Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, imar planına alınan taşınmazda bozma sonrası çelişkili bilirkişi raporlarına rağmen eksik inceleme.
Özet: Yüksek mahkeme, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılan ve davacının 50 yıl önce babası tarafından ıslah edilerek tarım ve konut amaçlı kullanıldığını iddia ettiği taşınmaz hakkındaki yerel mahkeme kararını incelemiştir. Yerel mahkeme, önceki bozma kararına uyarak taşınmazın imar-ihya ve olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisap şartlarının oluştuğuna hükmedip tescile karar vermişse de, yüksek mahkeme, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, özellikle taşınmazın durumu ve ıslah niteliği hakkında bozma öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini ve taşınmazın gerçekten devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık alan mı yoksa ekili arazi mi olduğunun netleştirilmesi gerektiğini belirtmiştir.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bitlis 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığı, ancak yargılama aşamasında imar planı kapsamına alınan dava konusu bir kısım taşınmaz alanının Hazine adına tescil edildiği, bir kısmının ise yol olarak imar planında yer aldığı anlaşılmıştır.
Davacı; mirasbırakan babası ...'ın Bitlis ili, Merkez ilçesi, ... köyü çalışma alanı içerisinde bulunan dava konusu yeri yaklaşık 50 yıl önce emek ve mesai sarf ederek ıslah edip bir bölümüne de ev yaparak uzun süre kullandıktan sonra çocukları arasında yaptığı taksim sonucu kendisine verdiğini ileri sürerek taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup imar planı içerisinde kaldığını, imar-ihya ve zilyetlik yollarıyla iktisap edilmesinin mümkün olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen dava ve duruşmalara katılmamış davaya karşı savunma getirmemiştir.
Bitlis 2. Asliye Hukuk Mahkemenin 02.11.2010 tarihli ve ████████ Esas, ████████
Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazda imar-ihya işleminin yapılmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14... . maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairenin 04.10.2023 tarih ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmı ile; dava konusu taşınmaz bölümünün imar planının kapsamına alındığı tarihe kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... . maddesinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mera vasfıyla tescil edildiği, 2007 senesinde cins değişikliği yapıldığı, taşınmazın 2007 yılında imar planına alındığı, dava konusu taşınmaza komşu aynı kök parsel içinde yer alan taşınmazlar yönünden Bitlis Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ile ████████ Esas sayılı dava dosyalarının incelenmesinde dava konusu taşınmazın 1955 yılı kadastro çalışmaları neticesinde tescil harici bırakılan alanlardan olduğu, ████████ Esas sayılı dosyada davanın kısmen kabulüne, ████████ Esas sayılı dosyada ise kabulüne dair verilen kararların temyiz incelenmesi neticesinde onanarak kesinleştiği, davaya konu taşınmazın özel mülkiyete konu edilmesine engel bir durumun bulunmadığı, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasının dava tarihinden en az 35 yıl öncesinde tamamlandığı ve taşınmazın evvelinden itibaren sebze ekmek, devamında meyve ağacı dikmek suretiyle tarımsal amaçla kullanıldığı, yerlerin tarıma elverişli arazi olduğu, kurumlardan gelen diğer cevabi yazılar gözetilerek davacı adına tesciline engel bir durum olmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesinde ve 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen olağanüstü zamanaşımı şartlarının gerçekleştiği ve davacı lehine tescil şartlarının oluştuğu gözetilmekle fen bilirkişi raporunda Bahçe-1 içerisinde yer alan (E1) ve (E3) harfleri ile gösterilen, Bahçe-2 içerisinde kalan (E5) ve (E7) harfleri ile gösterilen, Bahçe-3 ve Bahçe-4 olarak gösterilen taşınmazlar yönünden tescile; yol olan Bahçe-1 içerisinde kalan ve (E2) harfi ile gösterilen ve Bahçe-2 içerisinde kalan (E6) harfi ile gösterilen taşınmazlar yönünden ise mülkiyetin tespitine karar verilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece bozma ilâmına uyulduğu halde, bozma ilâmının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Dosya içeriğinde bozma öncesi ve bozma sonrası alınan raporlar arasında çelişki mevcut olup bozma öncesi aldırılan 17.11.2008 tarihli teknik bilirkişi raporunda "....dava konusu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve derelerden olduğu" yönünde tespitte bulunulmuş olup, 22.10.2010 tarihli kontrol mühendisi ek raporunda "... hava fotoğrafında bahse konu olan yerin bir kısmının ekili araziye denk geldiği ancak fotogrametrik değerlendirme aleti bulunmadığından taşınmazın ne kadarlık kısmının ekili araziye isabet ettiğinin tespit edilemediği" belirtilmiş, bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada aldırılan 04.07.2024 tarihli fen bilirkişisi raporunda ise "...dava konusu yerin bir kısmının isabet ettiği 7 92... parsel numaralı taşınmaz öncesinde; ... köyü 3 parsel numaralı mera vasıflı taşınmaz önce cins değişikliği ile arsa vasfına dönüştürülmüş akabinde ayırma çapı düzenlenerek davalı yerin bulunduğu kısım imar uygulamasına tabi tutulmuş, sonrasında 2013-2014 yıllarında yapılan Kadastro yenilemesi çalışması ile 7 92... parsel numarasını alarak ... Mahallesine taksimatı yapılmıştır. Sonrasında mahkeme kararına istinaden ifraz edilerek 7 92... parsel haline gelmiştir. Yine dava konusu yerin bir kısmının isabet ettiği 12 70... nolu parsel ile 12 71... parsel numaralı taşınmaz 2022 yılında yapılan imar uygulaması ile 7 92... parsel numarası ile Hazine adına tescil edilmiş ve yine aynı imar uygulaması ile dağıtıma tabi tutularak 12 70... ve 12 71... parsel numarasını aldığı" açıklanmıştır. Bunun yanında, bozma öncesi dosya arasına alınan müzekkere cevaplarında Bitlis ili, Merkez ilçesi, ... köyünde yer alan dava konusu taşınmazın 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık olarak tescil harici bırakıldığı açıklanmış, 10.06.2024 tarihli teknik bilirkişi raporunda ise ... köyünde tesis kadastro çalışmalarının 1955 tarihinde kesinleştiği belirtilmiş; öte yandan, bozma sonrasında Bitlis Tapu Müdürlüğünün 11.11.2024 tarihli müzekkere cevabı ile dava konusu ... köyü 3 parsel sayılı taşınmazın mera kütüğü ve meradan arsaya vasıf değişikliğine ilişkin belgelerin dosya arasında celp edildiği görülmüştür. Bu durumda, bozma öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporları ve müzekkere cevapları arasında taşınmazın niteliği, evveliyatı, bulunduğu yer ve imar-ihya durumu bakımından açık çelişki bulunduğu anlaşılmakta olup söz konusu çelişkiler giderilmeden hüküm kurulması doğru değildir.
Hâl böyle olunca; Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazların yeri doğru şekilde tespit edilerek hangi köy/mahallede yer aldığı, yörede mera tahsis çalışması yapılıp yapılmadığının, dava konusu taşınmazlara ve komşu parsellere ilişkin davalar sonuçlanmış ve kesinleşmiş ise mahkeme ilamları ile Yargıtay ilâmlarının örneklerinin, söz konusu mahkeme ilamlarında hükme esas alınan kayıt ve belgeler mevcutsa kayıt ve belgelerin tüm tesis ve tedavülleri ile varsa haritaları komşu parseller ve tedavülleri, komşu parseller ve içinde bulunduğu parsel ile olan sınırları işaretlenerek dosyaya eklenmeli; bundan sonra üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi, harita mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla keşif icra edilmeli; keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, kamu orta malı-mera niteliğinde olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; toprak tevzi çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazla ilgili ne gibi bir işlem yapıldığı belirlenmeli; keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ve toprak tevzi evrakı ile denetlenmeli; ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, önceki ziraat bilirkşi kurulu raporunun da değerlendirildiği, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine taşınmazı kapsayan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını belirten rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli, koordinatlı, kadastro paftasını çakıştırmalı olarak gösteren denetime uygun ve önceki raporları da değerlendiren rapor istenmeli; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların mera parseli olduğunun belirlenmesi hâlinde ise parsel hakkındaki kadastro tespitinin 1955 yılında yapıldığı da gözetiliğinde 3402 sayılı Kanunu'nun 12/3. maddesi kapsamında değerlendirilme yapılması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular gözetilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazlardan Bitlis ili, Merkez ilçe, ... Mahallesi 7 92... parsel sayılı taşınmazın krokide (E1) harfi ile gösterilen 346,92 metrekarelik bölüm, (E5) harfi ile gösterilen 47,36 metrekarelik bölüm, Bitlis ili, Merkez ilçe, ... Mahallesi 12 71... parsel sayılı, (E3) harfi ile gösterilen 221,20 metrekarelik bölüm, (E7) harfi ile gösterilen krokide Bahçe-3 ile gösterilen 205,73 metrekarelik ve Bahçe-4 ile gösterilen 1065,86 metrekarelik bölümün yargılama aşamasında tapuya Hazine adına tescil edildiği anlaşılmakla bu taşınmazlar yönünden davanın tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü gözden kaçırılarak Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğinin yasal hasım olduğu yönündeki yanılgılı değerlendirmeyle yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerden ötürü davalı ... vekili ile davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın Bitlis 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!