İcra takibi baskısıyla haksız ödendiği iddia edilen ticari satış kaynaklı alacağın istirdadı davasında, ilk derece mahkemesi kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi.
Özet: Ticari satımdan kaynaklanan bir istirdat davasında davacı, davalı tarafından başlatılan haksız icra takibi sonucu borçlu olmadığı halde fazladan ödemek zorunda kaldığı 60.781,66 TLnin yasal faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir. Davacı, gerçek borcunun 17.583,33 TL olduğunu ileri sürerken, davalı ise icra takibinin ticari kargo sözleşmesinden doğan meşru fatura alacaklarını tahsil etmek amacıyla yapıldığını ve davacının ödemeden kaçındığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, taraflar arasında kargo sözleşmesi bulunduğunu ve davalı tarafından tanzim edilen faturaların, bir faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmaması dışında, büyük ölçüde usulüne uygun olduğunu tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████ Esas
KARAR NO : █████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ████████ Esas- ████████ Karar
TARİH: █████/2023
DAVA: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında davalı tarafça İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile 48.884,00-TL'lik icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirkete hukuk dışı borç yüklendiğini ve zorla ödettirildiğini, takibe konu borca müvekkili şirketçe süresinde itiraz edildiğini, davalı taraf takibin kesinleşmesine müteakip 25.09.2020 tarihinde İcra Müdürlüğü kanalıyla bankalara 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, müvekkili şirketin ... Sultanhamam/İstanbul Şubesi, ... no'lu hesabına bloke koydurduğunu, 16.10.2020 tarihinde 60.781,66-TL'nin yine İcra Müdürlüğü kanalıyla reddiyatı yapıldığını, ancak davalı tarafın yapmış olduğu 48.884,00-TL'lik takip haksız olduğunu, müvekkili şirket resmi cari hesaplarındaki borç miktarı 17.583,33-TL olduğunu, davalının yapmış olduğu takip müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, bu nedenlerden dolayı müvekkilinin borcu olmayan bir parayı ödemesi sebebiyle işbu davayı açmak zorunluluğu doğduğunu, davalırının kabulü ile müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 60.781,66-TL’nin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmakla, şimdilik 1.000,00-TL'lik kısmının ödeme tarihi olan 16.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz (reeskont avans faizi) ile birlikte istirdatını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 31. İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyası ile davacı için icra takibine girişildiğini, söz konusu icra takibi, fatura numarası ve tarihleri belirtilen davacı ve müvekkili şirket arasındaki 50 adet fatura alacağının toplamına dayandığını, müvekkili şirketi davacı yana davacı yanın iddia ettiği gibi hukuk dışı bir borç yüklemediğini aksine davacı yanın kötü niyetli olarak ödemekten imtina ettiği fatura alacaklarını tahsil etme gayesi ile icra takibine giriştiğini, dava dilekçesi ile kendisine borçlu olmadığı bir bedelin hukuk dışı olarak yükletildiğini beyan eden davacı yan bu iddiasını destekleyen hiçbir belge ya da bilgiyi dava dilekçesinde sunamadığını, müvekkili şirketi alacaklı olduğunu cari hesap ve faturalar ile desteklediğini, müvekkili Şirketi ve davalı şirket defter ve kayıtları incelendiği taktirde müvekkili şirketin üzerine düşen edimleri yerine getirdiği buna karşılık davacı yanın faturaları ödemekten imtina ettiği bu sebeple icra takibine girişildiği açıkça görüleceğini, davacının ileri sürdüğü iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin davacıya karşı haksız bir icra takibi girişimi bulunmadığını, müvekkili şirket üzerine düşen edim yükümünü tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, davacı tarafından haksız ve alacağı sürüncemede bırakmak amacıyla ikame edilen işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirket faturaya ilişkin edim borcunu yerine getirmesine rağmen davacı tarafından bedel ödeme borcu tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmediğini bunun akabinde müvekkili şirket alacağını tahsil etme zorunluluğu ile icra takibine giriştiğini, öncelikle davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi █████/2023 tarih ve ████████ Esas- ████████ Karar sayılı kararında;
Davanın, icra baskısı altında yapılan haksız ödemenin istirdadına ilişkin olduğu, Mahkemenin davanın konusu nedeniyle görevli ve yetkili olduğunu, tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti olduğunu, dosya kapsamında toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporunun incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; taraflar arasında 11.04.2017 tarihinde Kargo Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede taşıma hizmetine ilişkin ücretlerin fiyatlandırma ve fiyat değişikliği başlıklı tabloda belirtildiği, akdedilen sözleşmede her iki tarafın da kaşe ve imzasının bulunduğu, tarafların BA/BS formları rapor içeriğindeki tabloda detaylandırılmış olup formlarda taraflar arasındaki cari hesap farklılığına neden olabilecek düzeyde bir farklılık görülmediği, Davalı .... A.Ş. tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediği, tanzim edilen 50 adet faturadan sadece 04.04.2020 tarihli ve 49,68-TL tutarlı faturanın davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, faturaların taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında hizmet bedeli olarak düzenlendiği, dava konusu uyuşmazlığın cari hesap ekstrelerindeki farklılıklar nedeniyle ortaya çıktığı anlaşılmış olup ticari defter ve kayıtların sahibi lehine delil olabilmesi için tarafların defter ve kayıtlarının birbirini doğrulaması gerekme olup taraflar arasında 2017 yılından süregelen ticari ilişki ve cari hesabın bulunduğu, bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere kayıtların ve ödemelerin yoğunluğu ve farklı olması ve toplu ödemeler sebebi ile tespit yapılmasının mümkün olmadığı, davacı tarafından mutabakat yapılması amacı ile mail ile ilettiği cari hesap ekstrelerine rağmen davalı tarafından bir karşılık verilmediği anlaşılmış olup davalının kayıtlarında ve davacı kayıtlarında birbirini doğrulayan kayıtlar nisbetinde davalının alacağının kabul edilebileceği, birbirini doğrulamayan kayıtların davalının alacağını ispat için yeterli olmadığından davalının alacağının 17.583,33TL olduğu, 2.637,50TL vekalet ücreti, 245,50TL icra masrafı, 1.600,08TL tahsil harcı, 455,24TL faiz olmak üzere 22.521,65TL alacağın bulunduğu, 60.781,66 TL ödeme yapıldığından mahsup sonrasında 38.260,01TL fazla ödeme yapıldığı, ödenen bu tutara dava tarihine kadar faiz işletildiğinde ise 3.431,24TL olduğu ve toplam 41.691,25TL haksız tahsilat yapıldığı anlaşıldığından davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmede ihtilaf halinde davalının ticari defter ve kayıtlarının esas alınacağına dair delil sözleşmesi yapıldığını, bu sebeple davalının ticari defterlerinin dikkate alınarak çözüme gidilmesi gerektiğini, davalının defterlerine göre de alacağının sabit olduğunu, haksız icra takibi başlatılmadığını, davacı iddialarının ispat edilmediğini, bilirkişi raporunun hükme esasa alınamaz nitelikte olduğunu ve itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunda cari hesap farkının tespit edilemediğinin belirtildiğini ve yapılan hesaplamanın hükme esas alınamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davalı tarafından davacı aleyhine açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibi sırasında davacının icra tehdidi altında ödediği ve borçlu olmadığını iddia ettiği bedelin istirdadı talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında "Kargo Sözleşmesi" akdedildiği ve davalı tarafından davacıya kargo taşıma hizmeti verildiği, davalı tarafından açık hesapta görünen bakiye alacağın tahsili için davacı aleyhine icra takibi başlattığı ve icra takibine itiraz edilmemesi sebebiyle takibin kesinleştiği ve icra tehdidi altında ödeme yapıldığı, davacı tarafından kendi açık hesap bakiyesinde davalıya 17.583,33 TL borçlu gözüktüğü, davalının ise aleyhine 48.884,00 TL alacak için takip başlattığı ve davacıdan fazla tahsilat yapıldığı iddia edilerek iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, davacının ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacının davalıya 17.583,33 TL borçlu olduğunun, davalının ticari defterlerinde davacının davalıya 48.834,32 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından dava konusu alacağın cevap dilekçesi ekindeki listede belirtilen faturalardan kaynaklandığı ileri sürülmüş ise de icra takip talebinde hesap ekstresinin eklendiği ve bakiye alacağın talep edildiği, söz konusu faturalara dayalı olarak takip başlatılmadığı, kaldı ki söz konusu faturalardan 49,68 TL bedelli fatura dışındaki tüm faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, yine tarafların BA/BS formlarının 558,00 TL gibi çok cüzi miktar fark dışında birbirleri ile uyumlu olduğu, ticari defter ve kayıtlar arasındaki farkın taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2017 yılından itibaren başlaması, yüzlerce kayıttan oluşması, tarafların toplu kayıtlar yapması sebebiyle tespitinin mümkün olmadığının rapor edildiği, iddia edilen miktarda alacaklı olduğunu ispat külfeti altında olan davalı tarafından bu farkın sebebini ve alacaklı olduğu miktarı ispatlar nitelikte yazılı delil sunmadığı, bu sebeple Mahkemece tarafların ticari defterlerinin uyuştuğu miktar üzerinden davalının alacaklı olduğunun kabulünün ve bu miktara ilişkin alacağın fer'ileri hesaplanarak ödenen miktardan mahsubunun yerinde olduğu, delil sözleşmesini düzenleyen HMK'nın 193. maddesinin ikinci fıkrasında taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmelerinin geçersiz olduğunun kabul edildiği, somut uyuşmazlıkta niteliği itibariyle davayı aydınlatacak en önemli delilin ticari defter ve kayıtlar olması ve bu noktada her iki tarafın ticari defterleri ile kayıtlarının birlikte incelenmesi gerektiğinden Mahkemece delil anlaşması dikkate alınmaksızın inceleme yapılmış olmasının yerinde olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.847,92 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 1.412,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.435,92 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!