlemiş faiz istemi bakımından yapılan incelemede; mahkememizin işbu dosyası ile benzer mahiyette olan Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı 22.10.2025 Tarihli "Uyuşmazlık, zamanaşımına uğramış bono nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778. maddesi atfıyla bono hakkında da uygulanması gereken aynı Kanunun 749. maddesi gereğince; bonodan doğan istemlerin vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımına uğramış bono nedeniyle alacak olarak temel borç ilişkisine dayanarak talep edilebileceği gibi 6102 sayılı Kanunun 732. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak da keşideciden alacak talebinde bulunulabileceği, sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talebinin bononun zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren bir yıl olduğu düzenlenmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'un 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararında belirtildiği üzere; zamanaşımına uğrayan ve bu nedenle kambiyo senedi vasfını kaybederek delil başlangıcına dönüşen bonodaki vade tarihi temel ilişkiye dayanılarak yapılan bir takip veya açılan bir davada temerrüde esas alınamaz.
Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve ███████-1299 E., ████████ K. sayılı kararında da açıklandığı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte maddi hukuk ilişkisinin de incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davacının alacağı takip tarihi itibariyle belirlenmelidir." şeklindeki ilamı da dikkate alındığında somut olayda zamanaşımına uğramış bononun vade tarihi temerrüt tarihine esas alınamayacak olup genel kural geçerli olacaktır. Bu kapsamda açıklama yapılmak gerekirse; Temerrüt, en kısa tanımıyla, alacaklı tarafından talep edilebilir (muaccel) hale gelmiş bir borcun ifasındaki gecikmedir ve kural olarak, bu tür (muaccel) bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer. Temerrüt için aranan ihtar hukuki işlem benzeri fiil mahiyetinde olup, alacaklının alacak miktarını belirterek borçludan borcun ifasını istemesi, ifayı kabule hazır olduğunu bildirmesi anlamına gelir. İhtar kural olarak şekle tabi olmayıp, yapılmadığı itirazı vaki olursa aksinin ispatı, niteliği gereği alacaklıdan beklenir.
6098 sayılı TBK’nın 117. maddesi/2. fıkrasına göre "borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş … ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur". Eğer böyle bir tarih belirlenmemişse bu kez aynı maddenin 1. fıkrası uygulanır ve bu fıkrada da muaccel bir borcun borçlusunun, alacaklının ihtarıyla mütemerrit olacağı belirtilmiştir. Nihayet böyle bir ihtar da yoksa temerrüt icra takibi ya da dava açılmasıyla gerçekleşir. Ancak; fatura üzerinde bulunan vade tarihi ancak alacağın muaccel olması sonucunu doğurur (Yargıtay 19 HD. █████████-█████████ E-K sayılı ilamı).
Somut olay bakımından yapılan incelemede davacı tarafça işbu davaya dayanak teşkil eden icra takibinden önce davacının davalıyı usulüne uygun temerrüde düşürdüğüne yönelik evrak ibraz edemediği görülmekle davalının icra takibindeki işlemiş faize yönelik itirazının iptaline karar verilmesi talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır. Bu sebeple mahkememizce taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde talep edilen 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına karar verilmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın bonoya kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş olup bu kapsamda yerleşik içtihatlar uyarınca icra inkar tazminatının yabancı para alacağının takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığı belirlenerek hükmedilmesi gerektiğinden takip tarihinde mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 373.058,00 TL'nin %20'si oranında olan 74.611,60 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Yerleşik içtihatlar uyarınca yabancı para cinsinden taleplerde dava tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru esas alınmak kaydıyla Türk Lirasına çevrilerek dava değeri bulunmakta ve hesap bu dava değeri üzerinden yapılmaktadır. Nitekim emsal mahiyette olan Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar Sayılı, █████/2022 Tarihli "... Dava konusu alacak yabancı para cinsinden olup, dava değerinin 55.000 USD'nin dava tarihindeki kur karşılığı olan (2,82 TL) 155.000,00 TL olduğundan harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bu değer üzerinden hesaplanması gerekirken, yerel mahkemece dava değerinin karar tarihi itibariyle dolar kurunun efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 952.440,50 TL olarak belirlenip, bu değer üzerinden harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli görülmemiştir." şeklindeki ilamı da göz önünde bulundurulduğunda işbu davanın değerinin 23.352,36 USDx19,2901 = 450.469,36 TL olduğu görülmekle bu miktar üzerinden harç, vekalet ücreti hesaplaması yapılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile; davalının .... İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 20.000,00 USD asıl alacak üzerinden kaldığı yerden devamına,
-Asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmesine
-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle 373.058,00 TL'nin %20'si oranında olan 74.611,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli olan 26.354,13-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 5.288,36-TL, tamamlama harcı olarak alınan 227,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 20.838,77-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 5.288,36-TL peşin harç ve 227,00-TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 5.515,36-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 205,50-TL (başvurma ve vekalet harcı) davetiye, posta gideri: 2.770,00-TL olmak üzere toplam: 2.975,50-TL yargılama giderinin %85,64 kabul ret oranı üzerinden hesaplanan 2.548,22 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanının davacı üzerinde bırakılmasına
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 61.728,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacının reddedilen talepleri bakımından davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
8-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.120,00-TL'nin %85,64 kabul ret oranı üzerinden hesaplanan 2.671,97 TL'sinin davalıdan, bakiye kalan 448,03 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
9-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!