İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında faturaya itiraz edilmemesi ve yaklaşık ispat koşulları bağlamında ihtiyati haciz talebinin reddine dair istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ticari satıştan kaynaklanan bir itirazın iptali davasında, davacının ödenmemiş faturalara dayanarak talep ettiği ihtiyati haciz kararının reddine ilişkin ilk derece mahkemesi ara kararının istinaf incelemesini konu alırken; davacı, davalı şirketin faturaya yasal süre içinde itiraz etmeyerek içeriğini kabul ettiğini, alacağın cari hesap ve faturalarla yaklaşık olarak ispatlandığını ve davalının mal varlığını kaçırma endişesi bulunduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz talebinin kabulünü istemiş; ilk derece mahkemesi ise, alacağın tek taraflı faturaya dayanması nedeniyle yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığını belirterek talebi reddetmiş ve davacı bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████ Esas
KARAR NO : █████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : ████████ (Derdest Dava Dosyası)
ARA KARAR TARİHİ : █████/2026
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Faturanın ticari hayatın vazgeçilmez bir vesikası olduğunu, çeşitli hukuk dallarında da uygulama alanı bulan faturaya ilişkin TTK ve VUK’ta kanuni düzenlemelere yer verildiğini, VUK’ta fatura, kendi amacına uygun olarak vergi mükelleflerinin gelir ve giderini tespit etmeye yönelik, yani genel olarak verginin tam olarak toplanmasına hizmet edecek şekilde ele alınmışken, TTK’da tacirin ticari ilişkisinde iş ilişkilerinin yazılı hale gelmesi, ticari işlemlerde fatura verilmesi ve faturaya itiraz edilmemesinin sonucu gibi hususların düzenlendiğini, yani TTK, hükümleri bakımından, tacir olmayan kişileri kapsam dışı bıraktığını, onlara müdahalede bulunmadığını, VUK ise hem tacir hem de tacir olmayan kişilere yönelik fatura ile ilgili düzenlemeler getirdiğini, TTK m.21/2, tacirin gönderdiği faturayı alan kimsenin sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi durumuna ilişkin kanuni bir karineye yer verdiğini, bu durumda fatura alan kişi, faturaya itiraz etmemişse fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağını, bu hususun faturaya önemli bir delil değeri yüklemekte olduğunu, tacirin elinde bulunan faturaya dayanması üzerine ihtiyati haciz kararı verilip verilemeyeceği noktasında öncelikle ihtiyati haciz İİK m.257’de düzenlenmiş bir geçici hukuki koruma türü olduğunu, geçici hukuki korumalarının niteliği gereği, kural olarak asıl hak açısından maddi hukuk ilişkisi hakkında bir karar verilmemekte olduğunu, bu nedenle yargılamada kural olarak yaklaşık ispatla yetinileceğini, değerlendirme kurallarını, bu aşamada ön safhaya çekmenin doğru olmayacağını, faturaya dayalı alacak için tacirin, ihtiyati haciz talebinde bulunduğunda alacağının varlığı ile alacağın muaccel olduğunun kesin olarak ispat etmesinin aranmaması gerektiğini, davalının şirket olması ve bu durumu Mahkememiz yargılama sonunda uygun görmesi halinde takdir edeceği tazminatın tahsilini önemli ölçüde tehlikeye düşüreceğini, Hukuk düzenimizin bu gibi mağduriyetleri engellemek amacı ile ihtiyati haciz düzenlemesine yer verdiğini, işbu sebeple müvekkilinin mağdur olmaması adına öncelikle HMK ve İİK ilgili maddeleri gereği davalıya ait menkul, gayrimenkul ve 3. Kişilerdeki alacaklarının üzerine öncelikle teminatsız olarak, kabul görmemesi halinde Mahkememizin uygun göreceği teminat karşılığında devir ve temlik önleyici ihtiyati haciz konulmasını, ayrıca alacaklarının hiçbir teminata bağlı bulunmadığı gibi, ilgili isteme konu borç da vadesi geçmesine rağmen bugüne kadar ödenmediğini, borçlunun mal varlığını kaçırmasından endişe etmekte olduklarını, borçlular hakkında takibe başlayacaklarından ve icra takibinden haberdar olduğu takdirde mallarını kaçırmasından endişe ettikleri, borçluların menkul ve gayrimenkul mallarıyla 3. şahıslardaki hak ve alacaklarının Mahkememizin ön görüceği teminat miktarı doğrultusunda ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi █████/2026 tarih ve ████████ esas sayılı ara kararında; talep konusu konusu alacağın tek taraflı düzenlenen faturaya dayalı olması sebebiyle, davalının bu faturanın aksini ispat imkanı olup, yargılama gerektirdiği, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun varlığına kanaat oluşturacak bir durumun bulunmadığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz talebinin reddi karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından düzenlenen faturaya davalının itiraz etmediğini, bu durumda fatura içeriğinin kabul edildiğini ve davacı lehine karine oluştuğunu, alacağın cari hesap ve fatura ile yaklaşık olarak ispat edildiğini, alacağının hiçbir teminata bağlı bulunmadığı gibi, borçlunun mal varlığını kaçırmasından endişe ettiklerini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Talep, açık hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talepli davada alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İİK'nın 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.
İİK'nın 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür.
Somut talepte davacı vekili, dava ve icra takibi dayanağı cari hesaptaki faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edildiğini, ancak bakiye cari hesap alacağının ödenmediğini iddia ederek alacağın tahsilinin temini için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiş ve talep ekinde hesap ekstresi ve faturaları sunmuş ise de, sunulan belgelerin bu aşamada tek başına muaccel alacağı ve miktarını yaklaşık olarak ispatlar nitelikte olmadığı, mal kaçırma şüphesinin vadesi gelmemiş alacaklar yönünden aranan bir şart olması sebebiyle somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemece koşulları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi isabetli olduğundan davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!