Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit davasında arabuluculuk son tutanağı sunulmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle yargılama.
Özet: Davacı şirketin, asıl lehdar ile yaşanan ihtilaf sonrası iade edilmesi gereken ancak sahte imza ve ciro ile piyasaya sürüldüğünü iddia ettiği çeklerden dolayı kendisine karşı başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti amacıyla açtığı menfi tespit davasında, davalının zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediği ve esastan da iddiaların reddi gerektiği yönündeki savunmaları karşısında mahkeme, davanın açıldığı tarihte menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğunu ve davacı vekilinin arabuluculuk son tutanağını sunmadığını tespit etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ███████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ... arasında herhangi bir ticari ilişki, sözleşme veya borç-alacak ilişkisinin bulunmadığını, davalı tarafından Bakırköy ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile 800.000,00 TL bedelli çeke dayalı icra takibi başlatıldığını, söz konusu çekin de dahil olduğu toplam 2.400.000,00 TL bedelli 3 adet çekin asıl lehdar ile yaşanan ihtilaf nedeniyle iade edilmek üzere bankaya gönderilmek istendiğini, bu amaçla mali müşavir aracılığıyla teslim edilen çeklerin ... tarafından sahte imza ve ciro ile piyasaya sürüldüğünün tespit edildiğini, bu hususta Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın .... sayılı soruşturma dosyası bulunduğunu, çek üzerindeki ciroların sahte olduğunu ve davalının çeki bu şekilde edindiğini bilmesi gerektiğini, bu nedenle müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespiti gerektiğini, ayrıca aynı nitelikte başka bir çek nedeniyle de Bakırköy ... İcra Dairesi’nin .... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ve buna ilişkin davanın da derdest olduğunu, arabuluculuk başvurusunun Bakırköy Arabuluculuk ... numarası ile yapıldığını, dava değerinin 800.000,00 TL olduğunu, İİK 72/3 maddesi gereğince icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf cevap dilekçesinde özetle; davacı .... Kutu Ambalaj Matbaacılık Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından açılan davaya karşı yasal süresi içerisinde cevap sunduğunu, öncelikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.116 kapsamında tüm ilk itirazlarını ileri sürdüğünü, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, ayrıca davada zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmediğini, arabuluculuk son tutanağının sunulmadığını ve dava açıldıktan sonra arabuluculuğun tamamlanmasının mümkün olmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddinin gerektiğini ileri sürdüğünü; esasa ilişkin olarak davacı tarafın iddialarını kabul etmediğini, davacının takibe konu çeklere veya imzaya yönelik bir itirazının bulunmadığını, üçüncü kişi .... Ajans Matbaa Ticaret A.Ş. hakkında imza itirazında bulunma yetkisinin olmadığını, davacının çeklerin rıza dışında elden çıktığını iddia etmesine rağmen dilekçesinde bu çeklerin bizzat üçüncü kişilere teslim edildiğini beyan ettiğini ve bu hususa ilişkin yazılı belge sunduğunu, bu nedenle çeklerin rıza dışında çıkmadığının açık olduğunu, davacının tacir sıfatıyla Türk Ticaret Kanunu m.18 gereği basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğunu, davacının kendi muhasebecisiyle yaşadığı iddia edilen sorunların davalıyı bağlamadığını, müvekkilin çeklerin sahte cirolarla elde edildiğini bildiğine dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve böyle bir bilgiye sahip olmadığını, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını beyan ettiğinin; sonuç olarak davanın öncelikle dava şartı yokluğu nedeniyle, aksi halde esastan reddine, davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasının talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
2004 sayılı İİK’nun 72. maddesinde “Borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.” denilmiştir.
TTK’nın 5/A maddesi “Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükümlerini içermektedir.
05.04.2023 tarih 32154 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Orman Kanunu ve bazı kanun- larda değişiklik yapılmasına dair 7442 sayılı Kanunun 31.maddesi ile 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1.fıkrasında yer alan "paranın ödenmesi, alacak ve tazminat talepleri hakkında " ibaresi "para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında " şeklinde değiştirilmiş, aynı yasanın geçici 1. maddesinde "bu maddeyi ihdas eden kanunla 6102 sayılı kanunun 5/A maddesinin 1. fıkrası ve 7036 sayılı kanunun 3. Maddesinin 1. fıkrasına eklenen menfi tespit ve istirdat davaları hakkındaki hüküm 01.09.2023 tarihinde ve sonrasında açılacak davalar hakkında uygulanır" denilmiştir.
Eldeki davanın açıldığı tarih olan 06.01.2026 itibariyle menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu açıktır.
Dava dilekçesi ekinde, davacı vekilinin arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya onaylanmış örneğini sunmadığı anlaşıldığından, mahkememizin █████/2026 tarihli ara kararı ile davacı vekiline, "Davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını sunması için duruşma gününe kadar süre verilmesine, sunulmadığı takdirde davanın usulden reddedileceği hususunun ihtarına, ihtarın iş bu ara kararın tebliği ile yapılmış sayılmasına," şeklinde süre verilmiş, söz konusu ara kararın davacı vekiline █████/2026 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin █████/2026 tarihinde sunduğu beyan dilekçesi ile, dava tarihinden önce Arabuluculuğa başvurduklarını, ancak arabuluculuk başvurusunun henüz sonuçlanmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Yapılan açıklamalar ve belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, eldeki davada, TTK'nın 5/A ve 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi gereğince, dava tarihi itibariyle, arabuluculuk faaliyeti sonucu anlaşmaya varılamadığına dair tutanağın sunulması dava şartıdır. Yani davanın açıldığı tarih itibariyle, arabuluculuk süreci tamamlanmış olmalı ve bu süreci gösteren "anlaşamama tutanağı" dava dilekçesine eklenmiş olmalıdır. Sadece arabuluculuk başvurusunda bulunmuş olmak, dava şartını yerine getirmez. Ayrıca, 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğine dair emredici hükmü uyarınca, davanın açılmasından sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanmasını mümkün kılan bir yasal düzenleme de mevcut olmadığından, söz konusu dava şartı, tamamlanabilir bir dava şartı değildir.
HMK'nin 115/1 maddesi hükmünde dava şartlarının mevcut olup olmadığı hususunun yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması gerektiği belirtilmiş, anılan yasanın 114. maddesinin 1. fıkrasında dava şartları sayılmış, aynı yasa maddesinin 2. fıkrasında ise diğer yasalarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiş, HMK'nın 115/2 maddesinde, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde, davanın usulden reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, somut olayda, davanın zorunluğu arabulucuğa tabi olduğu, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde, dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanarak, anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu, ancak, somut olayda dava tarihi itibariyle arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığının anlaşıldığı (Aynı yönde İBAM 16. HD. ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı) ve söz konusu dava şartının sonradan tamlanabilir bir dava şartı olmadığı anlaşılmakla, davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6102 Sayılı TTK'nun 5/A maddesi, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ve 6100 Sayılı HMK'nın 115/1-2 maddeleri gereğince arabuluculuk dava şartı yokluğu sebebiyle usulden REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00 TL ilam harcından peşin alınan 13.662,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.930,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 4.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17.04.2026
Katip ...
✍e-imzalıdır
Hakim ...
✍e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!