İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde, hat kiralama sözleşmeleri kapsamında davalı şirketlerin eski işçisine davacı kurumca ödenen tazminatın rücuen tahsilini konu alan ticari dava.
Özet: Davacı kurum, kendisiyle hat kiralama sözleşmeleri bulunan davalı şirketlerin adi ortaklığında çalışan ve iş mahkemesinden tazminat kazanan dava dışı bir işçiye yapılan ödemelerin rücuen tahsili amacıyla dava açmıştır; işçiye yönelik icra takibi sonucunda davacı kurum tarafından ödenen 89.550,99 TLnin, ticari faiziyle birlikte, asıl sorumlu olduğunu iddia ettiği davalı şirketlerden geri alınmasını talep eden kurum, davalıların cevap dilekçesi sunmadığı yargılamada, toplanan deliller ve bilirkişi raporları ışığında bu miktarın davalılardan tahsilini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; "Davacı ile davalı şirketler arasında hat kiralama sözleşmelerinin imzalandığı, bu sözleşmelere göre davalı şirketlerin adi ortaklığının kendi araçları ve kendi işçileri ile kendi hesaplarına çalıştığı, hattın gelirinin davalılara ait olduğu, idarenin sadece sözleşme ile belirlenen aylık hat kira bedelini aldığı, bu firmada çalışıp görev yapan ve işten ayrılan dava dışı işçi ... tarafından açılan ... 38 İş Mahkemesinin ... E., ...K. sayılı dava dosyası neticesinde işçiye tazminat ödenmesine hükmedildiği, davacı kuruma ve davalı şirketlere ... 2 İcra Dairesinin ... E. sayılı icra takibinin başlatıldığı, bu dosyaya davacı kurum tarafından toplam 89.550,99 TL stopaj vb. giderler dahil ödeme yapıldığı, bu miktardan davalı şirketlerin sorumlu olduğu, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığı belirtilmiş, ödenen bu bedelin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan rücuen tahsiline karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalılar taraflara usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
(II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER:
(1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ;
... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davalı şirkete dair kurumlarında bulunan tüm bilgi ve belgelerin mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
... 38. İş Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...E....K. Sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Dava dışı işçi ... (Tckn:...)'in bağlı bulunduğu SGK'ya müzekkere yazılarak hizmet döküm cetvelinin iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Davacı kuruma müzekkere yazılarak, davacı kurum ile davalı şirket arasında imzalanan sözleşmelerin, teknik şartnamelerin ve tüm ihale dökümanının, banka dekontu ve ödeme yazılarının ve ödeme talepleri ve tüm bilgi ve belgelerin araştırılarak mahkememize gönderilmesinin istenilmesine, müzekkere ekine dava dilekçesinin eklenmesine karar verilmiştir.
... 38. İş Mahkemesine yazılan müzekkerenin tekidine karar verilerek mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Dava dilekçesi incelendiğinde; davacı vekili tarafından dava dışı işçi ...'e yapılan ödemenin rücuen tazmini isteminde bulunulduğu; lakin belirtilen TC kimlik numarası ile SGK'ya müzekkere yazıldığında ...'e dair hizmet dökümünün gönderildiği; dava dilekçesinde yer alan ... 2. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı dosyası incelendiğinde ise dosyada alacaklının ...olduğu; bu suretle hangi işçi için rücuen tazminat isteminde bulunulduğu açık olmadığından; davacı vekiline davaya konu talebin hangi işçi için olduğu, işçinin kimlik bilgileri ile doğru icra dosyasını bildirmek üzere iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde dosyanın mevcut delil durumuna göre karara çıkacağının ihtarına karar verilmiştir.
Dava dışı işçinin kimlik bilgilerine göre bağlı bulunduğu SGK'ya müzekkere yazılarak hizmet döküm cetvelinin iki hafta içinde mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Dosyanın iş hukuku alanında uzman hesap bilirkişisine tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mevcut şartname ve sözleşme hükümleri ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı emsal içtihatında belirtilen kriterler gözetilerek davacının davalılardan talep edeceği rücu alacağının olup olmadığı varsa miktarı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
... 2. İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak... esas sayılı dosyasının mahkememize gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir.
Bilirkişi tarafından alınan █████/2025 tarihli raporunda özetle; "Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacağa hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin davacının talebi doğrultusunda davalının sorumlu olduğu miktarlar hesaplanmış, aşağıdaki tablo ile sunularak;¸..." rapor edilmiştir.
Mahkememizin █████/2025 tarihli alınan ara kararı ile; Dosyanın raporunu sunan bilirkişiye tevdii ile, taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itiraz ve beyan dilekçeleri doğrultusunda, her bir itiraza cevap verir, denetlenebilir ek rapor tanziminin istenilmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi tarafından alınan █████/2026 tarihli ek raporunda özetle; "Dosyada mevcut delillerin değerlendirilmesi ile talep edilen alacağa hak kazanılması hususları mahkemenin takdirinde olmakla, herhangi bir hukuki değerlendirme ve kanaat belirtmeksizin itirazlar değerlendirilmiş olup, davalıların sorumlu olduğu miktarlar aşağıdaki tablo ile sunularak;¸..."rapor edilmiştir.
Davalılar vekiline yetki belgesini sunmak üzere iki haftalık süre verilmesine, aksi takdirde bu celse gerçekleştirmiş olduğu usuli işlemin dikkate alınmayacağı hususunun ihtarına karar verilmiştir.
Bilirkişi raporuna itirazların takdiren reddine karar verilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacı tarafça dava dışı işçi ...'e ödenen işçilik alacağının taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri gereğince rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı, █████/2022 tarihli ilamında “Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.” yönünde belirleme yapılmıştır.
Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı, █████/2022 tarihli ilamında "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir.
Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Davalı yükleniciler tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. Bu halde mahkemece hükmedilen alacağa avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi hatalı olmuş kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir." yönünde belirleme yapılmıştır.
İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin... Esas, ...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli... E. ... K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir.
Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir... Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçilik alacaklarından (fazla mesai ücreti ile ulusal bayram-genel tatil ücreti) davacı asıl işveren .... Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığından dava dışı işçilere işçilik alacağından dolayı ödenen bedelden davalı alt yüklenicilerin sorumlu olduğu, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işverenin rücu hakkı bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacı vekili, ıslah ile artırılan kısım yönünden faizin ıslah tarihi değil ödeme tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini belirterek mahkemece verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... E. ... K. sayılı █████/2016 tarihli ilamı "...Dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 117/2. maddesinde, sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olmaması halinde haksız iktisap tarihinden itibaren temerrüt faizi istenebilir ise de, somut olayda, yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan alacağın tahsili kapsamında talep edilen bedele borçlunun bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren faiz istenebilir. Hüküm altına alınan bedel yönünden davalı borçlunun, dava tarihinden önce TBK'nın 117. maddesine uygun şekilde miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtar ile temerrüde düşürüldüğü iddia edilmediği gibi, bu yönde bir delil de ibraz edilememiştir. Bu durumda mahkemece, faizin dava tarihinden başlatılması gerekirken kesinti tarihinden başlatılması doğru olmamıştır." şeklindedir. Yargıtay kararında ifade edildiği üzere sözleşmenin uygulanmasından kaynaklanan davada alacak talebi yönünden dava/ıslah tarihinden önce faiz istenebilmesi için davalının temerrüde düşürülmesi gerekir. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin ... E. ... K. sayılı █████/2020 tarihli ilamında bu husus ile ilgili "...İş Mahkemesi davalarında davalı alt işverenlerin davada bulunmaması nedeniyle temerrüde düşmediği, açılan rücuen tazminat davasıyla temerrüde düştüğü göz önünde bulundurulduğunda davalılar yönünden dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, ödeme tarihinden itibaren faiz verilmesi doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Somut olayda ise dava dışı işçinin, işçi alacağı için açılan davalarda davacı asıl işveren yanında davalı alt işverenlerden yalnızca son yüklenici ... Şirketi bulunması nedeniyle dava tarihinden önce temerrüde düşen davalılardan ... Şirketi yönünden ödeme tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kısmi alacak talebinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmesi gerekirken kısmi alacak taleplerin, tüm davalılar temerrüde düşürülmüş gibi ödeme tarihi esas alınması hatalı olmuştur...".
Tüm bu genel tespitlerden sonra dava dilekçesi, bilirkişi raporu ile birlikte tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar arasında imzalanan hizmet alımına ait sözleşme ve teknik şartnameler incelendiğinde; sözleşme ve şartnamede ihale konusu iş kapsamında çalıştırılacak işçi personellerin ücret ve tazminatlarından davacı asıl işverenin sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı; bu nedenle davacının dava dışı işçiye ödediği işçilik alacakların tamamını dava dışı işçinin davalı alt işverenlerdeki toplam hizmet süresine göre davalı alt işverenlere rücu edebileceği, Yargıtay’ın yukarıda da değinilen █████/2022 tarihli kanun yararına bozma ilamı ile güncel içtihatlarında kabul edildiğinden; bu yönde değerlendirme yapılmıştır.
İşbu dosyamızda iş akdinin yükleniciler ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı olmayıp SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmiştir.
Bilirkişi raporunda hesaplandığı üzere dava dışı işçi ...'in █████/2018-█████/2022 tarihleri arasında dava dışı işçinin hizmet süresi dikkate alınmak suretiyle işçiyi çalıştırdığı dönemle orantılı olarak davalı yüklenicilerin işverene karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmış; her ne kadar davacı tarafından dava dışı işçiye 89.550,99 TL ödeme yapıldığı iddia edilmiş ise de; davacı tarafça belgelendirilen ödemeler dikkate alındığında, davacı tarafından dava dışı işçiye işçilik alacakları nedeniyle 78.515,00 + 5.515,39 + 5.490,96 olmak üzere toplam 89.521,35 TL ödeme yapıldığı; her bir davalının sorumluluğunun işçiyi çalıştırdığı süre ile sınırlı olduğu, davalıların iş ortaklığı olarak dava dışı işçiyi çalıştırdıkları, bu suretle yapılan ödemeden müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 16/1. Maddesi kapsamında davalıların tacir olması, dava konusu alacağın davalıların ticari işletmesi ile ilgili olması, TTK m. 19/2 uyarınca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır yönündeki hüküm de gözetilerek hükmedilen alacağa davacı tarafın talebi doğrultusunda ticari (avans) faiz uygulanmasına, ayrıca faizin başlangıç tarihi açısından ayrıca faizin başlangıç tarihi açısından davacı tarafça ödeme tarihlerinden itibaren faiz isteminde bulunulduğu, yukarıda atıf yapılan İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere dava tarihinden önce temerrüde düşen davalı yönünden ödeme tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden temerrüt gerçekleşmediğinden kısmi alacak talebinin dava tarihinden, ıslah ile artırılan kısmın ise ıslah tarihinden itibaren ticari avans faize hükmedilmesi gerektiği, dava dilekçesi ekindeki belgeler incelendiğinde, dava tarihinden önce davalılara █████/2024 tarihli yazının █████/2024'de tebliğ edildiği; 7 gün içinde ödeme yapılması istenildiği gözetildiğinde, temerrüt tarihinin █████/2024 olduğu gözetilerek temerrüt tarihlerinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş; davalıların sorumluluğu esas alınarak davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 89.521,35 TL rücu alacağının █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.115,20TL harçtan 1.529,31TL peşin harcın mahsup edilerek bakiye 4.585,89TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.700,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red durumuna göre 1,56TL'sinin davacıdan alınarak, 4.698,44TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan; 615,40TL Başvuru Harcı ile 1.529,31TL peşin harç toplamı 2.144,71TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan; 9.915,00 TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 9.915,00TL yargılama giderinden kabul / talep oranına göre hesaplanan 9.911,72TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye 3,28TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın kabul edilen 89.521,35
TL üzerinden hesaplanan ve yürürlükte bulunan AAÜT 13/1 maddesi gereği takdir olunan 45.000,00 TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan davanın reddedilen 29,64 TL üzerinden hesaplanan ve yürürlükte bulunan AAÜT 13/2 maddesi gereği takdir olan tek 29,64 TL'nin davacıdan alınarak davalılara 1/2 oranında verilmesine,
8-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,
9-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE,
Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi.█████/2026
Katip
E-imzalıdır
Hakim
E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!