Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, zilyetlikle kazanım şartlarının eksik araştırılması sebebiyle verilen bozma kararı.
Özet: Davacı tarafından kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin çekişmeli taşınmazın davacı tarafından 30-40 yıldır davasız ve aralıksız zilyetlikle edinildiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair kararı, bölge adliye mahkemesince davalının istinaf başvurusunun reddiyle onanmış olsa da, yapılan araştırma ve inceleme, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarındaki çelişkiler, ziraat bilirkişi raporlarındaki farklılıklar, taşınmazların kullanım şekilleri ve vasıfları gibi hususlarda hüküm kurmaya yeterli bulunmadığından karar eksik inceleme nedeniyle yetersiz görülmüştür.
1. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı; Rize ili Fındıklı ilçesi ... köyü 2 51... parsel sayılı 4.840, 25... miktarlı çay bahçesi nitelikli taşınmazın kadastro çalışmalarında senetsizden ... kızı ...’ın nizasız fasılasız 20 yılı aşkın zamandır malik sıfatıyla tasarrufunda iken haricen, rızaen ve bedelsiz olarak 2001 yılında oğlu ...’a hibe ettiğinden davalı adına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmediğinden 10.07.2008 tarihinde kesinleştiği, dava dışı 2 51... parsel sayılı 3.775, 22... miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında senetsizden ... ’nin nizasız fasılasız 20 yılı aşkın zamandır malik sıfatıyla tasarrufunda iken oğlu ... ’ya hibe ettiğinden davacı adına tespit edildiği, tespitin itiraz edilmediğinden 10.07.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı; Rize ili, Fındıklı ilçesi, ... Köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 2 51... parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit ve tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin hatalı olduğunu, taşınmazın bir kısmının kendisine ait bulunduğunu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin hatalı beyanları sonucunda taşınmazın tamamının davalı taraf adına yazıldığını ileri sürerek taşınmazın keşifte sınırları gösterilecek olan kısmının tapu kaydının iptali ile maliki olduğu 2 51... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ████████E., ████████K. sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu edilen ve teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alanın davacıya atalarından kaldığı ve davacının taşınmazın zilyedi olmasının akabinde 30-40 yıldır taşınmaza davasız ve aralıksız olarak malik olduğu, TMK m. 7 13... sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre zilyetlikle kazanma şartlarının davacı yönünden oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekişmeli taşınmazın dava dışı 2 51... parsel sayılı taşınmaz ile birlikte bir bütün halinde davacıya ait olduğu, davalının 2 51... parseli 1992 yılında satın aldığını beyan ettiği, bu tarihten tespit tarihine kadar zilyetlik süresinin dolmadığı, davacı ile arasında çekişmeli taşınmaz bölümünün kullanımına ilişkin olarak nizalar da yaşandığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahkeme gerekçesinde 2 51... parsel ile çekişmeli taşınmazın davacı tarafından 30-40 yıldır davasız ve aralıksız kullanıldığı belirtilmişse de mahalli bilirkişi ve tanıkların davalının taşınmazı kadastro geçmeden 1994-1995 yıllarında satın aldığını, dava konusu yerin ve 32 parselin ... 'ya atalarından kaldığını, önceleri pirinç yetiştirildiğini, ardından ise fındık bahçesi olarak kullanıldığını, 30-40 yıldır odunluk olarak kullanıldığını, davacıya ait kısma davalı tarafından müdahale edildiğini ifade ettikleri, alınan 07.10.2019 tarihli ziraat bilirkişi raporunda 32 parselde tarımsal faaliyet yapılmadığı, %28 eğim olduğu, 30 parselde ise 45-50 yıllık çay tarımı yapıldığı, %500 eğime sahip olduğu, kuru tarım arazisi olduğu, (A) harfi ile gösterilen 1.117, 55... ’lik kısmın 30 parsel içinde yer aldığı belirtilmiş, 30.12.2022 tarihli keşifte 2 51... nolu parselin ağaçlık ve çalılık olduğu, 2 51... nolu parselin çay bahçesi vasfında bulunduğu gözlemlenmiş ve alınan 03.02.2023 tarihli ziraat bilirkişi raporunda 30 parsel sayılı taşınmazın %25 eğimli kapama çay bahçesi olduğu, 32 parselde ise %30-35 eğimli çalılık ve ağaçlık bitki örtüsü ile kaplı en az 20 yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığı için bölgeye özgü yağışlar ile oluşan çalılık, kumar vb. bölgeye özgü çalılar ve karayemiş vb. ağaç türleri ile kaplı olduğu, çekişme konusu kısımda ise en az 20 yaşında çay bitkisi bulunduğu, alanın kuzeyinde ve batısında ağaçlık ve çalılık ve tarım arazisi ile doğusunda çay bahçesi güney sınırında ise akarsu yar’ı bulunduğu belirtilmiş, keşif sırasında bir adet fotoğraf çekilmiş olup rapora eklendiği anlaşılmakla, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre çekişmeli (A) harfi ile gösterilen kısmın kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığının net olarak tespit edilemediği, ziraat bilirkişi raporları arasındaki çay bitkisinin yaşına ilişkin çelişkinin giderilmediği, davalının taşınmazda önceki malikten kalan su kanalı olduğunu beyan ettiği halde krokide ve bilirkişi raporunda yer verilmediği ve sınıra ilişkin ayırıcı unsurlar üzerinde durulmadan, taşınmazlar arasındaki sınırın belirlenmesi açısından hava fotoğraflarından yararlanılmadan sonuca gidildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, öncelikle kadastro tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tanıklar, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın çekişmeli kısmının öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı konusunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte hâkim gözetiminde taşınmazın çeşitli yönlerinden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine taşınmazı kapsayan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak dava konusu (A) harfi ile gösterilen kısmın hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı, taşınmazlar arası sınırların kadastro öncesinde nasıl ve ne şekilde olduğu konusunda inceleme yaptırılması, ziraat bilirkişi kurulundan önceki raporlar da değerlendirilmek suretiyle çelişkiler giderilecek şekilde rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!