İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan mal teslim edilmediği iddiasıyla açılan itirazın iptali davasının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı ile davalı şirket arasındaki 2014-2018 yıllarını kapsayan ticari alım satım ilişkisinden kaynaklanan bir uyuşmazlık hakkında olup, davacı, ödemesini yaptığı ancak davalı tarafından teslim edilmeyen 91.368,85 TL değerindeki mal veya hizmet bedelinin tahsili için başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ederken; davalı ise kendi ticari defter kayıtlarına göre davacıya borcu olmadığını, aksine davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI : ███████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2023DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 2014-2015-2016-2017 ve 2018 yılarında ticari alım satımdan kaynaklı bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı tarafından davalı firmaya aradaki ticari ilişkiye istinaden alınan ve alınacak olan mal ve ürün karşılığı olmak üzere ödemelerin yapıldığını, ödeme karşılığı olmak üzere çek ve senetlerin verildiğini, ancak; süreç içerisinde itirazın iptali davasına dayanak teşkil eden icra takibine konu etmiş oldukları 91.368,85 TL karşılığı mal veya hizmetin davalı tarafından davacı firmaya teslim edilmediğini, Davacı vekili, davalı tarafından yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile icra takibini devamına karar verilmesini, alacağın likit olması ve itirazın alacağın tahsilini geciktirmek maksadı ile haksız ve kötü niyetli olarak yapılması sebebi ile davalının dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, işleyecek en yüksek faiz ile birlikte mevcut yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 170 yıldır merkezi Almanya'da bulunan ve 170 ülkede faaliyet gösteren ve söz konusu ülkelerdeki fabrikalarında baskı makinaları ve parçaları üreten Alman menşeili ...şirketinin 4100 iştiraki olduğunu, ...şirketinin ürettiği ürünlerin ...'deki satış ve servis işiyle iştigal ettiğini, Müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin 2011 yılımdan 2019 yılına kadar süre geldiğini, bu ilişkinin genelde müvekkili şirketin bağlı olduğu ... şirketinin ürettiği baskı makinaları ve parçalarının davaci şirkete satılmasından ve satılan söz konusu ürünlere ilişkin servis hizmetinin davacı şirkete sunulmasından kaynaklandığını, bu sebeple müvekkili şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkide kural olarak müvekkili şirketin alacaklı davacı şirketin ise borçlu konumunda olduğunu, Müvekkili şirketin defter kayıtlarına göre davcı şirketin müvekkili şirketten alacağı olmayıp müvekkili şirketin davacı şirketten alacağının olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre oluşturulmuş birinci cari hesap ilişkisinin 25.07.2011 tarihinde başladığını ve 08.01.2019 tarihinde sona erdiğini, bu birinci cari hesap ilişkisine göre müvekkili şirketin davacı şirketten 415,42 TL tutarında alacağının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre oluşturulmuş ikinci cari hesap ilişkisinin 12.07.2018 tarihinde başladığını ve 25.09.2018 tarihinde sona erdiğini, bu ikinci cari hesap ilişkisi bakiyesinin sıfırlanmış olduğunu ve müvekkili şirketin davacı şirketten alacağının mevcut olduğunu ne de davacı şirketin müvekkili şirketten alacağının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre oluşturulmuş üçüncü cari hesap ilişkisinin 21.02.2014 tarihinde başladığını ve 06.03.2019 tarihinde sona erdiğini, bu üçüncü cari hesap ilişkisine göre müvekkili şirketin davacı şirketten 6.500,00 TL tutarında alacağının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ticari defterlerine göre oluşturulmuş dördüncü cari hesap ilişkisinin 08.02.2018 tarihinde başladığını ve 31.07.2018 tarihinde sona erdiğini, bu dördüncü cari hesap ilişkisi bakiyesinin sıfırlanmış olduğunu ve müvekkili şirketin davacı şirketten alacağının mevcut olduğunu ne de davacı şirketin müvekkili şirketten alacağının mevcut olduğunu, Davalı vekili; dilekçede açıklanan nedenlerle hakikate, hukuka, mevzuata, hakkaniyete ve adalete aykırı olarak ve kötü niyetle ikame edilen davanın reddini, dava konusu takibin iptalini ve fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla kötü niyetle müvekkili şirket aleyhinde icra takibine girişen davacı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesiniş Yargılama giderleri ve vekalet iicretinin davacı şirket üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi █████/2023 Tarih ve ███████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;"...Somut olayın incelemesinde, taraflar arasındaki ticari ilişkide davacının alıcı davalının satıcı olduğu, davacı tarafın davalı tarafa ödemeleri senet, çek , virman vb şekilde yaptığı, esasen ba ve bs kayıtlarından taraflar arasında faturalara ilişkin bir uyuşmazlık olmadığı, ticari defter farklılıkların davacı taraf defterlerinde davalının 2017 yılı devreden alacağının davalı defterine göre daha fazla kaydedilmesi, davacının ödemelerin davacı defterinde daha az miktarda, davalı defterlerinde daha fazla miktarda kayıtlı olması ile protesto senetlerinin davacı defterlerinde davalı tarafa borç olarak kayıtlı olmamasına rağmen davalı tarafta protesto giderleri ile birlikte borç olarak kayıtlı olması, davalı tarafın bu senetlerin asıllarını sunamaması, bunların davalıya teslim edildiğine ilişkin belge sunamamasından kaynaklı olduğu, Ticari defterlerin sahipleri lehine delil olabilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması, bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, dosyada tarafların ticari defterlerinin açılış kapanış onaylarının yapılmış olması ile birlikte davacı ve davalı kayıtlarında yer alan bir takım bilgilerin diğer taraf kayıtlarında yer almadığı, dolayısı ile her iki tarafın ortak kayıtlarında yer alamayan bilgilerin taraflar lehine değerlendirilemeyeceği, bununla birlikte tarafların ticari defterlerinde yer alan kendi aleyhlerine olan kayıtların kendileri yönünden aleyhe delil tespit edeceği, bu delillerin aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanabileceği, kambiyo senetlerinin ödeme aracı olduğu, kural olarak illetten mücerret oldukları, dosya kapsamında kambiyo senedi olarak davacı tarafından davalı taraftan alınan fatura karşılığı mal ve hizmet için verildiği, davacının verildiği müşteri senetlerinin sebebe bağlandığı, bu sebebin davalı tarafından da kabul edildiği, davaya konu senetlere ilişkin protesto çekildiği, davacı tarafın bu senetlere için yapılmış ayrıca bir ödemesinin olmadığı, davacı tarafın senet asılları verilmeden ödeme talep edilemeyeceğine dayandığı, mükerrer tahsilata sebebiyet verilmemesi ve aynı anda ifa kuralları uyarınca davalı tarafından senet asılları sunulmadan davacıdan ödeme talep edemeyeceği, davalı tarafın senet asıllarını davacıya teslim ettiğine ilişkin belge sunamadığı, bu nedenle senetlerin davacı tarafın borcuna eklenmesini yerinde olmadığı, davacı tarafın davalı tarafın faturalarından daha fazla miktarda yapmış olduğu ödemelere ilişkin davacı davalı taraftan alacaklı olacağı, aslının sunulmaması ile bunların protesto masrafları ile birlikte 240.069,83 TL'nin davacı tarafın borcundan çıkartılması halinde davalı kayıtlarına göre (275.399,53 TL-508.993,95 TL;) -233.594,42 TL davalı tarafın davacı tarafa borcunun olacağı, buna ilaveten ... bankası tarafından gönderilen üç adet ödemeden 4.748,00 TL'nin davalı ticari defterinde kayıtlı olması nedeniyle diğer 20.000TL bedelli iki ödemenin davacı alacağı olarak eklenmesi halinde davalı tarafın (-20.000,00 TL- 233.594,42 TL)253.594,42 TL borcunun olacağı, davacı taraf kayıtlarına göre ise, ... bankası yazı cevabındaki iki ödemenin eklenmesi ile (96.373,78 TL+20.000,00TL) 116.373,78TL davacı tarafın alacağı olacağı icra dosyasında talep edilen alacak miktarını daha az olması nedeniyle taraflar arasındaki ticari defter farklılıklarının bu şekilde giderilerek ve taleple bağlı kalarak aşağıdaki şekilde karar verildi..."gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ İLE,Davalının Bakırköy 16 İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynen devamına, -Devamına karar verilen alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %10,00 oranında ticari temerrüt faizi işletilmesine,2-Alacağın faturaya dayalı olduğu likit olduğu anlaşılmakla takibe konu miktar olan 91.368,85 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının kötüniyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bakırköy 6’ncı Asliye Ticaret Mahkemesi Kararında; taraflar arasındaki ticari ilişki gereği müvekkili şirketin kural olarak “Alacaklı”, buna karşılık davacı şirketin de kural olarak “Borçlu” olduğuna dair hüküm kurduğuna göre; davacı şirketin müvekkili şirketten alacaklı olabilmesi için, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete satılan bir malın teslim edilmemiş veya ayıplı olarak teslim edilmiş olması veya müvekkili şirket tarafından davacı şirkete verilen bir hizmetin yerine getirilmemiş veya ayıplı olarak yerine getirilmiş olması gerektiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkide davacı şirketin alıcı müvekkil şirketin satıcı olduğu, yani taraflar arasındaki ticari ilişkide müvekkil şirketin kural olarak “alacaklı”, buna karşılık davacı şirketin de kural olarak “borçlu” olduğunu belirlediğini, Mahekemenin bu sonuç ve kanaatine aynen katıldıklarını, davacı şirket tarafından davalı şirketten 91.368,85 TL karşılığı mal ve hizmet alamadığını iddia ettiğini, hem Türk Medeni Kanunu madde 6, hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 190/1 gereği davacı davasını ispat etmesi gerekirken, davacı şirketin buna ilişkin herhangi bir ispatta bulunamadığını, tam tersi müvekkil şirkete, davacının verdiği müşteri senetlerinin ispat yükü kendisinde olmasına rağmen senet bedellerinin ödenmediğinin ispat yükünün kanuna aykırı olarak davalıya yüklendiği, Mahkemece davacı şirketin kural olarak “Borçlu” olduğuna dair hüküm kurduğuna göre; davacı şirketin müvekkil şirkette ciro ettiği, ancak davacı şirket müşterilerinin ödememesi sebebiyle müvekkil şirket tarafından davacı şirkete iade ettiği senetlerin, iade edildiği ispatlanamadığı için ödenmiş olduğunun kabul edilmesi, davacı şirketi alacaklı yapmayacağı, olsa olsa müvekkil şirketin alacağını azalttığını, Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamaması sebebiyle kendi lehlerine delil olamayacağını kabul etmesine rağmen bu tespite aykırı olarak davacının ticari defterleri esas alınarak davacı lehine hüküm kurulduğunu, Mahkemece dava konusu uyuşmazlığın tarafların ticari defterleri ile değil, diğer kesin delillerle ispatlanabileceğine dair hüküm kurduğuna göre, üstelik alacaklı olduğunu ispat yükü davacı şirkette bulunmasına rağmen, müvekkil şirketçe dosyaya sunulan dava konusu senetlere ilişkin protesto evrakları vasıtasıyla söz konusu senetlerin ödenmemiş olduğu ispatlanmış olmakla, davacı şirketin borçlu olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, Mahkemece de dava konusu senetlerin protesto edilmiş olmasının, söz konusu senetlerin ödenmemiş olduğunu göstereceğini, ancak senetlerin dosyaya sunulmamış olması sebebiyle, tahsilatta mükerrerlik olmaması adına senet asılları sunulmadan söz konusu bedellerin davacı şirket borcuna yazılamayacağını belirttiğini, Bakırköy 6’ncı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bu sonuç ve kanaatine katılmanın imkansız olduğunu, belirttiği üzere dava konusu uyuşmazlıkta tarafların ticari defterlerinin kendi lehlerine delil olamayacağını, bu sebeple davanın senet veya diğer kesin delillerle ispatlanabileceğini belirlediğini, davalı tarafından da senetlerin ödenmediği hususunun ispat edildiğini, ispat yükü üzerinde olmamasına rağmen davalı şirket █████/2023 tarihli beyan dilekçesi ile; söz konusu senetlerden çek olanlarının muhatap bankalarına ilgili çeklerin ödenip ödenmediği, ödendi ise kime ödendiğinin sorulması için müzekkere yazılması talep ettiğini, ... ... AŞ’den gelen █████/2023 tarihli müzekkere cevabında yer alan dekontlara göre; toplam değeri olan 202.930,00 TL olan dava konusu senetlerden çek olanlarının yalnızca 24.748,00 TL kısmı ödediğini, böylece dava konusu senetlerden çek olanlarının bazılarının ödendiğini, bazılarının ise ödenmediğine ilişkin evraklar vasıtasıyla diğer senetlerin de bir kısmının ödenmemiş olabileceğini ispatlandığından, müvekkil şirketin davacı şirkete borçlu olmadığı, tam tersine müvekkil şirketin davacı şirketten toplam 178.182,00 TL tutarında alacaklı olduğu somut deliller ile ispatlandığını, bonolar yönünden senetlerin borçlularına yazılacak müzekkerelerden gelecek cevaplarla dava konusu senetlerin ödenip ödenmediği belirlenebileceğine göre, davacı şirket ticari defterlerine göre karar verilmemesi gerektiğini ve kararın kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında davalı tarafından davacıya baskı makine ve parçaları satışı ve servis hizmeti verilmesine ilişkin hukuki ilişki olduğuna ve davalı tarafından düzenlenen faturaların karşılığının davacı tarafından müşteri senetleri ve çek ile ödendiğine dair ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı vekili, davacı tarafından açık hesapta görünen bakiye miktarda davalıya çek ve bonolar ile ödeme yapılmasına rağmen bu ödeme karşılığında davalının davacıya ürün teslim etmediğini iddia etmiş, davalı vekili davacının iddialarının aksine davalının davacıdan alacaklı olduğunu savunmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonrası düzenlenen kök ve ek raporlarda davacının ticari defterlerine göre davalıdan 96.373,80 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıdan 6.495,42 TL alacaklı olduğu, tarafların ticari defterleri arasında 102.869,22 TL cari hesap farkının bulunduğu, bu farkın davacının ticari defterlerinde davalıya 2018 yılında yapılan ödemenin 392.830,46 TL olarak gözüktüğü ve 2017 yılı devir bakiyesinin 258.265,14 TL olduğu, davacının ticari defterlerinde yer alan 11.500,00 TL davalının ticari defterlerinde yer almadığı ve davacı tarafından dayanak belgesinin sunulmadığı, ayrıca davacı tarafından davalıya 2017 ve 2018 yılında verilen çek ve senetlere ilişkin ödeme belgelerinin sunulmadığı, davalının ticari defterlerinde ise davacı tarafından davalıya 2018 yılında kredi kartı ve banka kartı ile 117.038,25 TL ödeme yapıldığı, 298.127,79 TL senet ve çek verildiği, 240.069,83 TL masrafları ile birlikte protestolu senetlerin ve 93.807,91 TL virman kayıtlarının davacının defterlerinde yer almadığı tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerinde yer alıp davalının ticari defterlerinde yer almayan 11.500,00 TL bedelli işlemin dayanak belgesinin sunulmadığı, yine davalının ticari defterinde yer alıp davacının ticari defterinde yer almayan 93.807,91 TL virman kayıtlarına ilişkin dayanak belgelerin sunulmadığı, davalı defterinde yer alan ve protesto ve karşılıksızdır işlemi yapılan bono ve çeklere ilişkin bedelin 202.930,00 TL olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından bu senet ve çeklere ilişkin ödeme belgelerinin sunulmadığı, tarafların ticari defterleri arasındaki düzeltmeler yapıldığında davalının davacıdan 5.600,33 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olup davalıda kayıtlı olmayan 11.500,00 TL bedelli işlemin ve davalının ticari defterinde yer alıp davacının ticari defterinde yer almayan 93.807,91 TL virman kayıtlarının dayanak belgeleri sunulmadığından bu kayıtlara itibar edilmemesi yerindedir. Taraflar arasındaki temel ihtilaf 2018 yılında davalının ticari defterlerinde ödenmemesi sebebiyle protesto edilen ve karşılıksız kalan çek bedeli olarak kayıtlı olan ve dayanak belgeleri sunulan 202.930,00 TL bedele ilişkin davacı tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve davacının bu bedeli davalıya borç olarak defterine kaydetmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir. Davalı tarafından senetlerin ödenmediği ve davacıya iade edildiği savunulmuş ise de bu husus yazılı deliller ile ispat edilmemiştir. Mahkemece verilen süreye rağmen senetler de ibraz edilmemiştir. Davalı vekilinin senetlerin iade edildiği savunmasına göre de senetlerin iade edilmesi senetlerin ödendiğine karine teşkil ettiğinden davalı tarafından bu karinenin aksi ispat edilememiştir. Mahkemece bu hususlar gözetilerek davacı alacağının hüküm altına alınması isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.241,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.560,35 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.681,05 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.