Banka tarafından tacirlere verilen kurumsal banka ve kredi kartı borcundan kaynaklı icra takibine itirazın iptali ve davanın ticari niteliği değerlendirmesi.
Özet: Bir bankanın, davalı tacire kurumsal banka ve kredi kartları aracılığıyla sağladığı krediden doğan, ödenmeyen alacağını tahsil etmek için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Davacı banka, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeyle kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine başlatılan takibe davalının haksız itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaliyle takibin devamına, borcun %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ve ihtiyati haciz taleplerinde bulunmuştur. Mahkeme henüz davalının cevabını almamış olup, dosyanın ticari dava niteliğini, özellikle mutlak ve nispi ticari davalar ile tüketici işlemi ayrımını değerlendirme aşamasındadır.

T.C. İstanbul Anadolu 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı arasında imzalanmış sözleşmeye istinaden davalı tarafa kredi kullanımına açıldığını, söz konusu sözleşmelerin müvekkili banka ile davalı arasında, Finansal Hizmetlere ilişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği kapsamında ve mesafeli olarak kurulabilmekte olup ayrıca sözleşmelerin borçlu- müşteri tarafından fiziken imzalanmasının gerekli olmadığını, davalının anılan başvurudan kaynaklı ödemeyi yapmaması üzerine müvekkil banka tarafından bankadan celp edilecek ihtarname ile belirtilen borcun ödenmesi hakkında davalıya ihtar ve ihbarda bulunulduğunu, borcun ödenmemesi durumunun devam etmesi ve şifahi görüşmelerin neticesiz kalması üzerine davalı hakkında ---- İcra Dairesi'nin---esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup, davalı tarafından borca dair yapılan haksız ve mensetsiz itirazlar sonucunda takibin durduğunu, davalı borçlu tarafından yapılan borca itirazın haklı alacaklarının tahsilini geciktirme amacı ile yapıldığını belirterek haklı davanın kabulüne, ---- İcra Dairesi'nin ---- esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydı ile 662.315,88 TL tutarındaki alacağın tahsili amacıyla; borçlu davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, borca haksız ve mesnetsiz olarak itiraz eden borçlu aleyhine alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, fazlaya dair talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalıya dava dilekçesi henüz tebliğ edilmemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkindir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Tüketici ise, 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesinde; "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun'un 73. maddesinde ise; "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. Tüketici işlemi, 6502 sayılı yasanın 3/l. maddesinde; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkinin vasıflandırılması gerekmektedir. Dava İİK 67 md düzenlenen itirazın iptali davası olduğu, takibe dayanak alacağın banka tarafından davalıya verilen krediye ilişkin olduğu, kredi sözleşmesinin incelenmesinde sözleşmenin 16. Md iş bu uyuşmazlığın çözümünün tüketici hakem heyeti veya tüketici mahkemesi olarak düzenlendiği, bu haliyle davaya bakmakla görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davanın, İİK 67. Maddesinde düzenlenen itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 16. Maddesinde Tüketici Mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu nedenle mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ---- Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ----- Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2.maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair karar, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak dosya üzerinden karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!