İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, iptal edilmiş hamiline yazılı hisse senetlerinin iadesi ve zilyetliğin meşruiyeti uyuşmazlığına dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, şirketin daha önce tevdi ettiği, ardından yönetim kurulu kararıyla iptal edilip yerine nama yazılı pay senetleri çıkarılan hamiline yazılı hisse senetlerinin iadesini talep ettiği bir davayı konu almaktadır. Davacı, davalının bu senetleri usulsüz edindiğini ve geçerli bir hak sahipliği ispatlayamadığını belirtirken; davalı ise kendisinin şirkette hissedar olduğunu, hamiline yazılı senetlerde zilyetliğin mülkiyet için yeterli olduğunu ve bu senetleri meşru yollardan edindiğini ileri sürerek davanın reddini savunmaktadır. Dava, iptal edilen hamiline yazılı hisse senetlerinin geçerliliği, mülkiyeti ve davalının hisse sahipliğinin meşruiyeti üzerine yoğunlaşmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: ████████
KARAR NO: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE ... MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2026
NUMARASI: ███████ Esas - ███████ Karar
DAVA: Hamiline Yazılı Hisse Senetlerinin İstirdatı
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ... yılında kurulduğunu, 1991 yılından itibaren ...... Anonim Şirketi’nin hissedarı olduğunu, davalının ...’a ait hamiline yazılı hisse senetlerinin kendisinde olduğundan bahisle, pay sahipliğinin tanınması, bedelsiz paylardan yararlandırılması ve kar paylarının ödenmesine ilişkin Bilecik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E. sayılı dosyası ile dava açtığını ve işbu davanın derdest olduğunu, Söz konusu hisse senetlerinin 06.10.1995 tarihinde ...’a tevdii edildiğini ve o tarihten itibaren ...’ın zilyetliğinde olduğunu, söz konusu hisse senetlerinin 01.10.2009 tarihli ███████ sayılı yönetim kurulu kararı ile iptal edildiğini ve böylece hisse senetlerinin müvekkiline ait olduğunu, böylece dava konusu hisse senetlerinin dolaysız zilyet olan ...’a iade edilmesi talebi ile TMK m.683 uyarınca malik sıfatı ile huzurdaki davanın açıldığını, Müvekkilinin ...’a ilk olarak 1991 yılında ortak olduğunu, defter kayıtlarında da bu hususun sabit olduğunu, bu tarihten itibaren bütün genel kurullara katıldığını, sermaye artırımlarına dahi müvekkilinin katıldığını, kar payı ödemelerini müvekkilinin aldığını, hamiline yazılı hisse senetlerinin şirketin halka arzı sürecinde gündeme geldiğini ve 04.07.1995 tarihli yönetim kurulu kararı ile hamiline yazılı hisse senedi basılmasına karar verildiğini, 10.07.1995 tarihli genel kurul kararında şirketin sermayesinin yükseltildiğini ve █████ sayılı yönetim kurulu kararı ile toplam 36.500 adet hisse basıldığını, bu hisselerin 06.10.1995 tarihinde ortaklara teslim edildiğini, ancak hisse senetlerinin oldukça fazla olması ve halka arz sürecinde hisse senetlerinin tamamının tek elden yürütülmesi amacıyla aynı tarihte saklanmak üzere ...’a tevdi edildiğini, 1 Ocak 2005 tarihli para biriminde yapılan değişiklik ve 1 Ocak 2010 tarihinde para birimindeki yeni ibaresinin kaldırılmasından ve ayrıca halka arzdan vazgeçilmesinden sonra, 01.10.2009 tarih ███████ sayılı yönetim kurulu kararı ile 36.500 adet basılan hisse senetlerinin iptaline, iptal edilen hisse senetlerinin yerine yeni hisse senetlerinin basılana kadar geçici ilmühaber basılmasına karar verildiğini, 15.08.2018 tarihli genel kurul toplantısında da şirket hisselerinin nama yazılı olmasına karar verildiğini, bu genel kurul kararma müteakip 10.10.2018 tarihli 2018/4 sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca da, nama yazılı payları temsilen pay senetlerinin basımının gerçekleştiğini ve müvekkiline verildiğini, geçici ilmühaberlerin de geri alınarak iptal edildiğini, Davalının hisse senetlerini kimden, ne zaman ve hangi bedelle elde ettiğini açıklayamadığını, davalının söz konusu senetleri meşru bir şekilde iktisap ettiğini açıklaması gerektiğini, davalının bugüne kadar ... ile hiçbir ilişki kuramadığını, hisse senetlerinin maliki olduğu yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının hiçbir genel kurula katılmadığını, sermaye artırımına katılmadığını ve kar paylarının hiçbirini talep etmediğini, neticeten müvekkilinin maliki olduğu davaya konu, iptali edilmiş ve geçersiz hisse senetlerinin iadesine karar verilmesini
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının dava dışı şirkette %38 hissedar olduğunu, davacı ve dava dışı şirketin sahte işlemler yaptığını, 2017 yılında noterden ihtarname gönderildiğini, hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğunu, bunun aksinin yani müvekkilinin hak sahibi olmadığının yazılı belge ile kanıtlanmasının mümkün olduğunu, 2009 yılına kadar yapılan genel kurullarda hamiline yazılı hisse senetlerinin ibraz edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının çoğu genel kurula yetkilendirme yaparak birilerini gönderdiğini, bu durumda hamiline yazılı hisse senetlerinin açıkça bilgilerinin yazılmış olması gerektiğini, ancak böyle bir yetkilendirme yapılmadığını, tutanakların ve hazirun cetvellerinin aceleyle düzenlendiğini, Hamiline yazılı hisse senetlerinin pay defterine kaydının zorunlu olmadığını, payın serbestçe devredilmesi ilkesinin anonim ortaklıklarda temel ilke olduğunu, hamiline yazılı hisse senetlerinin temel niteliklerinden birisinin anonimlik olduğunu, hamiline yazılı hisse senetlerinin devrinde zilyetliğinin devrinin yeterli olduğunu, fiilen zilyet olan kişinin hamil olduğunu, Merkezi Kayıt Kuruluşu Anonim Şirketi’nin 29.11.2006 tarihli genel mektup kapsamında incelemenin yapılması gerektiği ve bu imha işleminin nasıl olarak yapıldığının burada açıklandığını, hisse senedinin imha edilebilmesi için kabul edilen yöntemlerin uygulanması gerektiğini, bu yöntemlerin hiçbirinin yapılmadığını, neticeten müvekkilinin 3000 adet hamiline yazılı hisse senedinin sahibi bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "rızası dışında elden çıkan anonim şirket hamiline yazılı pay senetlerinin davalı tarafından geri verilmesini talep etmektedir. TTK m. 658 uyarınca hamiline yazılı senedin hamili, senet üzerinde hak sahibidir. Yine TMK m. 985 uyarınca taşınırın zilyedi onun maliki sayılır. Hamiline yazılı senetlerini elinde bulunduran davalı, TTK m. 658 ve TMK m. 985 uyarınca karine olarak senetlerin malikidir. Davalının hamiline yazılı pay senetlerini elinde bulundurması sebebiyle, pay defterinde adının bulunup bulunmamasına bakılmaksızın bu kişi payların sahibi olarak kabul edilir. Ayrıca davalı, BAM kararında da belirtildiği üzere, hamiline yazılı senetleri nasıl ve ne zaman edindiğini ispat etmekle yükümlü değildir. Dolayısıyla senetlerinin maliki olduğunu iddia eden davacının, TTK m. 658 ve TMK m. 985'te düzenlenmiş olan mülkiyet karinesinin aksini ispat etmesi gerekir. Karinenin aksi ispat edilmediği sürece, hamiline yazılı senedini elinde bulunduran kişi iyiniyetli ve meşru hamil kabul edilir. Uyuşmazlık konusu bir yazılı senet olduğu dikkate alındığında karinenin aksinin de HMK m. 201 uyarınca senet ile ispat edilmesi gerekir. Dolayısıyla davacının, hamiline yazılı pay senetlerinin iradesi dışında elinden çıktığını ve davalının, ilgili senetleri edindiği anda kötüiniyetli olduğunu senet ile ispat etmesi gerekir. Buna göre Somut olayda uyuşmazlık konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin, 01.10.2009 tarihli ███████ sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile iptal edildiğinin belirtildiği ancak davalının elinde bulunan hisse senetlerinin geçersiz veya sahte olduğunun tespit edilemediği sunulan delillere göre de senedin mülkiyetinin davalı tarafından elde edilmediğinin veya davalının, pay senetlerini edindiği anda kötüniyetli olduğunu ispat edilmediği kanaati ile zira BAM tarafından da açıkça belirtildiği gibi davalı, hamiline yazılı senetleri edindiği tarihi belirtmediğinden yani davalının ilgili senetleri edinme tarihi belli olmamasına rağmen davalının ortaklık haklarını çok uzun zamandır kullanmadığı yönünde bir varsayımda bulunulamayacağından (yine Genel kurul kararına müteakip 10.10.2018 tarihli ve 2018/4 sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca da, nama yazılı payları temsilen pay senetlerinin basımı gerçekleştirilip bu paylar davacıya verildiğinden) bu durumda ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın iddia ettiği hususu ispatlayamadığına kanaat getirilerek davanın reddine , ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin Bilirkişi Raporu’na dair esaslı itirazları değerlendirmeden ve taraflarınca sunulan Uzman Görüşü’nü dikkate almadan, hatalı ve hukuka aykırı tespitler içeren Bilirkişi Raporunu esas alarak ve başkaca hiçbir değerlendirme yapmaksızın karar verdiğini, dosyaya sunulan ve hükme esas alınan Bilirkişi Raporu’yla açıkça çelişen Uzman Görüşü’nün hiçbir şekilde tartışılıp değerlendirilmemesi, eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesi ve kararın denetime elverişli bir gerekçe içermemesi nedenleriyle usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, dosya kapsamındaki şirket kayıtları ve somut deliller gözetilmeksizin zilyetlik karinesi hatalı uygulanmış; rıza dışı elden çıkma ve kötüniyetin “yalnızca senetle ispatlanabileceği” yönünde ispat hukukuna ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı değerlendirmelerle davanın reddine hükmedildiğini, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurmasının usule aykırı olduğunu, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı kapsamında bozma nedeni teşkil edeceğini yerel mahkeme, alınan bilirkişi raporu’nun tam aksi minvalinde hukuki inceleme ve değerlendirmeler içeren uzman görüşü üzerinde gerekli incelemeyi yapmadığını, kararın gerekçe içermediğini hukuka aykırı nitelikte olduğunu, Anayasa’nın 141. maddesi ile HMK’nın 297. maddesi uyarınca mahkemeler, kararlarını gerekçeli olarak vermek ve tarafların ileri sürdükleri iddia ve savunmalar ile dosyada bulunan delilleri değerlendirerek ulaştıkları sonucu açıkça ortaya koymak zorunda olduğunu, mahkemenin hangi maddi vakıaları sabit kabul ettiğini, hangi delillere hangi sebeplerle üstünlük tanıdığını ve hangi hukuki değerlendirmeler sonucunda hükme ulaştığını ortaya koyan zorunlu bir unsur olduğunu, somut olayda, yalnızca dört sayfadan ibaret olan gerekçeli Karar’da dava ve cevap dilekçeleri ile hükme esas alınan Bilirkişi Raporu’nun özetlenmesiyle yetinilmiş; Bilirkişi Raporu’nun neden hükme esas alınamayacağını ayrıntılı şekilde ortaya koyan itirazlarının değerlendirilmediğini, bu yönüyle Karar, tarafların ileri sürdüğü esaslı iddia ve itirazları karşılamaktan uzak olup, denetime elverişli bir gerekçe içermediğini, Anayasa’nın 141/3. maddesinde açıkça “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüne yer verildiğini, HMK’nın 297. maddesinde de hükmün içermesi gereken unsurlar emredici şekilde düzenlendiğini, bu itibarla, Yargıtay kararları da açıkça her türlü gerekçesiz kararın bozma sebebi teşkil ettiğini ortaya koymakla, kararın, tarafların ileri sürdüğü iddia ve itirazları karşılayan, delillerin değerlendirilmesine dayanan ve mahkemenin hangi hukuki gerekçelerle sonuca ulaştığını ortaya koyan bir gerekçe içermediğini, davaya konu hamiline yazılı hisse senetleri hiçbir zaman serbest dolaşıma çıkmamış, ...’ın yedinde kalmış; bu nedenle davalının mülkiyet iddiası hem hayatın olağan akışına hem de şirket kayıtlarına aykırı olup mahkemece bu husus göz ardı edilmiş, dava konusu pay senetleri, halka arz sürecinin yürütülmesi amacıyla pay sahipleri tarafından ...’a tevdi edilmiş ve bu tarihten sonra da şirket yedinde kalmış olup pay defteri kayıtları ve tevdi tutanakları ile sabit olan bu maddi olgular karşısında, senetlerin davalı’ya hangi hukuki veya fiili işlem sonucunda geçtiği açıklanmaksızın yalnızca senetlerin fiilen elde bulundurulmasına dayanılarak mülkiyet karinesinin uygulanması mümkün olmadığını, oysa TMK m. 985 hükmünde öngörülen karinenin işletilebilmesi için zilyetliğin hukuken açıklanabilir bir iktisap sürecine dayanması gerektiğini, davalı’nın zilyetliğinin kaynağını açıklamaktan kaçındığı ve davacı şirket tarafından ortaya konulan tevdi sürecine ilişkin somut delilleri çürütemediği dikkate alındığında, yerel mahkeme’nin salt fiili zilyetliğe dayanarak davalı lehine karine uygulamasının hukuken isabetli olmadığını,
dava konusu hamiline yazılı hisse senetler iptal edilerek geçersiz kılınmış, yerine geçici ilmühaber ve ardından nama yazılı hisse senetleri çıkarılmış bu hususların dikkate alınmadığını,
...’nin 1991 Yılından bu yana...pay sahibi olup bu husus belgelerle sabit olduğunu, buna karşılık davalı’nın sözde iktisabına dair herhangi bir delil bulunmadığını, eğer davacı pay sahipliği bir şekilde son bulmuş olsaydı, bu hususun yevmiye kayıtlarına yansıması zorunlu idi. böyle bir kaydın olmaması, mülkiyetin hiç devredilmediğinin ve hâlen ...’ye ait olduğunun en açık göstergesi olduğunu, halbuki davalı senetleri hangi tarihte ve hangi bedelle iktisap ettiğini açıklayamamış; buna karşılık davacı Şirket gerek defter kayıtları gerek genel kurul tutanakları gerekse kâr payı makbuzlarıyla mülkiyetinin kesintisizliğini ortaya koyduğunu, yerel Mahkeme’nin rıza dışı elden çıkma ve kötüniyetin yalnızca senetle ispat edilebileceğine yönelik tespiti hukuka aykırı olup karar’ın kaldırılması gerektiğini, nitekim rıza dışında elde çıkma ve kötüniyet senetle ispata elverişli olgular olmadığını, her şeyden önce, kıymetli evrakın rıza dışı elden çıkması olgusu, doğrudan yazılı delil ile ispat şartına bağlanmadığını, kötüniyet senetle ispat edilmeye elverişli bir olgu olmayıp davalı’nın söz konusu senetleri meşru şekilde elde ettiğini ispat etmesi gerektiğini, mahkemenin ispat yükünü de hatalı takdir ettiğini, davacı’nın bu kadar fazla sayıda payı temsil eden hisse senedi bedelsiz olarak elde etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...’taki ortaklık oranında bir değişiklik olması halinde, bu hususun şirketin mali tablolarında yevmiye kayıtları atılmak suretiyle gösterilmiş olması gerektiğini, dava dilekçesinde yer alan kayıtlarla sabit olduğu üzere, davacının 1995-2019 tarihleri arasındaki mali tabloları incelendiğinde söz konusu hisse senetlerinin devrine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı açıkça görülmekte olduğunu, davacının ...’taki ortaklık payını devretmesi halinde, anonim şirketin kuruluş gayesi gereği bu işlemin bir ivaz karşılığında yapılması, söz konusu pay devrine yönelik kayıtların Şirket’in mali tablolarında yer alması ve bu işleme ilişkin olarak bir fatura düzenlenmesi gerektiğini, dosyada mübrez defter kayıtlarıyla sabit olduğu üzere, davacının kayıtlarında pay devrine ve buna karşılık ödenen bedele ilişkin hiçbir kayıt olmadığını, bu maddi vakıalar karşısında, Davalı’nın hiçbir bedel ödemeden, 75.920 adet payı temsil eden hisse senetlerinin maliki olduğunu iddia etmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, somut olayın özellikleri dikkate alınmadan hatalı uygulanmış; rıza dışı elden çıkma ve kötüniyetin yalnızca senetle ispatlanabileceği yönündeki hatalı değerlendirmelerle ispat hukukuna ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :Dava, rıza dışında elden çıkan anonim şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinin geri verilmesi davasıdır.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hamiline yazılı hisse senetlerinin davacının elinden rızası dışında çıkıp çıkmadığı ve davalının iyiniyetli yetkili hamil olup olmadığı noktasındadır.
Dava dışı ...ve ... A.Ş.'nin █████/1995 tarih ve 17 sayılı yönetim kurulu kararı ile 36.500 adet hisse hamiline yazılı olarak basılmıştır. Bunlardan, █████/1995 tarihli hisse senedi devir teslim tutanağı ile toplam 2954 adet ve 75.680.000.000 e.TL bedelli hamiline yazılı hisse senedi davacı ... A.Ş.'ye teslim edilmiştir. Şirketin pay defterinde de davacının hamiline yazılı hisse senetlerinin aynı gün şirkete tevdi edildiği kaydı düşülmüştür.
Davalı ... tarafından ...ve ... A.Ş. aleyhine Bilecek 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasında açılan davada şirkete 75.920,00 TL tutarlı pay itibariyle ortak olduğunun tespiti ve bazı ortaklık haklarının ödenmesi talep edilmiştir.
Davacı tarafça, davalının, esasen kendilerine ait olan ve rızası dışında elden çıktığını ve yönetim kurulunca da iptaline karar verildiğini iddia ettiği toplam 2954 adet ve 75.680.000.000 e.TL bedelli hamiline yazılı hisse senedinin kendisine iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Hamiline yazılı hisse senetlerinin çıkarıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk ... Kanunu(e.TTK)'nun 412. Maddesine göre, şirketin tescilinden sonra hisse senedi çıkarılmasına bir engel bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk ... Kanunu(TTK)'nun 484(e.TTK'nın 409). maddesine göre, pay senetleri, hamiline veya nama yazılı olur. Bedelleri tamamen ödenmemiş olan paylar için hamiline yazılı pay senetleri çıkarılamaz. Bu hükme aykırı olarak çıkarılanlar geçersizdir. İyiniyet sahiplerinin tazminat hakları saklıdır. Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK'nın 489(e.TTK'nın 415). maddesi uyarınca da hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesiyle(teslim ile) hüküm ifade eder.
TTK'nın 658/1(e.TTK'nın 570/1). Maddesine göre, senedin metninden veya şeklinden, hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan her kıymetli evrak, hamile veya hamiline yazılı senet sayılır.
TTK'nın 661 vd. maddelerinde, hamiline yazılı hisse senetlerini zayi ettiğini iddia eden kişinin iptal davası açabileceği, hisse senetlerinin ibrazı halinde ise hisse senetlerinin iadesi davası açması için mahkemece süre verileceği düzenlenmiştir. Ancak iptal davası açılmadan önce hisse senetlerinin kimde olduğunun ortaya çıkması halinde anılan maddelerde açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu halde de hisse senetlerinin iadesi istemiyle dava açılacağında duraksama bulunmamaktadır. Açılacak bu dava duruma göre 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 683. maddesine göre istihkak davası olabileceği gibi TMK'nın 989. Maddesine göre taşınır davası da olabilir. İstihkak davası ayni hakka, taşınır davası ise zilyetliğe dayalıdır. Ayrıca taşınır davası iyiniyetli zilyet yönünden hak düşürücü süreye tabi iken, istihkak davası herhangi bir süreye tabi değildir. İstihkak davasında davacı ayni hakka sahip olduğunu ispat yükü altındadır. Davalının iyiniyetle mülkiyeti veya sınırlı bir ayni hak kazandığı durumlarda, davacının malik sıfatı kalmayacağından dava reddedilir.
Hamiline senetlerin devri için, devreden ile devralan arasında geniş anlamda zilyetliğin devri konusunda varılan anlaşmaya dayanılarak, senet zilyetliğin devralana geçirilmesi yeterlidir. Kısaca, senedin teslimi ile senetten doğan hakların devri gerçekleşmiş sayılır. Teslim, taraflar arasında ayni sonuçlar doğuran bir anlaşma niteliğindedir. Eğer hamiline yazılı senet böyle bir anlaşma olmadan örneğin senet yanlışlıkla veya emanet olarak verilmiş ise, senedin mülkiyetini geçiren teslim amaçlı bir devir söz konusu olmaz. Fakat, hamile yazılı bir senedin rıza dışı elden çıkma durumunda dahi, senedin zilyedi, hukuki görünüm nedeniyle, senette yazılı alacağın sahibi olduğu yolunda bir karineden yararlanır(Hasan Pulaşlı, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2019, s. 80).
Anonim şirket hamiline yazılı hisse senetleri de hamili kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı kıymetli evraklar arasındadır. Bu tür hisse senetleri şirket esas sözleşmesindeki değişikliğin dışında fiziken de iptal edilmedikleri sürece geçerliliklerini korurlar. Hisse senetleri üzerindeki mülkiyet hakkı zaman geçmekle veya genel kurul toplantılarına hiç veya uzun süre katılmamış olmakla ortadan kalkmaz(Yargıtay 11. HD'nin 06.03.2023 tarih ve █████████ E. - █████████ K. sayılı kararı).
Dava dışı ... .... A.Ş.'nin █████/2009 tarih ve ███████ sayılı yönetim kurulu kararı ile şirketin son sermaye yapısına göre hisse senetleri basılana kadar geçici ilmühaberlerin basılmasına, eski geçici ilmühaberlerin ve eski hisse senetlerinin iptal edilerek geçersiz sayılmasına karar verilmiştir. Bu kez dava dışı ... .... A.Ş.'nin █████/2018 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile şirket hisseleri nama yazılı hisse senedine tahvil edilmiş, █████/2018 tarih ve 2018/4 sayılı yönetim kurulu kararı ile de nama yazılı pay senetlerinin pay defterine kaydedilmesine, daha önce dağıtılmış geçici ilmühaberlerin pay sahiplerinden toplanılmasına ve iptal edilmesine karar verilmiştir. Yönetim kurulu kararı ile geçici ilmühaber çıkarılmasına ve genel kurul kararı ile şirket hisselerinin nama yazılı hisse senetlerine tahviline karar verilmesine rağmen, geçici ilmühaber basımından ve tahvilden önceki hamiline yazılı hisse senetlerinin pay sahiplerinden iade alınması ve imhasıyla ilgili bir karar ve tutanağa dosya içerisinde rastlanılmamıştır. Buna göre, anılan kararlara rağmen, dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin fiziken iptal/imha edilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda söz konusu hamiline yazılı hisse senetleri usulüne uygun olarak fiziken iptal edilene kadar geçerliliklerini koruyacaktır. Anonim şirketin anılan yönetim ve genel kurul kararları tek başına dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerini geçersiz kılmak için yeterli değildir. Dava konusu hamiline yazılı hisse senetlerinin temsil ettiği payların, şirket hisseleri nama yazılı hisse senedine tahvil edildiğinde senetleri elinde bulunduran kişinin uhdesindedir. Dava tarihi itibariyle bu senetler davacıda bulunduğuna göre, tahvil işleminden sonra hisse senetlerine isabet eden payların maliki hisse senetlerini elinde bulunduran davalıdır.
Davacı tarafça davalının hisse senetlerini hangi şekilde iktisap ettiğini ispatla yükümlü olduğunu iddia etmiş ise de, kıymetli evrakın niteliği gereği davalı hisse senetlerini kimden ve ne şekilde iktisap ettiğini ispat yükü altında değildir. Bunun yanı sıra davacı vekilince, davalının hisse senetlerini müvekkilinin iradesi dışında hisse senetleri dağıtıldıktan sonra tevdi edildiği ...'tan hukuka aykırı şekilde ele geçirdiğini iddia etmiş ise de, iddia olunan ele geçirme durumu ile ilgili olarak somut bir isnat ve iddiada bulunulmamıştır.
Davacının genel kurullara katılması ve ortaklık haklarından yararlanması ise hisse senetlerinin elden çıktığı tarihin belirsiz olması da nazara alındığında anılan durumlar tek başına davacının hisse senetlerinin yetkili hamili olduğunu ispata elverişli değildir.
Davacı vekilince sunulan uzman mütalaasının bilirkişi raporu ile çeliştiği ileri sürülmüş ise de, uzman uzman mütalaasınındaki, TTK m. 658 hükmünün, hamiline yazılı kıymetli evraka zilyet olan kimsenin onun maliki sayılacağına dair yasal karine içeren bir norm olarak değerlendirilemeyeceği; gerçekten, söz konusu hükmün, ratio legis’i bakımından değerlendirildiğinde, hangi kıymetli evrakın devir şekli bakımından “hamiline yazılı” olarak kabul edileceğini (ve bu suretle nama ve emre yazılı senetlerden ayırt edileceğini) belirlemeyi amaçlayan bir düzenleme içerdiği şeklindeki tespitinin somut olaya uygun düşmemesi ve ayrıca hukuki değerlendirmeye ilişkin olması nedeniyle bilirkişi raporu ile çelişki oluşturduğundan bahsedilemeyecektir.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacı dava konusu senetlerin zilyedi iken senetleri zayi ettiğini, ayrıca davalının senetleri kötüniyetli olarak ele geçirdiğini ispatlayamamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!