İstanbul BAM istinaf kararı, sahte imza ile başlatılan haksız icra takibi sonucu iş makinesi ve diğer zararlar için istenen tazminat talebini değerlendiriyor.
Özet: Davacı şirket, davalı tarafından başlatılan ve imza itirazı ile haksız olduğu kesinleşen bir icra takibi sonucu maruz kaldığı ve geri ödenen ana paranın eksik faizi, haczedilen iş makinesinin kullanılamaması nedeniyle oluşan kar kaybı, yediemin ücreti ve manevi zarar gibi haksız fiilden kaynaklanan ek zararların tazmini için dava açmış; davalı ise zamanaşımı, haksız fiil şartlarının oluşmaması ve zararın ispatlanamaması gibi gerekçelerle davanın reddini talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket, 2017 yılında müvekkil şirkete karşı kambiyo senedine özgü icra takibi başlattığını, müvekkil şirket imzaya itiraz etmiş, itiraz yerel mahkeme ve istinaf mahkemesi incelemesinden geçerek müvekkil şirket lehine kesinleştiğini, hali hazırda yargılama devam ederken müvekkil şirket haciz sebebiyle icra dosyasının borcunu ödediğini, uyuşmazlığa ilişkin karar kesinleştikten sonra İİK md. 361 gereği davalı şirkete icra müdürlüğünce ödeme muhtırası gönderilmiş ve ödenen paranın iadesi sağlanmıştır. Lakin bu yolla, sadece karşı tarafın aktifine geçen paranın iadesi mümkün iken, haciz ya da icra sebebiyle uğranılan sair zararın tazmini mümkün değildir, bu zararın giderilmesi için dava açılması gerektiğini, müvekkil şirket kendisine gelen ödeme emrine karşı icra mahkemesine itiraz etmiş ve yargılama esnasında yapılan grafolojik inceleme neticesinde imzanın kendisine ait olmadığı anlaşıldığını, yani müvekkil şirketin haksız icra takibine muhatap olduğu müsellem bir gerçek olduğunu, davanın kabulüne, müvekkil şirketin mahcuz iş makinesinin yokluğu sebebiyle mahrum kaldığı 1.520.000 TL’nin haksız fiil tarihinin başlangıcı olan 16.05.2018 tarihi ile bitişi olan 04.01.2019 tarihinin tam ortasındaki gün olan 09.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek reskont avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesini, müvekkil şirketin İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğü ... E. numaralı dosyasına ödediği; yasa gereği geri alamadığı paranın ve toplam ödemiş paranın eksik kalan faizinin toplamı olan 165.645,02 TL’nin dava tarihinden işleyecek reskont avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesini, Müvekkil şirketin uğradığı manevi zararı ve itibar kaybını bir nebze olsun hafifletebilmesi adına 200.000 TL’nin 09.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek reskont avans faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesini, ödenen yeddiemin ücreti olan 20.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reskont avans faizi ile beraber davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafından talep edilen alacaklar TBK 72. maddesi gereğince zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı, müvekkil şirket’in icra takibine maruz kaldığını 22.01.2018 tarihinde öğrendiğini, davacı taraf müvekkil şirket’in haksız eyleminden dolayı zarara uğradığını iddia ettiğini ancak somut uyuşmazlıkta haksız fiilin şartları oluşmadığını, haksız fiilin unsurlarından olan uygun illiyet bağı kesildiğini, davacı taraf mahrum kaldığını iddia etmiş olduğu 1.520.000,00 tl’lik zararı ispat edemediğini dolayısıyla haksız davanın reddi gerektiğini, davacı taraf icra dosyasına ödediği yasağa gereği alamadığı, bedelin eksik kalan faizini ve yediemine ödemiş olduğu tutarı müvekkil şirket’ten talep edemeyeceğini dolayısıyla haksız davanın reddi gerektiğini, manevi tazminat zenginleştirme amacına hizmet etmemeli, zararı özendirici nitelikte olmaması gerektiğini, davacının faiz başlangıç tarihi hukuka aykırı olduğunu, davacın talep ettiği faiz oranı hukuka aykırı olduğun beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul Anadolu 21 .İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile kambiyo senedine mahsus icra takibi yapıldığı, takibin kesinleştiği, davacı tarafından davalı aleyhine İstanbul Anadolu 4.İcra Hukuk Mahkemesinde ████████ esasında kayıtlı borca ve imzaya itiraz istemli dava açıldığı, mahkemece imzaya itirazın kabulüne karar verilerek kambiyo takibinin davacı şirket yönünden durdurulmasına karar verildiği, iş bu kararın İstanbul BAM 22.HD'nin █████████-█████████ Esas ve Karar sayılı 30.09.2020 tarihli kararı ile istinaf isteminin reddine karar verilmesi suretiyle kesinleştiği, davacının icra takip dosyasına 28.12.2018 tarihinde 241.429,08 TL ödeme yaptığı, davalının takip dosyasından aktifine geçen miktarın 221.781,94 TL olduğu, davalının davacıya karar kesinleştikten sonra iade ettiği bedelin 223.128,25 TL olduğu hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalının davacıya yaptığı geri ödemenin eksik olup olmadığı, eksik ise miktarı ve kesinleşen takip sebebiyle davacı şirkete ait iş makinesinin fiilen haczedilip haczedilmediği, haczedilmiş ise bu işlem sebebiyle davacının zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarı ile yedieminlik ücreti ödenip ödenmediği, ödenmiş ise miktarı ve davalıdan tahsilini talep edip edemeyeceği ve dava dilekçesinde yazılı sebeplerden dolayı manevi tazminat talep edip edemeyeceği edebilecek ise miktarının uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın temelini, icra takibinin haksız olduğunun mahkeme kararlarıyla kesinleşmesinin ardından, Davacıya ait iş makinesinin yaklaşık yedi buçuk ay boyunca yedieminde kalmasından kaynaklanan kazanç kaybı ve icra masraflarının tahsil edilmesi talebi oluşturmaktadır.Kusura dayalı haksız fiil sorumluğu 6098 Sayılı TBK. 49 maddesinde "kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür" şeklinde düzenlenmiştir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 259/1.maddesinde düzenlenen kusursuz sorumluluğa dayalı tazminat maddi tazminat olduğundan, manevi tazminata hükmedilmesi için ise İcra ve İflas Kanunu hükümlerinde yer alan şartlar değil, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde yer alan “Kişilik haklarının zedelenmesi” hükmünde öngörülen şartlar aranmaktadır. Buna göre, kural olarak haksız haciz uygulanması sebebiyle aleyhine haciz uygulanan gerçek veya tüzel kişi manevi tazminat isteminde bulunabilir. Ancak, haciz bilerek veya ağır kusurlu olarak dayanağı olan olay yanlış biçimde gösterilerek hak kötüye kullanılmış olursa eylem hukuka aykırı olur ve bu kapsamda manevi tazminata hükmedilebilir. (Aday, Nejat: Haksız Haciz Sebebiyle Kişilik Hakkı İhlalinin Hukuksal Sonucu Olarak Mânevi Tazminata Hükmedilmesinin Şartları ve Konuya İlişkin Yargıtay Kararlarının Değerlendirilmesi, HKÜ Hukuk Fakültesi Dergisi, 2016 Ocak, sayı 11, s.76).Keza tüzel kişinin ekonomik faaliyetini yürütürken kazandığı saygınlık, onun kişisel değerleri içinde yer alır. Ticari şeref ve haysiyetin çiğnenmesi, onun ekonomik yaşam içindeki yerini ve durumunu sarsabilir. Ekonomik itibar da tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin bir görüntüsüdür. Tüzel kişinin ekonomik faaliyetleri de toplum tarafından değerlendirilmektedir. Tüzel kişinin kişilik haklarından olan onur ve saygınlığı onun korunan değerlerinin başında gelir. Gerçek kişilere özgü olanlar dışında kalan kişilik haklarında tüzel kişilerin de manevi zarara uğrayabileceğini ve bu sebeple manevi tazminat talebinde bulunabileceğini kabul edilmektedir. Davacı yapılan haksız işlem sebebiyle makinesini kullanamamış, yıllarca hukuk mücadelesinde bulunmak zorunda kalmış olması sebebiyle manen zarara uğradığı kabul edilmiştir. Davaya konu iş makinesinin (BAUER BG28 Kazık Makinası) haciz edildiği tarih olan █████/2018 ile yediemin otoparkından çıkışı yapıldığı tarih olan █████/2019 tarihi arasında geçen süre 7 ay 18 gün (228 GÜN) olup yapılan piyasa araştırmaları sonucunda belirlenen günlük kira bedeli 2.100 TL'dir. Bu günlük kira bedelinin doğruluğu, mahkememiz tarafından müzekkere yazılan kurumlardan alınan cevaplarla da desteklenmiş ve 2000-2250 TL aralığında olduğu bildirilmiştir. Günlük kira bedeli üzerinden yapılan hesaplama sonucunda hak mahrumiyet bedeli 478.800 TL (2.100 TL * 228 GÜN) olarak kanaate varılmıştır. Davacının ödemek zorunda kaldığı yediemin otopark ücreti 20.000 TL'dir. Davacının icra dosyasına ödediği tutar (241.429,08 TL) ve davalının uhdesine geçen miktar (221.781,94 TL) üzerinden, davalının iade ettiği miktar (223.128,25 TL) düşüldükten sonra kalan borcu seçenekli olarak hesaplamıştır. Davacının ödediği 241.429,08 TL baz alınarak): Davacının haksız yere ödemek zorunda kaldığı 241.429,08 TL'nin 17.08.2022 iade tarihine kadar işlemiş reeskont avans faizi dahil toplamı 387.938,50 TL'dir. İade edilen miktar (223.128,25 TL) düşüldüğünde, kalan miktar 164.810,25 TL'dir. Menfi zarar olan 164.810,25 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiştir. Mahkememizce yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, son bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplama hükümde dikkate alınmış, mahkememizce rapor olaya uygun ve kanaat verici bulunmuş, tüm bu açıklamalar ışığında ve sunulan hükme elverişli rapor doğrultusunda açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 1-Davacının davasının kısmen kabulü ile; 478.000,00 TL'nin 04.01.2019 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine. 164.810,25 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine. 20.000,00 TL maddi tazminatın 04.01.2019 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine. 2-Davanın manevi tazminat yönünden kabulü ile; Davacının 200.000,00 TL manevi tazminatın 04.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, yerel mahkeme tarafından zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden hüküm tesis edildiğini, müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir haksız eyleminin bulunmadığını,somut olayda tazminat koşullarının oluşmadığını, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, davacının ileri sürdüğü “kazanç kaybı” iddiasının, yerel mahkemetarafından varsayımlara dayalı olarak kabul edildiğini, yerel mahkeme tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde tazminat bedeli belirlemiş olup tazminat miktarı üzerinden TBK madde 52 çerçevesinde herhangi bir gerekçe oluşturulmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, Mahkemece hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, Haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin ██████████ E. - █████████ K. Sayılı ilamı).Haciz isteminin dayanağının bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir.Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin ██████████ E. - ████████ K. Sayılı ilamı).Somut olayda; Zararın belirlenmesinde uzman bilirkişi değerlendirmesinin gerektiği, dosyada mevcut bilgi ve belgelerden, alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 5/9/2025 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüştüğü ve denetime elverişli olduğu, uzman heyet raporunda belirtilen maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf isteminin reddi gerekir. Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098 sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz (Yargıtay 4 HD'nin █████████ E. -██████████ K. Sayılı emsal ilamı).Somut olayda; Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de kambiyo senedi illiyetten mücerret olup, senetteki imzaların davacıya ait olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin beklenemeyeceği, söz konusu hususun ancak grafoloji incelemesi sonucunda ortaya çıkacağı, bu doğrultuda davalının icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf istemi yerindedir.Buna göre; Şartları oluşmayan manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Kabule göre de; HMK 297/2 maddesinde; Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince davalının zamanaşımı itirazı hakkında olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemesi yasa hükmüne açıkça aykırılık teşkil etmektedir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı, █████/2025 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 7- İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi'nin ... esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 3.146.161,62 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davalı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4-6. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026