Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda, 6306 sayılı Kanun kira yardımında noter şartının normlar hiyerarşisi ilkesine aykırılığına ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, 6306 sayılı kanun kapsamında riskli yapılara yönelik kira yardımı kılavuzunda yer alan "...noterden..." ifadesinin iptali istemine ilişkin bir temyiz sürecini ele almaktadır; dava, normlar hiyerarşisi ilkesi temelinde, bir idari kılavuzun, kanun veya yönetmelikte öngörülmeyen, hissedarlar arası kira yardımı devirlerinde noterden muvafakatname/feragatname şartı getirerek üst normlara aykırı bir kısıtlama veya yükümlülük getiremeyeceği, dolayısıyla ikincil düzenlemelerin yasaların çizdiği çerçevenin dışına çıkamayacağı yönündeki hukuk prensiplerini vurgulamaktadır.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : █████████
Karar No : ████████
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapılarda yapılacak kira yardımının usul ve esaslarını düzenleyen (2019 yılı) ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Kira Yardım Kılavuzu'nun 9. maddesinin 17. fıkrasında yer alan "...noterden..." kelimesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2024 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararıyla;
Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisinin söz konusu olduğu ve her normun geçerliliğini bir üst hukuk normundan aldığı, başka bir anlatımla, normlar hiyerarşisinde, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması, birbirine bağlı olması ve üst normla getirilen hukuksal sınırın içinde kalmasının zorunlu olduğı, bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan bir normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği, başka bir deyişle alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen Kanun veya diğer normlarda yer alan hükümlere aykırı düzenlemeler getiremeyeceğinin kabul edildiği,
Anayasa'nın 124. maddesinde, kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve kanunlara aykırı olmamak kaydıyla yönetmelikler çıkartılabileceğinin öngörüldüğü, bahse konu Anayasal hükmün, idareye ikincil düzenleme ihdas etme yetkisi verdiği, esasında bu yetkinin, genel ve soyut nitelikte hükümler ihtiva eden kanunların detaylandırılması amacını taşıdığı, bu çerçevede, kanunda öngörülmeyen bazı hususların yine kanuna aykırı olmamak kaydıyla yönetmeliklerde düzenlenmesinin mümkün olabileceği, bu kapsamda idarenin ikincil düzenleme yetkisinin, yasalarla getirilen hükümleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağının da İdare Hukuku'nun en temel ilkelerinden biri olduğu,
Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge, kılavuz gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabileceği, ancak bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı, bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmelerinin mümkün olmadığı,
Normlar hiyerarşisine göre kanun ve yönetmelikten sonra gelen düzenlemelerin ancak kanun ve yönetmelik ile verilmiş olan hak veya yetkinin kullanılmasının açıklanmasıyla ilgili olması gerektiği, bu metinlerde kanun ve yönetmelik ile verilmiş olan hakkı veya yetkiyi genişletici veya sınırlandırıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceğinin hukukun genel ilkelerinden olduğu,
İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanmasının zorunlu olduğu, bu bağlamda kanun'un öngördüğü düzenleme yetkisinin yine Kanun'da belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olmasının bir diğer zorunluluk olduğu,
6306 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, riskli yapı ilan edilen yapının yıkılması amacıyla tahliye edilen yapıların maliklerine, kiracılarına ve yapıda ikamet etmek şartıyla sınırlı ayni hak sahiplerine kira yardımı yapılabileceği kuralına yer verildiği; 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği uyarınca kira yardımı başvurularının Bakanlıkça belirlenecek bilgi ve belgelere istinaden yapılabileceği düzenlemesi getirildiği; bu kapsamda Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Kira Yardım Kılavuzu'nda istenecek bilgi ve belgelere ilişkin detaylı düzenlemelerin bulunduğu, Kira Yardımı Kulavuzu'nun 9. maddesinin on yedinci fıkrasında, aynı bağımsız bölüm üzerinde hissedar olanların, kira yardımı haklarını noterden verecekleri muvafakatname/feragatname ile diğer hissedarlara devredebileceğinin düzenlendiği; bu düzenleme ile hakkında diğer paylı malik lehine feragat edenlerin, muvafakatname ve feragatnamelerinin, noterden düzenlenmesine yönelik getirilen zorunluluğun ise, söz konusu belgelerde yer alan imzalarda sahteliğinin ve dolayısıyla muhtemel hak kayıplarının önlenmesine yönelik amaçtan kaynaklandığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemede yer verilen "noterden" kelilmesinin, dayanak Kanun ve Yönetmelik'in uygulanmasını sağlamak ve işleyişini temin etmek maksadıyla, davalı idareye tanınan takdir yetkisi sınırları içerisinde düzenlendiği, bu nedenle 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapılarda yapılacak kira yardımının usul ve esaslarını düzenleyen (2019 yılı) ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Kira Yardım Kılavuzu'nun 9. maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan "...noterden..." kelimesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenleyici işlemde, aynı bağımsız bölümde hissedar olanların, kira yardımı haklarını muvafakatname/feragatname ile diğer hissedarlara devredebileceklerinin düzenlediği, ancak muvafakatname/feragatnamenin noterden verilmesi zorunluluğunu getiren Kira Yardım Kılavuzu'nun 9. maddesinin 17. fıkrasının belirtilen kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; zira, 6306 sayılı Kanun'da muvafakatname/feragatnamenin noterde verileceğine yönelik açık bir düzenleme bulunmadığı, bu yönde getirilen düzenlemenin kira yardım haklarını devredeceklere ek mali külfet getirdiği, birçok işlemin e-Devlet sistemi üzerinden yapılabildiği, kaldı ki olayda elektronik/mobil imza ile de muvafakatname/feragatname verilebilmesinin mümkün ve yeterli kabul edilmesi gerektiği; dolayısıyla, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapılarda yapılacak kira yardımının usul ve esaslarını düzenleyen (2019 yılı) Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Kira Yardımı Kılavuzu'nun 9. maddesinin 17. fıkrasında yer alan "...noterden..." kelimesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu █████/2024 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, █████/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapılarda yapılacak kira yardımının usul ve esaslarını düzenleyen (2019 yılı) Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Kira Yardım Kılavuzu'nun 9. maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan "...noterden..." kelimesinin iptali istemiyle açılmıştır.
6306 sayılı Kanun uyarınca riskli yapı olarak ilan edilen taşınmazın tahliye edilmesini müteakip, kira yardımı yapılabilecek malikin, aynı bağımsız bölüm üzerinde hissedar olan diğer hissedara kira yardım hakkını devretmesini öngören ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan Kira Yardım Kılavuzu'nun 9. maddesinin on yedinci fıkrasında, bu yönde hazırlanacak muvafakatname/feragatnamenin noterden verilmesinin zorunlu kılındığı; belirtilen düzenlemenin, hakkından feragat edecek bağımsız bölüm malikinin imzasının sıhhati konusunda güvenlik teminini sağlayacağına şüphe olmamakla birlikte; davacı tarafından iddia edildiği üzere, sahteciliğin önlenmesinin tek yolunun belirtilen yöntem olmadığı, bu kapsamda, bahse konu belgelerin, asaleten veya vekaleten 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanması da, belgelerin sıhhatine yönelik yukarıda dile getirilen endişeleri bertaraf etmek bakımından aynı sonucu sağlayacağından; muvafakatneme/feragatnamenin yalnızca noterden verilmesini zorunlu kılacak biçimde getirilen kuralın, eksik düzenleme niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralda hukuka uyarlık görülmediğinden aksi yönde değerlendirme ile verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!