İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengeyi inceleyerek yabancı fonlama haberleri kaynaklı manevi tazminat davası istinaf kararını değerlendiriyor.
Özet: Bir şirketin, yabancı fon aldığına dair internet sitesinde yayınlanan haberlerin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu iddiasıyla açtığı manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, hakaret içermediği ve sadece fon alma olgusunu yorumladığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; bunun üzerine davacı vekili, haberlerin ifade özgürlüğü sınırlarını aştığını öne sürerek karara itiraz etmiş olup, istinaf mahkemesi basın özgürlüğü ve kişilik hakları dengesini incelemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI : ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının internet sitesinde müvekkili ile ilgili yapılan haberlerde müvekkilinin kişilik haklarına saldırıldığını ileri sürerek medeni kanunun 24 ve 25 md gereği davacıya hukuka aykırı saldırıda bulunulduğunun tespiti HMK 25/2 md TBK 58 md gereği davacı firmaya yönelik saldırıyı kınayan karar verilmesini, kararın uygulanmasına hükmedilmesi ile 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesini dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; "Dava dilekçesinde hakaret iddiasına konu davalı haber sitesinde yer alan haberlerden davacı tüzel kişiliğin isminin geçtiği haberler;
......“Amerikan vakfı Türkiye'de hangi medyaya ne para verdi... Rekor 476 bin dolar ile Medyascope” başlığıyla yayınlanan haber,
“...Türkiye'de kritik kuruluşların ABD merkezli vakıf olan ...'dan yüz binlerce dolarlık hibe aldığı ortaya çıktı...” şeklindeki haber,
“Odatv fonlanan medyayı yazdı tepki aldı” başlığıyla haber,
"Derine kazdıkça neler çıkıyor” başlığıyla 25.07 2021 tarihinde yayınlanan haber,
“Fonlanan medyada fetö parmağı... ...'dan gelen dolarlar”..........ile benzer ifadeli haberler gösterilmiş olup, dava dilekçesinde belirtilen diğer haberler ise davacı tüzel kişiliğe yönelik olmadığından yargılama konusu olarak görülmemiştir. Dava dilekçesinde davacı haber sitesinin yurt dışı kurumlardan sağladığı fonlarla giderlerini karşıladığı, aldığı fonlarla ilgili bilgileri internet adresinde paylaştığı, siyaset ağılıklı yayınlar yaptığı ifade edilmiştir. Dava konusu edilen davacı şirkete ilişkin haberler; davacının yabancı kuruluşlardan fon alması eleştiri konusu yapılarak haberleştirilmiştir. Haberlerin bir bütün olarak fikir ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, hakaret unsurlarını barındırmadığı, fon alma olgusunun yorumlanmasından ibaret olduğu, davacının fon aldığının gizlememesinin yorum hakkına halel getirmeyeceği, haberlerde kullanılan ifadelerin anlam itibariyle TMK.24 ve 25 maddelerinde belirtilen haksız saldırı olarak kabul edilemeyeceği gözetilerek, davanın reddine," karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek dava konusu haberlerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında bulunmadığını ileri sürerek davanın kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Basın yolu ile kişilik hakkına yönelik saldırı sebebiyle tazminat davasıdır.
Basın özgürlüğü, Anayasa'nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu sebeple ayrı bir konumu bulunmaktadır.
Bunun içindir ki bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp yayınlarında Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Somut olaya gelince; Yukarıda yer verilen dava konusu edilen haberlerin davacıya verilen fonlara yönelik eleştirel ifadeler olduğu, değerlendirmelerin kişisel değer yargısı mahiyetinde olduğu, güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davanın reddi yönünde verilen karar doğrudur.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2023 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.230,80 TL'den mahsubuyla fazla yatırılan 498,80 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,
5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!