Tapu iptali ve tescil davasında, miras taksimi iddiasının davacılarca yeterince ispat edilememesi ve Hazinenin husumet yokluğu nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması.
Özet: Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, yerel mahkemenin müşterek muris terekesinin taksim edildiği iddiasıyla davanın kabulüne yönelik kararının, temyiz incelemesinde davacıların sunduğu belgeler ve tanık beyanlarının terekenin usulüne uygun taksimini veya pay temlikini ispatlamaya yetersiz kaldığı, kısmi pay devirlerinin tüm mirasçılar için bağlayıcı olmadığı ve zilyetlik yoluyla mal devrinin mümkün olmadığı gerekçeleriyle iddiaların sübut bulmadığı; ayrıca tapu maliki olmayan Hazine aleyhine husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulmasına hükmedilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Mahkeme kararı davalı ... vekili, davalı ... ve ... ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Kadastro sonucunda Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi, ... çalışma alanında bulunan 34... ve 48... parsel sayılı taşınmazlar ile ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 8 ada 63, 77... ada 36, 1 66... parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... evlatları ... ve ... ile ...evlatları ..., ..., ... ve ... ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar vekili; dava konusu taşınmazların tarafların müşterek kök murisleri ...’ten intikalen geldiği ve mirasçılar arasında yapılan taksimle taşınmazların tam pay ile yakın miras bırakanları ...’ya isabet ettiği iddiasına dayanarak taşınmazlardaki ... ve ... payının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tescilini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili; taşınmazların müşterek kök muristen geldiğini, murisin terekesinin taksim edilmediğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların tarafların müşterek murisleri ...’ten davalıların yakın miras bırakanları ... ve ... ile davacıların yakın mirasbırakanları ...’ya kaldığı, ... ve ...’nin miras paylarına karşılık başka taşınmazları aldıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün bir kısım davalılar vekili ile bir kısım davalı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; kayıt malikleri ... ve ...’nin verasete esas güncel nüfus kayıt örneklerine göre tespit edilecek mirasçıları davadan yöntemince haberdar edilmek suretiyle taraf koşulu sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda müşterek murisin terekesinin taksim edildiği, dava dışı 45... parselin davalılara bırakıldığı, dava konusu taşınmazların ise davacılara isabet ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların davalılar murisleri ... ve ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline hükmedilmiştir.
Toplanan delillere göre çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek kök murisi ...'ten intikal ettiği belirlendiği gibi esasen bu husus taraflar arasında çekişme konusu değildir. Taraflar arasındaki nizalı husus, kök murisin terekesinin yöntemince taksim yahut pay temliki suretiyle tasfiye edilip edilmediğidir.
Taşınmazların müşterek muristen geldiği belli olduğuna göre ispat külfetinin taksim ve pay temlikini iddia eden davacı yanda olduğu kuşkusuzdur. Dosya kapsamında yer alan davacı dayanağı senetler incelendiğinde çekişmeli taşınmazlara aidiyeti tereddütsüz ispat edilemediği gibi bir kısım mirasçılar arasında pay temliki hususunda düzenlenen bu senetlerin terekenin tamamının taksimi anlamına gelmediği, tereke lehtarlarından bir bölümünün payının devrine ilişkin senetlerin diğer mirasçılar yönünden bağlayıcı olmadığı kuşkusuzdur.
Öte yandan dinlenen tanık ve yerel bilirkişi beyanlarının taksim hususunu ispat elverişli olmadığı, terekeye dahil bir taşınmaz üzerinde tereke adına sürdürülen zilyetlik yoluyla terekeden mal devrinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca iddianın sübuta ermediği belirlendiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise eldeki davanın tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu, bu tür davalarda husumetin tapu maliklerine, tapu maliklerinin ölü olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi gerektiği, somut olayda davalı Hazinenin kayıt maliki olmadığı anlaşılmakla adı geçen yönünden husumet yokluğundan davanın reddi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle davalı ... vekili, davalı ... ve ... ile davalı Hazine vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz edenler tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde iadesine, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Çaycuma 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!