Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hakaret suçundan verilen mahkûmiyet kararını, yetersiz delil ve haksız tahrik değerlendirilmemesi gerekçeleriyle bozmuştur.
Özet: Hakaret suçundan ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararının istinaf mahkemesince onanmasına rağmen, temyiz incelemesinde sanığın suçlamaları kabul etmemesi, mağdurun ve tanıkların ifadelerinin sanığın eylemini açıkça doğrulamaması, dosya kapsamında sanığın savunmasının aksini ispatlayacak somut delil bulunmaması ile birlikte, olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde durularak haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması hukuka aykırı bulunarak, bölge adliye mahkemesinin kararı oy birliğiyle bozulmuştur.
4. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, temyiz istemlerinin süresinde yapıldığı tespit edilip, duruşma talebinin, 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereğince reddine karar verilerek, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın atılı suçu işlediğine dair şüphe bulunduğuna, tanıkların duruşmada sanığın hakaret sözü söylediğini doğrulamamaları nedeniyle tek başına mağdurun beyanının mahkumiyete yeterli olmadığına, tutanağın olaydan 7 gün sonra tek taraflı ve gelişigüzel düzenlendiğine, tanıklara ve mağdura etki edildiğine dair dosya kapsamında bir delilin var olmadığına, suçlamayı kabul etmemek kaydıyla eylemin mağdurun haksız davranışından kaynaklanıp haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanık müdafiinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Sanığın aşamalarda suçlamayı kabul etmemesi, mağdurun sadece kovuşturma aşamasında alınan ifadesinde, sanığın ne söylediğini hatırlamadığını beyan etmesi, olay tarihinden yedi gün sonra düzenlenen tutanakta isimleri geçen ve yine sadece kovuşturma aşamasında dinlenen tanıkların, sanığın iddia edilen eylemini net biçimde doğrulamamaları karşısında, dosya kapsamında sanığın savunmasının aksini ispata elverişli somut delil bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Kabule göre de; sanığın aşamalarda, mağdurun kendisini duymasına rağmen üç defa seslenmesine cevap vermediğine, devamında el kol hareketleriyle umursamaz şekilde yüksek sesle konuşup elindeki kağıdı hızlıca çektiğine dair savunmasının temyiz dışı sanık olan kızının ifadeleriyle de örtüşmesi karşısında, olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde durularak, sonucuna göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.03.2026 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!