Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin ticari satıştan kaynaklanan menfi tespit davası, taraflar arası borçluluk ve fatura geçerliliğinin tespiti üzerine odaklanıyor.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, davalı tarafından 31.471,67 USD bedelli faturaya dayanılarak başlatılan icra takibine konu borcun asılsız olduğunu, ticari ilişkinin bulunmadığını, fatura ve ürün tesliminin gerçeğe aykırı olduğunu, tebligatın usulsüz yapıldığını iddia ederken; davalı ise ticari ilişkinin mevcut olduğunu, ürünlerin teslim edildiğini, faturanın davacı tarafından süresinde itiraz edilmeyerek kabul edildiğini ve ticari defterlere işlendiğini savunarak, mali müşavir bilirkişi raporu ışığında mahkemenin tarafların iddialarına göre borcun varlığına veya yokluğuna karar vereceği bir uyuşmazlık söz konusudur.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ... Ambalaj Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmamasına rağmen, davalı tarafından █████/2025 tarihli ... ve .... numaralı, toplam 31.471,67 USD bedelli iki adet faturaya dayanılarak Bakırköy .... İcra Dairesi sayılı dosyada ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu faturaya konu ürünlerin müvekkiline hiçbir zaman teslim edilmediğini ve böyle bir siparişin de verilmediğini, faturaların e-fatura sistemi üzerinden gönderildiğini ancak gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafından düzenlenen irsaliyenin de gerçeğe aykırı olduğunu, tebligatın müvekkilin il dışında olduğu dönemde ve usulsüz şekilde yapıldığını, bu nedenle takibe süresinde itiraz edilemediğini, haksız icra takibi sonucunda müvekkilin banka hesaplarına ve malvarlığına haciz konularak mağdur edildiğini, müvekkilin ticari defterlerinin incelenmesi halinde davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının açıkça görüleceğini, taraflar arasında geçmişte de herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, ayrıca davalı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, dava şartı arabuluculuğun yerine getirildiğini ve █████/2025 tarihli son tutanağın dosyaya sunulduğunu, bu nedenle müvekkilin borçlu olmadığının tespitinin gerektiğini, dava sonuna kadar icra takibinin durdurulması için teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, yargılama sonucunda müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tebligatın usulüne uygun yapıldığını ve bu hususta Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğini, icra takibinin usulüne uygun şekilde kesinleştiğini, takibe konu faturaların 20.146 kg “Uncoated Cup stock 7 oz 170 gr” karton mallara ilişkin olduğunu, bu malların davacıya sevk edildiğini, e-arşiv faturalar ve e-irsaliyeler düzenlenerek davacıya gönderildiğini, davacının yasal sürede itiraz etmeyerek faturaları kabul ettiğini ve ticari defterlerine işlediğini, Göksu Vergi Dairesi kayıtları ve BA-BS formlarının da bu durumu doğruladığını, davacı tarafından ödeme yapılmadığı için icra takibi başlatıldığını ve itiraz edilmemesi nedeniyle kesinleştiğini, Yargıtay içtihatları uyarınca ticari defterlere kaydedilen ve itiraz edilmeyen faturaların borç doğurduğunu, ayrıca davacının bu malları piyasaya sattığının tespit edildiğini, bu nedenlerle davacının borçlu olmadığının kabul edilemeyeceğini, davanın reddi ile müvekkil lehine %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, , İİK 72.maddesi uyarınca icra takibine konu fatura nedeniyle menfi tespit davasıdır.
Bakırköy ... İcra Dairesi'nin Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, ... tarafından ... aleyhine 31.471,67USD cari hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;"Tarafların 2025 Yılı ticari defterlerinin tasdik işlemlerinin yasal süreleri içerisinde yapıldığı, Davacı tarafın iddialarının Sayın Mahkeme tarafından kabulü halinde davacının davalı tarafa borçlu olmadığı, Davalı tarafın iddialarının Sayın Mahkeme tarafından kabulü halinde davalının icra takibindeki talep ettiği toplam asıl alacak tutarı olan 31.427,76 USD ve yine davalının talebiyle bağlı kalınarak toplam 43,91 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.471,67 USD alacaklı olacağı" denilmiştir.Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Dosya kapsamında her iki tarafın BA-BS beyannamelerinin birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Mevcut olayda davacı tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla davacı tarafın ticari defterleri hükme esas alınmıştır.
HMK'nın MADDE 222. maddesinde;
"(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir.
İcra ve İflas Kanunu'nun 72.maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi; menfi tespit davasını, bir hukuki ilişkinin ya da ondan doğan bir hak veya yetkinin mevcut olmadığının, bir belgenin sahteliğinin ya da herhangi bir nedenle hükümsüzlüğünün tespiti için hukuki yarar bulunması koşuluna bağlı olarak açılan ve sonucunda herhangi bir mahkumiyet istemini içermeyip, konusunu teşkil eden hususun bir kararla tespitini amaçlayan dava olarak tanımlamıştır.
Borçlu icra takibine süresinde itiraz etmediği ve takibin kesinleşmesi halinde borcunun bulunmadığını bu dava türü ile ileri sürebilir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya düşer.
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tarafların BA-BS formları birbiriyle uyumlu olduğu, buna göre içeriği kabul edildiği gibi resmi kuruma bildirilen beyannamenin delil niteliğini de haiz olduğu sabittir. BA/BS formları resmi makama bildirilen belge olup delil niteliğini haizdir. Kaldı ki tarafların ticari defter ve belgeleriyle de alacak ispatlanmıştır. Takibe veya davaya konu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya tarafların bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. ██████████ Esas-█████████ Karar ve ██████████ Esas ve 15110 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.). Bu nedenlerle davalının davacıdan icra takibine konu fatura nedeniyle alacaklı olduğu anlaşılmıştır. HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; dosyada mevcut belgelere göre davanın ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine, dava konusu icra takibine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiği ve teminat yatırılması sebebiyle icra dairesinden infazı istendiği anlaşıldığından İİK 72/4 m. uyarınca davacı taraf aleyhine alacağın %20'si oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2- İİK 72/4. Maddesi uyarınca dava değeri olan 1.300.337,00 TL'nin %20'si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 22.318,6 TL harçtan mahsubu ile bakiye 21.586,60 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 200.047,18 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair,taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
✍e-imzalıdır
Hakim ...
✍e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!