Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali, tescil ve bedel istemli miras davasında hak düşürücü süre sebebiyle davanın reddi kararlarının onanması.
Özet: Davacılar, kadastro tespitinde muris babalarına ait taşınmazların haksız yere murisin oğulları adına kaydedildiği ve bir kısmının devredildiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil veya bedel talebiyle dava açmış, ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davanın kadastro kanunundaki 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle usulden reddine karar vermiş, Yargıtay ise bu kararı usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K.Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel istemlerine ilişkindir.Kadastro çalışmaları sonucunda, Düzce ili, Gümüşova ilçesi, ... köyünde yer alan 1 07... , 1 11... ve 1 12... parsel sayılı taşınmazların ½ şer pay ile ... ve ... adlarına, 1 07... , 1 11... , 1 12... ve 1 12... parsel sayılı taşınmazların ½ şer pay ile ... ve ... adlarına, 1 07... ve 1 12... parsel sayılı taşınmazların ... adına tespitlerinin yapıldığı, tespite itiraz edilmesi üzerine Cumayeri Kadastro Mahkemesinin ███████ Esas ve ███████ Karar sayılı kararı ile davanın reddi ile tespit gibi tescile karar verildiği, kararın 24.01.2011 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.Davacılar; dava konusu 1 07... , 4, 5, 1 11... , 8, 1 12... , 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların muris babaları ...’a ait olmasına rağmen kadastro tespitinde murisin oğulları adına tescil edildiğini, kadastro tespiti yapılırken murisin hasta ve yaşlı olduğunu, işlemleri bizzat takip edecek durumda olmadığını, kadastro tutanaklarında taşınmazların adına tescil edilenlerin ceddinden geldiğini yazdığını, tespit anında babalarının hayatta olduğunu, onun adına yazılması gerektiğini, murislerinin kadastrodan sonra ölmesi nedeniyle davanın hak düşürücü süreye tabi olmadığını, miras hakları olduğunu, miras taksimi yapılmadığını, bir kısım taşınmazların satıldığını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline, devredilen taşınmazlar yönünden ise miras payları oranında bedelin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.Davalılar ..., ... ve ...; hak düşürücü sürenin geçtiğini, dava dilekçesi ile hak düşürücü süre hakkında emsal sunulan kararın muris muvazaası davasına yönelik olduğunu, eldeki davada bu yönde talep olmadığını, her bir davalı yönünden ayrı dava açılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.Davalı ...; hak düşürücü sürenin geçtiğini, adına kayıtlı taşınmazlar yönünden Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas, Cumayeri Kadastro Mahkemesinin ███████ Esas sayılı davalarında yargılama yapıldığını, taşınmazların kadastro öncesinde de kendisi tarafından kullanıldığını, taşınmazın murise ait olduğu kabul edilse dahi davacıların ancak tenkis talep edebileceklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazların 25.09.2008 tarihinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tespitlerinin yapıldığı, dava dışı üçüncü kişinin açmış olduğu tespite itiraz davası sonucunda Mahkemece tespit gibi tescile karar verildiği, taşınmazların 24.01.2011 tarihinde tapuya tescil edildiği, eldeki davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmündeki 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.08.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların talebinin kadastro tespitinden önceki sebebe dayandığı, tespitten önce taşınmazların tapuda kayıtlı olmadığı ve davalılara hibe yoluyla devredildiği bir kısım davacı tanıkları ve davalı tanığı tarafından ifade edildiğine göre somut olayda muvazaa iddiasının dinlenme olanağı ve 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı, davalılar lehine yerinde vekalet ücreti takdir edildiği gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.