Haksız elektrik fatura bedellerinin iadesi talebinin reddine dair yerel mahkeme kararının Bölge Adliye Mahkemesindeki istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir elektrik abonesinin, elektrik dağıtım şirketinden kayıp kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma, perakende satış hizmet bedelleri ve bu bedellere ilişkin KDVnin, sözleşmedeki haksız şartlar ve 6098 sayılı Kanuna aykırılık iddialarıyla iadesini talep ettiği alacak davasının istinaf incelemesine dairdir; ilk derece mahkemesi, talep edilen bedellerin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve EPDK düzenlemelerine uygun olarak tahsil edildiği, davacının faturalara yasal süresinde itiraz etmeyip rızaen ödediği ve bu sebeple iade talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ
T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : .../...KARAR NO : .../...BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : .../....KARAR NO : ..../....KARAR TARİHİ : ....İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : .....DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. ... - Av. ... -DAVALI : .......VEKİLİ : Av. ... -.......DAVANIN KONUSU : AlacakB.A.M. KARAR TARİHİ : ....KARAR YAZIM TARİHİ : ......Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı şirket arasında..........abone numarası ile abonelik sözleşmesi yapıldığını, sözleşmede kayıp kaçak bedeli, sayaç okuma bedeli, hizmet bedeli, TRT payı vb. adlar adı altında standart sözleşme yapıldığını, 6098 sayılı Kanun’da öngörülen genel işlem koşullarının düzenlendiğini, sözleşmenin belirtilen Kanun’a aykırı olduğunu, Yargıtay 3 Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları bulunduğunu, kayıp kaçak bedelinin davacı gibi abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığını ve belirtilen kesintilere ilişkin sözleşme maddelerinin haksız şart olduğunun tespiti ile iptaline, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla kayıp-kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, personel sayaç okuma bedeli, perakende satış hizmet bedeli ve haksız kesintiler ile bu kesintiler nedeniyle alınan KDV tutarı altında haksız tahsil edilen bedellere mahsuben fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 3.500,00.-TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans (ticari) faiziyle birlikte davalı tarafından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafça Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine dava açılan dava ile bu dosyanın birleştirilmesini talep ettiklerini, düzenleyici işlemlerin denetimi Danıştay’a ait olduğundan adli yargı mercilerinin idari tasarrufla ilgili yerindelik denetimi yapamayacaklarını, yargı yolu itirazlarının bulunduğunu, müvekkili şirketin 2013 yılında faaliyete geçtiğini, talep bu yıldan öncesini de kapsadığından müvekkilinden talep edilemeyeceğini, davacının █████/2011-█████/2012 tarihleri arasında ........’den enerji temin ettiğini, davacının serbest tedarikçi olarak tedarikçisini seçme hakkının olduğunu, uyuşmazlığının çözümünde sözleşme hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, davacının dava konusu bedelleri ihtirazı kayıt koymadan ödediğini ve faturaları maliyet bedeli olarak gösterdiğini,iade edilmesi durumunda davacı lehine sebepsiz zenginleşme olacağını, kayıp-kaçak bedellerinin maliyet unsuru olduğunu, yasa koyucunun düzenleme yaptığını, bedelleri EPDK’nın belirlediğini, idarenin genel düzenleyici işlemlerin haksız şart ya da genel işlem şartı olarak nitelendirilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, 6719 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 17. maddesi ile yapılan değişiklik ile getirilen hüküm gereğince, bilirkişi raporuna göre davacıdan tahsil edilen kayıp kaçak bedelleri ile diğer kalemlere ilişkin tutarların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Yönetmelik Hükümleri ve EPDK'nın bu konudaki düzenleyici işlemlerine uygun olarak tahsil edildiği, bu bedellerin meri mevzuat hükümleri uyarınca iadesinin talep edilemeyeceği, bilirkişi tarafından ███████-███████ okuma dönemleri için davacının davalı ile akdedilmiş bir serbest tüketici belgesinin mevcut olmaması ve serbest tüketici belgelerinin sunulmamış olması gerekçesiyle davanın reddine, verilen ret kararının yalnızca 6719 Sayılı Kanun Hükümleri ile 6446 Sayılı Kanun’da yapılan değişiklik nedeniyle verilmiş olan bir karar olmadığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla fatura kalemlerinin EPDK kararlarına uygun olduğu, tacir olan davacı yanında kendisi hakkında tahakkuk ve tahsil ettirilen faturalara yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığı, fatura içeriklerini kabul ettiği ve rızaen ödediği, istirdat başvurusunun dava tarihi itibariyle dahi yerinde olmadığı gerekçesiyle yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı şirketin davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden aleyhine ücreti vekalet ve yargılama masraflarına hükmedilmesi gerektiğini, davanın konusuz kalması nedeniyle söz konusu davada lehlerine davalı tarafından ödenmesi gereken yargılama masraflarının yanında, vekalet ücretine de hak kazandıklarını, davacı şirketin dava açıldığı tarihteki mevzuat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararları gereği içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğunu, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek mahkeme kararının düzeltilerek davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığı ve lehlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, elektrik aboneliği nedeniyle faturalardan tahsil edilen kayıp kaçak, dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti ve iletim bedelinin istirdatı talebine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının işyerinde kullandığı elektrik nedeniyle davacıdan kayıp/kaçak bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedelinin alınıp alınamayacağı, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun değişikliğinin uyuşmazlığa etkisinin nasıl olacağı hususundadır. Dava tarihinden sonra 17/6/2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Kanunun 3, 5, 6, 7, 9, 14, 17, 18, 19, 27. maddeleri değiştirilip bazı maddelere yeni fıkralar eklenmiş, ayrıca geçici 19. ve 20. maddeler düzenlenmiş olup anılan hükümlerle, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK.nun Kanun’daki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; Geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmünü içermekte olup, 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak bedelleri ve diğer kalemlerle ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktır. Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. 6719 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi ile EPKD kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan davalar konusuz kalmış olup bu nedenle uyuşmazlığın esası hakkında konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir (Y. 3. HD.14.11.2017 T, ██████████- ██████████). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331.maddesinin 1.fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir.Bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. Bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış olması halinde, yargılama giderlerine mahkum edilemeyecektir (YHGK'nun 18.11.2009 T, ███████-421 E.-████████ s.k).Dava konusu uyuşmazlığın yasa değişikliği sonucu konusuz kalması nedeniyle usul ilkeleri de nazara alınarak yargılama giderlerinin tespiti yönünden dava tarihinde hangi tarafın haklı olduğunun tespiti gerekmektedir.YHGK'nun 21.05.2014 T, 2013/7-2454 - ████████ sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'ya sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Genel olarak kişiler, özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenlerler. Bu olanak, BK'nu ve TBK'nunda öngörülen sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir sonucudur ve bu hak sözleşme hürriyeti prensibi ile Anayasa (m.48) tarafından da teminat altına alınmıştır. Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde kişiler kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşme tiplerinden ayrı karma veya nev'i şahsına münhasır sözleşmeler yapmak ve bunların koşullarını diledikleri gibi tespit etmek, buyurucu ve yasak koyan kurallara, ahlâk ve âdaba aykırı olmamak şartıyla Kanun tarafından düzenlenmiş olan sözleşme tipini değiştirmek ve konusunu yasal sınırlar içinde tayin etmek hakkına sahiptirler. Dolayısıyla bu özgürlük, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmeyi ortadan kaldırma ve nihayet sözleşmenin tabi olacağı şekli belirlemeyi de kapsamakta olup, Borçlar Hukuku'nun temelini oluşturan bireysel sözleşme, öneri, karşı öneri ve kabul gibi irade açıklamalarının uygunluğu ve uyuşmasının sağlanması, sözleşme hükümlerinin tartışma ve pazarlık konusu yapıldığı sözleşmedir. Ancak sosyal ve ekonomik gelişmeler kitlelere yönelik hizmet gereksinimini yaratmış ve bireysel sözleşmenin kurulmasından önce bankalar, sigorta şirketleri, üretim ve pazarlama girişimcileri tek yanlı olarak sözleşme koşulları hazırlamakta, bu şekilde gelecekte kurulacak belirsiz sayıda, aynı şekil ve tipteki hukuki işlemleri düzenlemektedirler. Bu tip sözleşmelere de tip sözleşme, katılmalı sözleşme, kitle sözleşme veya formüler sözleşme denilmektedir. Bu tip sözleşmelerde pazarlık yapılması söz konusu olmadığı gibi, çoğu kez fiyat konusu bile tarifelerle belirlenmekte ve pazarlık dışı bırakılmaktadır. İşte kitlelere yönelik bu sözleşmelerde girişimci karşısındaki diğer taraf, ya kendisine sunulan sözleşmeyi kabul edecek, ya da sözleşmeye konu edim veya hizmetten yoksun kalacaktır. Elektrik ve su dağıtım hizmetlerinin, "tekel" niteliğinde yürütülen bir hizmet olduğu yargı kararları ile de kabul görmüştür (YHGK'nun █████/2006 T, 2006/4-60/ 2006- 74 ;Y. 19. HD'nin 27/l0/2010 T, █████████-██████████; Y.13. HD'nin █████/2010 T, █████████-8698 sk. k. ).Bu durumda davacının, kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedelinin fatura edilmemesi yönünde alternatif bir elektrik abonelik sözleşmesi yapma imkân ve olanağı yoktur. 6098 sayılı TBK'nun uygulanması ile ilgili olarak kişi açısından bir sınırlama yapılmamıştır. Yani genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeler tacirler yanında tacir olmayanlar (tüketiciler, alıcılar, müşteriler) içinde uygulanabilecektir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1. maddesi, Türk Borçlar Kanununun zaman bakımından uygulanmasında genel kural olarak, geçmişe etkili olmama kriterini benimsemekle birlikte, anılan Yasanın 2. maddesinde ise bu kuralın istisnalarına yer vererek, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın "Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kurallarının, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı" belirtilmektedir. Genel işlem koşullarının içerik denetimine yönelik olarak, TBK'nun 25. madde hükümlerininde kamu düzenini ilgilendiren hükümler olduğu kabul edilmelidir. Zira, bu kural hâkime doğrudan sözleşme içeriğine müdahale etme imkânı veren kural olup, davalı tarafın verdiği hizmetin tekel niteliğinde olması karşısında TBK. 20. ve 25. maddeleri de nazara alındığında sözleşme özgürlüğünde bulunması gerekli güç dengesinin bir taraf aleyhine bozulduğu görülmektedir.Ayrıca, kayıp/kaçak bedeli alınacağı hususunda 6719 sayılı kanunla yapılan değişiklik öncesi Kuruma verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Kayıp/kaçak miktarı elektrik dağıtım sistemine giren enerji ile elektrik dağıtım sisteminde nihai tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı gösterir. Teknik kayıpları yani enerji miktarındaki azalmayı ifade eden kayıp ile teknik olmayan kayıpları yani hırsızlanan elektriği ifade eden kaçakları önlemek dağıtım şirketinin sorumluluğunda olduğundan bu bedel sistem kullanım bedeli sayılamaz. Özelleştirme faaliyetleri öncesinde kamu otoritesi tarafından enerji maliyetinin unsuru olarak enerji fiyatları içinde alınan kayıp kaçak maliyetleri, 4628 sayılı Kanun ile kurulan EPDK tarafından düzenlenen tarifelerde enerji bedeli hesaplamalarında dikkate alınmaya başlamıştır. 2011 yılı öncesinde tüm abonelere yansıtılarak faturalar üzerinden tahsil edilen kayıp/kaçak bedeli 2011 yılından itibaren elektrik faturalarında ayrı bir maliyet kalemi olarak gösterilmeye başlanmıştır. Kanuna dayanmayan ve ikincil mevzuat ile sözleşme ilişkisi gereği dağıtım ve görevli tedarik şirketleri tarafından tüketicilerden tahsil edilen kayıp/kaçak bedelinin iltihaki sözleşme nedeniyle alınması, tüketicinin müzakere edemeden sözleşmeyi imzalamak durumunda kalması nedeniyle genel işlem şartı niteliğindeki kayıp/kaçak bedelialınmasına ilişkin hükümleri hükümsüz sayılacağı ve ikincil mevzuata dayanarak tüketiciden bu bedelin alınamayacağına açıktır (Y. 3. HD. █████/2014 T, ██████████-██████████ s.k) . Dava konusu yapılan kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedelinin 6719 sayılı Kanunla yapılan değişiklik nedeniyle kanunun yürürlüğe girdiği █████/2016 tarihi sonrasında 6446 sayılı kanunun 17. ve geçici 20. maddeleri gereğince davacının bu yöndeki talebi dayanaksız kalmıştır. Sonuç olarak iltihaki sözleşme ile ve ikincil mevzuat gereğince abonelerden tahsil edilen kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedelinin dava tarihindeki mevzuat, YHGK. 21.05.2014 T, 2013/7-2454- ████████ sayılı kararı ve daire kararlarında da (Y.3.HD. 28.03.2017 T, █████████ - █████████ s. k; Y.3. HD nin 16.11.2017 T, ██████████–██████████ sy.k; Y. 3.HD. ██████████ -██████████ ve aynı dairenin ██████████ – ██████████ sy kararları) belirtildiği üzere dava açıldığı anda haklı durumda bulunan taraf, yargılama sırasında oluşan yasa değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden, dolayısıyla karşı tarafın vekalet ücretinden sorumlu değildir. Ancak elektrik faturalarına yansıtılan TRT payı ile KDV’nin kanunla getirilmesi ve kanunun verdiği açık ve şeffaf yetkiye dayanarak tahsil edilmesi nedeniyle bu bedellerin iadesi mümkün değildir.HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davacının dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, perakende satış hizmet bedeli, sayaç okuma bedelinin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği nedeniyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava açmakta haklı olan davacı lehine yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine ve davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul, yasa ve uygulamaya uygun olmadığından davacının istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve davalının istinafı bulunmadığından HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek esas hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Bursa .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... tarih ve .../...-.../... sayılı kararı hakkındaki davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KARARIN DÜZELTİLEREK ESAS HAKKINDA YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,a) Davanın konusuz kalması nedeniyle ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,b) Alınması gerekli 35,90.-TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 59,78.-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 23,88.- TL harcın talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,c) Davacı tarafından yargılama nedeniyle yaptığı 581,50.-TL yargılama gideri ile davacı tarafından yatırılan 29,20.-TL başvuru harcı ile 35,90.-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,d) İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince 2.180,00.-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 144,93.-TL istinaf giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Karar tebliği, kullanılmayan gider avansı ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile █████/2021 tarihinde karar verildi. ...Başkan... ...Üye... ...Üye... ...Katip...