İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticaret sicilince reddedildiği iddia edilen bağımsız denetçi seçimi tescil talebine itiraz davasının konusuz kalmasına ilişkin istinaf başvurusunu incelemiştir.
Özet: Bir şirketin bağımsız denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararının tescili için ticaret sicil müdürlüğüne başvurması üzerine, müdürlüğün yönetim kurulu süresinin dolması gerekçesiyle tescil talebini reddetmesi veya iade etmesiyle başlayan uyuşmazlıkta, şirket müdürlüğün işleminin hukuka aykırı ret olduğunu iddia ederken, sicil müdürlüğü ise talebi eksiklikler nedeniyle iade ettiğini ve yargılama sürecinde eksiklikler giderilerek tescil işleminin tamamlandığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını savunmuş ve mahkeme de bu doğrultuda esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtirazİSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirketin, bağımsız denetçi seçimine ilişkin 20.05.2025 tarihli Olağan Genel Kurul Kararı’nın tescil talebinin, Davalı ... Sicil Müdürlüğünce reddedildiği, bu ret gerekçesinin ise yönetim kurulu süresinin sona ermiş olması nedeniyle şirketin organsız kaldığı şeklinde belirtildiği, Oysa ki, bağımsız denetçi seçiminin Türk Ticaret Kanunu’nun 408. maddesi uyarınca genel kurulun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında bulunduğu, yönetim kurulu süresinin dolmasının bağımsız denetçi seçiminin yapılmasına ve tesciline engel teşkil etmeyeceği, Kaldı ki, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatları uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin sona ermesiyle üyelik sıfatının kendiliğinden sona ermeyeceği, bu halde yönetim kurulunun acil ve zorunlu işleri yürütebileceği, dolayısıyla olağan genel kurul toplantısına davetin ve toplantının usulüne uygun olduğu, Davalı Müdürlüğün, tescil talebini TSY m.34/2 uyarınca iade işlemi kapsamında değerlendirmesinin de yerinde olmadığı, zira iade için öngörülen “eksikliklerin tamamlanması” müessesesinin burada uygulanamayacağı, yapılan işlemin TSY m.35 kapsamında ret işlemi niteliğinde bulunduğu, buna rağmen gerekçeli ret kararının usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, Ayrıca gerek İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi gerekse Asliye Ticaret Mahkemelerinin emsal kararlarında da, davalı müdürlükçe iade olarak nitelendirilen işlemlerin gerçekte ret kararı hükmünde olduğunun açıkça ortaya konulduğu, Bu itibarla, 20.05.2025 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı müdürlüğün ret kararının Türk Ticaret Kanunu’na ve yerleşik içtihatlara aykırılık teşkil ettiği, Sonuç olarak, davalı müdürlüğün 23.05.2025 tarihli ve ... tahakkuk numaralı tescil talebinin reddine dair kararının kaldırılması, Müvekkili Şirketin bağımsız denetçi atamasına ilişkin genel kurul kararının ticaret siciline tescili ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünün, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığı, davaya konu şirket hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığı, müvekkili tarafından, dava konusu tescil talebinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 kapsamında incelenmiş ve tescil başvurusu da, saptanan eksikliklerin giderilerek tamamlanması için iade edilmiş olup; dava konusu tescil talebinin reddine dair verilmiş bir red kararı bulunmadığı, ticaret sicil müdürlükleri, ancak açık bir şekilde red kararı yazılması talep edildiğinde, red kararı yazmakta ve verdiği red kararlarını da posta yolu ile veyahut da elden ilgiliye tebliğ etmekte ve tescil başvuru evrakı ile birlikte, söz konusu red kararı da ilgili şirketin sicil dosyasına kaydedildiği, dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede, dava konusu tescil başvurusu hakkında herhangi bir red kararı yazılmadığı ve yalnızca, evrakın iade edildiği anlaşılmış olmakla; iade ile red kararının da aynı hukuki niteliği haiz bulunmadığı, red kararı yazılmadan dava açılmasının neticesi olarak ve red kararı bulunmasının dava neticesi olması gerektiğini ispatlar şekilde, dava konusu tescil başvurusu ile ilgili nihai karar niteliği bulunmayan iade ile ilgili eksiklikler giderilerek ve konu yeniden değerlendirilerek dava konusu tescil işlemi tamamlandığı için, huzurdaki davanın açılmasında herhangi bir hukuki yarar da kalmadığı, tescil başvurusunun iadesi ile reddine karar verilmesi hem usuli olarak hem de fiili sonuçları bakımından birbirinden farklı olduğu, red kararı, ticaret sicili müdürlüklerinin tescil ile ilgili nihai hükmü olduğu halde; red kararı verilmemiş ve davanın açıldığı tarihte yalnızca iade edilmiş bulunan dava konusu evrak-tescil başvurusu bakımından, iade sürecinde; konu, müvekkili tarafından yeniden değerlendirilerek, dava konusu tescil başvurusundaki mevzuata uygun iade gerekeçesi ilgili eksikliğin de giderildiği anlaşıldığından, tescil işlemi tamamlanmış olup; huzurdaki dava da konusuz kaldığı, dava konusu şirketin yönetim kurulu üyelerinin 2024 yılında süresinin bittiği tespit edilmiş olup; tescili istenen genel kurulda,yönetim kurulu seçilemediği için, organsızlık hali ortaya çıktığı değerlendirilerek tescil başvurusu mevzuata uygun olarak iade edilmişse de; gündemde yer aldığı halde, yönetim kurulu seçiminin yapılamamasının, finansal tabloların ertelenmesi ile ilgili olduğu ve yine, ertelenen finansal tabloların görüşülüp aynı zamanda yönetim kurulunun seçiminin yapılacağı yeni genel kurul ile ilgili gündem ilanına da çıkıldığı da, iade sonrası gelen şirket yetkilileri tarafından ortaya konulduğundan; yani yönetim kurulunun seçimi yapılarak organsızlık halinin giderilmesi için işlem yapıldığı kanıtlandığından ve bağımsız denetçi seçimi de zorunlu bir husus olduğundan; iade edilen dava konusu genel kurulun, bu kez müvekkili tarafından tesciline karar verildiği, bu nedenlerle; haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..dava konusuz kaldığı anlaşıldığından esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle davacı yanın dava açmakta haklı olması nedeni ile HMK.m.331/1 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine" karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından red kararı bulunup bulunmadığının, iade işleminin gerçekte bir red kararı olup olmadığının araştırılması için kararın kaldırılmış bulunmasına rağmen mahkeme tarafından bu konuya dair hiçbir araştırma yapılmaksızın, dava konusu tescil işleminin tamamlanmasından bahisle davanın konusuz kaldığına karar verilerek müvekkili müdürlük aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedildiğini, Ticaret Sicili Müdürlüğünün, 6102 sayılı TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, bilindiği üzere; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.407/f.2 ve bu hükme ilişkin ikincil mevzuat kapsamında, 28.11.2012’de (28481 sayılı) Resmi Gazete’de yayımlanan “Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları ile Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik” m.17’de; yönetim kurulu üyelerinden birinin, genel kurul toplantısında hazır bulunmasının şart olduğu ve yine, genel kurul toplantı tutanağının da, mezkur Yönetmelik m.16 gereğince, yönetim kurulu tarafından hazırlandıktan sonra, toplantıda hazır bulunan yönetim kurulu üyelerinden biri tarafından imzalanması gerektiğinin düzenlendiğini, diğer yandan; dava konusu tescili istenen genel kurul, süresi dolan yönetim kurulu üyeleri tarafından toplantıya çağrılmış olup; tescili istenen genel kurulda yönetim kurulu seçimini öncelikle görüşülmesi gerektiği ve bu yapılmadan evvel başka bir karar alınması; yani yönetim kurulu seçimi yapılmadan denetçi atanmasının mümkün olmadığı ve genel kurul toplandığı halde, yönetim kurulu seçimi yapılamıyorsa, organ eksikliğinden bahsedilmesinin dahi mümkün olduğunun açık olduğunu, davaya konu şirket hakkında, ilgili mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde bir red kararı yazılmadığını, nitekim, red kararı, ticaret sicili müdürlüklerinin tescil ile ilgili nihai hükmü olduğu halde; red kararı verilmemiş ve davanın açıldığı tarihte yalnızca iade edilmiş bulunan dava konusu evrak-tescil başvurusu bakımından, iade sürecinde; mevzuat gereği seçilmesi zorunlu bir husus olan bağımsız denetçi tescili yapılmamasının şirketi olumsuz etkileyeceği konusunda T.c. Ticaret Bakanlığı ile de mutabık kalınarak ve yine, davacının yönetim kurulu seçimine dair 05.05.2025 tarihli gündem ilanının bulunduğu, yönetim kurulu seçme yönünde bir iradesi de gözetilerek konu yeniden değerlendirilmiş ve tescil işlemi tamamlanmış olup; aynı evrakla ve tahakkuk fişi, kullanılarak tescil yapılabilmiş olması da bir red kararı bulunmadığının açık bir kanıtı olduğunu, tescil başvurusundaki tamamlanabilir eksikliklerin tamamlanabileceği, düzeltilebileceği ve/veya yine, iade gerekçesi ile ilgili olarak tescil başvurusunda bulunanların itirazlarının değerlendirileceği bir aşama olan iade sürecinde; yani dava konusu tescil başvurusundaki mevzuata uygun iade gerekçeleri ile ilgili olarak, nihai karar mahiyetindeki red kararı bulunmaksızın ve aslında, iade süreci sonucunda, kararın kesin olarak reddedilip reddedilmeyeceği beklenmeksizin açılan huzurdaki davanın öncelikle, red kararı bulunmadan dava açıldığı için dava şartı yokluğundan reddi ve bu bakımdan da, davanın açılmasına müvekkilin neden olmadığı açık olduğundan müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi ve her halükarda, gelinen aşamada, dava konusu iade işlemi ile ilgili eksikliğin giderildiği anlaşılarak tescil işleminin de tamamlandığını, yani davanın konusuz kalmasının, yukarıda ortaya çıkan yeni gelişmelerle ilgili olması ve davanın açılmasına sebep olan iadede müvekkilinin hatasının bulunmamasına, davanın açılmasının müvekkilin hatalı bir işleminden kaynaklanmamasına göre davanın açılmasına neden olmayan müvekkili aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesinin hukuka ve mevzuata aykırı olup, bu kararın kaldırılması gerektiğini, hukuka ve mevzuata uygun işlem tesis eden müvekkili müdürlük dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, bu nedenle, müvekkilinin "yargılama masrafları"ndan ve "vekalet ücreti"nde sorumlu tutulamayacağını, istinaf taleplerinin kabulü ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.03.2026 tarih ve ████████ E ████████ K sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde 'kaldırılmasını' ve müvekkili Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediği gözetilerek, talepleri doğrultusunda yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraza ilişkindir. Dairemizin kaldırma ilamı üzerine yapılan yargılama sonunda ilk derece mahkemesince konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Dosya kapsamından, davacı şirketin 20.05.2025 tarihinde 2024 mali yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yaparak bağımsız denetçi seçimine ilişkin karar aldığı, bu kararın tescili ve ilanı için 22.05.2025 tarih ve ... talep numarası ile MERSİS üzerinden başvuru yapıldığı, sonrasında 23.05.2025 tarih ve ... tahakkuk numarası ile davalı müdürlüğe tescil başvurusu yapıldığı, davalı müdürlüğün internet sitesindeki "tescil sorgulama" ekranından 28.05.2025 tarihinde yapılan tescil sorgusuna göre "şirketin yönetim kurulu süresi dolduğu için şirket organsız kaldığı ancak yönetim kurulu seçimi yapıldığında tescil işlemlerinin yapılabileceği" gerekçesiyle istemin iade edildiği anlaşılmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 28/1. maddesine göre tescil istemi, ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. TTK'nın 34. maddesine göre ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Görüldüğü üzere TTK'nın 34. maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 22. maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür. Dosyaya sunulu 12.06.2025 tarihli ticaret sicil gazetesinin incelenmesinden, dava tarihinden sonra tescili istemine konu bağımsız denetçi seçimine ilişkin genel kurul kararı tescil ve ilan edilmiş olup, Mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir Somut olayda davalı Sicil Müdürlüğünün 23.05.2025 tarihli "şirketin yönetim kurulu süresi dolduğu için şirket organsız kalmıştır Ancak yönetim kurulu seçimi yapıldığında tescil işlemleriniz yapılabilecektir." şeklindeki cevabının, tescil isteminin reddine yönelik karar niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde değildir.TTK'nın 407/2.maddesi uyarınca, genel kurulda murahhas yönetim kurulu üyelerinin ve diğer üyelerden en az birisinin bulunmasının zorunlu olduğu, diğer yönetim kurulu üyelerinin de toplantıya katılıp görüş bildirebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Bakanlık Temsilcileri Hakkında Yönetmelik'in 16. maddesinde, toplantıda hazır bulunacaklar listesinin (hazirun cetvelinin) yönetim kurulu tarafından hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Yönetmelik'in 17. maddesi uyarınca, genel kurul toplantısına murahhas üyeler ile diğer yönetim kurulu üyelerinden en az birinin katılmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Düzenleme, TTK'nın 407/2. maddesiyle paraleldir. Yönetmelik'in 16. maddesinde ayrıca, genel kurul tutanağının yönetim kurulu başkanı veya görevlendireceği üye tarafından imzalanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu hukuki düzenlemeler ışığında somut olaya gelindiğinde; davacı şirketin yönetim kurulu tarafından genel kurul çağrısının yapıldığı, toplantıda yönetim kurulu üyesinin hazır bulunduğu, böylece yasal zorunluluğun yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan anonim şirketlerde görev süresi biten yönetim kurulu üyelerinin bu sıfatlarının kendiliğinden düşeceğine dair bir hüküm bulunmaması nedeniyle yönetim kurulunun yeni yönetim seçilene kadar olağanüstü ve acil durumlar için görevlerine devam edeceklerinin kabulü gerekir. Bu nedenle, yönetim kurulu üyelerinin görev süresinin bitmesiyle şirketin kendiliğinden organsız kaldığından söz edilemez.Eldeki uyuşmazlıkta davalı müdürlüğün, davacı şirketin 20.05.2025 tarihli genel kurulunda alınan bağımsız denetçi seçimi kararının tescil isteminin red gerekçesi yerinde olmadığı gibi dava açıldıktan sonra yönetim kurulu seçimine dair bir karar alınmadığı halde anılan genel kurul kararının tescil edildiği gözetildiğinde davalı Müdürlük tarafından tescil isteminin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı anlaşılmakla davalı dava açılmasına neden olmuştur. HMK'nın "esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri" başlıklı 331/1. Maddesinde davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde hakimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiş olup, eldeki uyuşmazlıkta dava tarihi itibarıyla davacı, davanın açıldığı tarihte haklı olup, mahkemece yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026