İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin bakım onarım hizmeti faturası kaynaklı itirazın iptali davasında verilen kısmen kabul kararının incelendiği istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, davacının davalıya sağladığı bakım ve onarım hizmetine ilişkin ödenmemiş bir faturadan kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itiraz etmesi üzerine açtığı itirazın iptali davasında, faturanın gönderildiğini ve içeriğine itiraz edilmediğini belirtirken; davalı, hizmeti almadığını, faturanın tebliğ edilmediğini ve ispat yükünün davacıda olduğunu ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiş, yerel mahkemenin davanın kısmen kabulüne dair kararı üzerine her iki tarafın yaptığı istinaf başvurusu ile dosya, icra takip dosyası, fatura ve ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi ışığında değerlendirilmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ███████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; davacı vekili davalının icra müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, 03.02.2020 tarihli ve 13.200,00-TL bedelli faturaya konu bakım ve onarım hizmetinin davalıya verilerek faturasının davalıya gönderildiğini, fatura içeriğine davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını, ödemesinin de yapılmadığını, bunun üzerine aleyhine Karşıyaka 1. İcra müdürlüğünün ████████ esas sayılı dosyasından ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını, beyanla davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, Asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde dava dilekçesinin usulüne uygun tanzim edilmediğini, dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği, dayanılan hukuki sebepler beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ettiğinin belirtilmesi gerektiğini, bu unsurları taşımadığını, davacı tarafa bu eksikliklerin tamamlanması için süre verilmesini, tamamlanmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, salt faturanın varlığının yeterli olmadığını, fatura içeriği hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini ve bu ispatın da yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, buna ilişkin bir bilgi yada belgenin dosyaya sunulmadığını, faturanın tebliği hususunun da ortaya konulamadığını, davacının faturanın müvekkiline tebliğ edildiğini ve hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altında olduğunu, müvekkili tarafından fatura içeriğinde yer alan bakım ve onarım hizmetinin alınmadığını beyanla davanın reddine, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Davacı vekili delil olarak, icra dosyasına, 03.02.2020 tarihli faturaya , ticari defter ve kayıtlara, tanık, bilirkişi, keşif, yemin ve her türlü yasal delile dayanmıştır.
Davalı vekili karşı delil olarak, icra dosyasına, ticari defter ve kayıtlara, bilirkişi incelemesi, tanık ve her türlü yasal delile dayanmıştır.
Karşıyaka 1. İcra müdürlüğünün ████████ esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının .... Şti., borçlusunun ... A.Ş. olduğu, takip tarihinin █████/2022 olduğu, takip talebinde 15.576,00-TL Fatura (İstenen:%16.75 Yıllık Diğer), 4.655,83-TL █████/2020-█████/2022 İşlemiş Faiz olmak üzere 20.231,83-TL Toplam Alacak talebinde bulunulduğu takip tarihinden itibaren asıl alacağa ticari temerrüt faizi uygulanması talebinin bulunduğu, takip dayanağı belge açıklamasında Fatura 15.576,00 TL belirtildiği, takip talebi ekinde GIB2020000000002 numaralı █████/2020 tarihli E-Fatura suretinin sunulduğu, ödeme emrinin borçluya █████/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu/davalı tarafından █████/2022 tarihinde “Alacaklı tarafça müvekkil aleyhine fatura alacağına ilişkin bir icra takibi başlatılmıştır. Ancak müvekkil, işbu faturaya konu olan husus bakım ve onarım olarak belirtilmiştir. Karşı tarafça müvekkile sunulmuş herhangi bir bakım ve onarım hizmeti bulunmamakta olup belirtilen borç söz konusu değildir. İş bu dilekçe ile müvekkile tebliğ edilen ödeme emrine, borca, faize ve ferilerine yasal süresi içerisinde itiraz etmekteyiz. Zira takip dayanağı olarak gösterilen hususa ilişkin müvekkilin bir borcu bulunmamaktadır. Ayrıca müvekkil temerrüde düşürülmemiş olup ödeme emrinde yer alan faize de itiraz etmekteyiz. Müvekkilin söz konusu takip çerçevesinde herhangi bir borcu bulunmamaktadır" şeklinde beyanda bulunarak takibin durdurulmasını talep etmiştir.
Mahkememizin 26.05.2022 tarihli celse ara kararı gereğince taraf defter ve kayıtları üzerinde ayrı ayrı yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda;
Davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen İstanbul bilirkişi kuruluna kayıtlı bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının tasdik işlemlerinin yasal süresi içerisinde yapıldığını, davacı tarafından davalı adına düzenlenen fatura ilgili dönem BS formunda beyan edildiğini, davacı tarafın kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıya 15.576,00-TL alacaklı olduğunu, bildirmiştir.
Davalı defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucunda ; davacı tarafın hizmet teslim karşılığı olarak düzenlediği, dava konusu GIB2020000000002 numaralı █████/2020 tarihli KDV dahil 15.576,00 TL bedelli faturanın, davalının ilgili dönemin BA formunda bulunduğu ve davalı defterlerinde 03.02.2020 tarih ve 0010 nolu yevmiye maddesinde kayıtlı olduğu, 31.12.2020 tarih ve 315 nolu yevmiye maddesinde ödeme yapılmadan cari düzeltme açıklaması yapılarak usulsüz şekilde kapatıldığı bu nedenle davalının takip ve dava tarihi itibarıyla davacıya 15.576,00 TL borcunun bulunduğu, davacının işlenmiş faiz talebinin hesaplanmasında dosyada hizmetin verildiğine ilişkin irsaliye veya başka bir kanıtlayıcı belgenin bulunmadığını, dava konusu faturanın e - fatura olduğu ve davacı defterlerine faturanın kesildiği 03.02.2020 tarihi ile kayıtlandırıldığından temerrüt tarihinin TTK 1530 Md. 4 a) bendine fatura tarihinden 30 günlük sürenin sonuna göre yapılan hesaplamada 15.576,00 TL lık anaparanın işlenmiş faizinin 4.035,25 TL olduğu ve anapara + faiz toplamının 19.611,25 TL olduğunu, bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca faturaya dayalı açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
Tarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gereken hususların,davacının dava dilekçesinin taşıması gereken unsurları taşıyıp taşımadığı, davacı vekiline bu hususta süre verilmesi gerekip gerekmediği, davacının somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, davaya ve takibe konu faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği, fatura içeriğinde yer alan hizmetin davalıya verilip verilmediği, davacının Karşıyaka 1. İcra müdürlüğünün ████████ esas sayılı dosyasından talep etmiş olduğu alacak kalemlerinin yerinde olup olmadığı, davalının icra dosyasına yapmış olduğu itirazın yerinde olup olmadığı noktalarında olduğu tespit edilmiştir.
Öncelikle davalı tarafın dava dilekçesine ilişkin usuli itirazları mahkememizin █████/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında "Dava dilekçesinin düzenlenmesinin usülune uygun olduğu, iddianın ve maddi vakanın savunmaya elverişli olacak şekilde açıklandığı anlaşıldığından, bu yöne ilişkin davalı vekili itirazlarının reddine." şekli ile karara bağlanmış dava dilekçesinin taşıması gereken unsurları taşıdığı, usulüne uygun olduğu ve somut olduğu karara bağlanmıştır.
Davalı taraf, davacının düzenlediği faturaların ve içeriklerinin müvekkiline teslimi olgusunu ispatlaması gerektiğini, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığını, fatura ve belgelerdeki imzaların davalı şirket yetkilisinin imza ve onayını taşımadığını, hizmetin sunulmadığını ileri sürmüş ise de; sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur.
Her ne kadar davacı tarafından düzenlenen faturaya, davalı tarafından süresinde itiraz edildiği iddia ve ispat edilmemiş ise de, bu husus ispat külfetinin yer değiştirmesine sebep olur. Yoksa işin eksiksiz olarak teslim edildiğini göstermez. İşin eksik teslim edildiğini iddia eden davalı iş sahibi bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Davalının davacının düzenlemiş olduğu takibe konu faturaları kendi defterlerine kaydetmiş olduğu, faturaların ve içeriklerindeki malın davalıya teslimi olgusunun bu şekilde davalı tarafından kabul edilmiş olduğu, davalının faturalara 8 gün içerisinde itiraz ettiğine ilişkin herhangi bir savunma ve delil sunmamış olduğu gözetilerek davalının takibe itirazında haksız olduğu anlaşılmaktadır.Tarafların bilirkişice incelenen ticari defterlerine göre, davacının takip tarihi itibariyle davalının defter kayıtları nazara alınarak davalıdan 15.576,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı takipten evvel temerrüde düşürülmediğinden davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talebi yerinde değildir.
Bütün dosya kapsamı, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile alınan ve birbirini doğrular nitelikteki yukarıda tarihleri belirtilen hüküm kurmaya, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bilirkişi raporlarıda dikkate alınarak davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 20.06.2016 tarih █████████ E. ██████████ K. Sayılı ilamında " Dava konusu icra takibine konu alacak faturaya dayanmaktadır. Dolayısıyla alacak likit, bir başka deyişle bilinebilir, belirlenebilir bir alacaktır. Mahkemece bu husus gözetilerek davacı yararına İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği" belirtildiğinden , icra takip talebinde dayanak faturaların belirtilmiş olması karşısında alacağın likit olduğu..." gerekçesi ile, davanın KISMEN KABULÜNE, davalının Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğü'nün ████████ Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın KISMEN İPTALİ ile takibin, 15.576,00.TL asıl alacak üzerinden takip tarihi itibariyle asıl alacağa değişen oranlarda yıllık ticari avans faizi yürütülmek sureti ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit olduğundan hükmolunan 15.576,00-TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 3.115,20-TL icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme sonucunda hatalı karar verildiğini, TTK'nun 1530. maddesi gereğince davalının temerrüdünün gerçekleştiğini, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini ayrıca davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin dava değerine göre 1.550.00.TL olması gerekirken fazla karşı yan vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iddiasını ispat edemediğini, 03.02.2020 tarihli ve 13.200,00-TL bedelli faturaya konu "bakım ve onarım hizmeti"nin müvekkiline verildiğine ilişkin dosya kapsamında hiçbir delilin mevcut olmadığını, müvekkiline tebliğ edilmeyen servis formunda müvekkiline ilişkin bir kayda ve müvekkilinin imzasına haiz olmadığını, formda yer alan şahsın müvekkili şirket yetkilisi olmadığını, BS formunun, bizzat davacı tarafından düzenlenip bildirildiğini ayrıca hüküm tarihinde yürürlükte olan tarife gereği karşı vekalet ücreti 9.200,00.TL olduğundan 9.195,00.TL karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, alacak iddiası hizmete ilişkin olduğundan likit bir alacak olmadığını, hizmetin eksik/geç/kusurlu yapılması yahut hiç yapılmaması durumlarında bedel belirlenebilir olmayacağından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, bakım ve onarım hizmetinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; " (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.
Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise; "Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.
TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin "Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.
Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.
Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini hizmetin verildiğini kanıtlaması gerekir.
Ayrıca, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, davacı şirket tarafından kesilen faturanın, davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmasına, davalı şirket tarafından fatura borç bedelinin ödendiğinin ispatlanamamasına, davalının takipten önce usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmemesine, alacağın likit ve belirlenebilir olmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 266,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 466,00.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 1.063,99.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 266,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 797,99.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!