Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi, hammadde teslimi gerçekleşmeden düzenlenen çeklerden kaynaklanan borçlu olunmadığının tespiti davasına dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrakta, davacı şirket, davalıya hammadde karşılığında verilen çeklere ilişkin hammadde teslimi yapılmadığı için borçlu olmadığını, davalının haksız icra takibi başlattığını ve kötü niyetli şikayette bulunduğunu iddia ederek menfi tespit ve tazminat talep ederken; davalı, çeklerin soyut borç ikrarı niteliğinde olduğunu ve davacının borçsuzluğunu ispatlayamadığını savunarak davanın reddini ve tazminat ödenmesini istemektedir.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİESAS NO: █████████ KARAR NO: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI: ████████Esas - ████████KararİŞBU ████████ ESAS SAYILI ASIL DOSYASINDA DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: █████/2023BİRLEŞEN KAYSERİ 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS SAYILI DOSYASINDADAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ: █████/2023DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamına karşı , davacı vekili tarafından birleşen dava yönünden ve davalı vekili tarafından asıl ve birleşen dava yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...nin bir çok yer de ... sahibi olduğunu, müvekkilinin üretimini yaptığı bazalt cinsli taşları çıkardıklarını, müvekkili şirketin iseham olarak çıkarılan işbu taşı işleyip ihracat ve ülke içerisinde bir kaç firmaya sattığını, tarafların ticari hayatı devam ederken müvekkili şirketin ihracata konu üretimini yapmış olduğu bazalt cinsli doğal taşa ilişkin ham madde ihtiyacının karşılanması adına taraflar arasında şifahen anlaşma yapıldığını, bu anlaşma gereği, davalıya, ... yılında 680.000TL, 46.885,10 $ ve 1.629,48 TL müşteri çekleri ile ödeme yapıldığını, ... yılında ise yine davalı şirket yetkilisine, ham madde karşılığı olarak 1.550.000TL ve 2.330.903TL müşteri çeki ile ödeme yapıldığını, ... yılında ise, 1.601.000TL çek ile ödeme yapıldığını, davalı tarafça müvekkil şirkete bu çeklere ilişkin hammadde teslim edilmediğini, bu sebeple de müvekkilinin bahsi geçen bu çekleri ödemediğini, ancak, davalı şirket yetkilisi, hammadde teslimini yapmadığı halde bu çekleri de müvekkili şirket yetkilisine teslim etmediğini, müvekkili aleyhine icra takibi başlatıltığını, akabinde ...vade tarihli çek hakkında Kayseri 6.İcra Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile çek ödememeden şikayet yolu ile dava açıldığını, ayrıca taraflar arasında yıllardır süre gelen ticaret gereği ilgili çeklerin başkaca bir sebeple verilmiş olmasının hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olacağı sonucunun açık olduğunu, taraflar arasında sözleşilen husus olan ham madde satış sözleşmesi gereği davalı şirket kendi üzerine düşen edim yükümlülüğüne aykırı davranarak ham madde teslimi yapmadan ilgili çeklerin hamili konumunda olduğunu, bu hususun ise gerek iyi niyet kurallarına gerekse satış sözleşmesinin gereği olan karşılıklı borç yüklenilen sözleşme türlerine aykırı olduğunu, müvekkili şirketin ... ...Şubesinde ... IBAN hesabının bulunduğu çek hesabından ... seri numaralı ve 31.03.2023 keşide ve 09.03.2023 ibraz tarihli, 1.400.000,00 TL bedelli çeke ilişkin borçlu olmadığının tespitine , Müvekkil şirket yetkilisinin ve müvekkil şirketin Kayseri 6.İcra Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile çek ödememeden şikayet yolu ile dava ikame edilmesi nedeniyle haksız ve kötüniyetli yapılan şikayet nedeniyle harca esas tutar üzerinden davalı şirketin %40 oranda tazminat mahkum edilmesine , yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı şirket üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; çekten ötürü borçlu bulunmadığının iddiasının kabul edilebilir olması için, öncelikle bu konudaki ispat yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiğini, çekin de aralarında bulunduğu kambiyo senetlerinin, “soyut borç ikrarını içeren senet” niteliğinde olduğunu, Hukuk düzenimizde soyut borç ikrarı kuralı olarak geçerli olduğunu, soyut borç ikrarında bulunan borçlu karşısında alacaklının alacağın sebebini ispat etmesi kural olarak zorunluluk oluşturmayacağını, bu aşamada çek alacaklısının, çekten ötürü alacaklı olduğunu ispat bakımından ayrıca bir ispat vasıtasına gerek duymayacağını, davacının ispat yükümlülüğünü yazılı delil ile yerine getiremediğini, davacının amacının, müvekkilinin alacağının tahsilini ve eldeki dosyayı icra ceza mahkemesinde bekletici mesele yaptırarak davacıya çıkacak cezayı geciktirmek olduğunu belirterek Haksız davanın reddine, Davacının %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN KAYSERİ 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ████████ ESAS SAYILI DOSYASINDA DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Müvekkilleri tarafından davalıya verilen 31.05.2023 keşide tarihli ve 31.05.2023 ibraz tarihli 1.400.000 TL bedelli ... seri numaralı çek sebebiyle borçlu olmadığının tespitini talep ettiklerini, taraflar arasındaki sözlü anlaşma gereği davalıya ... yılında 680.000 TL, 46.885 USD ve 1.629,48 TL müşteri çekleri ile ödeme yapıldığını, ... yılında ise 1.550.000 TL ve 2.330.903 TL müşteri çeki ile ödeme yapıldığını, ... yılında ise 1.601.000 TL çek ile ödeme yapıldığını, davacının davalı şirket yetkilisi ... hesabına nakit ve dolar cinsinden ödemeler yaptığını, ayrıca devam edeceği düşünülen hammadde alımı için davalıya farklı bedel ve keşide tarihli çekler verildiğini, verilen çeklere ilişkin hammadde teslimi yapılmadığını, bu sebeple davalıya çeklerin ödenmediğini, ancak davalı yetkilisinin hammadde teslimi yapmadığını, çekleri davacıya iade etmediğini, davacı aleyhine icra takibi başlattığını, davacının ilgili çeke ilişkin borcu olmadığını, tarafların ticari defterleri ve davalının davacıya kestiği faturalar incelendiğinde fatura bedellerinin ödendiği ve davacının davalıya borçlu olmadığının ortaya çıkacağını belirterek 31.05.2023 keşide tarihli ... seri numaralı 1.400.000 TL bedelli çekten borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; davacının borçlu olmadığını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, kambiyo senetlerinin soyut borç ikrarı içeren senet niteliğinde olduğunu, alacaklının alacağın sebebini ispat etmesinin kural olarak zorunluluk arz etmediğini, ayrıca ispat vasıtasına gerek olmadığını, çek ile borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bunu ispat etmekle yükümlü olduğunu, ispat külfetinin davacı borçluda olduğunu, davacının yazılı delil ile ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; "Somut olayda; taraflar dava ve cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından; davalı tarafa bilirkişi raporunun ... Sayfasında yer alan █████/2021 tarihli ... numaralı faturadaki malın teslim edildiği veya hizmetin yerine getirildiği noktasında, raporunun ... Sayfasında yer alan █████/2023 tarihli ..., ...ve ... numaralı 3 adet faturadaki malın teslim edildiği veya hizmetin yerine getirildiği noktasında, raporunun ... Sayfasında yer alan...nolu bentte ödemeler noktasında ve iddiaları konusunda, Davacı tarafa raporunun ... Sayfasında yer alan ... nolu bentte ödemeler noktasında, raporunun ... Sayfasında yer alan...nolu bentte ödemeler noktasında ve iddiaları konusunda taraflara yemin deliline hatırlatılmıştır. Taraflar ise yemin etmiştir.-Nihai olarak yapılan değerlendirmede;Bilirkişi raporu uyarınca yapılan bu mahsuplaşmalar sonucunda, davacının davalıdan halihazırda 610.322,86 TL tutarında alacaklı olduğu saptanmıştır. Bilirkişi raporunun ... sayfasında yer alan... numaralı "..." başlıklı bölümdeki tabloya göre, bu şirket tarafından yapıldığı tespit edilen ve toplamı 854.584,99 TL tutan ödemeler şu şekildedir: 01.04.2023 tarihinde yapılan 525.000,00 TL tutarındaki ödeme, 28.04.2023 tarihinde yapılan 6.194,57 TL tutarındaki ödeme, 28.04.2023 tarihinde yapılan 20.000,00 TL tutarındaki ödeme, 28.04.2023 tarihinde yapılan 20.000,00 TL tutarındaki ödeme, 28.04.2023 tarihinde yapılan 1.668,48 TL tutarındaki ödeme, 28.04.2023 tarihinde yapılan 281.721,94 TL tutarındaki ödeme bulunmktadır. Bu ödemelere ilişkin davacı taraf █████/2026 tarihli dilekçe ekinde sunulan dekontlarda 6.194,57 TL ödeme hariç davacıya ait borca mahsuben yapıldığı açıkça belli olduğundan ... firması tarafından yapıldığı belirtilen toplam 854.584,99 TL tutarındaki ödeme listesinden 6.194,57 TL’lik kalem çıkarıldığında, bu grup altındaki toplam ödeme miktarı 848.390,42 TL olmaktadır. Anılan ödeme miktarı davalıya davacı adına yapıldığıu anlaşılmıştır. 610.322,86 TL+ 848.390,42 TL =1.458.713,28 TL davacının davalıdan alacaklı olduğu görülmüştür. Anılan hesaba dava konusu çeklerin dahil edilmediğinden 1.458.713,28 TL ( dava konusu çekler dahil edilmeden davacının alacaklı olduğu miktar)- 1.400.000,00 TL( esas davaya konu çek) =58.713,28 TL alacaklı olduğu görülmektedir. Anılan bedelin ise birleşen dosyadaki çek nazara alındığında birleşen dosyadaki esas dosyadaki çekten ileri vadeli çek düşüldükten sonra 1.400.000,00 TL( birleşen davaya konu çek)- 58.713,28 TL = 1.341.286,72 TL davalının alacaklı olduğundan mahkememizce esas dosyada keşidecisi davacı lehtarı davalı, ... seri numaralı, █████/2023 tarihli, 1.400.000,00-TL bedelli çekten kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, Keşidecisi davacı, lehtarı davalı, ... seri numaralı, █████/2023 tarihli, 1.400.000,00-TL bedelli çekin, 58.713,28-TL'lik kısmından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.-Tarafların tazminat taleplerinin değerlendirilmesinde;İİK'nun 72/4. maddesinde "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez." şeklinde ve İİK'nun 72/5. maddesinde "Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:█████/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz." şeklinde düzenleme mevcuttur. Bu yasal düzenleme doğrultusunda esas davacı yönünden dava davacı borçlu lehine ve birleşen dava kısmen alacaklı lehine sonuçlandığı, mahkememizce ihtiyati tedbir kararı verilmediği bu nedenle davalı alacaklı yönünden dava nedeniyle doğan zararları bulunmadığı ve davacı kötüniyetli görülmediğinden İİK'nun 72/4 ve 72/5 maddesi uyarınca tazminat istemi reddedilmiş..."gerekçesiyle A) Mahkememizin ████████ esas sayılı dosyası için; 1-Davacının davasının kabulü ile keşidecisi davacı lehtarı davalı, ... seri numaralı, █████/2023 tarihli, 1.400.000,00-TL bedelli çekten kaynaklı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacının ve davalının tazminat taleplerinin reddine, B) Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası için; 1-Davacının davasının kısmen kabulü ile, Keşidecisi davacı, lehtarı davalı, ... seri numaralı, █████/2023 tarihli, 1.400.000,00-TL bedelli çekin, 58.713,28-TL'lik kısmından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacının ve davalının tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir. İşbu kararı davacı vekili birleşen dava ve davalı vekili asıl ve birleşen dava yönünden süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yerel mahkemece asıl davada davanın kabulüne, birleşen davada ise davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesi ihlal edildiğini ve ispat yükü hatalı tayin edildiğini , iş bu istinaf dilekçesine konu davada "ispat yükünün" davacıda olmasına rağmen davacı taraf avans iddiasına ilişkin tek bir yazılı delil dahi dosyaya sunamamış olup davanın külliyen reddedilmesi gerektiği sabit olduğunu, yerel mahkeme, davacının iddialarını yazılı delille kanıtlayamaması üzerine yemin deliline başvurduğunu ve tarafların yemin beyanlarına dayanarak hüküm tesis ettiğini, oysa senede karşı ileri sürülen bedelsizlik iddialarının yemin veya tanıkla değil, kesin ve yazılı delille ispatı zorunlu olduğunu, HMK m. 201 lafzı son derece açık olduğunu, yerel mahkeme, hükme esas aldığı bilirkişi raporunda salt davacının ticari defter kayıtlarına dayanarak karar verdiğini, oysa tarafların ticari defterleri birbirini doğrulamadığını, daha da vahimi, 18.02.2026 tarihli beyan dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu ve iş bu istinaf dilekçesi ekinde de sunduğu muavin defter kayıtlarında (... Alacak Senetleri ve ... Karşılıksız Çıkan Çekler hesabı) açıkça görüldüğü üzere; dava konusu 31.03.2023 ve 31.05.2023 tarihli çekler karşılıksız çıktığını ve tahsil edilemediğini, müvekkil şirket dava konusu çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle çekleri tahsil edemediğini, bu husus davacı şirket yetkilisi ile müvekkil şirket arasında derdest icra ceza mahkemesi dosyaları ile sabit olduğunu, ödenmeyen bir çek borcu sona erdirmediğini, çeklerin karşılıksız çıktığı gerçeği, davacının "..." iddiasını kendi keşide ettiği ve ödemediği çeklerle çürüttüğünü, davacı dava dilekçesinde dava konusu çekleri avans verdiğini iddia ettiğini, bu uğurda tek bir delil dahi sunmadığını, dosyada mübrez 18.02.2026 tarihli beyan dilekçemizde de belirttiği üzere birleşen dosyada yani ████████ Esas sayılı dosyada bilirkişi raporu 31.07.2024 tarihinde mahkemeye sunulduğunu, ardından müvekkil şirket tarafından 19.08.2024 tarihinde dosyaya bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunulduğunu ve bu beyan dilekçesinin ekinde davaya konu edilen çeklerin müvekkilin ticari defterlerinde karşılıksız olarak işlendiğine yani çeklerin karşılıksız çıktığına bu sebeple ödeme olarak kabul edilemeyeceğine dair kayıtlar dosyaya sunulduğunu, 26.11.2024 tarihli celsede davaların birleşmesine karar verilmiş olması nedeniyle mezkur muavin defter evraklarını ne bilirkişi tarafından incelenebilmiş ne de ve müvekkil şirketin mezkur itirazı ve sunduğu yeni muavin defter kayıtları hiç bir değerlendirmeye alınamadan dava süreci ilerlediğini, bu husus yargılamanın seyri bakımından çok önemli bir husus olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalarda, dava konusu çekler sanki tahsil edilmiş gibi "ödeme/tahsilat" kalemleri arasında değerlendirilmiş ve buna göre bir bakiye çıkarıldığını, oysa ki, dava konusu çeklerin hiçbiri tahsil edilemediğini, çekler bankaya ibraz edildiğini ve "..." işlemi gördüğünü, ilk derece mahkemesince bu itirazlara ve davanın seyrini etkileyecek önemli hususlara ilişkin rapor aldırılmadığını, ticari defterlerin birbirini doğrulamaması halinde davacı defterleri tek başına kesin delil niteliği bulunmadığını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, müvekkil tarafından sunulan sevk irsaliyeleri üzerindeki imzaların ve teslimat miktarlarının davacı yanın ticari defterleri ile karşılaştırması yüzeysel yapılmış; davacının defterlerine işlemediği ancak müvekkilce fiilen teslim edilen mallar hesaplama dışı bırakıldığını, ticari defterlerin sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için usulüne uygun tutulması ve karşı yanın kayıtları ile örtüşmesi esas olduğunu, davacının kendi kusuruyla (veya kasıtlı olarak) kayıtlarına intikal ettirmediği ancak müvekkilce sevk irsaliyesi ile ispatlanan teslimatların bedelsizlik iddiası karşısında dikkate alınmaması, mülkiyet hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, ... tarihli Kira Sözleşmesi ile sabittir ki; davacı şirket, müvekkil şirkete ait işletmeyi yıllık 100.000,00 USD bedelle kiraladığını, sözleşmenin özel koşullar 4. ve 7. maddelerinde kira bedelinin çek ve senet karşılığında ödeneceği açıkça düzenlendiğini, ödenmeyen çekleri ödeme gibi göstermek hem de taraflar arasındaki alternatif (ve daha yüksek meblağlı) borç ilişkisini (kira) görmezden gelmek, bilirkişi raporunu tamamen çürüttüğünü, bu haliyle rapor hükme esas alınamadığını, ayrıca bizzat davacı şirket yetkilisinin yemin ettiği 23.02.2026 tarihli duruşma zaptı detaylıca incelendiğinde görüleceği üzere taraflar arasındaki ticari ilişkide elektrik faturalarının ödenmesi gibi dava konusu çekler dışında bambaşka hususlarda mevcut olduğunu, davacının iddiasını ispatlayamadığının açık olması nedeniyle yukarıdaki hususları detaylıca incelemenin dahi hiç bir faydası olmadığını, zira davacı davacını avans iddiasını zaten ispatlayamadığını ve bu uğurda tek bir delil dahi sunamadığını, dava dışı üçüncü kişilerin ve şahsi hesapların ödemelerinin şirket borcuna mahsup edilmesi hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, ... şirketi ile davacı şirket arasında "tüzel kişilik perdesinin aralanmasını" gerektirecek hukuki ve fiili şartların oluştuğuna dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığını, mahkemenin bu yöndeki "varsayımı", mülkiyet hakkına ve ticari hayatın güvenliğine aykırı bir yaklaşım olduğunu, bir ödemenin kambiyo senedinden mahsup edilebilmesi için ödeme belgesinde doğrudan ilgili senede "atıf" bulunması şart olduğunu, somut olayda dava dışı şirketin ödemelerinin dava konusu çeklere istinaden yapıldığını gösterir hiçbir yazılı delil veya dekont açıklaması mevcut olmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda, müvekkil şirket lehine çok kritik ve davanın seyrini değiştirecek tespitler yapıldığını, tüzel kişilik ile ortakların şahsiyeti birbirinden ayrı olduğunu, davacının şahsi hesaplara yaptığı, açıklaması belirsiz ve ticari defterlerde yer almayan transferlerin, müvekkil şirketin ticari alacağından mahsup edilmesi mümkün olmadığını, bilirkişi raporundaki bu tespit, davacının borcu ödediği iddiasının asılsız olduğunu kesin olarak kanıtladığını, davacı taraf, müvekkil şirkete olan muaccel borçlarını ödememek, icra takibini sürüncemede bırakmak ve karşılıksız çek keşide etmenin cezai yaptırımlarından kurtulmak amacıyla işbu haksız davayı ikame ettiğini, arz ve izah edilen nedenler ve sayın dairenizce re'sen gözetilecek hususlar dikkate alınarak; istinaf başvurusunun ve duruşma talebinin kabulüne, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararı ile Birleşen davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında verilen kabul kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, ispat yükü kendi üzerinde olan davacının avans iddiasını ispatlayamamış olduğunun sabit olması, bu uğurda tek bir yazılı delil dahi sunamamış olduğunu ve asıl dava olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ esas sayılı dosyasının tümden reddine, Birleşen dava olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyasının yerel mahkemece kabul edilen 58.713,28-TL'lik kısmınında kaldırılarak mezkur davanın tümden reddine, davacının haksız ve kötü niyetli davası nedeniyle, İİK m. 72/4 uyarınca dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin her iki dava yönünden de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirme kararı verilerek huzurdaki istinafa konu ilam olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin davalı şirketten 1.458.000 TL alacaklı olduğu tespiti yapıldığını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile alınan raporda aynı bilirkişi tarafından 1.458.000 TL borçlu olmadığı yönünde rapor verildiğini, yerel mahkemece bu çelişkinin giderilmediğini, ayrıca müvekkil şirket yetkilisinin davalı şirket ...aleyhine yapmış olduğu ... başvuruları nedeniyle davalı şirket vergi incelemesine alındığını, vergi incelemesi neticesinde müvekkil şirket yetkilisi tarafından taraflarına verilen bilgiye göre dava tarafları şirketlerin defterlerinin incelendiği ve müvekkil şirketin fazla ödeme yaptığı ve borcunun olmadığı yönünde vergi müfettişi tarafından rapor tanzim edildiğini, Maliye Bakanlığı Vergi müfettişi tarafından tanzim edilen rapor ve tespitler müfettiş ile müvekkil arasında yapılan görüşmelerde müvekkilin edindiği ve tarafımıza aktardığı bilgiye göre Hazine ve Maliye Bakanlığı ...dairesi ...Kurulu ...ve ...rapor numaralı...müfettiş raporunun temin edilmesini talep ettiğini, yerel mahkemece raporlar arasında oluşan ve davanın niteliğine sonucuna doğrudan etkili olan işbu çelişkinin giderileceği kanaatinde olduğunu, işbu anlatımlar neticesinde yerel mahkemece kurulan hüküm çelişkili rapor esas alınması hasebiyle çelişkinin giderilmeden hüküm kurulması tarafımızca kabul edilemez nitelikte olduğunu, ayrıca tarafımızca ilgili bilirkişi raporuna detaylı itiraz edildiğini ve itiraz dilekçesi incelendiğinde müvekkil şirket tarafından davalıya verilen müşteri çeklerinin araştırılması yapılmadığını, bu nedenlerden dolayı bilirkişi raporu kısmen red yönüyle hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu, davalı taraf dava konusu çekleri ticari defterine keşide tarihleri gelmeden "..." ibaresiyle işlediğini, bu işleme tarihinden sonra yine müvekkil şirketten aldığı çekleri yine keşide tarihleri gelmeden ticari defterine işlemeye devam ettiğini, bu husus dahi hayatın olağan akışına aykırı olup, davalının basiretli bir tacir gibi davranmadığının ve ticari defterlerinin usulsüz olarak tutulduğunun ve "..." çıkan ticari ilişkiden sonra yine aynı firmadan (müvekkil şirketten) çek kabul etmesinin ticari sistem ve mantığa aykırı olduğunun dolayısıyla aslında müvekkil şirketin bu çeklerden bir borcunun olmadığının açıkça göstergesi olduğunu, davalı taraf hazırlamış olduğu yemin metninde " davalı tarafa dava konusu çekten kaynaklanan, kira ilişkisinden, yahut faturalardan kaynaklanan hiçbir borcunuzun bulunmadığı" şeklinde dava konusu ile doğrudan kesin delil niteliğinde hüküm kurulma durumu bulan yemin metnine ilişkin müvekkil şirket yetkilisine soru sorulmadığını, Bunun üzerine bu hususa ilişkin mahkemede duruşmada itirazların belirtildiğini ve işbu husus da tutanağa geçirildiğini, davalı tarafça başkaca delil imkanı bulunmadığından genel olarak müvekkil şirketin davalı şirkete herhangi bir hukuki ilişkiden kaynaklı olarak borç ilişkisinin bulunmadığı hususunda yemin teklif edilmiş ancak yerel mahkemece bu hususta müvekkil şirket yetkilisine yemin ettirilmediğini, dava konusunu kesin delil niteliğinde lehe ya da aleyhe sonuca ulaştıracak iş bu husus ne yazık ki yerel mahkemece yerine getirilmediğini, işbu nedenle kurulan hüküm ve yapılan yargılamada deliller eksik toplanıldığını, davalı tarafça dayanılan yemine ilişkin vakıalar yerine getirilmediğini, davalı şirket müvekkil şirket hakkında dava konusu çeklerden karşılıksız çek şikayeti yaptığını, müvekkil şirket yetkilisinin hürriyetinin tehdit edici nitelikte işlem somut şekilde yapıldığını, bu nedenle davalı taraf herhangi bir alacağı olmadığını bile isteye kötü niyetle ilgili hukuki işlem içerisine girdiğini, bu nedenle yerel mahkemece kötü niyet tazminatı talebin reddedilmesi de hukuken hatalı olduğunu, kötü niyetin ispatı somut icra ceza dosyalarıyla ortada olduğunu, davalı şirket yetkilisi basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, fatura , hizmet ve ürün karşılığı olmayan dava konusu çeklerden müvekkil şirket yetkilisini şikayet ettiğini, davalı şirket, Vergi yükümlülüğünden kaçınmak adına usulüne uygun ticari defter tutmadığını, müvekkil şirket yetkilisinden şirket adına gerçekleştirilen ticari işlemler için kendi nam ve hesabına ödeme aldığını ve şirketin herhangi bir alacağı olmamasına rağmen müvekkile çekini teslim etmediğini, üstelik icra takibi ve şikayet yoluna gittiğini, diğer çek yönünden ise çek karşılığı teslim edilmesi gereken malları teslim etmediğini ve yine bu çeki de icraya vererek müvekkilin hem banka nezdinde itibarını zedelemiş hem de onu haciz ve çek ödememeden hapis cezası suçu ile karşı karşıya bıraktığını, bütün bunlar söz konusu iken kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi hukuka aykırı olduğunu, özetle, her iki şirketin defterleri maliye bakanlığı vergi müfettişi tarafından incelendiğini ve müvekkil şirketin borcunun olmadığı hakkında rapor düzenlendiğini, buna karşın mahkemece ilgili raporun dosya içerisine alınması talebi reddedildiğini, yerel mahkemece, keşidecisi müvekkil lehtarı davalı, ... seri numaralı, █████/2023 tarihli, 1.400.000,00-TL bedelli çekten borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi yerinde olduğunu, ... seri numaralı, █████/2023 tarihli, 1.400.000,00-TL bedelli çekin, 58.713,28-TL'lik kısmından müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine yönelik karara katılmadığını, eksik düzenlenen, yeterince inceleme ve irdeleme yapılmayan rapora göre verilen kararı kabul etmediğini, bu sebeple de maliye bakanlığı vergi müfettişinin hazırladığı raporun dosya içerisine alınması büyük önem arz etmekte olup, mahkemece bu raporun dosya içerisine alınmasını talep ettiğini, müvekkilin her iki çekten yana da davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, anılan nedenlerle istinaf kanun yoluna başvuru zorunluluğu hasıl olduğunu, izah edilen nedenlerle, Hazine ve Maliye Bakanlığı ... dairesi ... Kurulu ...ve ... rapor numaralı ... müfettiş raporunun dosya içerisine alınarak, ... seri numaralı, █████/2023 tarihli, 1.400.000,00-TL bedelli çekin, 58.713,28-TL'lik kısmından müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine şeklinde verilen hükmün kaldırılarak müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini aksi halde dosyanın yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Asıl ve birleşen dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı, davalıya çek verdiğini iddia etmiş ve bu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş, davalı ise kıymetli evrakın illetten mücerret olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davacı tarafça dava konusu çeklerin davalı tarafça davacıya satılıp teslim edilecek hammadde karşılığında düzenlenerek davalıya teslim edilen avans çeki olduğu, ancak karşılığı malların teslim edilmediği, bu nedenle dava konusu çekin bedelsiz olduğu iddia edilmiştir.TBK'nın 207. maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesi asıldır. TBK'nın 207/2. maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlüdürler. Mahkemece bu maddenin dikkate alınarak ispat yükünün davacıya yükletilmesi yerindedir. Zira, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek bulunmamaktadır. İspat yükü TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddesine göre davacıda olup, davacının miktar itibariyle borçlu olmadığını yazılı delille kanıtlaması gerekir. Bir ödeme aracı olan çekin ilerde teslim edilecek emtiaya karşılık avans olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini ileri süren davacı bu hususu ispat etmelidir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 21.06.2017 tarih, █████████ E. -█████████ K. Sayılı kararı da bu yöndedir) Çek, bir ödeme aracı olup, çeklerin mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verildiği yolunda yasal karine mevcuttur. Bu durumda, davacının söz konusu çekleri mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla verdiğinin kabulü gerekir. Yasal karinenin aksini yani çekin borç ödenmesinden başka bir amaçla verildiğini, avans çeki olduğunu iddia eden davacı tarafın bunu kesin delillerle ispatlaması gerekir. İlk derece mahkemesince yapılan incelemede çeklerin ticari deftere kayıtlı oluşu, soruşturmadaki beyanlar sonucu çeklerin cari hesaba binaen verildiği kabulü ile tarafların defterlerindeki faturalar ve ödemelerin aldırılan bilirkişi raporu ve ek raporunda tespiti sonucu, tarafların yemini eda etmesi sonrası ulaşılan miktar itibariyle asıl davanın kabulü ile birleşen davanın kısmen kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacının birleşen dava ve davalının asıl ve birleşen dava yönünden yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ████████ Esas ████████ sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin birleşen dava ve davalı vekilinin asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı taraftan alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı kendisince peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı yönünden asıl davada alınması gereken 95.634,00TL istinaf karar ve ilam harcından kendisinden peşin olarak alınan 23.908,50TL harcın mahsubu ile eksik kalan 71.725,50 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davalı yönünden birleşen davada alınması gereken 4.010,00 TL istinaf karar ve ilam harcından kendisinden peşin olarak alınan 1.002,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.008,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına , 5-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , 6-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. █████/2026