İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesi, yabancı uyruklu öğrencinin hileyle imzalatıldığı iddia edilen 40.000 TLlik senet kaynaklı menfi tespit davasını arabuluculuk şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddetti.
Özet: Öğrenim amacıyla Türkiyede bulunan yabancı uyruklu bir öğrenci, hile ile imzaladığı belgenin 40.000 TLlik senede dönüştürülerek hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali talebiyle menfi tespit davası açmıştır; davalı şirketle hiçbir borç/alacak ilişkisinin bulunmadığını ve iyi niyetinin kötüye kullanıldığını iddia eden davacının ticari nitelikteki bu davasında, mahkeme, dava şartı olan arabuluculuk sürecinin davacı tarafından yerine getirilmediğini tespit etmiştir.

T.C.
İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı asil dava dilekçesinde özetle; kendisinin █████/2024 tarihinde eğitim amacıyla Türkiye'ye geldiğini, ... Üniversitesi'nde öğrenimine devam eden yabancı uyruklu bir öğrenci olduğunu, ticari bir faaliyetinin olmadığını, davalı şirketin aleyhine .... İcra Dairesi'nin 2025/... E. sayılı dosyası üzerinden 40.000 TL bedelli bir bono ile haciz yoluyla haksız bir icra takibi başlattığını, bu takibe yasal süresinde dava açtığını, ancak icra tehdidinden kurtulmak ve borçlu olmadığını ispat etmek için bu davayı açmak zorunda kaldığını, dava konusu olayın Eylül-Ekim 2024 tarihlerinde, üniversiteden dönerken otobüsten indiği sırada kuaför çalışanı olduğunu iddia eden kimliği belirsiz bir şahıs tarafından hile ile kandırılmasıyla gerçekleştiğini, söz konusu şahsın çalıştığı kuaför salonunda maaşına zam yapılması için bir forma imza topladığını söyleyerek kendisinden destek istediğini, kendisinin iyi niyetle sadece bir destek formu imzaladığını düşünerek belgeyi okuma fırsatı olmadan imzaladığını, ancak imzaladığı bu belgenin daha sonra davalı şirket tarafından 40.000 TL bedelli bir bonoya (senet) dönüştürüldüğünü, ve hakkında icra takibi başlatıldığını, kendisinin davalı şirketten kesinlikle hiçbir mal veya hizmet almadığını, kendileriyle hiçbir borç/alacak ilişkisinin olmadığını, söz konusu senedin kendisinin iyi niyetinin suiistimal edilmesi ve hile ile elde edilmesi sonucu oluşturulduğunu, bu durum nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda da bulunduğunu, ilgili güzellik salonunun şahsı gibi bir çok dolandırıcılık vakıasının olduğunu, işbu nedenlerle teminatsız ihtiyati tedbir kararı verilerek hakkındaki .... İcra Dairesi'nin 2025/... E. sayılı icra takibinin durdurulmasını, yargılama sonunda, davaya konu 40.000 TL'lik senetten dolayı borçlu olmadığımın kesin olarak tespitine karar verilmesini, ilgili takibin iptalini, davalı şirketin kötü niyetli icra takibi başlatması nedeniyle, İİK m. 72/5 uyarınca %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve varsa avukatlık ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, işbu davasının daha önce .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasıyla açıldığını, işbu dava dosyasından görevsizlik kararı verilerek dosyanın asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine karar verildiğini, duruşma gününü beklemeksizin dosya üzerinden yine görevsizlik kararı vererek dosyanın, tüketici mahkemelerine gönderilmesine karar vermesi gerektiğini belirterek açılan davanın usulden reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, menfi tespit davasıdır.HMK'nın 115/1 maddesi gereğince Mahkemeler dava şartının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre Mahkemeler öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinde karar verir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren ve █████/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre : MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile “Dava şartı olarak arabuluculukMADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Bu haliyle eldeki █████/2025 tarihli menfi tespit davasında, dava tarihinden önce dava şartı olan arabuluculuk şartı davacı tarafından yerine getirilmediği, görevsiz mahkemeye dava açılmış olsa bile davanın açılma tarihinin görevsiz mahkemeye başvurma tarihi olduğu göz önüne alındığında, ticari davanın arabulucuya başvurmadan açılmasının kanuna aykırılık taşıdığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 20. maddesinde belirtilen sürede görevsizlik kararını vermiş olan mahkemeye başvuru üzerine dosyanın gönderilmesi halinde, görevli mahkemede görülmeye başlanan davanın, yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı niteliğinde olduğu, görevsiz mahkemede dava açılması ile kazanılmış olan haklar saklı tutulmuş olacağından, zorunlu arabuluculuk dava şartının da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihe göre belirlenmesi gerektiği, görevsizlik kararıyla dosya kendisine gelen Mahkeme yargılamaya kaldığı yerden devam edeceğinden, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi esas olduğu, 6325 sayılı HUAK'nın 18/A maddesinin 2.fıkrasında yer alan "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucuk tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." hükmü gereği arabuluculuğa başvuru tamamlanabilir dava şartı olmadığından görevsiz Mahkemede davanın açıldığı tarihte arabulucuğun yürürlükte olmasına rağmen dava tarihi itibariyle ve en azından görevsizlik kararından sonra dosya Mahkememize tevzi edilmeden önce arabuluculuk dava şartı yerine getirilmiş olmadığından TTK'nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardan olduğu, bu nedenle dava şartının bulunmadığı anlaşıldığından HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2- HMK 339/2 gereği davacının yargılama giderlerini ödemekten muaf tutulmasına,3-Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereği 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde bakiye avansın yatırana resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır