Yargıtay bozma kararı sonrası iş kazası tazminatı davasında, miktarın kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddi ile adil yargılanma hakkı ihlali iddialarını içeren karşı oy.
Özet: İş kazası nedeniyle açılan tazminat davasında, Yargıtayın önceki bozma kararı sonrası ilk derece mahkemesince verilen yeni kararı temyiz eden davalıların başvuruları, temyize konu miktarın Hukuk Muhakemeleri Kanununda belirtilen kesinlik sınırının altında kalması nedeniyle reddedilmiş; bu karar, bozma sonrası verilen ilk derece kararlarının temyizinde parasal sınır uygulanmasının hak arama özgürlüğünü kısıtladığı ve mahkemeye erişim hakkına aykırı olduğu yönündeki karşı oya rağmen, objektif dava birleşmesi durumunda her talebin ayrı değerlendirilmesi gerektiği ilkesine vurgu yaparak verilmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K. 1-... 2-... 3-...Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalılar ... Elektrik Dağıtım A.Ş. ile ...vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine dair verilen kararın davalılar ... Elektrik Dağıtım A.Ş. ile ... İl ... ... vekilleri tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur. Bozma sonrasında yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar davalılar ... Elektrik Dağıtım A.Ş. ile Sivas İl Özel İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.6100 sayılı HMK'nın 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.Dosya içeriğine göre davalılar vekillerinin temyize konu ettiği miktarlar ilk karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kalmaktadır.KARARAçıklanan sebeple;Davalılar ... Elektrik Dağıtım A.Ş. ile ... İl ... vekillerinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'nun muhalefetine karşı, Başkan vekili ... ve Üyeler ..., ... ve ...'nun oyları ve oy çokluğuyla,05.03.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OYAnayasa ile güvence altına alınan hukuki korunma hakkı (36 ncı madde) yalnızca şekli bir yargılama yapılmasını değil, bunun yanında adil ve doğru bir yargılamayı da gerektirmektedir. Adil yargılamanın teminatlarından biri de kanun yollarıdır. (Tolga Akkaya –Modern Usul Hukukunda İstinaf) Mahkeme kararlarının hukuka uygunluğunun bir üst mahkeme tarafından denetlenmesi Anayasal bir gerekliliktir. Anayasa Mahkemesine göre de mahkeme hakkı sadece ilk derece mahkemesine başvurmayı değil temyiz yoluna başvurmayı da kapsar.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. maddesinde ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, HMK’nın 361. maddesinde; bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilebilen kararları, 362. maddesinde ise bölge adliye mahkemelerinin temyiz edilemeyen kararları düzenlenmiştir. HMK’nın 373/4 maddesi gereğince, Yargıtayın bozma kararı üzerine, ilk derece mahkemesince bozmaya uygun karar verildiği takdirde bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.Bu gibi hallerde, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolu mevcut olmayıp, sadece temyiz yoluna başvuru mümkündür. İlk derece mahkemesince yanlış ve hatalı kararlar verilebilmektedir. Bu hataların giderilebilmesi ancak kanun yoluna başvuru ile mümkün hale gelir. Kararın aleyhine olduğunu düşünen taraf kararın denetlenmesini ve düzeltilmesini kanun yoluna başvurarak isteyebilir. Kanun yolları hakimin yapabileceği hatalar karşısında taraflara tanınmış yasal bir güvencedir. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesi ile iki aşamalı kanun yolu sistemi söz konusu olmakla birlikte, HMK’nın 373/4 maddesi kapsamına giren ilk derece mahkeme kararlarında sadece temyiz yoluna başvuru mümkün olup, kanun yoluna incelenmesinde yüksek parasal sınırın uygulanması halinde çok sayıda dosyada ilk derece mahkemesi kararına ilişkin kanun yolu incelemesi mümkün olmayacaktır. Bu ise hak arama özgürlüğünün ağır ihlali anlamına gelir. Hukuk davalarında asıl olanın her karar için denetim yoluna açık olmasıdır. Ancak HMK’da öngörülen parasal sınırların uygulanması gerektiği de açıktır. HMK’da, bölge adliye mahkemesi kararları için öngörülen parasal sınırın, ilk derece mahkemesi kararları için uygulanması, yasanın lafzına ve ruhuna aykırıdır. Mahkemeye erişim hakkı, kanun yoluna başvuru hakkını da içerir. Böylesi bir uygulama adil yargılanma hakkına, mahkemeye erişim hakkına ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil eder.Yargıtayın temyiz incelemesi yapıp ilk derece mahkemesi kararını bozmasından sonra bozma üzerine verilen kararda temyiz incelemesi yapılması, mahkemeye erişim hakkının bir gereğidir. HMK’da, ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi halinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin dikkate alınması gerekir. Kanun yolu başvuru sınırlarının başvurulacak kanun yoluna göre değil, kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2021 tarihli, 2021/4-307 Esas, ████████ Karar sayılı, 05.07.2023 tarihli, 2023/2-191 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında da bu husus vurgulanmıştır. Kanunda açık bir hüküm bulunmayan yoruma açık tartışmalı konularda hakkın engellenmesi değil, hakkın yoluna açan bir uygulamanın geliştirilmesi gerekir. Aksi halde bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle iki aşamalı kanun yolu sistemi uygulanan ülkemizde, istinaf inceleme sınırının çok üzerinde, ancak temyiz sınırının altında kalan çok sayıda ilk derece mahkemesi kararı esasa ilişkin hiçbir denetim yapılmadan kesinleşecek hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı engellenmiş olacaktır.Açıkladığım nedenlerden dolayı; ilk derece mahkemesi kararlarına ilişkin temyiz yolu başvurusunda, HMK’nın 341/2 maddesindeki düzenlemenin ve parasal sınırın uygulanması gerektiği, bölge adliye mahkemesi kararlarına ilişkin HMK’nın 362. maddesindeki parasal sınırların uygulanması halinde, ilk derece mahkemelerinin çok sayıda kararının hukukiliğinin denetlenme imkanı ortadan kalkacağından, ... (...) ... lehine hükmedilen manevi tazminat ile ... ve ... lehine hükmedilen maddi tazminat dışında hükmedilen tazminat tutarları kesinlik sınırının üzerinde bulunduğundan çoğunluğun temyiz talebinin miktardan reddine ilişkin kararına kısmen katılmıyorum.