İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, alt yüklenicinin ödenmeyen betonarme inşaat işleri alacağı davasında belirsiz alacak niteliği ve zamanaşımı itirazlarının istinaf yoluyla incelenmesi.
Özet: Karayolları tesisleri yapım işinde alt yüklenici olan davacının, tamamladığı betonarme inşaat işlerine ilişkin hak ediş, malzeme ve işçilik gideri alacaklarının tahsili amacıyla yüklenici davalı aleyhine açtığı davada, ilk derece mahkemesi davayı kabul ederek davacıya 3.210.239,20 TL ödenmesine, belirlenen temerrüt ve dava tarihlerinden itibaren avans faizi uygulanmasına ve davalıların zamanaşımı itirazının reddine karar vermiş; davalılar ise, davanın hatalı olarak belirsiz alacak davası nitelendirilip zamanaşımı itirazlarının göz ardı edildiği ve davacının delil ibraz etmemesi durumunun dikkate alınmadığı gerekçeleriyle bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: █████████ KARAR NO: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : █████/2026Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I. DAVADavacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirketler arasında akdedilen sözleşme uyarınca Karayolları Van ... Bölge Müdürlüğü Tesisleri Yapım İşi kapsamında üstlendiği betonarme inşaat işlerini eksiksiz şekilde tamamlayarak teslim ettiğini, ancak davalı tarafların müvekkiline ait hakediş bedelleri ile işin ifası için yapılan malzeme ve işçilik giderlerini ödemediğini ileri sürmüştür. Bu alacakların tahsili amacıyla davalılara Mersin ... Noterliğinin 22.10.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 14.10.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile, 03.06.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda müvekkilinin toplam 3.210.239,20 TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirterek, 10.000,00 TL olarak açılan belirsiz alacak davasındaki talebini 3.200.239,20 TL artırmış ve alacağını toplam 3.210.239,20 TL olarak talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili, davacı sözleşmeye dayalı bir alacak davası açtığını taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin 49. Maddesinin 3. Fıkrasında yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olarak belirlendiğini, bu sözleşmeye dayalı bir alacak davası ise İstanbul Mahkemelerinin yetkili olmasının icap ettiğini, bir an için sözleşme yerine fesih protokolü uygulanacak ise yine yetkili olmak zorunda olduğunu bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasında eser sözleşmesi akdedildiği, davacının alt yüklenici, davalı adi ortaklığın ise yüklenici olduğu, davacının davalı şirketten 3.210.239,20 TL alacaklı olduğu, davacının davadan evvel Mersin ... Noterliğinin █████/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesini keşide ederek 951.000,00 TL tutarında alacağını talep ettiği, bunun için davalı yana 15 gün süre verdiği, ihtarnamenin davalıya 27.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, verilen sürenin 11.11.2014 tarihinde sona erdiği, davalı yanın ihtarnameye konu edilen tutar bakımından bu tarih itibariyle temerrüde düşmüş bulunduğu, ödeme yapılmaması üzerine iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davalı yanın itirazına rağmen davacının nihai alacağının davanın açıldığı tarihte tam ve kesin olarak belirlenebilir nitelikte olmadığı, davacı alacaklının hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği, belirsiz alacak davasının niteliği gereği alacağın tamamı bakımından zamanaşımını keseceğinden davalı yanın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne, 3.210.239,20-TL'nin 951.000-TL'sine temerrüt tarihi olan █████/2014 tarihinden, kalan tutara ise dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF SEBEPLERİDavalılar/karşı davacılar vekili istinafında, ilk derece mahkemesince davanın hukuki niteliğinin hatalı belirlenerek HMK’nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak değerlendirildiğini, oysa dava dilekçesinin bütünü itibarıyla davacının betonarme işçiliği, iskele malzemesi, teleskopik direk ve kereste bedelleri gibi talep kalemlerini belirli ve hesaplanabilir şekilde ortaya koyduğu, sonuç kısmında da fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL talep etmek suretiyle kısmi dava açma iradesini açıkça ortaya koyduğu, bu nedenle davanın HMK’nın 109. maddesi kapsamında kısmi dava olarak kabul edilmesi gerekirken belirsiz alacak davası olarak yürütülmesinin hukuka aykırı olduğu, davanın kısmi dava niteliğinde değerlendirilmesi hâlinde sonradan artırılan kısım yönünden ileri sürülen zamanaşımı def’inin incelenmesi gerektiği, ayrıca mahkemenin 19.02.2019 tarihli ara kararı ile davacıya ticari defter ve belgelerini sunması için kesin süre verdiği, süresinde ibraz edilmemesi hâlinde bu delilden vazgeçilmiş sayılacağı ihtar edilmesine rağmen davacının defter ve belgeleri süresinde sunmadığı ve delil avansını yatırmadığı, bu nedenle davacının anılan delillerden vazgeçilmiş sayılmasına karar verildiği hâlde daha sonra geçerli bir mazeret bulunmaksızın bu ara karardan dönülerek yeniden süre verilmesinin HMK’nın 94. maddesine ve usuli kazanılmış hak ilkesine aykırılık oluşturduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğu, davacıya yapılan bazı ödemelerin banka dekontları ile ispatlanmasına rağmen hesaplamalarda dikkate alınmadığı, teslim edildiği ileri sürülen malzemelere ilişkin teslim tutanaklarının dosyada mevcut olduğu hâlde bilirkişi ve mahkemece değerlendirilmediği, buna karşılık yalnızca davacının soyut beyanlarına dayanılarak yüksek miktarda alacak hesaplandığı, teslim edilmeyen malzeme iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı, aksine teslimin yazılı belgelerle ortaya konulduğu, dosyada bulunan ibraname ve fesih protokolüne davacı tarafça yargılamanın büyük kısmı boyunca herhangi bir itiraz ileri sürülmemesine rağmen mahkemece bu belgelerin dikkate alınmadığı ileri sürülerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasının talep edilmiştir.V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇETaraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı/karşı davalı yükleniciden temlik alacaklısı, davalılar/karşı davacılar ise iş sahibidir. Davacı alt yüklenici, eser sözleşmesi kapsamında üstlendiği işleri tamamlamasına rağmen hakediş ve diğer iş bedellerinden kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasını bilirkişi raporu doğrultusunda 3.210.239,20 TL’ye yükseltmiştir. Davalı taraf ise sözleşmedeki yetki şartına dayanarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının gerçekleştirdiği işler nedeniyle davalı adi ortaklıktan 3.210.239,20 TL alacaklı olduğu, alacağın dava tarihinde tam olarak belirlenebilir olmaması nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunduğu ve zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, alacağın temerrüt ve dava tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.Dosya kapsamının incelenmesinde, dava konusu alacak kalemlerinin niteliği, taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki ve davacının dava dilekçesindeki talepleri dikkate alındığında, uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası niteliğinde bulunup bulunmadığının öncelikle değerlendirilmesi gerekmektedir. Somut olayda davacının talep ettiği alacak kalemlerinin belirlenebilir nitelikte olduğu anlaşılmakla, mahkemece davanın belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesi isabetli görülmemiştir. Bu nedenle davalı tarafça ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin tüm talep kalemleri yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. Zamanaşımı incelemesinde ise taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin sona erdiği fesih tarihinin esas alınması zorunludur.Öte yandan, mahkemece karşı davada hükmedilen alacağın asıl davadaki alacaktan mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Ancak davalar birlikte görülmekte ise de her dava bağımsız nitelikte olup, her bir dava hakkında ayrı hüküm kurulması gerekir. Bu nedenle karşı davada hükmedilen bedelin asıl davadan mahsup edilmesi usul ve yasaya uygun değildir.Dosya kapsamında taraflarca imzası inkâr edilmeyen ve 2014 tarihli "ibraname" başlıklı bir belge bulunduğu, anılan belgede taşeron cari hesap mutabakatına da atıf yapıldığı görülmektedir. Ancak söz konusu cari hesap mutabakatı dosya içerisinde görülememiştir. Mahkemece öncelikle ibraname ekinde yer aldığı belirtilen cari hesap mutabakatının taraflardan temin edilerek dosyaya kazandırılması gerekmektedir.Bunun yanında, dosyada mevcut ibraname başlıklı belgenin, taraflar arasında düzenlenen ve imzası inkâr edilmeyen 2014 tarihli fesih protokolünden sonra düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle fesih protokolü ile ibranamenin birbirleriyle ilişkisi ve hukuki sonuçları birlikte değerlendirilmelidir.Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; öncelikle zamanaşımı itirazını yukarıda açıklanan esaslar çerçevesinde değerlendirmek, ardından ibraname başlıklı belge ile eki olduğu belirtilen cari hesap mutabakatını dosyaya getirterek incelemek, fesih protokolü ve ibraname hükümlerini birlikte ve ayrı ayrı değerlendirerek davacının talep kalemlerini tasfiye edilip edilmediğinin belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalar ışığında, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-İSTANBUL ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../███████ tarih, 2017/..Esas, 2021/. Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.