Ehliyetsizlik ve hile iddiasıyla açılan tapu iptali davasında davacının eşi adına yasal temsil yetkisi olmaması nedeniyle aktif husumet yokluğuyla reddedilmesi üzerine, Yargıtaydan dava ehliyeti ve vesayet makamına bildirim zorunluluğuna ilişkin önemli içtihat.
Özet: Davacı eşin, kocası adına ehliyetsizlik ve hile hukuki nedenleriyle taşınmazların tapu kaydının iptali ve tescilini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi davacının eşi adına dava açma konusunda yasal yetkisi veya hak sahibi sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumetten reddine karar vermişken, temyiz incelemesinde ehliyetsizliğin kamu düzenini ilgilendirdiği, mahkemelerin görevlerini yaparken vesayet altına alınmayı gerektiren bir durumun varlığını öğrendiklerinde yetkili vesayet makamına bildirme yükümlülüğü olduğu vurgulanarak, dava şartlarının yargılama sırasında tamamlanması halinde davanın esasına girilmesi gerekliliği belirtilmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Nurdağı 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: - K A R A R -Dava, ehliyetsizlik ve hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Davacı; dava konusu 2 10... parsel, 1 84... parsel, 2 14... parsel, 2 14... parsel, 1 98... parsel, 1 84... parsel ve 2 10... parsel sayılı taşınmazların eşi ... tarafından 07.11.2022 tarihli akitle davalı ...’e devredildiğini, gerçekte gözüktüğü gibi bir satış işlemi yapılmadığını, eşinin iradesinin davalı tarafından sakatlandığını, eşinin herhangi bir para almadığını, taşınmazların bedelsiz ve hile yoluyla davalı tarafından alındığını, eşi ... 'in İsviçre ... bulunan klinikte psikiyatri raporunun olduğunu, psikolojik sıkıntılarının bulunduğunu ve davalı tarafında bundan faydalanıldığını, devirden sonra davalının bedeli ödeyeceğini söylemesine rağmen ödeme yapmadığını, aldatmanın 24.08.2024 tarihinde öğrenildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazın eşi adına tesciline karar verilmesini istemiştir.Davalı; davacının taraf sıfatı bulunmadığını, babası ...'in hukuki ehliyeti olduğunu, satışın gerçek olup bedelin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapu kaydının davacının eşi olan ... adına tescili istemiyle açılmış olup ... ’in davada taraf olmadığı, davacı davayı eşi adına açmışsa da dosyaya eşinin adına dava açmayı haklı kılacak kısıtlılık, kayyımlık ya da vesayet kararı sunulmadığını, davacının eşi adına davayı açmasında yasal yetkisi veya hak sahibi sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif husumetten reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın dava dilekçesinde adı davacı olarak yazılan kişi adına değil de eşi ... adına açıldığı, hak sahibi ... 'in dava ehliyetinin bulunmadığı iddia edilmediği gibi davacının da hak sahibinin kanuni temsilcisi olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.Dosya içeriğinden; dava konusu 1 84... parselin 1/6 payı, 2 14... parselin ██████████████ payı ve 214 ada ve 12 parselin tamamı, 1 98... parselin 1/3 payı ve 2 10... parsel sayılı taşınmazın ██████████ payı davacının eşi ... adına kayıtlı iken 07.11.2022 tarihli satış akdi ile davalı oğlu ...'e devredildiği, dava dilekçesinde 1 84... parselin mükerer yazıldığı, ayrıca dava dilekçesinde yer alan 2 10... parselin ... adına kayıtlı iken yenileme işlemi ile 2 20... parsel olup ifraz işlemi ile 2 10... ve 5 parsele gittiği, 5 parselin 07.11.2022 tarihli akde konu olduğu, 4 parselin ise 04.02.2022 tarihli satış akdi ile dava dışı ...'ye devredildiği, dava dilekçesinde 07.11.2022 tarihli akitin dava konusu olduğundan bahsedilmiş olup 2 10... parselin gittiği 2 10... parselin dava konusu olup olmadığının tespit edilemediği, davacı vekilinin 09.05.2025 tarihinde dosyaya vekaletname sunduğu, davacı adına ... tarafından vekaleten Av. ...’a vekalet verildiği, vekaletnamede dayanak Cenevre Başkonsolosluğunun 30.08.20 24... sayılı vekaleti yazılı olup bahsi geçen vekaletnameninin ekinde yer almadığı anlaşılmaktadır.Hemen belirtmek gerekir ki, HMK'nın 51. maddesinde “dava ehliyeti” dava şartı olarak benimsenmiştir. Öte yandan, 03.03.1993 tarih, ██████ sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da; dava şartlarının davanın açıldığı tarihten, hükmün kurulduğu tarihe kadar varlığını devam ettirmesinin temel kural olduğu açıkça vurgulanmıştır. Bu yasal düzenlemeler ve yargısal uygulamalar karşısında şüphesiz hâkim, davanın başında dava şartlarının mevcut olup olmadığını kendiliğinden (re’sen) araştırmak zorundadır. Ne var ki; dava açılırken bulunmayan dava şartının yargılama sırasında tamamlanması halinde dava ekonomisi yönünden davanın esasına girilerek sonuçlandırılması gerekeceği de gerek doktrinde gerekse Yargıtayın istikrar kazanmış içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Bilindiği üzere; ehliyetsizlik kamu düzenini ilgilendirdiğinden, Türk Medeni Kanunu'nun 405/2. maddesi uyarınca, görevlerini yaparken vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumun varlığını öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar.Somut olaya gelince; davacının dava dilekçesinde eşinin psikolojik rahatsızlıkları olduğunu beyan ettiği, dilekçe ekine psikiyatri raporunu eklediği gözetildiğinde eldeki davada ehliyetsizlik iddiasına da dayanıldığı, davacının dava dışı ... ’in eşi olup muhtemel mirasçıları olması nedeniyle, kısıtlanması durumunda ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı eldeki davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Her ne kadar dava tarihinde davacının, eşi olan ... ’i temsil yetkisi bulunmamakta ise de ehliyetsizliğin kamu düzenini ilgilendirdiği dikkate alınarak davacı tarafından eşinin vesayet altına alınmasına ilişkin dava açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması, dava açılmış ise sonucunun beklenilmesi, açılmamış ise davacıya dava açmak için uygun bir süre verilmesi veya TMK'nın 405/2. maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesine ihbarda bulunulması gerekeceği kabul edilmelidir. Esasen, davanın en kısa zamanda ve en az masrafla sonuçlandırılması düşüncesinin ifadesi olan dava ekonomisi ilkesi de bunu gerekli kılar. Ne var ki, bu hususlar dikkate alınmaksızın dava açan kişinin aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi, uyuşmazlığın ortada bırakılması ve temlik yapan kişinin menfaatlerinin göz ardı edilmesi sonucunu doğurur niteliktedir. Hal böyle olunca; öncelikle davacı vekiline ait vekaletname eksikliğinin tamamlanması ve dava konusu edilen taşınmazların belirlenmesi, davacının eşi ... ’in vesayet altına alınmasına ilişkin dava açılıp açılmadığının açıklığa kavuşturulması, dava açılmış ise sonucunun beklenilmesi, açılmamış ise TMK'nın 405/2. maddesi gözetilerek davacıya, temliki yapan ... ’in kısıtlanması ve kendisine vasi atanması yönünde Sulh Hukuk Mahkemesine müracaatta bulunmak üzere süre verilmesi, vesayet altına alınması halinde vasinin eldeki dava için TMK'nın 462/8. maddesi hükmü uyarınca vesayet makamından izin alması ve vasinin davaya katılımının sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi; ... ’in kısıtlanmaması halinde ise yazılı olduğu şekilde davanın aktif husumetten reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek hüküm kurulması doğru değildir.Davacı vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.