Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi, borçlunun yetersiz mali yapısı nedeniyle reddedilen kesin mühlet ve konkordato tasdiki istinaf kararını inceliyor.
Özet: Ekonomik zorluklar yaşayan bir şirketin, yıllık net karının yaklaşık 872 bin TL iken toplam borcunun 171 milyon TLyi aşması ve mevcut mali yapısıyla konkordato ödeme planını gerçekleştirmenin objektif olarak mümkün görülmemesi nedeniyle, ilk derece mahkemesi tarafından kesin mühlet ve konkordatonun tasdiki talebi reddedilmiş; konkordato komiserinin varsayımsal iyileşme ihtimaline dayalı görüşü, projenin uygulanabilirliğini destekleyen somut ekonomik verilerden yoksun bulunarak yetersiz görülmüş ve bu ret kararına karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/.../2026 (Karar)
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle kesin mühlet talebinin ve konkordatonun tasdiki talebinin reddine karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Vergi Dairesine tabi mükellef olduğunu, plastik PVC kapı pencere işlerinin yanı sıra inşaat işleri de yaptığını, Türkiye'deki ekonomik gelişmelere bağlı olarak gıda ürünleri pazarının her yıl ortalama %10 oranında büyüdüğünü, özellikle 24 Haziran seçimlerinden sonra siyasi sebeplerden dolayı çeşitli dış devlet ve kuruluşlar tarafından ekonomik baskılar yapıldığını, kamu ihaleleri kapsamında iş yapan müvekkilinin hak edişlerini alamaması, tüm dünyada etkili olan pandemi süreci Rusya-Ukrayna savaşından dolayı oluşan maliyetlerdeki olağanüstü artışların müvekkilini direkt etkilediğini, yine Suriye iç savaşı, terör örgütleri ile yapılan mücadele ve İsrail-Filistin ve İran savaşının devam ediyor olmasının da ekonomiyi olumsuz anlamda etkilediğini, Türk Lirasının bu zaman içerisinde döviz karşısında yaşadığı değer kaybının ekonomik koşulları daha da zorlaştırdığını ancak ülkemizin süratle normalleşeceğine dair taşıdıkları inanç nedeniyle müvekkili firmanın alacaklarının tahsil edeceğini, sunmuş oldukları ön projenin başarıya ulaşacağını, tüm bu nedenlerle; öncelikle müvekkilinin faaliyetlerine devam edebilmesi ve mal varlıklarını koruyabilmeleri adına 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesini, müvekkili şirketin keşide ettiği çeklerin arkalarına "karşılıksızdır" şerhi düşülmesinin önlenmesi adına ilgili bankalara müzekkere yazılmasına, mahkemece uygun görülecek tüm tedbirlerin alınmasına, 3 aylık süre sonrası kesin mühlet verilmesi ve nihayet konkordato taleplerinin kabulü ile taleplerinin tasdikine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;" Borçlu ... tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgelere göre borçlunun PVC doğrama kapı ve pencere imalatı ile buna bağlı alüminyum doğrama üretimi ve satış faaliyetinde bulunduğu, inşaat sektörüne yönelik doğrama üretimi ve montaj işleri yaptığı anlaşılmıştır.
Borçlu tarafından sunulan konkordato ön projesinde; işletmenin ticari faaliyetlerine devam etmesi suretiyle elde edilecek gelirler ve işletme sermayesi ile borçların ödenebileceği, konkordatonun tasdiki halinde alacaklılara bir yıl ödemesiz dönemden sonra kırk sekiz ay içerisinde eşit taksitler halinde ödeme yapılmasının öngörüldüğü, dosya kapsamındaki verilere göre borçlunun adi alacaklılara olan toplam borcunun yaklaşık 171.261.730,44 TL. seviyesinde bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce 24....2025 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlet süresinin sona ermesi üzerine 25....2025 tarihinden itibaren başlamak üzere iki ay süre ile geçici mühletin uzatıldığı, bu suretle borçlu hakkında toplam beş ay süre ile geçici mühlet uygulanmış olduğu görülmüştür.
Geçici mühlet süresi içerisinde konkordato komiseri tarafından sunulan rapor, bilirkişi raporları, mali tablolar ve taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde borçlunun ticari faaliyetlerini sürdürdüğü ve muhasebe kayıtlarının genel olarak usule uygun tutulduğu anlaşılmıştır.
Ne var ki, dosyada yer alan 31....2025 tarihli mali tablolar incelendiğinde borçlunun yıllık net kârının 872.144,26 TL seviyesinde olduğu, buna karşılık konkordato projesinde öngörülen borç miktarının yaklaşık 171.261.730,44 TL olduğu anlaşılmakta olup mevcut mali yapı ile projede öngörülen ödeme planının gerçekleştirilebilmesi objektif olarak mahkememizce mümkün görülmemiştir.
Her ne kadar konkordato komiseri 30.01.2026 günlü kesin mühlet değerlendirme raporunda borçlu hakkında kesin mühlet verilmesi gerektiğine dair mütalaada bulunulmuş ise de, komiser duruşmada alınan beyanında borçlunun mevcut mali verileri dikkate alındığında projede öngörülen borçların bu haliyle ödenmesinin mümkün görünmediğini ifade etmiş, bununla birlikte kesin mühlet verilmesi halinde mali tabloların düzelme ihtimalinin bulunabileceğini belirtmiştir.
Ancak mahkememizce yapılan değerlendirmede, komiser tarafından ifade edilen bu görüşün mevcut somut mali verilerden ziyade ileride gerçekleşmesi muhtemel varsayımsal bir iyileşme ihtimaline dayandığı, konkordato projesinin uygulanabilirliğini ortaya koyacak nitelikte somut ve objektif bir ekonomik veri içermediği kanaatine varılmıştır.
Konkordato kurumunun amacı, ödeme güçlüğüne düşen borçlunun gerçekçi ve uygulanabilir bir plan çerçevesinde borçlarını ödeyebilmesine imkân tanımak olup, bu nedenle borçlu tarafından sunulan projenin somut ekonomik verilerle desteklenmiş, inandırıcı ve uygulanabilir olması gerekir. Varsayımsal nitelikteki olası iyileşme ihtimallerine dayanılarak konkordato sürecinin sürdürülmesi konkordato kurumunun amacı ile bağdaşmayacaktır.
Borçlu tarafından duruşmada amcasının oğlu ve bir aile dostu tarafından yaklaşık toplam 60.000.000 TL finansman sağlayabileceği ve yaklaşık 150.000.000 TL tutarında yeni bir iş aldığı, bu işi 9-10 ay içinde tamamlayabileceği yönünde beyanda bulunulmuş ise de, söz konusu hususların dosya kapsamında sunulan konkordato ön projesinde yer almadığı, bu iddiaları destekleyen herhangi bir yazılı taahhüt, sözleşme veya finansal belge sunulmadığı gibi geçici mühlet süresince borçlunun mali durumunu incelemekle görevli olan konkordato komiserinin dosyaya sunduğu yazılı raporda da söz konusu finansman teminine veya 150.000.000 TL bedelli yeni bir işe ilişkin herhangi bir tespit ya da bilgi bulunmamaktadır. Eğer borçlu tarafından ileri sürülen bu hususlar gerçek ve somut olsaydı bunların konkordato ön projesinde yer alması veya en azından komiser incelemesi sırasında komiserin bilgisine sunulması ve rapora yansıması beklenirdi.
Bu haliyle borçlu tarafından duruşmada ileri sürülen bu beyanlar somut veri ve belgelerle desteklenmeyen, sonradan ileri sürülmüş ve varsayıma dayalı iddialar niteliğinde olup aynı zamanda bu finansman kaynaklarının belirsiz ve varsayıma dayalı olduğu, konkordato projesinin uygulanabilirliğini ortaya koyacak nitelikte güvenilir ve somut bir ekonomik temel oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu haliyle, her ne kadar konkordato komiseri kesin mühlet verilmesi yönünde görüş bildirmiş ise de, yukarıda açıklanan nedenlerle bu görüşün somut ve objektif mali verilere değil, gelecekte gerçekleşmesi muhtemel varsayımsal iyileşmelere dayanması, borçlunun mevcut mali tablolarının ise projede öngörülen ödeme planını karşılamaktan uzak olması karşısında mahkememizce bu görüşe itibar edilmemiştir.
Buna göre, yukarıda yer verilen açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, borçlu tarafından sunulan konkordato projesinin gerçekçi ve uygulanabilir olmadığı, borçların ödenmesine yönelik somut ve güvenilir bir finansman kaynağının ortaya konulamadığı, ileri sürülen gelir ve sermaye kaynaklarının ise büyük ölçüde varsayımsal nitelikte kaldığı değerlendirilmekle borçlunun mali durumunun konkordato yoluyla iyileştirilebileceğine ve sunulan konkordato projesinin başarıya ulaşabileceğine dair mahkememizde ciddi ve inandırıcı bir kanaat oluşmadığı, bu yönüyle 2004 sayılı İİK'nın 289. maddesinde öngörülen kesin mühlet verilmesi koşullarının oluşmadığı inancıyla başta verilen geçici mühlet kaldırılarak kesin mühlet verilmesi talebinin ve konkordatonun tasdiki talebinin ayrı ayrı reddi cihetine gidilmiş" gerekçesiyle "Davacı borçlu hakkında mahkememizce 25/.../2025 tarihinde verilen ve 22/.../2025 tarihinde uzatılan geçici mühletin kaldırılması ile kesin mühlet taleplerinin ve konkordatonun tasdiki taleplerinin ayrı ayrı reddine, mahkememizce görevlendirilen komiserin 23/.../2026 tarihi itibariyle görevine son verilmesine, davacı borçlu hakkında verilmiş olan geçici mühletin kaldırıldığının, kesin mühlet talebinin ve konkordato talebinin reddedildiğini 2004 sayılı İİK'nın 288. maddesi uyarınca ilanına ve daha önce müzekkere yazılan tüm yerlere bildirilmesine, davacı borçlu hakkında geçici mühlet içerisinde mahkememizce uygulanmasına karar verilen tüm tedbirlerin işbu hüküm tarihi itibariyle kaldırılmasına; gereği için daha önce ihtiyati tedbir kararlarının bildirildiği mercilere ayrı ayrı müzekkere yazılmasına" karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ön projenin bağımsız denetimden geçtiğini ve 22/.../2025 tarihli makul güvence raporu düzenlendiğini, ön projede borçların ödenmesi amacı ile faaliyet dışında kalan taşınmazların ve diğer taşıt, tesis ve makinelerin satışının öngörüldüğünü, ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin "ticari kayıtlara dayanarak karar tesis etmesi" yerinde olmadığını, başvurucunun 30/.../2025-31/.../2025 tarihleri arasında pasifinde bulunan 40.113.418,60 TL miktarındaki borçlarına ilişkin kıymetli evrakı alacaklılarından aldığını, bu hali ile mahkemenin başvurucunun 171.261.730,44 TL borcunun bulunduğu kabulünün yerinde olmadığını, başvurucunun geçici mühlet zarfında projede ön görülen şekilde çalıştığını, alınan tedbirler ile borcun yaklaşık %25'inin azaldığının göz ardı edildiğini, geçici konkordato komiserinin de konkordato talebinin kesin mühlet aşamasına taşınmasının uygun olacağını belirttiğini, kesin mühlet kararı tesis edilmesi halinde konkordato projesinin başarıya ulaşacağının geçici konkordato komiseri raporu ile sabit olduğunu, başvurucunun geçici komiser talimatlarına uyduğunu ve alacaklıları zarara uğratma amacı ile hareket etmediğini, başvurucunun borca batık olmadığını ve en önemlisi geçici mühlet içerisinde borçlarında artış olmadığının göz ardı edilmemesi gerektiğini, konkordato projesinin başarı şansının, yalnızca belirli bir tarihteki yıllık net kâr rakamı esas alınarak değerlendirilemeyeceğini, işletmenin faaliyetini sürdürme kabiliyeti, işletme sermayesi yapısı, rayiç aktiflerin durumu, faaliyet dışı varlıkların paraya çevrilebilirliği, borçların yeniden yapılandırılma kapasitesi, kısa vadeli yabancı kaynaklardaki değişim ve geçici mühlet içinde alınan mali tedbirlerin etkisinin birlikte incelenmesi gerektiğini, dosyada yer alan ön projede borçların yalnızca dönem kârı ile değil, faaliyet dışında kalan taşınmaz, taşıt, tesis, makine ve cihaz satışları ile de karşılanmasının öngörüldüğü, mahkemenin, salt “gelir-borç” kıyaslaması üzerinden sonuca gitmesi eksik inceleme niteliğinde olduğunu, Mahkemenin, komiser raporunda ve ön projede yer alan teknik tespitleri yeterli ve denetlenebilir biçimde karşılamadan, yalnızca gelir kalemine ağırlık vererek kesin mühlet talebini reddetmesinin, teknik inceleme gerektiren bir konuda yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması sonucunu doğurduğunu, teknik uzmanlık gerektiren mali yapının bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerekirken, bu yapılmadan eksik ve dar kapsamlı bir gerekçe ile kesin mühlet talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Talep, İcra ve İflas Kanunu'nun 285 ve devamı maddeleri uyarınca konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır.
Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Borçlunun borcun belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu söz konusu olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran ve/veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Aksi halde bu durumdaki borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olacaktır.
Konkordato; vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte kabulü olan karma konkordato şeklinde olması mümkündür. Konkordato talebi ile birlikte mahkemelerce kanundan kaynaklanan birtakım tedbirler alınmakta ve bu tedbirler tasdik kararı verilmesine kadar devam etmektedir. Bu süreler kanun koyucu tarafından oldukça kısa tutulmuş olup, kesin olarak da belirlenmiştir. Mahkemelerce tasdik kararı verilmesinden sonra uzun bir süre ödemesiz dönemin kabul ediliyor olması tedbirlerin bu süre kadar uzamasına sebep olacaktır ki böyle bir sonuç kanun koyucunun amacına uygun düşmez. Mahkemelerin projeye alacaklıların lehine müdahale etmesi mümkün iken, uzayan sürelere müdahale edilmemesi konkordatonun ruhuna aykırı düşecektir.
Öte yandan, konkordato projesinin tasdiki için evvela projenin kanunun aradığı nisapla alacaklılar tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra borçlu tarafından teklif edilen tutarın kaynaklarıyla orantılı olması ve olası bir iflas halinde alacaklıların eline geçecek tutarın konkordato projesinde vaat edilen tutardan az olması yani konkordatonun alacaklılar için iflasa nazaran daha avantajlı olması gerekir. Bu şartlarla birlikte tasdik harcının yatırılması, imtiyazlı alacakların ve mühlet içi borçların da ödenmesi veya teminata bağlanması diğer şartlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu'nun 305. maddesinde aranan konkordatonun tasdiki şartları zorunlu unsurlar olup, mahkemece bunların varlığı re'sen araştırılır. Mahkeme gerekli koşulların bulunmadığını tespit ederse, talebin reddine karar verir. Kararın gerekçesinde, şartlardan hangisinin ya da hangilerinin mevcut olmadığını dayanaklarıyla açıklaması gerekir. (Bknz.Y.6.H.D.'nin █████████ E.- █████████K. Sayılı ilamı)
Bu açıklamalar ışığında borçlu şirket yönünden konkordatonun tasdiki şartlarının mevcudiyetine yönelik olarak yapılan incelemede;
Geçici konkordato komiseri son raporunda; geçici mühlet sürecinde konkordatonun amacına aykırı herhangi bir olumsuzluk tespit edilmediğini, işletmenin faaliyetini sürdürdüğünü, malvarlığını korunduğunu ve konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin mevcut olduğunu bildirmiş, 23/.../2026 tarihli duruşma da ise, firmanın geçici mühlet süresini amacına uygun kullandığını, alacaklılar ile müzakere için kesin mühlet aşamasına geçilmesinin uygun olduğunu, davacı borçlunun yıllık net karının 872.144,26 TL olup bu rakamlarla projede yer verilen borcun ödenmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte mahkemece kesin mühlet verilmesi halinde mali tabloların düzelme ihtimalinin ve davacı borçlunun sermaye bulması halinde projede yer verilen borçların ödenme ihtimalinin olacağını beyan etmiştir.
Bu durumda, dosya kapsamındaki verilere göre borçlunun adi alacaklılara olan toplam borcunun yaklaşık 171.261.730,44 TL seviyesinde olduğu, geçici mühlet süresi içerisinde borçlunun ticari faaliyetlerini sürdürdüğü, borçlunun yıllık net kârının 872.144,26 TL seviyesinde olduğu, konkordato komiserinin beyanına göre, borçlunun bu rakamlarla projede yer verilen borcu ödemesinin mümkün olmadığı, sermaye bulunduğu takdirde projede yer verilen borçları ödeme ihtimalinin olacağını, borçlu tarafından duruşmada amcasının oğlu ve bir aile dostunun toplamda 60.000.000,00 TL finansman sağlayabileceği ve yaklaşık 150.000.000,00 TL tutarında yeni bir iş aldığı, bu işi 9-10 ay içinde tamamlayabileceği yönünde beyanda bulunulmuş ise de, bu iddiaları destekleyen herhangi bir yazılı belge sunulmadığı, kesin mühlet verilmesi halinde ne şekilde sermaye sağlanacağının dosyada net olmadığı gibi, ihtimale dayalı karar tesis edilemeyeceği, dosya kapsamı itibariyle konkordato projesinin uygulanabilirliğini ortaya koyacak nitelikte somut ve objektif bir ekonomik tablo sunulmadığı, bu sebeple konkordato projesinin başarıya ulaşamayacağı anlaşılan borçlu hakkında kesin mühlet talebinin ve konkordato talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu aşamasında yeteri kadar harç alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde İİK'nın 293. maddesi ve HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!